Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2745, sondan 3492. ayet; 23. sure ve Mü'minûn Suresinin 72. ayetidir. Mü'minûn Suresi 72. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 4522 olarak hesaplanmıştır. Mü'minûn Suresinin toplam ebced değeri 343363 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Bu ifadelerden, Hz. Peygamber’in peygamberlik görevi için bir karşılık talep etmiş olabileceği hatıra gelmemelidir. Resûlullah’a hitap eden âyetin anlatmak istediği şudur: Sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki kendilerine Allah’ın âyetlerini okuduğunda dönüp gidiyorlar! Böyle bir durum yok; çünkü görevini yapmanın karşılığı olarak Allah seni daha iyisi ile ödüllendirecektir. Senin tek amacın, onları “dosdoğru bir yol”a yani İslâm’a çağırmaktır. Fakat Resûlullah’ın bütün çabalarına rağmen Mekke putperestleri doğru inanca ve yaşayışa götüren yoldan sapıyorlardı. 74. âyetten, bu sapmanın önemli bir sebebinin âhiret hayatını inkâr etmek olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü âhiret inancı kaçınılmaz olarak insanı sorumluluklarının idrakine varmaya zorlayacak, bu da onun nefsânî isteklerini, duygusal eğilimlerini aşarak din ve dünya hayatıyla ilgili konularda doğru kararlar vermesini, doğru hareket etmesini ve sonuçta sûrenin başında müminlerin nitelikleri olarak zikredilen davranışları sergileyerek kurtuluşa ermesini sağlayacaktır. Ancak 75. âyetin ifade ettiğine göre bu müşrikler inat ve inkâra öylesine saplanmışlar ki, Allah kendilerine acıyıp da içine düştükleri kuraklık, kıtlık, can ve mal kaybı gibi sıkıntıları kaldıracak olsa yine de sapkınlık ve azgınlıkları içinde bocalayıp duracaklar, kendilerini kurtaran Allah’ın birliğini tanıyıp hükümlerine boyun eğme basiretini göstermeyeceklerdir. 76. âyete göre Allah Teâlâ’nın onları bu tür acılarla sıkıştırması da akıllarını başlarına almalarını sağlamamıştır. Fakat bir gün gelip de Allah onların üzerlerine “çok şiddetli bir azap kapısı açtığı zaman” akılları başlarına gelecek, ama iş işten geçtiği için tam bir şaşkınlık ve ümitsizlik içine düşeceklerdir.
Bir yoruma göre “çok şiddetli azap”tan maksat, putperestlerin Bedir Savaşı’nda uğradıkları yenilgidir (Taberî, XVIII, 45); çünkü bu onların müslümanlar karşısındaki ilk yenilgileriydi. Bu savaşta bazıları öldürülmüş; kalanlar için de müslümanlara karşı zulüm ve haksızlık yapma dönemi son bulmuş, bocalama ve gerileme dönemi başlamıştır. Buradaki “azap” ile âhiret azabının, Mekke’nin fethiyle uğradıkları büyük yenilginin veya kıtlık ve kuraklık gibi ekonomik felâketlerin kastedildiği de söylenmiştir (Şevkânî, III, 557).
Mehmet Okuyan
Yoksa sen onlardan herhangi bir karşılık (ücret) mi istiyorsun? Rabbinin vereceği karşılık (nimet) hayırlı olandır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
(Ey Nebim!) Yoksa Sen onlardan (davetine ve hizmetine karşılık bir ücret) bir haraç mı istiyorsun? Halbuki Rabbinin (mükâfat) vergisi daha hayırlıdır. O rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Ey Muhammed! Sanki sen onlardan dünyevî bir karşılık mı istiyorsun? Rabbinin vereceği ücret, çok daha hayırlıdır ve O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Yoksa sen onlardan, müşriklerden tebliğ görevine karşılık tebliğ vergisi mi istiyorsun? Unutma ki, dünyada da âhirette de Rabbinin vereceği lütuf ve ihsan daha hayırlı ve kalıcıdır. O rızık ve mükâfat verenlerin en hayırlısıdır.
Yoksa, sen onlardan (getirdiğin şeye mukabil) bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin (cennetteki) mükâfatı ise daha hayırlıdır. Hem Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Yoksa sen bu mesajlara karşı onlardan bir vergi mi istiyorsun? (Yani istiyor değilsin.) Çünkü Rabbinin sana vereceği mükâfat, onlarınkinden çok daha iyidir. O Rabbin, rızık verenlerin en iyisidir.
Yoksa ey Muhammed, sen onlardan dünyalık bir menfaat mi istiyorsun ki, senin Peygamberliğin hakkında kuşkuya kapılıyorlar? Eğer bir karşılık beklenecekse, Rabb’inin bahşedeceği mükâfât, başkalarının vereceği her şeyden daha hayırlıdır; çünkü O, rızık verenlerin en iyisidir.
(Ey Muhammed!) Yoksa sen, onlardan bir ücret mi istiyorsun? Oysa Rabbinin sana vereceği ücret, daha üstündür. Çünkü O rızık verenlerin en hayırlısıdır.
[Ey Muhammed,] yoksa onlardan dünyevî bir karşılık mı istiyorsun? Fakat [bilmelidirler ki] Rabbinin vereceği karşılık en iyisidir; çünkü rızık verenlerin en iyisi O'dur! 44
Yoksa sen onlardan herhangi bir ücret mi istiyorsun? Hâlbuki Rabbinin vereceği ücret bütün dünyalıklardan üstündür. Zira O rızık verenlerin en iyisidir. 2/174...176, 34/47- 39, 38/86
Yoksa sen onlardan (hakka davet karşılığında) dünyevî bir bedel mi istiyorsun? (Hayır), çünkü senin Rabbinin ödeyeceği bedel daha yüksektir: zira rızık verenlerin en hayırlısı O’dur.
Ey Resulüm, yoksa bu hizmetlerine karşılık sen onlardan bir karşılık istiyorsun da, bu, kendilerine ağır geldiği için mi senden uzak duruyorlar? Fakat bilsinler ki en iyi karşılık, sana Rabbinin vereceği karşılıktır. Çünkü O, rızık ve nimet verenlerin en hayırlısıdır. [6, 90; 42, 23; 34, 47; 38, 86; 36, 21]
Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da onun için mi hakkı kabul etmiyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en iyisidir.