Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5088, sondan 1149. ayet; 57. sure ve Hadîd Suresinin 13. ayetidir. Hadîd Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 132 ve toplam ebced değeri ise 10068 olarak hesaplanmıştır. Hadîd Suresinin toplam ebced değeri 189037 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يوم يقول المنافقون والمنافقات للذين امنوا انظرونا نقتبس من نوركم قيل ارجعوا وراءكم فالتمسوا نورا فضرب بينهم بسور له باب باطنه فيه الرحمة وظاهره من قبله العذاب
Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”[527] diyecekleri gün kendilerine, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.
Âhiret hayatına ait önemli bir sahneye yer verilen bu âyetleri, kalabalık bir insan kitlesinin, etrafı uçurumlar ve tehlikelerle dolu bir ortamda, ama karanlıklar içinde yol almaya çalıştıklarını göz önüne getirerek anlamak daha kolay olacaktır. Bu şartlar altında önleri ve yanları özel olarak aydınlatılmış grup hızla ve kolayca yol alabilmekte ve esenliğe kavuşmakta; daha önemlisi kendilerine kurtuluşa erdikleri ve ebedî mutluluğu hak ettikleri müjdesi verilmektedir. İşte bunlar kadınıyla erkeğiyle müminlerdir. Arkalarında ise böyle bir aydınlıktan mahrum, onlara yetişmeye, ışıklarından yararlanmaya çalışan kadınlı erkekli münafıklar topluluğu bulunmakta ve onlara kendilerini beklemeleri veya ışıklarından yararlandırmaları için yalvarmaktadırlar. Ama onlara söylenecek olan şudur: Geriye dönün ve kendinize başka ışık arayın! Bu esnada iki kesim arasına –kapısı olan fakat aşılamaz– bir duvar konmuştur. Muhtemelen müminler kapıdan girecekler, münafıklar dışarıda kalacaklar; içerisi rahmet ve nimetle dolu olacak ama dış tarafında azap bulunacaktır. Münafıkların kullanabilecekleri tek argüman kalmıştır: “Dünyada sizinle beraber değil miydik?” diye sormak. Alacakları cevabın baş kısmı olumludur: “Evet.” Gerçekten, münafıklar içlerindeki inkârcılığı ve müminlere besledikleri husumeti gizledikleri için zâhiren müslüman muamelesi görmüşler, hatta mescidde beraberce namaz bile kılmışlardı. Ne var ki artık her şeyin içyüzü, hakikati ortaya çıkmış ve onların dünyada iken ne yaptığı ayan beyan anlaşılmıştır; bu sebeple müminlerin cevabı şöyle devam edecektir: “Ama siz başınızı belâya kendiniz soktunuz, fırsat kolladınız, hep şüphe içinde oldunuz ve Allah’ın emri gelip çatıncaya kadar geleceğe yönelik kuruntularınız sizi oyaladı; bundan ötürü o aldatma ustası da Allah hakkında sizi kandırıp durdu.” 12. âyette geçen nûr kelimesi “hidayet” ve “içinde bulundukları hoşnutluk hali” mânasıyla da açıklanmıştır; fakat genel kanaate göre maksat gerçek anlamda “ışık ve aydınlık” demektir. “Sağ yanlarından” ifadesi bazı müfessirlerce “bütün yönlerinden” mânasında anlaşılmıştır. Bazılarınca bu ifadeyle Araplar’da sağ tarafın uğurlu ve değerli sayılması telakkisi arasında bağ kurulmuştur. Diğer bir yoruma göre burada, amel defterlerinin sağ yanlarından verilmesine işaret vardır (İbn Atıyye, V, 261; ayrıca bk. Vâkıa 56:1-10). 13. âyette “Bizi bekleyin de yetişip nurunuzdan bir parça alalım” diye çevrilen cümle, “Bize bakın da nurunuzdan bir parça alalım” şeklinde de anlaşılmıştır. Bu âyetteki “Geriye dönün de başka bir nur arayın!” anlamına gelen sözü meleklerin veya müminlerin söyleyeceği yorumları yapılmıştır. Bu sözde asıl amaç onları azarlamaktır. “Geriye” denirken “nurun elde edilmesine vesile olan amellerin işlendiği dünya” veya “nur taksim edilen yer” ya da –istihza yollu– “arkalarındaki karanlık” kastedilmiş olabilir; fakat ilk ihtimal daha kuvvetli görünmektedir. Yine bu âyette geçen ve “duvar” diye çevrilen sûr kelimesi “a‘râf, münafıkların müminlerden talepte bulunmalarına mani olacak engel, cennet ile cehennem arasında bir set” mânalarıyla açıklanmıştır (Zemahşerî, IV, 65-66; İbn Atıyye, V, 261-262; Şevkânî, V, 197; Elmalılı, VII, 4739-4740; a‘râf hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:46-48).
