Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 250, sondan 5987. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 243. ayetidir. Bakara Suresi 243. ayetinin kelime sayisi 28, harf sayısı 106 ve toplam ebced değeri ise 9227 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (20) ل (18) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
الم تر الى الذين خرجوا من ديارهم وهم الوف حذر الموت فقال لهم الله موتوا ثم احياهم ان الله لذو فضل على الناس ولكن اكثر الناس لا يشكرون
Binlerce kişi oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara “ölün” dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
Sûrenin ana konularından biri de indiği dönemin şartlarına uygun olarak müslümanları, varlıklarını ve değerlerini korumak için savaşa hazırlamak ve teşvik etmektir. Bu âyette değinilen bir kıssa veya temsilden sonra müteakip âyette yine “Allah yolunda savaşın” emrinin gelmesi, daha sonra İsrâiloğulları’nın savaş karşısındaki tutumlarının anlatılması da bunu göstermektedir. Hangi zamanda hangi peygamberin devrinde ve nerede olduğunu bildirmeden Allah Teâlâ “sayıca binleri buldukları halde kendilerini savunmak yerine ölüm korkusuyla yurtlarını terkeden, fakat yine de ölümden kurtulamayan, sonra Allah’ın lutfuyla yeniden hayata dönen ve yaptıklarının yanlış olduğu kendilerine, onların şahsında da bütün insanlığa ve özellikle müslümanlara bildirilen bir topluluğun başından geçenleri” özetliyor. Bunun bir temsil olduğunu söyleyen tefsirciler yanında tarihî bir vâkıa olduğunu, hatta –Eski Ahid’in Hezekiel bölümünde (37) anlatılan bu peygambere ait bir rüyaya atıf yaparak– onun kastedildiğini ileri sürenler de olmuştur. İbn Âşûr buradaki ölümü mecazen “ölüme yaklaşmak, öleyazmak, ölümle burun buruna getiren felâketlerle karşılaşmak”, diriltmeyi de “bundan kurtulmak” mânasında anlamıştır (II, 478).
Bize göre üslûp, bir mecaz veya temsilden çok gerçekleşmiş bir olayın anlatımını yansıtmaktadır. Allah Teâlâ öldürmeye ve diriltmeye kadirdir. Kıssadan hisse ise “korkunun ölüme fayda vermeyeceği, yeterli sayı ve güce sahip olanların kaçmak yerine savunmayı tercih etmelerinin gerektiğidir.”
Mehmet Okuyan
Binlerce (kişi) oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi? Allah onlara “(manevi olarak) ölün!” demişti; sonra da onları (manevi olarak) diriltmişti. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmez.
Yüce Allah ayette anlatılan olayda yer alan kişiler hakkında bilgi vermemekte, sadece ölüm korkusuyla yurtlarını terk ettiklerini belirtmektedir. Tefsirlerimizde bunların kim olduklarıyla ilgili çeşitli isimler ve anlaşılması oldukça zor olaylar nakledilmektedir. Yüce Allah kalabalık bir grubun ölüm korkusuyla yurtlarını terk edip gittiklerini, ancak başlarına ibretlik sıkıntılar geldiğini ifade ederken, onların bu durumunun düşünülmesini öncelikle Hz. Muhammed’den ve diğer muhataplardan istemektedir. Onların adeta ölüp ölüp dirildiklerini ifade bağlamında devam eden cümlede bilgi verilmekte ve sonucunda dirilme yaşandığı için bunun ilahi bir lütuf olduğuna dikkat çekilmektedir
Kur’an’da bu şekilde geçen ifadelerde ilk muhatap, her ne kadar Hz. Muhammed ise de kastedilen bütün insanlardır
Bilinen anlamda ölüp tekrar diriltilmek reenkarnasyona kapı aralayacağı için ayetin tercüme ettiğimiz şekilde anlaşılması gerekmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Sen ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmedin mi? Ki bu durumda Allah onlara “ölün” demişti ve sonra da onları hayata döndürmüştü. Unutmayın ki Allah, insanoğluna karşı lütufta sınırsızdır, ancak insanların çoğu nankördür.
Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara “Ölün.” dedi; sonra, onlara hayat verdi. Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.
