Bakara Suresi 19. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 26, sondan 6211. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 19. ayetidir. Bakara Suresi 19. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 86 ve toplam ebced değeri ise 5977 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (14) ل (8) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
او كصيب من السماء فيه ظلمات ورعد وبرق يجعلون اصابعهم في اذانهم من الصواعق حذر الموت والله محيط بالكافرين
Harf Sayımı
Harf Sayımı
اوكصيبمنالسماءفيهظلماتورعدوبرقيجعلوناصابعهمفياذانهممنالصواعقحذرالموتواللهمحيطبالكافرين
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Ev kesayyibin mine-ssemâ-i fîhi zulumâtun vera’dun veberkun yec’alûne esâbi’ahum fî âżânihim mine-ssavâ’iki hażera-lmevt(i)(c) va(A)llâhu muhîtun bilkâfirîn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Veya (onların durumu) gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan sağanağa (tutulmuş kişilerin durumu) gibidir. Onlar (münafıklar), yıldırımlardan kaynaklanan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
Yahut onların durumu, gökten sağanak halinde boşalan, içinde yoğun karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan fırtınaya tutulmuş insana benzer. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Ya da onların durumu; içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşekler bulunan, sağanak bir yağmurda; ölüm korkusuyla, yıldırım sesinden kulaklarını parmaklarıyla tıkayan kimselerin durumuna benzer. Oysaki Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri, her yönden kuşatmıştır.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Ya da (bunlar) ; karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler) le yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle'; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkayıp (çaresizlik içinde kıvranıverirler) . Çünkü Allah kâfirleri çepeçevre kuşatıcı (ve Kahredici) dir.
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Yahut da gökten boşana boşana yağan yağmura tutulmuşa benzerler; orada karanlıklar var, gök gürlemede, şimşek çakmada. Ölüm korkusuyla yıldırımların sesini duymamak için parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Allah'sa inanmayanları çepçevre kaplamış, kavramıştır.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Ya da onların durumu zifiri karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle gelen şiddetli yağmura tutulmuş, şaşkın kimsenin perişan haline benzer ki, ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Ama Allah hakkı örtbas eden, gündemden kaldıran bu kâfirleri tamamen kuşatmıştır.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Yahut münâfıklar, karanlıklar içinde, gök gürültüleri çıkararak, şimşekler çaktırarak yağan yağmura tutulanlar gibi, şüphe, nifak ve inkâr karanlıkları içinde, tehditler ve müjdelerle dolu Kur'ân âyetlerini getiren vahiy sağanağı ile karşılaşanlardır. Ölümden çekinerek gök gürlemeleri yüzünden parmaklarıyla kulaklarını tıkayan kimseler gibi, tehdit âyetlerini duymamak için kulaklarını tıkarlar. Halbuki Allah, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenleri, kâfirleri ilmiyle ve kudretiyle her taraftan abluka altına almıştır.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Yahut bunlar karanlıklarla, gök gürültüsü ve şimşeklerle gelen şiddetli bir yağmura tutulmuş gibidirler. Ölümden sakınmak için yıldırımlara karşı parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş (kimseler) gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle'; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Yahud onların hâli, gökten boşanan yağmura tutulmuşların hâli gibidir ki, o gökte (bulutlarda) yoğun karanlıklar var, bir gök gürültüsü, bir şimşek var. Yıldırımlardan ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah ilim ve kudreti ile kâfirleri kuşatandır. (Cenâb'ı Hak, Kur'an-ı Kerim karşısında bulunan kâfir ve münafıkların hâlini beyan etmek üzere, ikinci bir temsil yapmıştır. Böylece âyeti kerimede münâfıkların hâli, karanlık bir gecede gök gürültülü ve şimşekli bir yağmura tutulmuşların hâline benzetilmiştir. Şöyle ki: Yağmur, canlıların hayatına sebep olduğu gibi, Kur'an-ı Kerim de kalblerin hayatına sebeptir. Kur'an-ı Kerimde küfrün anılışı yoğun karanlıklar gibidir. Kur'an-ı Kerimde kâfirleri azâb ve cehennem ile korkutmalar, gök gürültüsü gibidir. Kur'an-ı Kerim'in apaçık hidâyet delilleri ile cenneti anış da şimşek ve yıldırımlar gibidir. İşte, öyle bir şiddetli gecede yağmura tutulmuş olanların hâli, yâni gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımlar karşısında olanların takındıkları tavır gibi, münafıklar da küfür anılışını, cehennem ve cennet zikrini, kendilerini hakka meylettirmesin diye işitmemek için, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Onlarca bâtıl inançlarından hakka dönmek ölümdür. Halbuki Cenâb'ı Allah onları kudreti ile çevrelemiştir. Dışarı çıkıp kurtulamazlar.)
