Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2726, sondan 3511. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 53. ayetidir. Mü'minûn Suresi 53. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 41 ve toplam ebced değeri ise 1812 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Bir tek ümmet”ten maksat, aynı inanç ilkeleri üzerinde birleşmiş topluluktur. Burada ümmet kelimesinin din anlamında kullanıldığı da belirtilmektedir. Buna göre çeşitli dinlerde zaman ve şartların değişmesine paralel olarak bazı uygulama farklılıkları olmuşsa da bütün peygamberler tertemiz nimetlerden yiyip içmek ve güzel işler yapmakta birleştikleri gibi tevhid inancında ve Allah’a saygı duyup isyandan sakınmakta da birleşmişlerdir (Râzî, XXIII, 104); bunlar bütün dinlerin ortak ve mutlak ilkeleridir. 53. âyetin bildirdiğine göre –bu temel ilkelere rağmen– zaman zaman insanlar arasındaki bu inanç birliği bozulmuş; çeşitli ümmetler değişik dinler, inançlar, kitaplar türetmişler; her zümre kendi benimsediği inancı, tuttuğu yolu en doğrusu olarak kabul edip kendisinin kazandığını, diğerlerinin kaybettiğini düşünmüştür.
Mehmet Okuyan
(Ne var ki) insanlar, kendi aralarında işlerini parça parça edip kitaplara ayrıldılar. Her grup kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
Fakat onlar, (buna rağmen din) işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir hizip (ekip-parti), kendi ellerinde olanla yetinip (beğenip) sevinmektedir.
Fakat din hususunda ayrıldılar ve ayrılanlar, kendi kitaplarından başka kitapları inkar ettiler ve her bölük, kendi elindekine razı oldu, onunla övünmiye koyuldu.
Ama ne var ki, gerçek bu olmakla beraber toplumlar dinlerinde ve davalarında bölünüp paramparça oldular ve herbir gurup kendi sahip olduğu ilkelerle övünüp sevinip durmaktadırlar.
İnsanlar, geçmiş mülga kitapları sahiplenerek, ideolojik cereyanlara kapılarak, aralarındaki düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini ve dinlerini parçaladılar. Her grup, kendisinde bulunan ile sevinip böbürlendi.
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
Fakat (o kavmler) dînlerde (muhtelif) fırkalara ayrılmak, her fırka kendi ellerindeki (nezdlerindeki dîn) ile böbürlenmek suretiyle parça parça oldular.
İsmail Hakkı İzmirli Mü'minûn Suresi 53. Ayet Açıklaması
[5] Kendi dinini hak, öbür dinleri bâtıl bilerek sevinir.
Kadri Çelik
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini (dinlerini) parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (dinleri) ile ferahlayıp sevinmektedir.
Ama gel gör ki, bu Peygamberlerin izinden gittiğini iddia edenler, zamanla tevhidin özünden ayrıldılar ve korkunç bir taassubun pençesine düşerek, aralarındaki bu birliği parçalayıp, Yahudilik, Hıristiyanlık gibi ayrı isimler altında birbirlerine düşman gruplara ayrıldılar! Öyle ki, her grup, kendi kültürü, örf ve âdetleri, hurâfeleri ve dogmalarıyla yoğurup şekillendirdiği öğretinin mutlak hakîkat olduğunu iddia ederek, kendielindeki “dini” ile övünür hâle geldi.
1 Bu ayet bugünkü Müslümanların durumuna da bir işarettir. Zira bugün Müslümanlar her ne kadar dinlerinin adını değiştirmemişlerse de içeriğini bölük pörçük bir hale getirmişler ve her mezhep, meşrep ve cemaat ancak kendilerinin daha doğru olduğunu savunmaya başlamışlardır.
Muhammed Esed
Ama [sizi izlediklerini söyleyen toplumlar] aralarındaki bu birliği bozup 29 parça parça oldular; her hizip [ancak] kendi benimsediği [öğretinin dar ve katı kalıpları] içinde rahat soluk alır oldu. 30
Mustafa İslamoğlu Mü'minûn Suresi 53. Ayet Açıklaması
[2933] Önce hakikati parçalayıp, sonra onun elindeki parçasıyla övünmek… Oysa parçalanan hakikat hakikat olma niteliğini kaybeder. Zımnen: Hiçbir şeyin parçası kendisi değildir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Fakat ümmetler, fırka fırka olarak aralarında dinlerini parçaladılar. Her fırka kendi yanlarında olan ile mesrurlardır.
Ama peygamberleri izlediklerini iddia eden ümmetler fırkalara ayrılıp bölük bölük oldular. Her grup, kendilerine ait görüşten ötürü memnun ve mutludur.
Fakat onlar işlerini aralarında parçalayıp çeşitli zübürlere/kutsallaştırılmış hizip kitaplarına ayırdılar. Her hizip, yalnız kendi yanındakiyle sevinip övünmektedir.