Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2566, sondan 3671. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 83. ayetidir. Enbiyâ Suresi 83. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 41 ve toplam ebced değeri ise 3296 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Eyyûb aleyhisselâm Kur’an’da adı geçen ve Allah’ın kendilerine ilim ve hikmet verdiği bildirilen peygamberlerdendir. Kitâb-ı Mukaddes’e göre (bk. Eyyûb, 1:1-42:17) Eyyûb Filistin’de Ölüdeniz’in güneydoğusunda yer alan Uts diyarında yaşamıştır. Allah’tan korkan, kötülükten sakınan kâmil bir insandı. Yedi oğlu, üç kızı vardı; daha ziyade hayvancılıkla meşgul olurdu; deve, sığır ve koyun sürülerine sahip, zengin bir kimse idi. Daha sonra gerek tabii âfetler, gerekse düşman kavimler tarafından çocukları ile bütün malı mülkü telef edildi; kendisi de ağır bir hastalığa yakalandı. Ancak o, bu felâketleri büyük bir sabır ve tevekkülle karşılayarak Allah’a secde eder ve “Anamın bağrından çıplak çıktım ve toprağın bağrına çıplak döneceğim; rab verdi ve rab aldı. Rabbin ismi mübarek olsun” der, hastalıktan şifa bulmak için Allah’a dua ederdi. Allah Teâlâ da onu sağlığına kavuşturdu, kendisine önceki çocuklarının sayısı kadar çocuk ve önceki malından daha çok mal verdi.
Kur’an-ı Kerîm’de Eyyûb’a vahyedildiği (Nisâ 4:163) ve onun hidayete erdirildiği (en-En‘âm 6:84) bildirilmektedir. Bu âyette ifade buyurulduğu üzere Hz. Eyyûb ağır bir hastalığa yakalanmış ve hastalıktan kurtulmak için Allah’ın merhametine sığınarak O’ndan şifa dilemiştir. Yüce Allah duasını kabul etmiş; ayağını yere vurmasını, çıkacak su ile yıkandığında iyileşeceğini bildirmiş, böylece onu sağlığına kavuşturmuştur. Ayrıca ona aile efradını, bunlarla birlikte bir mislini daha vermiştir. Âyetin bu konuyla ilgili kısmını ilk müfessirler aşağıdaki şekillerde yorumlamışlardır: a) Yüce Allah Eyyûb’un helâk olan aile efradını dünyada diriltmedi; ancak ona bunların bir mislini yeniden verdi. Helâk olan aile efradını da âhirette vereceğini vaad etti. b) Allah, Eyyûb’un helâk olan aile efradına yeniden hayat vermiş ve yeni doğumlarla bir mislini de lutfetmiştir. c) Allah, Eyyûb’un aile efradına yeniden hayat verdi. Çocuklarının evlenip çoluk çocuk sahibi olmaları sonucu, eskiden var olanlara ek olarak bir mislini daha verdi (Taberî, XVII, 57-58).
İslâmî literatürde Eyyûb, başına gelen bütün musibetlere rağmen şikâyet etmeyen sabır timsali olarak bilinen bir peygamberdir (krş. Sâd 38:41-44; daha fazla bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Eyyûb”, DİA, XII, 16).
Mehmet Okuyan
Eyüp’ü de (an)! Hani Rabbine “Başıma bu dert geldi. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” diye seslenmişti.
Hz. Eyüp’ün şikayet ettiği husus bedensel hastalık olabileceği gibi, şeytan kaynaklı olarak maneviyatına ve kalbine gelen manevi hastalık da olabilir. Bkz. Sâd 38:41.
Bayraktar Bayraklı
Eyyûb'u da hatırla! Hani Rabbine, “Başıma bir belâ geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti.[332]
Hani Eyüp de o (sıkıntı) vaktinde Rabbine: “Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” diye yalvarıp nida etmişti.
