Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 286, sondan 5951. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 279. ayetidir. Bakara Suresi 279. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 6694 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (9) ل (11) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
فان لم تفعلوا فأذنوا بحرب من الله ورسوله وان تبتم فلكم رؤس اموالكم لا تظلمون ولا تظلمون
Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.
Tövbe edip faizcilikten vazgeçenlerin tahakkuk edip de henüz borçluların ödemediği faizleri almalarına izin verilmemesi, ana paradan başka bir fazlalığa haklarının bulunmadığının açıkça ortaya konması, ancak böyle yaptıklarında hem haksızlık etmekten hem de haksızlığa uğramaktan kurtulacaklarının bildirilmesi, bazı kimselerin “Faizin azı helâldir, ancak kat kat olanı haramdır” şeklindeki anlayış ve yorumlarının isabetli olmadığını göstermektedir. Rûm sûresinde herhangi bir faizle artsın diye verilen sermayenin artmayacağı bildirilirken (30:39) kullanılan üslûp ve ifade de bu türlü bir anlayış ve yoruma ters düşmektedir. Rivayet tefsirlerinde bu âyetin gelişiyle ilgili bazı sebepler zikredilmiştir: 1. Tâif’te oturan Sakîf kabilesi faizcilik yapardı, birçok kimse üzerinde faiz alacakları vardı; Mekke’nin fethinden sonra Tâif kuşatılmış, bu arada faiz yasağı da konmuş bulunduğu için bu konuda bir anlaşma yapılarak İslâm’a girmişlerdi. Anlaşmaya göre kendilerinin faiz borçları düşecek, yasaktan önce tahakkuk etmiş faiz alacaklarını ise tahsile devam edeceklerdi. Mekke Valisi Üseyd’e başvuran –faiz borçlusu– bazı Mekkeliler, Sakîf’e olan faiz borçlarını ödemeyeceklerini bildirdiler, Sakîfliler ise anlaşma gereği talepte ısrar ettiler. Durum Resûlullah’a bildirilince bu âyet nâzil oldu (Taberî, III, 107). Anlaşılan o ki, Resûlullah bu anlaşmayı, “Yasaktan önce gerçekleşmiş faiz alacakları haram kapsamına girmez” ictihadına göre yapmıştı; bunun üzerine inen âyetle söz konusu ictihad düzeltilmiş oldu (İbn Âşûr, III, 94). 2. İslâm’dan önce, Hz. Peygamber’in amcası Abbas ile Hâlid b. Velîd ortak olarak faizcilik yapıyorlardı, faize yatırılmış büyük bir servetleri vardı. Âyet nâzil olunca Resûlullah halka hitap ederek, “İyice duyunuz ki Câhiliye devrinden kalma bütün faiz borçlarını kaldırıyorum; ilk kaldırdığım faiz alacağı da amcam Abbas’ınkidir!” buyurdu (Ebû Dâvûd, “Hac”, 57; İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-mesîr, I, 332). İbnü’l-Cevzî bu rivayetleri sıraladıktan sonra İbn Abbas, İkrime gibi kadîm tefsircilerden şu önemli notu da nakletmiştir: Allah “... Kalan faizi bırakın” buyuruyor; çünkü daha önce bütün faizler terkedilmiş, yalnızca Sakîf’in faizleri kalmıştı.
Mehmet Okuyan
(Böyle) yapmazsanız, Allah ve Elçisi tarafından (faizcilere açılan) savaştan haberiniz olsun! tevbe ederseniz, malınızın aslı (anaparanız) sizindir. (Böylece) ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Bu tehdit de tıpkı Bakara 2:275. ayette olduğu gibi sadece “faiz”le ilgili kullanılmaktadır.,“Haksızlık etmemek ve haksızlığa uğratılmamak” cümlesi, Kur’an’ın en önemli prensiplerindendir.
Bayraktar Bayraklı
Eğer böyle yapmazsanız, biliniz ki Allah'a ve Peygamberine savaş açmış olursunuz. Ama eğer tövbe ederseniz, ana paranızı geri almaya hak kazanırsınız. Böylece ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Eğer bırakmazsanız, o zaman Allah ve Resul'ünün size savaş açacağını bilin. Eğer tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Şayet böyle yapmazsanız, (yani faizi, faizci düzenleri ve yöneticileri bırakmazsanız) Allah'a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı (adil devlet ve hükümet düzeninin temellerini yıktığınızı) bilip anlayın (ve ona göre davranın) . Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz. (Öyle ise mü’minler faizsiz düzene geçmek için çalışmalıdır.)
Çünkü böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve elçisi tarafından açılmış bir savaştan haberiniz olsun! Ama eğer tevbe ederseniz, ana paranızı almaya hak kazanırsınız. Böylece ne haksızlık yapmış ve ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasulü tarafından fâizcilere verilen savaş ültimatomundan haberiniz olsun.
Eğer tevbe ederseniz, günah işlemekten vazgeçip Allah'a itaate yönelirseniz, anaparalarınız sizindir. Haksızlık etmeyeceksiniz, haksızlığa da uğratılmayacaksınız.