Mehmet Okuyan
Münafık erkeklerle münafık kadınların müminlere “Bizi bekleyin, [nûr]unuzdan (ışığınızdan) bir parça [nûr] (ışık) alalım.” diyeceği günde (kendilerine) “Arkanıza dönün de (orada) bir [nûr] (ışık) arayın!” denecektir. Onların arasına içinde merhamet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilmiş (olacak)tır.
Burada konu, mahşerde cehennemliklerin cennetliklerden bazı isteklerde bulunacakları, ancak bu isteklerin gerçekleşmesinin mümkün olmayacağıyla ilgili olarak bu dünyada durumunu bizim bilemeyeceğimiz “kapısı olan bir sur” örneğiyle dile getirilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
O gün, münafık erkeklerle münafık kadınlar müminlere, “Bizi bekleyiniz, nurunuzdan bir parça alalım” derler. Kendilerine, “Arkanıza dönünüz de bir ışık arayınız!” denilir. Nihayet onların arasına içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilir.[610]
[610] Münâfıkların bazı özellikleri ve sözleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 37-43; I, 208-235; IV, 470-473; VIII, s. 251-262; XIX, 299-314.
Erhan Aktaş
O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar, inanan kimselere: “Bize bakın de nûrunuzdan biraz yararlanalım.” derler. Onlara: “Arkanıza dönün de oradan nur¹ arayın.” denir. O anda aralarına kapısı olan bir duvar çekilir; duvarın iç tarafı rahmet, dış tarafında ise azap vardır.
1- Aydınlığı ve ışığı, dünyadayken inandıklarınızda ve yaptıklarınızda arayın.
Ahmet Akgül
O gün, (dünyada iken Müslüman geçinip de Kur’an ahkâmını gereksiz ve geçersiz sayan) münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere diyecekler ki: "(Ne olur) Bize de (dönüp) bir bakın, sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım." Onlara "(Gücünüz yeterse) Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir ki; onun iç yanında (cennet diyarında) rahmet (ve nimet), dış yanında (cehennem ortamında ise) azap ve zahmet (var edilecektir).
O gün, erkek ve kadın münafıklar, inananlara, bizi de bekleyin de derler, gelelim, nurunuzdan alalım; onlara dönün ardınıza da bir nur isteyin artık denir. Derken aralarına bir duvardır çekilir ki bir kapısı vardır, içinde rahmet vardır da dış tarafında azap.
O gün iki yüzlü erkekler ve iki yüzlü kadınlar, süratle cennete gitmekte olan mü'minlere derler ki: “Ne olur bize bakın bekleyin de sizin nurunuzdan istifade edelim.” Onlara: “Arkanıza dönün de, nur arayın” denilir ve böylece aralarına, kapısı bulunan bir sûr çekilir ki, onun içinde rahmet vardır, dış yüzünde de azap.
Müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münafık erkeklerin ve münafık kadınların, iman edenlere:
“- Bizi bekleyin, bizimle ilgilenin de, ışığınızdan, nurunuzdan biz de biraz faydalanalım” diyecekleri gün, onlara:
“- Geriye, arkanıza, dünyaya dönün, dönmeniz mümkünse eğer, işlediğiniz amellerde ışıklar, nurlar arayın” denir. Nihayet onların aralarına, içinde rahmet, dışında cehennemin dayanılmaz harlı ateşiyle yüz yüze getiren bir azap olan, kapısı bulunan, bir sur çekilir.