Şu (cihaddan kaytarmak ve güya hayatlarını garantiye almak için) binlerce kişi (oldukları halde), ölüm korkusuyla yurtlarından çıkıp kaçanların durumunu görmedin mi? (Ne garipti!) Oysa Allah ‘ölün’ derse ölecekler, ‘yaşayın’ derse yaşayacaklar(dı ve her şey Allah’ın takdirindeydi) . Allah insanoğluna fazl (ihsan ve ikram) sahibiydi. Fakat insanların çoğu şükretmeyip nankörlük etmektedir.
Görmez misin ki binlerce kişi, ölümden çekinerek yurtlarından nasıl çıktılar da sonra Allah onlara ölün dedi, sonra da diriltti onları. Şüphe yok ki Allah, insanlara karşı ihsan sahibidir ama insanların çoğu şükretmez.
İsrailoğullarından bir bölük halk, şehirlerinde çıkan taun hastalığından kaçmışlardı, buna işaret edilmektedir.
Abdullah Parlıyan
Görmedin mi o kimseleri ki, binlerce kişi oldukları halde bir hastalık veya cihadla başlarına gelecek ölüm korkusundan dolayı memleketlerinden çıktılar da Allah onların ölmelerini istediği için onlara ölün dedi, ölmeyelim diye kaçtıkları ölüm onları yakaladı. Ve sonra da onlara umulmadık bir şekilde hayat verdi. Şüphesiz Allah insanlara karşı büyük ikram sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmiyorlar.
Binlerce kişi iken, ölüm korkusuyla düşmana karşı durmayıp yurtlarından çıkarak kaçanları görmüyor musun? Allah, korktuklarını daha çabuk başlarına getirmek için onlara:
“Ölün" buyurarak varlıklarından eser bırakmadı. Sonra da öldürenin ve diriltenin Allah olduğunu göstermek için onları ihya ederek yaşama hakkı verdi. Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmez.
Sayıları binleri bulduğu halde ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "ölün" dedi ve sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.
Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: 'Ölün' dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak insanların çoğunluğu şükretmez.
(Ey Rasûlüm) binlerce kişi iken (vebadan) ölüm korkusu ile yurdlarından çıkanları görmedin mi ki; Allah onlara: “ölün” dedi de öldüler, sonra onlara hayat verdi. Şüphesiz ki Allah insanlara ihsan ve rahmet sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmez.
Görmedin mi? O kimseleri ki binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusundan memleketlerinden çıktılar. Allah, onlara “ölün” dedi. Sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ikram sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmiyorlar.
Bahaeddin Sağlam Bakara Suresi 243. Ayet Açıklaması
[Buradaki ölüm ve hayat, hakiki manalarında olabileceği gibi, toplumsal ölüm ve dirilme manasına da gelebilir.]
Besim Atalay
Görmedin mi, binlerce kişi, ölüm korkusundan, yurtlarını bırakarak çıkmıştı, imdi Allah onlara: «Ölün!» dedi, sonra diriltti onları; Allah insanlara iyilik sahibi, insanların pek çokları şükretmezler
(Ey Resûl!) Ölüm korkusuyla (veba salgınından dolayı ya da cihattan kaytarmak için) binlercesinin yurtlarından çıkıp gittiğini görmedin mi? Allah onlara önce “Ölün!” dedi. (Onlar da ölüm moduna girdiler ve kısa bir müddet) sonra (ibret olsun diye Allah) onları hayata yeniden döndürdü. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı lütufkârdır. Lakin insanların çoğu şükretmez.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 243. Ayet Açıklaması
Âyette kastedilen insanların kimlikleri ve nerede yaşadıkları konusunda açık bir işarete rastlanmamıştır. Bazı yorumcular, İsrailoğullarının ölüm korkusuyla Mısır’ı terk ederken, Sina Çölü’nde birçok çile çektiklerini, orada on binlerce insanın öldüğünü ve bazılarının ölmek üzere iken hayata yeniden döndüğünü hatırlatarak, insanlara bir mesaj verildiği yönünde kanaat belirtmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Binlerce kişinin memleketlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara "Ölün" dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
Binlerce oldukları halde, ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi? Allah onlara «Ölün!» dedi (öldüler). Sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkârdır. Lâkin insanların çoğu şükretmez.
