Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2417, sondan 3820. ayet; 20. sure ve Tâhâ Suresinin 69. ayetidir. Tâhâ Suresi 69. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 3272 olarak hesaplanmıştır. Tâhâ Suresinin toplam ebced değeri 387758 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طه hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) ه (0) bulunuyor.
Arapça Metin
والق ما في يمينك تلقف ما صنعوا انما صنعوا كيد ساحر ولا يفلح الساحر حيث اتى
“Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.”
İsrâiloğulları’nın Mısır’daki varlığının ve Hz. Mûsâ tarafından eski yurtlarına götürülmeleri için ortaya konan çabanın Firavun yönetimi nezdinde oluşturduğu siyasî kaygılar, psikolojik bir harp ortamı doğurmuştu. Böyle bir ortamda, o günün şartları içinde geniş kitleleri derinden etkilemekte olan ve dinî bir hüviyet de taşıyan sihir olgusunu ön plana çıkaran bir mücadele metodu, Hz. Mûsâ’nın peygamberliğini ve liderliğini kabul ettirmesini kolaylaştırabilecekti. Çünkü Firavun ve çevresindeki ileri gelenler de sihri tevhid çağrısına karşı kullanabilecekleri en etkili silâh olarak görüyorlar ve sihirbazlara bir taraftan baskı, bir taraftan da teşvik uygulayarak bu mücadeleden mutlak zaferle çıkacaklarını sanıyorlardı. İlâhî irade böyle bir atmosferde Hz. Mûsâ’yı sihirbazların bütün hünerlerini boşa çıkaracak mûcizelerle donatıp Firavun ve çevresindekilere bir imtihan fırsatı daha vermek şeklinde tecelli etmişti. Bu âyetlerde ve Kur’an’ın başka yerlerinde açıklandığı üzere, bizzat bu silâhı kullanan sihirbazlar dahi apaçık hakikati gördükleri için imana geldikleri halde Firavun ve adamları inkârcılıktaki inatlarını sürdürdüler, Firavun bununla da yetinmeyip iman eden sihirbazları çok ağır ceza ve işkencelerle tehdit etme yoluna girdi. Fakat birkaç saat öncesine kadar Firavun’un gözüne girip ödül almak için yarışan bu insanlar imanın lezzetini tattıktan sonra âhiret mutluluğunun–hayatın bağışlanması tarzında bile olsa– dünyadaki hiçbir ödülle değişilemeyeceğini idrak edip bunu açıkça ifade etme cesaretini gösterdiler (bu olayla ilgili bilgilerin Kitâb-ı Mukaddes’tekilerle karşılaştırılması için bk. A‘râf 7:103-126). Tefsirlerde 56. âyette Firavun’a gösterildiği ifade edilen kanıtların neler olduğu açıklanırken genellikle tevhide (Allah’ın birliğine) ilişkindeliller ve Hz. Mûsâ’nın peygamberliğini ortaya koyan mûcizeler üzerinde durulur. Ayrıca, bunlardan “bütün kanıtlarımızı” şeklinde söz edilmiş olmakla beraber Arap dilindeki kullanımlar dikkate alınarak bu ifadenin, “pek çok âyetimizi / kanıtımızı, bunca âyetimizi / kanıtımızı” şeklinde anlaşılmasının uygun olacağı belirtilir (bk. Râzî, XXII, 70-71). 58. âyetin “uygun bir yer” şeklinde tercüme ettiğimiz kısmı, “iki tarafa eşit uzaklıkta bir yer, seyircilerin görüşünü engellemeyecek düz bir alan, iki tarafın da rızâ göstereceği bir yer, şu anda bulunduğumuz mekân” gibi mânalarla açıklanmıştır (bk. Râzî, XXII, 71-72). 59. âyette “şenlik günü” diye çevrilen yevmü’z-zîne tamlaması hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır; bunların ortak noktası, Hz. Mûsâ’nın o toplumda şenlik veya kutlama amacı taşıyan ve halkı bir araya getiren belirli bir güne atıfta bulunmuş olduğudur. Bu ifadenin Firavun’a ait olduğu yorumu da yapılmıştır (Zemahşerî, II, 438; Râzî, XXII, 72-73). 63. âyetin “tuttuğunuz örnek yolu” şeklinde tercüme ettiğimiz kısmına “sahip olduğunuz onurlu ve seçkin konumu” şeklinde mâna vermek de mümkündür (bk. Taberî, XVI, 182-183; İbn Atıyye, IV, 51). 67-68. âyetlerden, sihirbazların halkın gözünü bağlayan bir büyü ortaya koyması karşısında Hz. Mûsâ’nın dahi bir an için etkilenip insanların buna kapılmalarından endişe duyduğu (İbn Atıyye, IV, 51-52), fakat Allah’ın gerçeği bildirmesiyle mâneviyatının yükseltildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte 69. âyet onun üstün gelmesinin sihir yarışını kazanma anlamında alınmaması için sihirbazların ortaya koydukları çabanın dinen asla tasvip edilmediğine de dikkat çekilmiştir (sihir konusunda bilgi için bk. Bakara 2:102).
