Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 21, sondan 6216. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 14. ayetidir. Bakara Suresi 14. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 72 ve toplam ebced değeri ise 4903 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (21) ل (6) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
واذا لقوا الذين امنوا قالوا امنا واذا خلوا الى شياطينهم قالوا انا معكم انما نحن مستهزؤن
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
“Alay etmek, aldatmak, tuzaklara karşılık vermek” gibi fiillerin Allah’a nisbet edilmesi, bunları yapanları, fiillerine uygun bir şekilde cezalandırması, kazdıkları kuyuya kendilerini düşürmesi sebebiyledir; nisbet bu mânaya yöneliktir. Münafıklar durumlarını gizlediklerini ve müminleri aldattıklarını zannederek işlerini yürütürken ve bunda başarılı olduklarını düşünerek kendi aralarında müminleri alay konusu edinirken, Allah her şeyi bildiği ve Hz. Peygamber’e durumu bildirdiği için –yaptıkları, gizli kameradan ekrana aktarılan kimseler gibi– kendilerini alay konusu haline getirmektedirler. İkiyüzlülüğün dünyadaki cezası bununla da kalmamakta; kendilerini akıllı, iman edenleri de akılsız ve ahmak sananlar, kendilerine emanet edilen hayat, akıl ve irade sermayesiyle hidayet yerine sapkınlığı aldıkları için hayat ticaretini de iflasla kapatmaktadırlar. İnsanoğlunun hayat çizgisini belirleyen âmiller yalnızca onun kendi akıl ve iradesi, kendi çabasıyla elde ettiği bilgiler değildir; bunların ve daha başka âmillerin yanında eğitim çevresinin, rahmân veya şeytandan gelen yönlendirici etkilerin önemli tesirleri vardır. Şeytanın cin türünden yardımcıları olduğu gibi insanlar arasından edindiği işbirlikçileri de vardır. 14. âyet “şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında...” diyerek bu saptırıcı etkiye işaret etmekte ve insanları, kimlerle beraber olduklarına, kimlerin tesiri altında kaldıklarına dikkat etmeleri konusunda uyarmaktadır.
Mehmet Okuyan
(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıklarında “(Biz de) iman ettik.” derler. Şeytanları (kafadarları) ile baş başa kaldıklarındaysa “Biz sizinle beraberiz; biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz.” derler.
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: “İnandık.” derler. Şeytanları¹ ile baş başa kaldıkları zaman, “Biz, sizinle beraberiz; onlarla, sadece alay ediyoruz.” derler.
(Bu münafıklar) İman edenlerle karşılaştıklarında (sadık din ve dava ehliyle bir arada bulunduklarında) : “Biz de iman etmiş kimseleriz (ve İslam’a hizmet için kâfirlerle zahiren iş birliği görüntüsü vermekteyiz; sakın bizden şüphelenmeyiniz!) ” derler. (Ama) Şeytanları (ve şer odaklarıyla gizlice buluşup) baş başa kaldıklarında (ise) ; “Şüphesiz biz (asıl) sizinle beraberiz, (sizin hedeflerinize hizmet etmekteyiz.) Biz (mü’min ve Müslüman kesimleri sadece idare ve) istihza etmekteyiz” (zira “onların desteğini almak mecburiyetindeyiz” denilmektedir).
İman edenlerle karşılaştıklarında, “Biz de sizin gibi inandık” derler. Azılı, sapık, insan ve cin arkadaşlarıyla başbaşa kaldıklarında, “Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece alay ediyoruz” derler.
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, sözde:
"Biz de iman ettik" derler. Elebaşılarıyla, liderleriyle baş başa kaldıkları zaman:
"Biz sizinle beraberiz. Sadece onlarla alay ediyoruz." derler.
İman etmiş olanlarla bir araya geldiklerinde: "Biz de iman ettik" derler. Ama kendi şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında: "Biz sizinle birlikteyiz; ötekilerle ise sadece alay ediyoruz" derler.
14. Vahidi ve Sa`lebi`nin Abdullah ibnu Abbas (r. a.)`tan rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Medine`deki münâfıkların başını çeken Abdullah ibnu Ubeyy ile onun adamları hakkında inmiştir. Rivayete göre bir gün bunlar çıktılar, Resulullah (a. s.)`ın ashabından bir grupla karşılaştılar. Abdullah ibnu Ubeyy adamlarına: "Şimdi bu aptalları sizden nasıl uzaklaştıracağım göreceksiniz" dedi. Sonra Hz. Ebu Bekir (r. a.)`in elinden tutarak şöyle dedi: "Merhaba ey Sıddık! Temim oğullarının efendisi, İslâm`ın öncüsü, mağarada Resulullah (a. s.)`tan sonra ikinci adam, canını ve malını Resulullah (a. s.) için feda eden kişi." Daha sonra Hz. Ömer (r. a.)`in elinden tutarak şöyle dedi: "Merhaba ey Adiyy ibnu Ka`b oğullarının efendisi! Faruk (hakkı batıldan ayıran), İslâm`da güç sahibi, canını ve malını Resulullah (a. s.) için feda eden kişi." Sonra Hz. Ali (r. a.)`nin elini tutarak ona da benzer şekilde övücü sözler söyledi. Daha sonra ayrıldılar. Abdullah ibnu Ubeyy adamlarına: "Gördünüz mü nasıl yaptım? Siz de onları gördüğünüzde aynen benim yaptığım gibi yapın. Onları iyilikle övün" dedi. Müslümanlar Resulullah (a. s.)`a gelerek bu olayı ona bildirdiler. Ardından bu âyeti kerime indi. Ancak bu rivayetin senedi çok zayıftır. Bununla birlikte ayeti kerimenin münâfıklar hakkında indiği kesindir.