Rivayetlere göre Vâsıt yakınlarındaki Daverdan’da bulaşıcı bir hastalık zuhur etmiş, kasaba halkı oradan kaçmışlar, Allah onları öldürmüş, sonra da ibret için diriltmişti. Bu kıssa Peygamberimize «Görmedin mi?» şeklinde ifade edilmiştir, halbuki Peygamberimiz onları görmemiş yani o devirde yaşamamıştır. Gerek diğer semâvî kitaplarla, gerekse Kur’an-ı Kerim’le bu nevi haberler Hz. Peygamber’e bildirilmiş olduğundan, Kur’an-ı Kerim bu bilgiye, Arapların ifade üslubuna uygun olarak «Görmedin mi?» şeklinde dikkat çekmiştir.
Edip Yüksel
Sayıları binlerce olduğu halde ölüm korkusuyla yurtlarını terkedenler dikkatini çekti mi? ALLAH onlara "Ölün," dedi de sonra onları diriltti. ALLAH insanlara lütuf sahibidir; ancak insanların çoğu şükretmez.
Görmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!" dedi, sonra da onlara bir hayat verdi. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çokları şükretmezler.
Bakmaz mısın o kimseler ki? binlerce kişi iken ölüm korkusiyle diyarlarından çıkdılar, Allah da kendilerine «ölün» dedi, Sonra da onlara bir hayat verdi, her halde Allah insanlara kar, bir adıl sahibi ve lâkin insanların pek çokları şükretmiyorlar
(Habîbim, sayıları) binlerce olduğu halde ölüm korkusiyle yurdlarından (bırakıb) çıkanları gör (müş gibi bil) medin mi? Allah onlara «Ölün!» dedi, sonra da kendilerini diriltdi. Her halde Allah insanlara karşı fazl (-ü ınayet) saahibidir. Fakat insanların pek çoğu şükretmezler.
Kendileri binlerce oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Bunun üzerine Allah onlara: “Ölün!” (diye) buyurdu, sonra da onları diriltti.(2) Şübhesiz ki Allah, insanlara karşı gerçekten büyük ihsan sâhibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
(2)Rivâyet edildi ki, Irak’ta Vâsıt taraflarında vebâ çıkmış ve ahâli ölümden kurtulmak için firâr etmiş, fakat hepsi de telef olmuşlardı. Sayıları kırk bini aşkın olan bu insanları ölümden kaçmanın mümkün olmadığına bir ibret olmak üzere öldüren Allah, onları tekrar diriltip hayâta mazhar etmişti. (Nesefî, c. 1, 222)
İlyas Yorulmaz
Sen yurtlarından, ölüm korkusuyla çıkan binlerce kişiyi görmedin mi? Allah onlara “Ölün” dedi, sonra onları diriltti. Allah insanlar üzerine bol lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmiyor.
Ölümden sakınarak binlerce kişinin yurtlarından çıktıklarını görmedin mi [¹¹]? Allah Onlara «ölün!» dedi, sonra da onları diriltti. Çünkü Allah insanlara karşı büyük bir inayet sahibidir. Lâkin onların çoğu şükretmezler [¹²].
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 243. Ayet Açıklaması
[11] Rüyet, «bilmek» tir. Maamafih «görmek» mânâsına da gelebilir. Muhatap görmediği halde onun nazar-ı dikkatini celp için böyle hitap olunmuştur.[12] Âyet-i Kerime taundan veya katilden kurtulmak fikriyle terk-i diyar eden bir kaç bin kişi hakkındadır. Bununla cihada teşçi kastolunmuştur. Diğer bir kayle göre Nazm-i Celîldeki ülûften maksat adedi beyan değildir, belki kalpleri itilâf etmiş birbirine uygun bir yerde toplanmış oldukları halde çıkanlar demektir. Onların Peygamberleri Zülkifl veya Hazkil Aleyhisselâmdır.
Kadri Çelik
Binlerce kişinin evlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara “Ölün” dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
(İsrail oğulları arasında veba salgını baş göstermişti. Bunlar ölüm korkusuyla evlerinden çıkıp kaçmaya başladılar. Bir mil gider gitmez Allah onları öldürdü. Kemikleri çürüdüğünde Allah, Hazkil’i gönderdi, Allah böylece onları ölümden sonra tekrar hayata kavuşturdu. Dolayısıyla taun ve veba gibi salgınlarda herkes bulunduğu yerden kaçmaya kalkışmamalı, savaş gerektiği zaman da korkup vatanlarından kaçmamalıdır. Ölüm korkusuyla vatanlarını müdafaa etmekten ve Allah’ın emrini yerine getirmekten kaçınarak, sürü sürü yurtlarını terk eden kavimlerin, çok geçmeyip mahvoldukları, perişan oldukları hakkında insanlık tarihi örneklerle doludur. Burada Allah, bütün bunları hatırlatırken Allah’ın hükmünden kaçıp kurtulmanın imkânı bulunmadığını ve böyle yapanların, korktuklarına daha çabuk ve daha feci bir şekilde uğrayacaklarını ve hatta Allah’ın, dileyince hükmünü yerine getirmek için ölüleri bile dirilteceğini ve dolayısıyla, ölmekle kurtulacaklarını zannedenlerin de kurtulamayacaklarını anlatmış, kısaca Allah’ın hükmünden kurtulmak için, ne ölümden kaçmanın, ne de ölüme koşmanın akıl işi olmadığını bildirmiştir.)