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Veya onların örneği; gökten inen bir yağmur gibi ki, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Ölüm korkusuyla yıldırımlardan dolayı, parmaklarıyla kulaklarını kapatıyorlar. Şüphesiz Allah kâfirleri kuşatmıştır. (Onlar O’ndan kurtulamazlar.)
Besim Atalay
Besim Atalay
Ya da bunlar, yıldırımlı, gürültülü, yağışlı bir gecede, gökten boşalan sağanağa tutulmuşa benzerler, şimşeklerle çarpılarak, ölmekten çekinerek, parmaklariyle kulakların tıkarlar, kâfirleri Allah her yandan sarar
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
Yahut onların durumu; gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşalan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Onlar ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmakları ile kulaklarını tıkarlar; oysa Allah, inkârcıları çepeçevre kuşatmıştır.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Bir kısmı da, karanlıklarda, gök gürlemeleri ve şimşek arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer. Allah inkar edenleri kuşatmıştır.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Yahut (onların durumu), gökten sağanak halinde boşanan, içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve şimşek bulunan yağmur(a tutulmuş kimselerin durumu) gibidir. O münafıklar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Ya da, karanlık, gökgürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. ALLAH inkarcıları böyle kuşatır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
yahut semadan boşanan bir yağmur hali gibidir ki onda karanlıklar var, bir gürleme, bir şimşek var, yıldırımlardan ölüm korkusiyle parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar, ve Allah kâfirleri kuşatmıştır
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
Yahud (onların haali) gökden (bulutdan boşanan) yağmur (a tutulmuşun haali) gibidir ki onda (o yağmurda) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek çakışı vardır. Ölüm korkusiyle yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepçevre kuşatandır.
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Veya (onların misâli) gökten boşanan, (ve) kendisinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan bir yağmur(a tutulan kimselerin hâli) gibidir. Yıldırımlardan dolayı, ölümkorkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Hâlbuki Allah, kâfirleri (ilim ve kudretiyle)çepeçevre kuşatıcıdır.
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Veyahut onların durumu, içinde karanlık, gök gürültüsü ve şimşeklerin olduğu gökteki sağanak yağmura benzer. Yıldırımların sebep olacağı ölüm korkusundan, parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Hâlbuki Allah gerçeği kabul etmeyenleri çepe çevre kuşatmıştır.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Yahut zifiri karanlıklar içinde şimşek çıkararak, gök gürleyerek gökten boşanan bir yağmura tutulup, yıldırımların dehşetinden, ölüm korkusuyle parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseler gibidir. Allah kâfirleri ilmiyle kuşatır. [³]
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Yahut (münafıkların durumu,) gökten (sağanak halinde boşanan), içinde yoğun karanlıklar, gürültü ve şimşek bulunan yağmur yüklü bulut gibidir. Onlar yıldırımlardan gelecek ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Hâlbuki Allah, kâfirleri çepeçevre ihata etmiştir.
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Yâhut onlar; göklerin gürlediği, şimşeklerin çaktığı zifiri karanlık bir gecede; gökten boşanan şiddetli yağmura tutulmuş kimselere benzerler: Ölüm korkusunun verdiği dehşetle, yıldırımlara karşı güya korunabilmek için parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa ne yaparlarsa nâfile, çünkü Allah, inkârcıları çepeçevre sarıp kuşatmıştır.
