Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2867, sondan 3370. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 12. ayetidir. Furkan Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 4463 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Son saat”ten maksat kıyamettir. Taberî, 11. âyetin başındaki “fakat” diye çevirdiğimiz bel edatını, 7. âyete bağlayarak âyete şöyle mâna vermektedir: “Ey Peygamber! Bu müşriklerin, Allah’a ortak koşmalarının ve kendilerine getirdiğin gerçeği inkâr etmelerinin asıl sebebi, senin de diğer insanlar gibi yiyip içmen, çarşıda pazarda dolaşman (yani bir melek gibi olmaman) değildir; gerçekte onlar yeniden dirilişe inanmadıkları, kıyameti ve Allah’ın kıyamette ölüleri dirilterek onlara sevap ve ceza vereceğini kabul etmedikleri için böyle davranıyorlar” (XVIII, 186). Mekke müşriklerinin, Allah’a ortak koşmanın yanında en büyük günahlarından biri de kıyamet ve âhiret hayatını inkâr etmeleriydi. 11. âyette onların, bu inkârın cezasını âhirette cehennemin alevli ateşine atılarak çekecekleri bildirilmekte; devamında ise buradaki acınacak halleriyle, özellikle o ateşin dehşetini daha uzaktan gördüklerinde hissedecekleri pişmanlık duygularıyla ilgili sarsıcı tasvirler yapılmaktadır.
Mehmet Okuyan
(O ateş) uzak bir yerden kendilerini görünce (cehennemlikler) onun kükremesini ve uğultusunu duyacaklar.
Cehennemin insanları görmesi, onunla karşılaşmak manasında mecaz olabileceği gibi Allah’ın ateşe görme kabiliyeti vermesi manasında hakikat de olabilir.
Edip Yüksel
Cehennem onları uzaktan görünce, onun öfkesini ve uğultusunu işitirler.
(1)“Beyânât-ı Kur’âniye (Kur’ân’ın açıklamaları) ehl-i dalâletin sımâhında (haktan sapanların kulağında) kaynayan rasas (kurşun) gibi, dimağında yakan ateş gibi, damağında yanan zakkum gibi, yüzünde saldıran Cehennem gibi, mi‘desinde acı, dikenli (bir ağaç olan) darî‘ gibi te’sîr eder. Evet, bir Zât’ın tehdîdini gösteren Cehennem gibi bir azab me’mûru, öfkesinden ve gayzından parçalanmak vaziyetini alması ve تَكاَدُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ (lisân-ı hâli) [Nerede ise öfkeden çatlayacak] (meâlinde)söylemesi, söyletmesi, o Zât’ın terhîbi (korkutması) ne derece dehşetli olduğunu gösterir.” (Zülfikār, 25. Söz, 15)
İlyas Yorulmaz
Ateş onları uzaktan gördüğü zaman, ateşe girecekler ateşin öfke ile kaynayan sesini duyarlar.
Ateş onları ta uzaktan görür görmez, zâlimler onun öfke dolu kükremesini ve harıl harıl yanarken çıkardığı o korkunç uğultuyu duyacak ve korku, pişmanlık ve dehşet içerisinde, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlayacaklar.
1 Teğayyüz: öfkelenmek, Zefir: bir kişiyi içeri almak için sömürmek demektir. Burada öfkelenmek, sömürmek gibi görmek fiili de cehenneme nispet edilmiştir. Bu ise cehennem ateşinin bir idrak sahibi olduğuna işarettir. Bunu birçokları mecâzî olarak anlamışlarsa da (Kaf: 30)’da, “İşte o gün Biz cehenneme: ‘Doldun mu?’ deriz, o da: ‘Daha fazlası var mı?’ der.” ifâdesinden cehennemin idrak sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
O ateş uzaktan karşılarına çıkınca 9 onun öfkeli kükremesini ve uğultusunu işitecekler;
Mustafa İslamoğlu Furkan Suresi 12. Ayet Açıklaması
[3094] Lafzen: “..işittiler”. Gelecekte olacak bir olay için kullanılan geçmiş zaman kipi kesinliğe delâlet eder. Bu kesinliği “elbet” kelimesiyle karşıladık.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onları uzak bir mekandan görünce onun için bir galeyan ve bir şiddetli ses iştirler.