Mahmut Kısa
Baksana şu, binlerce kişi oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden geçmişteki Yahudilere! Bu yüzden Allah, hayatın ve ölümün yalnızca Kendi elinde olduğunu, dolayısıyla, ölüm korkusuyla görevi terk edenlerin, korktuklarından çok daha büyük felâketlerle yüz yüze geleceklerini göstermek üzere, onlara “Ölün!” dedi, ölümlerinden sonra da onları yeniden diriltti. Doğrusu Allah, insanlara karşı sonsuz lütuf sahibidir; ne var ki, insanların çoğu, bunca nimetleri kendilerine bahşeden Rablerine gereğince şükretmezler.O hâlde ey inananlar, belâlara uğrayıp darmadağın olmak istemiyorsanız ölümden korkmayın, aksine;
Onlar binlerce iken, Ölüm kaygısıyla yurtlarından çıkmış olanlara bakıp görmedin mi?
Allah onlara:
-“Ölün!” dedi.
Sonra onları diriltti.
Allah, İnsanlar’a lütuf sahibidir; ama İnsanlar’ın çoğu şükretmez.
Binlerce kişilik kalabalıklar halinde ölüm korkusu ile yurtlarından kaçan ve Allah’ın kendilerine “ölün” dediği ve arkasından da (kendilerine Peygamberler göndererek) yeniden dirilttiği (nice toplumların ol-duğunu) bilmiyor musun?1 Şüphesiz Allah, insanlara karşı elbette lütuf sahibidir, fakat insanların pek çoğu, Ona şükretmezler.
1 Bu toplumla ilgili pek çok rivâyet olmasına rağmen bunlara, sağlam kaynaklara dayanmamaları sebebiyle itibar edilmemiştir. Yukarıdaki tercüme de olay genelleştirilerek yapılmıştır. En doğrusunu ise Allah bilir.
Muhammed Esed
SEN, ÖLÜM korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmedin mi? Ki bu durumda Allah onlara “Ölün!” diye seslenmiş ve sonra da onları hayata geri döndürmüştü. 232 Unutmayın ki Allah, insanoğluna karşı lütfunda sınırsızdır, ancak insanların çoğu nankördür.
Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara önce “Ölün!” dedi; sonra da onları tekrar diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük lütuf/ikram sahibidir ama insanların çoğu şükretmezler. 3/166...175, 33/39
SAYILARI binlerce olduğu hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri gözünde canlandırabilir misin!?[452] Allah onlara önce “Ölün!” demiş, peşinden onları hayata döndürmüştü.[453] Hiç şüphesiz Allah insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.[454]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 243. Ayet Açıklaması
[452] Zımnen: Ölümden kaçmak suçluluk alametidir. Elemtera ibaresi, sorudan çok ibret ve hayret vurgusu taşır. Menâr sahibi bu âyetin tefsirinde şöyle der: “Ben de diyorum ki: “Bu tabirle elemtera ile başlayan kıssaların ille de yaşanmış olması şart değildir. Aksine bu kıssalar temsilî de olabilir. Kıssaya böyle girilmesinden maksat, sanki gözlerle müşahede edilen ve kesin bilinen bir gerçeklik gibi tasavvur etmemiz istendiği içindir.” Bu temsil “korkunun ecele faydası yoktur” atasözünü hatırlatır. Esasen bu âyette anılanların ölüm karşısındaki yerilen tavırlarının tam tersini, “(fakat) Allah’a kavuşacaklarına kesin olarak inananlar” (249) denilen kimselerin tavırları temsil eder.