Mehmet Okuyan
Sağ elindekini (yere) at da onların yaptıklarını yutsun! Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye gelirse gelsin (ne yaparsa yapsın) başarılı olamaz.”
“Sağ elinde olanı at, onların yaptığı şeyleri yutacak. Onların yaptıkları sihirbaz hilesinden başka bir şey değil. Ve sihirbazlar ne yaparlarsa yapsınlar kurtuluşa eremezler.
“Şimdi sağ elindekini yere bırak, onların yaptıklarını (tek tek) yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilekârlığıdır. Sihirbazlar hangi hünerle ortaya çıkarsa çıksın, nereye varırsa varsın, iflah olmayacak (ve başarıya ulaşamayacaklardır.) ”
At sağ elindeki sopanı, onların meydana getirdikleri şeyleri yutsun, çünkü onlar, ancak büyücülük düzeniyle yaptılar bu işi ve büyücü, Nerede olursa olsun, eremez umduğuna.
At sağ elindeki sopanı, onların meydana getirdikleri şeyleri yutsun. Çünkü onların bütün yaptıkları sihirden ibaret, zaten büyücü nerede olursa olsun, eremez umduğuna.
“Sağ elindekini at. Asân, onların sihirbaz hilesiyle yaptıklarını yutar. Onların oyunları bir sihir hilesidir. Sihirbazlar elde ettiği sonuç itibariyle iflâh olmazlar, başarıya ulaşamazlar.” dedik.
Elindekini (asanı) bırakıver; o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları, ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olsa felâh bulmaz.”
“Sağ elindekini at! O, onların yaptıkları sanatı yutacaktır. Onların yaptıkları, sihirbazın tuzağından başka bir şey değildir. Ve sihirbaz nerede olursa olsun, iflah etmez” dedik.
“Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını silip süpürsün. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir (gözbağcılığıdır). Sihirbaz ise nereye varırsa varsın, hiçbir yerde iflah olmaz (gerçek başarıya ulaşamaz).”
Hz. Musa, vahye uyarak elindeki asayı yere atmış, bir mucize ifadesi olarak ejderha halini alan asa, gerçekten, Firavun’un sihirbazlarının büyülü iplerini ve sopalarını yutuvermişti.
Edip Yüksel
"Sağ elindekini at, onların uydurdukları şeyleri yutacaktır. Onların yaptığı bir büyücü planından ibarettir. Büyücünün ortaya koyduğu şeyler başarıya ulaşamaz."
"Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz."
Ve elindekini bırakıver, o onların yaptıklarını yalar yutar, çünkü onların yaptıkları sırf sihirbaz hîlesidir, sihirbaz ise her nerede olsa felâh bulmaz
«Elindekini bırakıver. Bu, onların yapdıklarını yutar. Çünkü onların san'at diye ortaya atdıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise nerede olsa felah bulmaz».
“Sağ elindekini (yere) bırak da (onların özenerek) yaptıkları şeyleri yutsun! Yaptıkları sâdece bir sihirbaz hîlesidir. Hâlbuki (böyle göz boyayan) sihirbaz, her nereye varsa kurtuluşa ermez (maksadına sihirle ulaşamaz).”(1)
(1)“Zamân-ı Mûsâ Aleyhisselâm’da sihir ve zamân-ı Îsâ Aleyhisselâm’da tıb revacda idi. Mu‘cizelerinin mühimmi o cinsten geldi.” (Zülfikār, 25. Söz, 4)
İlyas Yorulmaz
“Sağ elinde tuttuğunu (asayı) at ki, onların yaptığı sihirlerin hepsini yutsun. Onların yaptığı yalnızca sihirbaz hilesinden başka bir şey değil. Sihirbazlar her ne sihir yaparsa yapsın, yaptıkları ( sanaldır) gerçeğe ulaşamaz.