O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parça ışık alalım". (Onlara): "Arkanıza dönüp bir nur araştırın" denir. Bu sırada aralarına bir kapısı olan bir duvar çekilir ki, onun iç yanı rahmettir, dış yanında ise azap vardır.
O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki: '(Ne olur) Bize bir bakın, sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım.' Onlara: 'Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın' denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında o yönden azab vardır.
O gün, münafık erkeklerle münafık kadınlar, iman edenlere şöyle diyecekler: “- Bize bakın, (yahud bizi bekleyin) nurunuzdan bir parça ışık alalım.” (Müminler tarafından onlara şöyle) denilecek: “- Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayın.” Derken aralarına, bir kapısı bulunan bir sûr çekilmiştir; (müminler içerde, kâfirler ise dışarda kalmıştır). Sûrun içi rahmet doludur, dış yanında azab...
O gün münafık erkek ve kadınlar, inananlara: “Bize de bakın, sizin nurunuzdan bir parça alalım..” derler. Onlara cevaben: “Gerisin geriye dönün, orada nuru arayın.” denilir. Aralarına kapısı olan bir sur girer. İçerden içi rahmet ile doludur. Hemen dışında da azap vardır.
O gün erkek, dişi münafıklar, inanmış olanlara diyecekler ki: «Bize bakın! Sizin nurunuzdan biraz alalım!»; onlara denilir ki: «Dönüp arkanıza nur arayınız!», hemencek, kapısı olan bir duvar girer aralarına, içersinde rahmet, dışarısında azap vardır!
O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar iman edenlere şöyle diyecekler: “Bize bakın da sizin nurunuzdan (ışığınızdan) istifade edelim!” Onlara: “Arkanıza (dünyaya) dönün de (burası için bir) nur arayın!” denilecek. Derken aralarına kapısı olan bir duvar çekilecek. Bu duvarın, (münafıklar pişmanlık içinde mü'minleri izleyecekleri) bir kapısı olup, onun (mü'minlerin bulunduğu) iç tarafında rahmet, (münafıkların bulunduğu) dış tarafında ise azap vardır.
İkiyüzlü erkek ve kadınlar müminlere: "Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım" dedikleri gün, onlara: "Ardınıza dönün de ışık arayın" denir; inananlarla ikiyüzlüler arasına, kapısının içinde rahmet ve dışında azap olan bir sur çekilir.
Münafık erkeklerle münafık kadınların, müminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça ışık alalım, diyeceği günde kendilerine: Arkanıza dönün de bir ışık arayın! denilir. Nihayet onların arasına, içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilir.
Münafıkların isteklerine, müminlerin cevaplarını tasvir eden bu âyete göre, müminlerle münafıkların arası kesin olarak ayrılacak, çekilen duvarın bir tarafında cennet diğer tarafında cehennem yer alacaktır.
Edip Yüksel
O gün, ikiyüzlü erkekler ve kadınlar inananlara, "Bize bakın da sizin ışığınızdan alalım," diyecekler. Onlara, "Geriye dönün de ışık arayın," denir. Aralarına, iç taraftaki merhametle, dış taraftaki azabı ayıran kapılı bir engel konacaktır.
O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar o iman edenlere şöyle diyeceklerdir: "Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım?" Onlara: "Arkanıza dönün de nur arayın!" denilir. Aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet, dışında da azap vardır.
O günde ki erkek münafıklarla kadın münafıklar, îman etmiş olanlara «Bizi bekleyin. Nuurunuzdan bir parça ışık alalım» diyecekler) dir. (O gün onlara istihza suretiyle) «Dönün arkanıza da bir nuur arayın» denilmiş (denilecek), nihayet onlar (la îman etmiş olanlar) ın arasına kapılı bir dıvar çekilmişdir (çekilecekdir). (öyle ki) onun içinde rahmet, dış yanında da azâb vardır.