Bir de müminlerle karşılaştıkları zaman: “- Biz de (sizin gibi) iman ettik” derler. Halbuki şeytanlarıyle (kendilerini aldatan dostlarıyla) yalnız başına kaldıkları zaman: “- Biz (dinde) sizinle beraberiz, biz ancak (müminlerle) istihza edicileriz.” derler.
(Onlardan bazıları) iman edenlerle karşılaştıkları zaman: “Biz de sizin gibi inanıyoruz.” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman: “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz; biz onlarla sadece eğleniyoruz.” derler.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 14. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:76Eski Arapçadaki kullanımına göre “Şeytan” terimi aynı zamanda, “Kötülükte aşırı giden, acımasız, şer üreten, ikiyüzlü ve kötülüğün yayılması için çalışan, bozgunculuk yapan” insanları ifade eder. Bu ayette de bu manada kullanılmıştır. Ancak “Şeytan” terimi; Kur’an’da çoğunlukla insanın ruhundaki kötü eğilimleri ve özellikle de hakikate ve maneviyata ters düşen bütün şer dürtüleri tanımlamak için kullanılmıştır.
Diyanet İşleri (Eski)
İnananlara rastladıkları zaman, "İnandık" derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, "Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler.
(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit «(Biz de) iman ettik» derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler.
Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derler.
bir de iyman edenlerle karşılaştılar mı «amenna» derler ve kendi şeytanlarile halvet oldular mı «emin olun derler, biz sizinle beraberiz, biz ancak mütehziyiz»
Onlar îman edenlere kavuşdukları zaman «inandık» derler. Şeytanlariyle yalınızca (başbaşa) kalınca ise «Emîn olun, biz sizinle beraberiz. Biz ancak istihza edicileriz» derler.
Ve îmân edenlerle karşılaştıkları zaman: “(Biz de) îmân ettik!” derler. Şeytanlarıyla(reisleriyle) baş başa kaldıkları zaman ise: “Gerçekten biz sizinle berâberiz; biz (onlarla)ancak alay edicileriz!” derler.
İnananlarla karşılaştıklarında “Bizde iman ettik” derler. Kendilerini aldatanlarla (şeytanlar) baş başa kaldıklarında, “Sizinle beraberiz, elbette onlarla eğlenip alay ediyoruz” derler.
Onlar iman edenler ile buluştukları zaman «biz iman ettik» derler, halbuki şeytanları ile [⁵] tenha kaldıkları zaman «biz sizinle beraberiz, biz yalnız müstehziyiz» [⁶] derler.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 14. Ayet Açıklaması
[5] Kendilerini azdıranlar ile, şeytan gibi inatçı olanlar ile.[6] Mü'minlerle istihza etmekten başka bir şey yapmıyoruz.
Kadri Çelik
İman edenlere rastladıkları zaman, “İman ettik” derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında, “Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay edicileriz” derler.
(Şeyâtin, Arapçada kibirli, asi, zarar verici, mel’un kimse ve kötü cin anlamına gelen şeytan kelimesinin çoğuludur. Hem insanlar, hem de cinler için kullanılır. Kur’an’da genellikle kötü cinler için kullanılmış olmasına rağmen, bazı yerlerde kötü insanlar da kastedilir. Konunun gelişinden insanları mı, cinleri mi kastettiği kolayca anlaşılabilir. Burada, İslâm’a karşı çıkmada en önde yer alan Arap liderleri kastedilmektedir.)
Mahmut Kısa
İnananlarla karşılaştıkları zaman, “Biz de inanıyoruz!” derler. Fakat onlarıperde arkasından yöneten şeytanlarıyla, yani kendilerini yönlendiren liderleriyle, akıl hocalarıyla baş başa kalınca da, “Aslında biz sizin yanınızdayız, bakmayın Müslümanlıktan dem vurduğumuza; böyle yapmakla, onlarla sadece alay ediyoruz!” derler.
