Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2729, sondan 3508. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 56. ayetidir. Mü'minûn Suresi 56. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 27 ve toplam ebced değeri ise 2487 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Mekke’de müşrikler sosyal ve ekonomik bakımdan müslümanlardan daha güçlüydüler; bunu doğru yolda olduklarının bir kanıtı sayıyor ve hep böyle gideceğini zannediyorlardı. Halbuki bu imkânlar onlar için bir istidrâc idi, yani gerçeği görüp ona teslim olma niyetinde olmayanların günahlarını daha da arttıran bir belâ, bir musibet idi; fakat müşrikler ne bu gerçeğin ne de sonlarının gelmekte olduğunun farkına varabiliyorlardı. Nitekim kısa denebilecek bir zaman içinde önce Medine’de, ardından da Mekke’de ve diğer belli başlı merkezlerde İslâm’ın hâkim olmasıyla birlikte eski düzenin itibarlı müşrikleri mallarının ve evlâtlarının kendi acı âkıbetlerini, tükenişlerini önleyemediğini görmüşlerdir.
Mehmet Okuyan
55,56. Onlara verdiğimiz servet ve çocuklar ile kendilerine iyilik noktasında yardım ettiğimizi mi sanıyorlar! Hayır! Onlar (işin) farkına varamıyorlar.
Biz onların hayrına koşuyoruz (ve iyiliklerine çabalıyoruz diye mi bunlar verilmektedir?) Hayır, onlar (nasıl bir akıbete ve musibete doğru sürüklendiklerinin farkında ve) şuurunda değillerdir!
55,56. Onlara dünyada verdiğimiz mal ve evlâddan dolayı, biz onların hayırlarına acele ediyoruz, zannında mı bulunuyorlar? Hayır, anlamıyorlar, (dünya haline aldanıyorlar, ahiretteki perişanlığı düşünmüyorlar).
Cemal Külünkoğlu Mü'minûn Suresi 56. Ayet Açıklaması
Bkz. 9:55Yani, kendilerine mal mülk ve çocuklar vermekle, Allah’ın onlara özel muamele ettiğini mi sanıyorlar? Bu nimetlerden bir gün gelip hesaba çekilmeyeceklerini ve istedikleri gibi savurganca yaşayabileceklerini mi düşünüyorlar? (Tekâsür 102:8) Verilen çocukların hangi mefkûreye göre yetiştirildiğinin, hangi inanç sistemine göre hayat tarzlarının oluşturulduğunun ve hangi ahlaki meziyetlerle terbiye edildiğinin sorulmayacağını mı sanıyorlar?
Diyanet İşleri (Eski)
55,56. Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.
55, 56. Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz? Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
55,56. Onlar kendilerine imdâd etdiğimiz (verdiğimiz) mal ve evlâd ile bizim hayırlarına acele etdiğimizi mi sanıyorlar? Hayır, onlar (işin) farkına varmıyorlar.
55,56. (Onlar,) kendilerine vermekte olduğumuz mal ve oğullar ile, onların hayırlarınamı koşuyoruz sanıyorlar? Hayır! (Onlar işin) farkına varmıyorlar!(2)
(2)“ ‘Dünyanın, Cenâb-ı Hakk’ın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsa idi, kâfirler bir yudum suyu ondan içmeyecek idiler’ hakīkati şudur ki: عِنْدَاللّٰهِ ta‘bîri ‘âlem-i bekādan’ (ebedî âhiret âleminden)demektir. Evet, âlem-i bekādan bir sinek kanadı kadar bir nûr; mâdem ebedîdir, yeryüzünü dolduracak muvakkat (geçici) bir nûrdan daha çoktur. Demek koca dünyayı bir sinek kanadı ile muvâzene(karşılaştırmak) değil belki herkesin kısacık ömrüne yerleşen husûsî dünyasını âlem-i bekādan bir sinek kanadı kadar dâimî bir feyz-i ilâhîye ve bir ihsân-ı İlâhîye muvâzeneye gelmediği demektir.” (Sözler, 24. Söz, 134)
İlyas Yorulmaz
Onlar farkına varmadan biz onları yararlı işlerde koşturuyoruz ki (denensinler).
55, 56. Onlara dünyada verdiğimiz malla, evlâtla, kendilerinin hayırlarına mı müsaraat ediyoruz [⁷] sanıyorlar. Hayır, o nimet değildir, belki derece derece onları azaba yaklaştırıyoruz, onlar ise işin farkında değillerdir.
Onlara lütufta bulunduğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, tam aksine! Fakat onlar, bunun farkında değiller! Çünkü ilâhî lütfa, ancak şu özelliklere sahip olanlar kavuşabilir:
55, 56. Kendilerine verdiğimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar işin farkında değiller! [9, 55; 3, 178; 68, 44-45; 74, 11-16]