[453] Buradaki “ölün” ve “hayata döndürmüştü” ifadeleri, bu sûrenin “af dileyin ve böylece içinizdeki kötülükleri öldürün” âyeti ışığında anlaşılmalıdır (2:54 ve not 96).
[454] Kur’an’da “insanların çoğu” formu tam on yedi yerde sadece üç şekilde gelir: “İnsanların çoğu bilmezler”, “insanların çoğu şükretmezler”, “insanların çoğu iman etmezler”. Bu üç durum da aslında birbirinin sebep ve sonucudur. Bu ifade, şuursuz kitlelerin tarihin öznesi değil nesnesi olduğu gerçeğini ifade eder. Kur’an onların karşısına ulu’l-elbabı (derin kavrayış/aktif akıl sahipleri) yerleştirir. Bu âyet şu hakikati ifade eder: Bir toplumun hak ve adâlet tutkusuna ölüm korkusu galip gelirse o toplum geleceğini satmış demektir. Bir toplumda hakikat aşkı ve adâlet tutkusu ölüm korkusuna galip gelmeye başladı mı, o toplum ölü bir toplumken dirilmeye ve dünya toplumları içerisinde üstün ve gıpta edilir bir konuma gelmeye başlar. Aslında 246-251. âyetlerde anlatılan Tâlût-Câlût kıssası bu gerçeğin tarihsel örneğidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Görmedin mi o kimseleri ki, onlar binlerce kişi oldukları halde ölümden sakınarak yurtlarından çıktılar. Allah Teâlâ ise onlara, «Ölünüz!» diye emretti. Sonra da onları diriltti. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ nâs hakkında fazl sahibidir. Fakat nâsın pek çokları şükretmezler.
Baksana, sayıları binlerce olmasına rağmen ölüm korkusuyla diyarlarını terkedip çıkan kimselere! Allah onlara: “Ölün! ” dedi sonra onları diriltti. Doğrusu Allah insanlara lütûfkârdır, fakat insanların çoğu şükretmezler.
Bunlar hakkında kesin olmayan rivayetler vardır. Mühim olan şudur: Burada Cenab-ı Allah, bütün bunları hatırlatırken ölümden, Allah’ın hükmü olan vazifeden kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığını ve böyle yapanların, korktuklarına daha çabuk ve daha fecî bir şekilde uğrayacaklarını, hülasa Allah’ın hükmünden kurtulmak için ne ölümden kaçmanın, ne de ölüme koşmanın akıl işi olmadığını bildirmek istemiştir.
Süleyman Ateş
Şu, binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara, "Ölün!" demişti de sonra kendilerini diriltmişti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
Müfessirlere göre İsrâîl Oğullarının kasabasında vebâ çıkmış, binlerce kişi vebâdan korkup kaçmışlar. Allah da onları öldürüp, sonra ibret almaları için yeniden diriltmiştir. Ferîd Vecdî'ye göre âyetin şöyle bir felsefî anlam taşıması da olasıdır: Onlar öyle bir korkuya kapıldılar ki ölmemek için çalışmayı dahi bıraktılar, kasabalarını verimsizleştirdiler. Böylece gerilediler, âdetâ ölmüş gibi uyuşuk insanlar oluverdiler. Daha sonra Allah onların içlerine çalışma şevki verdi. Böylece sosyal bir canlılığa kavuştular. Ölümden kaçmanın, aslında ölmenin tâ kendisi olduğunu gösterdi, yok olmaktan kurtulmak için silkinip çalışmayı ve savaşmayı emretti (el-Mushafu'l-Mufesser, s. 50)
Süleymaniye Vakfı
Ölüm korkusuyla yurtlarından çıkmış binlerce kişiyi gözünde canlandırmadın mı? Allah onlara: “Ölün!” demiş sonra tekrar diriltmişti. İnsanlara ikramda bulunan Allah’tır. Ama insanların çoğu O’na karşı görevini yerine getirmez.
Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi, sonra da onları tekrar diriltti.Şüphesiz Allah insanlara karşı ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.
Görmedin mi o kimseleri ki, binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk etmişlerdi. Allah onlara “Ölün!” dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Gerçek şu ki, insanlar üzerinde Allah'ın pek büyük lütuf ve nimeti vardır; lâkin çoğu insanlar şükretmezler.
Ölüm korkusuyla binlerce kişi halinde yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün!" dedi de sonra onları diriltti. Şu bir gerçek ki Allah, insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çokları şükretmezler.