Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2487, sondan 3750. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 4. ayetidir. Enbiyâ Suresi 4. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 2330 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قال ربي يعلم القول في السماء والارض وهو السميع العليم
Hasan-ı Basrî, peygamberden mûcize isteyen kavimlere mûcize gösterildiği takdirde iman etmezlerse kökleri kesilecek şekilde cezalandırılacaklarına dair Allah’ın hükmü olduğunu söylemiş; soylarından dindar nesiller geleceği, dolayısıyla onların eliyle İslâmiyet kıyamete kadar yaşayacağı için Hz. Peygamber’in ümmetinden bu hükmün kaldırıldığını, bu sebeple bu ümmet içinden inkârcıların, sırf inkâr ve alay maksatlı mûcize isteklerine cevap verilmediğini ifade etmiştir (Râzî, XXII, 143; 5. âyetin meâlinde “karmakarışık düşler” diye tercüme ettiğimiz “adgâsu ahlâm” tamlaması hakkında bilgi için bk. Yûsuf 12:44).
Mehmet Okuyan
(Peygamber) şöyle demişti: “Rabbim, yerde ve gökte(ki her) sözü bilir. O duyandır, bilendir.”
(Hz. Peygamber, o müşriklere şöyle) dedi: “- Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, SEMÎ'dir = her şeyi işitir, ALÎM'dir = her şeyi bilir.
(O da) dedi ki: “Rabbim gökteki ve yerdeki her sözü bilir. O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir. (Onların sözünü işiten, gönüllerindekini bilendir.)
Bunun üzerine Allah’ın Elçisi, düzenledikleri gizli toplantılarla, kurdukları sinsi komplolarla Müslümanları yıldırabileceklerini, Allah’ın nurunu söndürebileceklerini sanan bu zâlimlere seslenerek, “Benim Rabb’im,” dedi, “yerde ve gökte söylenen bütün gizli ve açık sözleri bilir. Çünkü O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” Ve işte Rabb’im, zâlimlerin komplolarını açığa çıkarıp yerle bir ediyor:
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 4. Ayet Açıklaması
[2678] Medine ile Basra kıraat okullarının tümü ve bazı Mekkeli kârilere göre emir kipiyle (kul) okunan bu kelimeyi Kûfe okuluna mensup kârilerin tümü ve bazı Mekkeliler geçmiş zaman fiili olarak (kâle: dedi) okumuşlardır (Taberî). Her ikisi de aynı kapıya çıktığı halde ilk kıraat âlimlerinin kılı kırk yaran bir hassasiyetle bir kelimenin okunuşu üzerindeki bu farklı yaklaşımları, Kur’an’ın indiği dönemde henüz yazı, imla, noktalama (rakş), harekeleme kurallarının yeterince oturmamış oluşuyla açıklanır.
[2679] el-Kavl, hem “söz” hem de “düşünce” anlamına gelir (Bkz: 18:39).
Ömer Nasuhi Bilmen
Dedi ki: «Rabbim gökteki ve yerdeki söyleneni bilir ve O, her şeyi tamamen işiticidir, bilicidir.»