O gün münâfık erkeklerle münâfık kadınlar, îmân edenlere diyecek ki: “Bizi (de)bekleyin (ve bize biraz bakın) da nûrunuzdan faydalanalım!” (Onlara:) “(Yapabiliyorsanız)arkanıza (dünyaya) dönün de bir nûr arayın!” denilir. Derken aralarına, kapısı bulunan bir sur çekilir. Onun iç tarafı ki onda rahmet vardır, dış tarafına gelince o cihetten azab vardır.
O gün ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlar inananlara “Bize bakın da ışığınızdan faydalanalım” derler. İnananlar onlara “Dönün arkanızı ve ışığı (cehennemin karanlıklarında) el yordamıyla arayın” denir. Sonra, münafıklarla inananlar arasına, kapısı olan bir duvar çekilir. O kapının iç tarafında rahmet, kapının dış tarafında da azap vardır.
O gün, erkek ve kadın münafıklar mü/minlere «— Bize bakın ki nurunuzdan bir parça ışık alalım» diyecekler. Onlara «— Arkanıza [¹] dönün de nur arayın» denecek. Bu sözlerden sonra kapılı bir duvar çekilecek [²], o duvarın iç tarafı rahmete [³], münafıklardan yana olan dış tarafı azaba mahsustur,
İsmail Hakkı İzmirli Hadîd Suresi 13. Ayet Açıklaması
[1] Veya dünyaya.[2] Veya mü'minlerin nuruyle perde arkasında kalacaklar.[3] Veya kapının iç tarafı yâni müzminlerin bulunduğu taraf rahmete.
Kadri Çelik
O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman etmekte olanlara derler ki: “(Ne olur) Bize bir göz atın, sizin nurunuzdan birazcık alıp yararlanalım.” Onlara, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp bulmaya çalışın” denilir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir; onun iç (batın) tarafında rahmet, dış (zahir) tarafından ise azap vardır.
O gün, karanlıkta kalan ikiyüzlü erkekler ve kadınlar, inananlara yalvararak, “Ne olur bizden tarafa bir bakın da, sizin nurunuzdan alıp aydınlanalım!” diyecekler. Fakat onlara, “Hayır!” denilecek, “Bunu elde etmenin yeri burası değil, dünya hayatıdır. O hâlde arkanıza dönün de, nuru geçmişteki hayatınızda arayın!” denilecek. Böylece müminlerle münâfıkların arasına, iç kısmındailâhî rahmet bulunan, dış yüzü ise cehennemdeki azâba bakan ve bir taraftan diğerine geçiş kapısı olan yüksek bir sur çekilecektir.
Erkek Münafıklar’ın ve kadın Münafıklar’ın iman edenlere: -“Bize bakın da nûrunuzdan iktibas edelim / yararlanalım!” diyeceği gün:
-“Ötenize dönün, bir nûr arayın!” denir.
Onların arasına kapısı olan bir sur çekilir.
Onun görünmez iç tarafında Rahmet; görünür dış tarafında Azap vardır.
O gün, münâfık erkekler ile münâfık kadınlar, îman edenlere: “(Ne olur) bize bir bakın da sizin nurunuzdan birazcık yararlanalım”1 diyecekler. O zaman onlara: “(Haydi) arkanıza dönün de bir nur bulabilirseniz bulun (bakalım)” denilir.2 Derken onların arasına, kapısının içerisinde rahmet, dışarısında azap bulunan bir sur çekilir.
1 Âyetin tırnak içerisindeki bölümü “(Ne olur) bizi biraz gözetin de, biz de sizin içinize girelim.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Buradaki “dönün” emri, “defolun” gibi bir azardır. Yani; onlara; “haydi mümkünse dünyaya dönün de bir nur arayın bakalım. Nurun esas aranacağı yer orası idi. Onun da kazanılma sebebi Allah’ın emirlerine itaat idi.” denilecek.