Onlar, Müslümanlarla karşılaştıkları zaman: “Biz de îman ettik.” derler. Fakat şeytanlarıyla1 baş başa kalınca: “Aslında biz, kesinlikle, sizin yanınızdayız. Biz, (onlarla) sadece alay ediyoruz” derler.2
1 Şeytan: Azgınlıkta son derece yüze çıkmış, haktan uzak, yanlış/bâtıl olan, demektir. Şeytan kelimesi, insan, hayvan ve tüm yaratıklar ve düşünce tarzlarından “pis, azgın ve inatçı” olanları için kullanılan bir cins isimdir. Şeytana Kur’an dışında verilen; Azâzil ve Hâris isimleri Süryanî ve Yahudi kaynaklıdır. Şeytanın, “Allah'ın rahmetinden Âdem'e secdeyi reddederek kovulan bir melek olduğu, erkeklere kılıç ve kalkan yapmayı, kadınlara ise, süslü giyinip göz kapaklarını güzelleştirme sanatını öğrettiği” bilgileri tamamen Yahudi kaynaklıdır. Âdem'e secdeyi kabul etmediği andan itibaren, "hayırdan ümidini kesmiş, pişmanlık ve üzüntü duyan" anlamında İblis; secde etmeyiş sebebi olarak da "beni dumansız ateşten, onu ise çamurdan yarattın" diye ırkçı bir bahane uydurarak Âdem'i cennet'ten çıkarmaya çalıştığı andan itibaren de Şeytan adını almıştır. Yani şeytanlık, tıpkı Müslümanlık gibi bir sıfattır. Şeytanlaşan ilk varlık, cinlerden olan İblis’tir. Bu sebeple İblis’in özelliklerini taşıyan tüm akıllı varlıklara ve düşünce sistemlerine de “şeytan” denilir. Olağan üstü özellikler verilerek, yarı ilâh halinde ve adına “şeytan” denilen yaratılmış özel bir varlık söz konusu değildir. 2 Bu 14 âyette Allah, insanları; “Müslümanlar, kâfirler ve münâfıklar” diye üç gruba ayırmıştır. Her Müslüman’ın da insanları böyle kategorize etmesi gerekir. Bunun dışındaki sınıflandırmalar şeytanlaşan sistemlere aittir.
Muhammed Esed
Ve imana ermiş olanlarla karşılaştıklarında, “Biz de [sizin gibi] inanıyoruz!” derler; ama şeytanî dürtüleriyle 10 başbaşa kaldıklarında, “Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece eğleniyoruz” derler.
İnananlarla karşılaştıklarında “İnandık” derler. Şeytanlarının yanına varınca da “Biz, sizinle beraberiz. Onlarla sadece alay ediyoruz” derler. 2/75-76, 35/8
Ama inanan kimselerle karşılaştıklarında “Biz iman ettik” derler. Şeytanlarıyla[30] baş başa kaldıklarında ise, “Biz sizinle beraberiz, biz (onlarla) sadece alay ediyoruz” derler.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 14. Ayet Açıklaması
[30] Yahudilerin ikiyüzlülerinden söz eden 76. âyette “birbirleriyle baş başa kaldıklarında” şeklinde gelen ibare, bu âyette “şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında” şeklinde gelmiştir. Bu benzerlikten yola çıkarak buradaki şeytan, onlara sapıklıkta önderlik yapan insan şeytanları olarak anlaşılmaya daha müsaittir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar imân edenlere rastgelince, «Biz imân ettik,» derler. Kendi şeytanları ile yalnız kalınca da, «Biz sizinle beraberiz, biz ancak o imân edenler ile istihzâda bulunan kimseleriz,» derler.
Bunlar iman edenlerle karşılaştıkları vakit “Biz de müminiz” derler. Fakat şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında da: “Emin olun, biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz. ” derler.
Şeytan: “Azgınlıkta, şer ve kötülükte kendi benzerlerini çok geçmiş kötü, inatçı” anlamında cins ismi olup cinlerden olduğu gibi insanlardan da olabilir. Cin şeytanlarının ataları İblis olup, bazen özel isim olarak İblîs yerine eş-Şeytan kullanılır.
Süleyman Ateş
İnanmış olanlara rastladıkları zaman; "İnandık," derler. Fakat şeytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman; "Biz sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz," derler.
Allah’a inanıp güvenenlerle yüz yüze gelince, “Biz O’na inanıp güveniriz.” derler. Şeytanlarıyla baş başa kalınca, “inanın biz sizin yanınızdayız, onlara sadece göz yumuyoruz!” derler.
İnananlarla karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Şeytanlarıyla(7) baş başa kaldıklarında ise, “Biz sizinleyiz,” derler. “Onlarla sadece eğleniyoruz.”
(7) Kendilerini azdıranlar. Bunların cinlerden olması şart değildir; Kur’ân, insan şeytanlarından da söz eder, bunların birbirinden ilham aldığını söyler, hattâ cin şeytanlarını insanların azdırdığını bildirir. 6:112, 72:6 ve 114:6’ya bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunlar iman etmiş olanlarla yüz yüze geldiklerinde, "İman ettik" derler. Kendi şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz."
Ṣaḥābeden mü’minlere mülāḳī olduḳlarında, bizler de sizler gibi mü’minleriz, dirler. Ne zamān onları aldatıcı insān şeyṭānları olan dostları‐y‐la ḫalvet itdiklerinde, biz siziñle berāberiz. Ancaḳ biz mü’minleri istihzā’ ideriz.