Eyyûb'u da hatırlayarak insanlara anlat. Hani Rabbine:
“Bana bir dert, başıma uzun süren bir hastalık geldi. Sana sığındım. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” diye niyaz etmişti.
Müfessir Beyzâvî’nin naklettiğine göre Hz. Eyyub, varlıklı ve aile efradı geniş bir zat idi. Fakat evinin yıkılması sonucu aile fertlerinin çoğu öldü. Malı mülkü elinden gitti. On yıldan fazla süren ağır bir bedenî hastalığa müptela oldu. Bütün bu felâketlere rağmen, halinden şikâyet eder duruma düşmemek ve takdire rızada sebat etmek için durumunu Cenab-ı Hakk’a arzederek O’ndan sıhhat ve âfiyet istemekten çekiniyordu. Nihayet eşinin ricası üzerine ancak 83. âyette ifade buyurulan sözlerle niyazda bulunmakla yetindi.
Edip Yüksel
Eyyub da... Rabbine şöyle yalvarmıştı: "Bana felaket dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin."
(2)“Hz. Eyyûb Aleyhisselâm, münâcâtında (duâsında) istirâhat-ı nefsi (kendi rahatı) için duâ etmemiş, belki musîbet zikr-i lisânîye (dil ile yaptığı zikir) ve tefekkür-i kalbîye (kalb ile yaptığı tefekkürüne) mâni‘ olduğu zaman, ubûdiyet (kulluk) için şifâ taleb eylemiş.” (Lem‘alar, 2. Lem‘a, 8)Ayrıca Eyyûb (as)’ın kıssası ve bu kıssadan alınacak dersler hakkında bakınız; (Lem‘alar, 2. Lem‘a, 4-10)
İlyas Yorulmaz
Eyyüp de Rabbine yalvararak “Rabbim! Bana zarar veren bir şeyler dokundu. Ancak sen merhametlilerin en çok merhamet edenisin” diyerek seslenmişti.
Eyyub’a da Peygamberlik vermiş ve onu, belâlara sabırla göğüs germe konusunda müminlere örnek kılmıştık. Hani o Rabb’ine el açıp yalvararak, “Ey, Rabb’im!” diye seslenmişti, “Başıma öyle çetin bir belâ gelip çattı ki, ailemi, malımı-mülkümü ve sağlığımı tamamen kaybettim! Elimden tut, bana yardım et yâ Rab! Çünkü sen, merhamet edenlerin en merhametlisisin!”
83, 84. Eyyûb'u da an. Hani o: “Ya Rabbî, bu dert bana iyice dokundu. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın” diye niyaz etmiş, Biz de onun duasını kabul buyurup katımızdan bir lütuf ve ibadet edenlere bir ders olmak üzere, hastalığını iyileştirmiş, kendisine aile ve dostlarını bir misliyle beraber vermiştik. {KM, Eyub 42, 10. 13}
Müfessirler derler ki: Hz. Eyyub (a.s.) Rûm diyarında Peygamber idi. Serveti ve hanedanı, evlatları pek fazla idi. Allah onun mallarını giderdi, sabretti. Çoluk çocuğunu aldı, sabretti. Sonra bedenine hastalıklar ârız oldu, sabretti. Fakat halk: “Onun başına bunca derdin gelmesi boşuna değil, büyük bir günahı olmalı!” deyince, şifa niyazında bulundu. Allah da şifa lütfetti. Tevrat da “Eyyubun Kitabı”nda onun felsefi çizgiler taşıyan destanî hikâyesini ayrıntılı olarak anlatır. Onun Yahudi veya Rum olmayıp Kuzey Arabistan’da yaşayan Arap kökenli Nabat halkından olduğu da söylenmiştir. Gerçek durumu yalnız Allah bilir.
Süleyman Ateş
Eyyub'u da an. O, Rabbine: "Bu dert bana dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye du'a etmişti.