Muhammed Esed
O Gün ikiyüzlü erkekler ve kadınlar 13 imana ermiş olanlara: “Bizi bekleyin!” diyecekler, “Sizin nurunuzdan bir [parça] ışık alalım!” [Ama] onlara: “Geriye dönüp gidin ve [kendinize ait] bir ışık arayın!” 14 denilecek. Bunun üzerine onlar[la müminler] arasına kapısı olan bir duvar çekilecek: içinde rahmet ve şefkat bulunacak, dışında ise azap. 15
O gün, inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafık erkeklerle münafık ikiyüzlü kadınlar iman edenlere diyecekler ki; “Biraz bekleyin de sizin ışığınızdan faydalanalım.” Onlara denilecek ki; “Haydi arkanıza dönün de ışığınızı orada arayın!” Ve o anda onların arasına kapısı bulunan bir sur çekilecek. Bu surun müminlere bakan kısmı rahmet, münafıklara/ikiyüzlülere bakan dış cephesinde ise azap vardır. 2/166-167
O gün bütün münafık erkekler ve münafık kadınlar mü’minlere şöyle diyecekler: “Bize bakın[4944] da ışığınızdan biz de yararlanalım!” Onlara denilecek ki: “(Yapabiliyorsanız), arkanızdaki (hayata) dönün de,[4945] kendinize bir ışık arayın!”[4946] Derken onlarla mü’minler arasına kapısı olan bir sur çekilecek,[4947] onun iç tarafında rahmet bulunacak, dış tarafında ise azap.
Mustafa İslamoğlu Hadîd Suresi 13. Ayet Açıklaması
[4944] Veya: “Bekleyin” ya da “gözetin”. İnfakla ilgili bir pasajın içinde nifakla ilgili âyetler dikkat çekicidir. Kâfiri mü’minden iman ayırır (8. âyet), münafığı mü’minden infak ayırır. İman küfrü def eder, infak nifakı. Ancak çift dünyalı olanlar infak edebilir. İki dünyası olanın iki yüzü değil tek yüzü olur.
[4945] Bu ifade, “uzak durun, yaklaşmayın” şeklinde de anlaşılabilir.
[4946] Yani: Hayattayken yaptığınız iyiliklerin ışığını arayınız.
[4947] Surdaki kapı, günahkârlar için rahmet kapısı: Allah Rasûlü’nün ilâhî rahmeti okuyuşuna göre; günahlarından arındıktan sonra kalbinde hardal tanesi kadar iman olanlar Cennet’e girecektir (Buhârî).
Ömer Nasuhi Bilmen
O gün münafıklar ve münafıkalar, imân etmiş olanlara diyeceklerdir ki: «Bize bakınız, nûrunuzdan bir parça ışık alalım.» (O nifak ehline) denilmiş olur ki, «Dönün arkanıza da bir nûr arayın». Artık bir duvar çekilmiştir ki, onun için bir kapı vardır, iç tarafında rahmet vardır. Dış tarafı ise onun cânibinden (de) azap vardır.
O gün münafık erkek ve kadınlar, müminlere: “N'olur, ” derler, “yüzümüze bir bakın da nûrunuzdan biz de yararlanalım! ” Bunun üzerine onlara şöyle denilir: “Arkanıza dönün de bir nur arayın! ” Derken, aralarına bir duvar çekilir. Bu duvarın bir kapısı olup bu kapının iç tarafında rahmet, dış tarafında ise azap vardır. [42, 17] {KM, Matta 25, 1-13}
O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar (cennete gitmekte olan) mü'minlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan yararlanalım." Onlara: "Arkanıza dönün de nur arayın!" denilir. Aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet vardır, dış yönünde de azab.
Çünkü mü'minlerin gözleri, kâfirler tarafına çevrildikçe latîf bir nûr ışıldar. Karanlık içindeki adamlar, bu nûrdan yararlanabilmek için mü'minlere kendilerine bakmalarını söylerler. Fakat onlara bakmak müm'minlerin elinde değildir. Âhiretin nûru dünyâdan götürülür. Onun için mü'minler, onlara dünyaya dönüp ışık almalarını söylüyorlar. Fakat bu da onların elinde değildir. Kâfirlerin sonucu karanlık cehennem zindanıdır.