Sağ elindeki asanı bırak ki onların yaptıklarını yutacaktır. Çünkü onların yaptıkları ancak sihirbaz hilesidir. Sihirbaz nerede olursa olsun umduğuna ermez.
“Bunun için, elindeki değneğini o yılanların üzerine at;asâ büyük bir yılana dönüşecek ve sihirbazların meydana getirdiği her şeyi yalayıp yutacaktır; çünkü onların yaptıkları, büyücü hilelerinden başka bir şey değildir ve büyücü, nerede olursa olsun, ne yaparsa yapsın, asla başarıya ulaşamaz! O hâlde, ey müminler; siz de zamanınızın Mûsâ’sı olup zâlimlerin karşısına Allah’ın ayetleriyle çıkınız. Böylece zâlimler bir kez daha yenilgiye uğrayacak, hattâ onların “sihirbazları” bile, hakîkatin gücü karşısında teslim olmaktan kendilerini alamayacaklardır:
“Elindekini at!
Özenerek yaptıkları şeyleri yalayıp yutar.
Onların yaptıkları şeyler sadece bir sihirbaz oyunudur.
Nerede olursa olsun, Sihirbaz başarıya erişmez”.
(Ve): “Sağ elindeki (âsâ)nı yere at da onların yaptıklarını yutuversin. Çünkü onların yaptıkları sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü(ler) ne yaparsa yapsın asla iflah olmaz.” dedik.
[Şimdi] sağ elindeki [asâyı] at, bu [senin attığın] onların düzenlediği her şeyi yutacaktır: [çünkü] onların bütün yaptığı sihirden ibaret; ve zaten sihirbaz, hangi amacı güderse gütsün, 49 asla başarıya ulaşamaz!”
Şimdi sağ elindeki asayı yere bırak, onların iplerini ve sopalarını yutacaktır. Yaptıkları, sihirbazların hilesinden başka bir şey değildir. Zira sihirbazlar asla başarıya ulaşamazlar. 7/104...126, 10/72...90, 26/10...67, 40/64, 43/10
Şimdi sağ elindeki (asa)yı at, onların yaptıklarını silip süpürecektir; çünkü onların yaptığı, sihirbazların gözbağcılığından başka bir şey değil. Kaldı ki, bir sihirbaz ne amaç güderse gütsün,[2593] asla kalıcı bir başarı elde edemez.[2594]
[2593] Bu mânayı Râzî’ye borçluyum.
[2594] Zımnen: İmaja ve güç gösterisine dayalı yalanın hakikat karşısında bir sopalık canı var. Güneş karanlığa ne yaparsa, hak da batıla onu yapar.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve elinde olanı bırakıver. Onların yaptıklarını yutuverir. Şüphe yok ki, onlar ne yaptılar ise bir sahir hilesinden ibarettir. Sahir ise her nerede olsa felâha eremez.»
Elindeki değneği ortaya at, onların yaptıklarını yutacaktır. Çünkü onların yaptığı, sihirbaz oyunudur. Büyücü ise, nereye varırsa varsın, hiçbir yerde iflah olmaz.
Bu emir üzerine Hz. Mûsâ (a.s.) asasını bırakınca o, sihirbazların bütün aletlerini yuttu. Böylece büyücüler bunun bir sihir değil, ilahî bir mûcize olduğunu anladılar.
Süleyman Ateş
Sağ elindekini at! Onların yaptıklarını yutsun. Çünkü onların yaptıkları, bir büyücünün hilesidir. Büyücü de nereye varsa iflah olmaz!
"Sağ elindekini yere bırak! Onların, sanayi olarak ortaya çıkardıklarını yalayıp yutsun. Onların sanayi olarak ürettikleri sadece bir büyücünün hilesidir. Büyücü ise nereye gitse iflah etmez."