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Yahut, içinde karanlıklar, gökgürlemesi ve şimşek olan Gök’ten boşalan bir yağmura tutulmuş olanın misâli gibidir. Ölüm kaygısıyla, Yıldırımlar’dan parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah, Kâfirler’i çepeçevre kuşatandır.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
Ya da (bunların durumu); zifirî karanlık, gök gürültülü ve şimşekli bir gökyüzünün her tarafından yağan şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş, gök gürültüsünü duyunca da1 ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına sokan2 kimselerin durumu gibidir. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Ya da [onların durumu,] gökten zifiri karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle gelen şiddetli bir sağanağ(a benzer): Ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmakları ile kulaklarını tıkarlar, ama Allah hakikati inkar edenleri [kudreti ile] kuşatır.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Yahut onların durumu gökten boşanan bir yağmura benzer. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz ki Allah bu kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. 2/171, 6/39, 24/40
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Ya da (durumları şu örneğe) benzer: Gökten inen bir sağanak (düşünün), onunla birlikte karanlıklar, gök gürlemesi, şimşek...[36] Yıldırımlardan dolayı, ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar.[37] Elbette Allah kâfirleri çepeçevre kuşatandır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Yahut (onların meseli) gökten şiddetle boşanan bir yağmur gibidir ki onda karanlıklar vardır, dehşetli bir gök gürültüsü, bir şimşek vardır. Ölüm korkusundan dolayı yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Teâlâ ise kâfirleri kuşatmıştır.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Yahut onların durumu gökten sağanak halinde boşanan ve içinde yoğun karanlıklar, gök gürlemeleri ve şimşekler bulunan yağmura tutulmuş kimselerin durumuna benzer. Yıldırımların verdiği dehşetle, ölüm korkusundan, parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Fakat Allah kâfirleri çepeçevre kuşatır. [63, 4; 9, 56-57; 57, 13-15]
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Ya da (onlar), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek (ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuş) gibi(dirler). Yıldırım seslerinden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar; oysa Allah, inkarcıları tamamen kuşatmıştır.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Karanlıkların her yanı kapladığı, göğün gürlediği ve şimşeklerin çaktığı bir yerde, bardaktan boşanırcasına yağmura tutulmuş bir kimseye de benzerler; şiddetli gürültüden ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. O kâfirleri [1] çevreleyen her şeyi bilen [2] Allah’tır
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Yahut, onlar gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimselere benzerler. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar da yıldırımlardan ve ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz Allah kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Yahut gökten boşanan karanlık, gökgürültülü ve şimşekli bir yağmura tutulmuş kimse gibidirler. Ölüm korkusuyla, yıldırımdan kulaklarını tıkarlar. Allah ise kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Yahut gökten boşalan bir yağmur haline benzer ki onda karanlıklar var, bir gök gürlemesi var, bir şimşek var. Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhît'tir, küfre sapanları çepeçevre kuşatmıştır.
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
yā daħı üstine yaġmur yaġan gibidür gökden; anuñ içindedür ķarañulıķlar içindedür. daħı gök gürlemek daħı ıldırım ıldıramaķ. ķılurlar barmaķlarını ķulaķları içine odlardan ötürü kim bulıtdan düşer ölüm śaķınmaġından. daħı Tañrı ķaplamışdur kāfirleri.
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Yāḫud onlarıñ miẟāli şöyledir ki gökden yaġmur yaġarken gök gürler ve yıldırımẓāhir olur. Yıldırımdan ölmek ve helāk olmaḳ ḳorḳusı‐y‐la işitmemek içün par‐maḳlarını ḳulaḳlarına ḳaparlar. Allāhu Ta‘ālā onlarıñ iç ve ṭışlarını bilir. Vaḳti gelin‐ce müsteḥaḳ olduḳları belā ve ‘aẕāba uġrarlar. Onlarıñ gözleriniñ nūrını yıldırımḳamaşdırır.