Süleymaniye Vakfı
O gün ikiyüzlü (münafık) erkeklerle ikiyüzlü kadınlar, müminlere şöyle derler: “Bize bakın da ışığınızdan yararlanalım.” Onlara: “Arkanıza dönüp kendinize ışık arayın.” denir. Sonra aralarına giriş kapısı olan bir duvar çekilir. İç tarafında her türlü ikram, dış tarafında da azap olur.
Süleymaniye Vakfı Hadîd Suresi 13. Ayet Açıklaması
[*] Burası mahşer yeridir; büyük günah işlememiş veya sevabı çok olanlar orada hiçbir sıkıntı çekmeyecekleri için o kapıdan girer ve kurtulurlar. Allah Teala şöyle buyurur: "Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötü davrananları yaptıklarına karşılık cezalandırsın; güzel davrananları da daha güzeli ile karşılasın diyedir. Onlar, günahların büyüklerinden ve fuhuş çeşitlerinden kaçınanlardır; diğer günahlar başka. Sahibinin affı kapsamlıdır." (Necm 53:31-32) "Önceden daha güzeli ile karşılama sözü verdiklerimiz Cehennemden uzak tutulacaklardır. O büyük dehşet onları üzmeyecek, ölümsüz olarak canlarının çektiği şeyler içinde olacaklardır. Melekler "bu sizin gününüz, size söz verilen gündür" diyerek onları karşılayacaklardır." (Enbiya 21:101-103)
Şaban Piriş
O gün, münafık erkekler ve münafık kadınlar, iman edenlere:-Bekleyin bizi de, ışığınızdan faydalanalım, diyeceklerdir.-Arkanıza dönün de oradan ışık arayın, denilecektir ve aralarına kapısının içinde rahmet, dışında azap olan bir sur çekilecektir.
O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar, mü'minlere “Bize bakın da nurunuzdan alalım” derler. Onlara denir ki: “Arkanıza dönün de orada nur arayın.”(11) Derken aralarına bir duvar çekilir ki, onun bir kapısı vardır; içi rahmet, dışı ise azaptır.(12)
(11) Dönebilirseniz bir daha dünyaya dönün; çünkü bu nurun kazanılacağı yer orasıdır.(12) Yorumlar, genellikle, bu duvarın Cennet ile Cehennem arasında çekileceği şeklindedir. Bazılarına göre de bu duvar, A’râf Sûresinde (7:46) anlatılan perdedir.
Yaşar Nuri Öztürk
O gün ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlar, iman edenlere şöyle derler: "Bize bakın da ışığınızdan bir parça alalım." Şöyle denir onlara: "Arkanıza dönün de bir ışık arayın." Nihayet aralarına kapısı olan bir sur çekilir. İçinde rahmet vardır onun. Dış tarafı ise azap.
ol gün kim eyide munāfıķlar daħı munāfıķa 'avratlar [286b] anlara kim įmān getürdiler “güyüñ bize alalum nūruñuzdan.” eyidile “dönüñ arduñuza pes isteñ nūr.” pes görindürinildi aralarında bir dıvar anuñ ķapusı var. iç yüzi anuñ anuñ içindedür raḥmet daħı ŧaş yüzi anuñ anuñ ķatındadur 'aźāb ya'nį ŧamu.
Ol gün eyide münāfıḳ erler, daḫı münāfıḳ ‘avratlar: Mü’minler bize naẓareyleñüz. Ola kim bir pāre olavuz sizüñ nūruñuzdan. Eyidile anlara ki: Ar‐duñuza ḳayıtuñuz, nūr isteñüz. Pes ortaladı anlar ortasında bir dīvār ki anuñḳapusı var. İç yüzinde raḥmet var ve ṭaşrası cihetinden ‘aẕāb vardur.