Eğer bunu yapmazsanız, Allah'a ve peygamberine karşı bir savaş ilan edin. [58] Eğer tevbe ederseniz ana mallarınız sizindir. Böylece haksızlık etmeyeceğiniz gibi haksızlığa da uğratılmamış olursunuz.
58.Yani bu tutumunuzun Allah`a ve peygamberine karşı bir savaşa girişmek anlamı taşıyacağını düşünün.
Ali Bulaç
Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.
Yok, eğer bu fâizi terketmezseniz bilin ki, Allah'a ve peygamberinize karşı harbe girmişsiniz. Eğer ribâ almaktan tevbe ederseniz ana paranız sizindir; ve böylece ne zâlim olursunuz, ne de zulme uğramış bulunursunuz.
Eğer yapmazsanız, Allah ve Resulü ile savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tevbe edip dönüş yaparsanız, ana malınız sizindir. Böylece ne zulmedersiniz ne de zulmedilirsiniz.
Eğer böyle yapmazsanız, Allah ile Peygamberi katından bir savaşı hazır bilin, eğer tövbe kılarsanız, malınızın sermayesi yine sizindir, ne kıymış olursunuz, ne de kıyılırsınız
Yok, eğer faizi terk etmezseniz bilin ki Allah'a ve Resulüne karşı savaş açmış olursunuz. Eğer faiz (için birikmiş olan parayı) almaktan (vazgeçerek) tövbe ederseniz anaparanız sizindir ve böylece ne zalim olursunuz ne de zulme uğramış bulunursunuz.
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 279. Ayet Açıklaması
“Faiz için birikmiş olan farkı almaktan vazgeçmek.” daha çok kişiler arasındaki faizi anlatmaktadır. Eğer bankada biriken faiz farkı bankaya bırakılırsa o takdirde faiz müessesesi daha da güçlenerek insanları sömürmeye devam edecektir.
Diyanet İşleri (Eski)
Böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.
Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.
Yok eğer yapmazsanız o halde Allah ve Resulünden mutlak bir harb olunacağını bilin ve eğer tevbe ederseniz ne'sülmallariniz sizindir, ne zalim olursunuz ne mazlûm
İşte (böyle) yapmazsanız Allaha ve Peygamberine karşı harb (e girmiş olduğunuzu) bilin. Eğer (tefeciliğe, mürâbehacılığa) tevbe ederseniz mallarınızın başları (sermâyeleriniz) yine sizindir. (Bu suretle) ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğratılmış olmazsınız.
Buna rağmen böyle yapmazsanız, o hâlde Allah ve Resûlünden (size karşı açılmış)bir savaş olduğunu bilin! Fakat tevbe ederseniz, artık sermâyeleriniz sizindir. Ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğratılmış olursunuz.
Eğer faizden vazgeçmez iseniz, Allah’a ve resulüne savaş ilan etmişsiniz demektir. Yok, eğer vazgeçerseniz (tövbe ederseniz.), anaparanız sizindir. Böylece zulmetmemiş ve zulme de uğramamış olursunuz.
Eğer böyle yapmazsanız [⁷] artık Allah ve Resûlü tarafından bir harp hazırlandığını bilin [⁸]. Tövbe ederseniz Re/sülmaliniz sizindir. Bu suretle zülüm de etmezsiniz, zülüm de olunmuş olmazsınız [⁹].
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 279. Ayet Açıklaması
[7] Allah'tan sakınmayıp faizden baki kalandan vazgeçmezseniz.[8] Veya bildirin.[9] Faizden vaz geçerek noksan almakla veya geçinmek ile mağdur olmayacağınız gibi onları da ziyade almak suretiyle mağdur etmezsiniz.
Kadri Çelik
Böyle yapmazsanız, (bunun) Allah'a ve elçisine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece zulmetmemiş ve zulme uğramamış olursunuz.
Şâyet bunu yapmayacak olursanız, Allah’a ve Elçisine karşı savaş açtığınızı ve Allah’ın da size savaş ilân ettiğini bilmiş olun. Fakat tövbe ederseniz, birikmiş fâiz alacaklarınızdan vazgeçmeniz şartıyla, anamallarınız sizindir.Bu konuda temel prensip şudur: Ne haksızlık edin, ne de haksızlığa uğrayın. Zulmeden de, zulme rıza gösteren de suçludur.
Eğer yapmadıysanız, savaş / harp ile ilgili Allah’tan ve O’nun rasûlünden izin verildiler (harbe çağrı yapın!).
Pişman olup tevbe ettiyseniz, sermayeniz sizindir.
Ne zulmedersiniz, ne zulüm görürsünüz.
Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Peygamberi tarafından size savaş açıldığını bilin.1 Eğer (fâizciliğe) tevbe ederseniz, hem haksızlık etmemiş hem de haksızlığa uğramamış olmanız için anaparalarınız, sizindir.2
1 Bu bölüm, “Eğer böyle yapmazsanız, Allah’a ve Peygamberine karşı savaş açtığınızı bilin.” şeklinde de tercüme edilebilir.2 Buradan, ister kâfirlerin, isterse haramlığına inandığı halde faizi terk etmeyenlerin, tıpkı zekâtı inkâr veya vermekten çekinenler gibi ya mürted veya İslâm devletine isyan etmiş olacakları anlaşılmaktadır. Hariçteki kâfirlere ilân-ı harp, her zaman zarurî olmadığı halde bunlar için vacip kılınmıştır. Buna göre; faizden sakınmak, “İslâm Devleti” uyruğundakilerin hepsine farz-ı ayın olduğu gibi faizi kaldırmak da önemli bir toplumsal farzdır. (Özetle-Elmalılı) İslâm dışı yönetimler altında yaşayan Müslümanların görevi; faizli sistemlere uyum sağlamak için bahaneler uydurmak değil, bu sistemlerden bir an evvel kurtulmanın yollarını aramak ve bu uğurda çalışmaktır.
Muhammed Esed
çünkü eğer böyle yapmazsanız, bilin ki Allah'a ve Elçisine savaş açmış olursunuz. Ama eğer tevbe ederseniz, ana-paranız[ı 267 geri almay]a hak kazanırsınız: Böylece ne haksızlık yapmış ne de haksızlığa uğramış olursunuz.
Eğer böyle yapmazsanız, Allah’a ve mesajlarını tebliğ eden Elçisi’ne karşı açılmış bir savaş halinde olduğunuzu bilin. Şayet tövbe ile dönüş yaparsanız, ana sermayeniz sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın. 2/188, 4/29
Fakat bunu hâlâ yapmıyorsanız, bu durumda Allah ve Rasulü’ne (güvensizlik ederek) amansız bir savaş[533] açmışsınız demektir.[534] Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz size aittir: Böylece ne haksızlık yapmış, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.[535]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 279. Ayet Açıklaması
[533] Belirsiz formda gelen harb kelimesi, azamet ve teksir vurgusu içerir. Bu yüzden “amansız” kelimesi paranteze alma gereği duymadık.
[534] Kur’an’ın günaha dair en ağır ifadelerinden biri, belki de birincisidir: Allah’a ve elçisine savaş açmak. İfadedeki bu sertlik, sadece otoriteye boyun eğdirme talebiyle izah edilemez. Bu faizin felaket bir zulüm ve ölümcül bir sosyal ve ekonomik zehir oluşuyla alâkalıdır.
[535] Elbette faiz almak haksızlık yapmaktır. Ancak insanlardan vâdeli mal veya borç para alıp da enflasyon güneşi altında eritmek de bu işi tersinden yapmaktır. Âyetin “haksızlığa uğratmak” dediği bu olsa gerektir. Bunun içindir ki vâdeli alışverişlerde vâde farkına cevaz verilmiştir. Râzî tefsirinde faizle alışverişin farklılığına değinirken aynen şöyle der: “Bir adam bir elbiseyi peşin 10’a satarken, bir ay vâdeli 11’e satsa bu alışveriş caizdir” (Râzî VII, 79).
Ömer Nasuhi Bilmen
Eğer böyle yapmazsanız Allah Teâlâ ile Resûlü tarafından bir harb malûmunuz olsun ve eğer tövbe ederseniz sermayeniz sizindir. Ne zulüm edersiniz ne de zulme uğrarsınız.
Eğer böyle yapmazsanız Allah ve Resulü tarafından size savaş açıldığını biliniz! Eğer faizcilikten tövbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Böylece ne haksızlık eder, ne de haksızlığa uğrarsınız.
Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Elçisiyle savaşa girdiğinizi bilin. Tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz, ne de haksızlığa uğratılırsınız.
Eğer vazgeçmezseniz, Allah’a yani Allah’ın kitabına[1] karşı savaşmakta olduğunuzu bilin. Tevbe ederseniz (hatanızdan tam olarak dönerseniz), ana mallarınız sizindir[2]; böylece ne haksızlık edersiniz ne de haksızlığa uğrarsınız.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 279. Ayet Açıklaması
[1] Resul (رسول), "gönderilen"demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur'an'daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah'ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Allah Teâlâ şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3:144) Artık aramızdaki resul, Kur'an olduğu için bu gibi âyetlerde kelimeye başka anlam verilemez. [2] Ana malın yani borç olarak verilen şeyin üstündeki her fazlalık faizdir.
Şaban Piriş
Eğer böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Elçisi'ne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin... Şayet tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. (Böylece) zulmetmemiş ve de zulme uğramamış olursunuz.
Bunu yapmazsanız, Allah ve Resulü ile savaş halinde olduğunuzu bilin. Ama tevbe edecek olursanız, ana malınız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olmazsınız.
Eğer bunu yapmazsanız, Allah ve resulünden bir harp ilanını duymuş olun. Tövbe ederseniz, mallarınızın esasları/ana paralarınız sizindir; ne zulmeden olursunuz ne de zulme uğratılan.