Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2616, sondan 3621. ayet; 22. sure ve Hacc Suresinin 21. ayetidir. Hacc Suresi 21. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 448 olarak hesaplanmıştır. Hacc Suresinin toplam ebced değeri 364750 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Kur’an’ın birçok âyetinde olduğu gibi burada da, evrendeki zorunlu itaat yasaları uyarınca Allah’a boyun eğen varlıklara dikkat çekilmekte, insanların ise sınav ortamının icabı olarak hür iradeleriyle baş başa bırakılmaları neticesinde topyekün bir teslimiyet ve itaat içinde olmadıkları, dolayısıyla birçok insan Allah’a itaat edip kurtuluşa ererken nicelerinin de azabı hak etmiş olacağı uyarısı yapılmaktadır. Âyetlerde yer alan tasvirlerde açıkça görüldüğü üzere, dünyadakinden başka bir hayat tanımayıp inkârcılıkta direnen ve rableri hakkında çekişme içine girenlerin öteki dünyadaki âkıbetleri pek acı olacaktır. İman edip Allah’ın hoşnutluğuna uygun davranışlarda bulunanların mükâfatı ise dünyada en cazip görünen nimetlere eriştirilmekten ibaret değildir. Çünkü onlar her türlü övgüye lâyık olan Allah katında en itibarlı mevkiye, Allah’ın yoluna iletilmiş ve sözlerin en güzeline yöneltilmişlerdir ki bu da mutlulukların en büyüğüdür.
19,20,21. İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
19, 21. Birbirine düşman iki fırka [³] Rableri hakkında [⁴] çekişiyorlar. Kâfirler için ateşten esvap biçilmiştir. Onların başları üzerine kaynar su dökülecek. O kaynar su ile karnındakiler [⁵] ile derileri eriyecek [⁶]. Onlar demir topuz da yiyecekler.
İsmail Hakkı İzmirli Hacc Suresi 21. Ayet Açıklaması
[3] Bir tarafta mü'min, diğer tarafta kâfir.[4] Din-i İlâhi, zat ve sıfat-ı Bari hakkında.[5] Bağırsakları, ciğerleri, iç yağları.[6] Yani içleri, dışları erir.
[2818] Mekâmi‘, “demir bukağı, metal boyunduruk” anlamına gelen mekme‘a’nın çoğuludur. Kelimenin kökeni olan kame‘a “boyunduruk geçirdi, tasma taktı” anlamlarına gelir. Âhirette bu, ya mahkemesini bekleyen suçluların tutukluluğuna ya da azaba mahkûm olan hükümlülerin mahkûmiyetlerine delâlet eder.
19, 20, 21. Şu iki hasım takım, Rab'leri hakkında çekişip durmaktalar. Dini inkâr edenlere ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar sular dökülür. Öyle ki onunla içlerinde olan her şey, bütün organları, hatta derileri bile eritilir. Bir de bunlara demirden topuzlar vardır.