Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2885, sondan 3352. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 30. ayetidir. Furkan Suresi 30. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 41 ve toplam ebced değeri ise 3935 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وقال الرسول يا رب ان قومي اتخذوا هذا القران مهجورا
Putperestlerin Resûlullah’a ısrarla karşı çıkmaları, haksız iddia ve iftiralarla onu üzmeleri üzerine onun da bu âyetteki ifadelerle inkârcıları Allah’a şikâyet ettiği belirtilmektedir (Râzî, XXIV, 76-77). Ancak Taberî (XIX, 9) gibi bazı müfessirler, konunun akışını dikkate alarak Hz. Peygamber’in bu şikâyetini âhirette, o büyük yargılama sırasında dile getireceğini belirtmişlerdir. Ayrıca yine ifadenin gelişinden anlaşıldığına göre onun şikâyetçi olduğu kesim, bütün ümmeti, hatta kendi dönemindeki bütün kavmi değil, bunlar içinden onun risâletini tanımayan, Kur’an’ın çağrısına uymayı reddeden putperestlerdir.
Metindeki mehcûran kelimesinin kök anlamından dolayı ilgili bölüme çoğunlukla, “... Kur’an’a inanmayı terkettiler, onu kabul etmediler, onu dinlemekten dahi yüz çevirdiler” mânası verilmiştir (Râzî, XXIV, 77). Bu tutumlar, özetle Kur’an’a ilgisizlik anlamına geldiği için meâline anlamı bu kelimeyle yansıttık. Ancak mehcûran kelimesinin kökünde “alay etme” ve “hezeyan savurma, saçmalama” anlamları da bulunmakta olup bu anlamlar dikkate alınarak Resûlullah’ın bu şikâyetinin, “Rabbim! Kavmim bu Kur’an’la alay ettiler” veya “... Kur’an’la ilgili saçma sapan sözler sarfedip haksız iddialar ileri sürdüler” şeklinde de anlaşılabileceği belirtilmiştir (Taberî, XIX, 9-10). Sonuçta her üç anlamıyla da bu şikâyette müşriklerin Kur’an karşısındaki akıl ve ahlâk ölçüleriyle uyuşmayan inkârcı ve reddedici tutumları dile getirilmektedir.
Mehmet Okuyan
Elçi şöyle diyecektir: “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı yalnız bıraktı.”
1- Kur'an'la bağlarını kopardılar. Ona karşı duyarsız hale geldiler.
Ahmet Akgül
(Kıyamet günü Allah’ın gönderdiği) Resul de şöyle diyecektir: “Ya Rabbi, kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş bıraktılar. (Lafzını okuyup durdular, manasını ve mealini anlayıp uygulamaya yanaşmadılar, hikmetini ve hükmünü araştırıp uygulamak üzere Onu temel başvuru kaynağı yapmadılar” diye şikâyet edecektir.)
Cemal Külünkoğlu Furkan Suresi 30. Ayet Açıklaması
Ayette geçen “terk edilmiş/dışlanmış” ifadesi, zamanın değişen şartlarına karşı Kur’an’ı, geçerliliğini yitirmiş bir kitap olarak düşünen ya da dünyalık tutkuların tatminine karşı çıkan ilahi bir öğreti olarak görenler için kullanılmıştır. Başka bir ifade ile “terkedilmiş” yakıştırması, itibar görmeyen, ilgi duyulmayan, danışılmayan, ciddiye alınmayan demektir ki bu konuda Kur’an’ı metruk bir eve benzetebiliriz. 1400 sene önce itibar görülen, danışılan, hayat prensiplerinden alabildiğine faydalanılan, kılavuz kabul edilen, hayat kitabı olarak görülen Kur’an asırlar sonra tarihi bir müze gibi sadece değer verilen, Mushaf’ıyla korunan, kutsanan, ziyaret edilen, baş tacı yapılan, toz kondurulmayan, abdestsiz dahi tutulamayan, hatta “Kur’an çarpsın” gibi yeminlere malzeme olan ama faydalanılmayan, aktif hale getirilmeyen bir esere dönüştürülmüş. Buradaki “kavmim” deyişi, Müslümanların tamamını değil, kimlik olarak Müslüman olup da gerçekte Kur’an mesajına olan inancını bütünüyle ya da kısmen yitirmiş kimseleri işaret etmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der.
Âyette, Hz. Peygamber’in, Kur’an’a gereken değeri vermeyen ve hatta onunla alay eden kavminden yakınışı anlatılmaktadır. Âyetteki «mehcûran» kelimesi «kötü söz» manasında da anlaşılmıştır. Bu manaya göre, müşriklerin Kur’an hakkında onun sihir v.b. olduğu yönündeki ithamlarına işaret edilmiş olur.
Derken, kendilerine şefaat edeceğini umdukları Peygamber veya onun yolunu izleyerek toplumunu hak dine çağıran İslâm dâvetçisi, “Ey Rabb’im!” diyecek, “Benim halkımdan Müslüman olduğunu iddia eden bazı kimseler, bu Kur’an’ı tozlu raflar içine hapsederek terk ettiler. Kimileri onu anlamak ve uygulamak niyeti taşımaksızın okudu; ölülerin ruhlarına üfledi; kimileri onun yerine, başka eserleri başucu kitabı hâline getirdi; kimileri onu, üzerinde çalışmalar yapmaya yarayan bir malzemeden ibaret gördü; kimileri de onun bu çağda geçerliliğini yitirmiş bir kitap olduğunu ileri sürerek hayatın dışına itti; bunların yaptıklarından şikâyetçiyim yâ Rab!” diyecek.
1 Mehcur tutmak iki anlama gelir. Birincisi; “terk edip uzak durmak, onunla amel etmemek, onu peygamberden uzaklaştırıp ‘bize sadece Kur’an yeter’ diyerek etkisizleştirmektir.” İkincisi ise; “hakkında hezeyan etmek, saçmalamak, bilir bilmez konuşmak, keyfine göre yorumlamak, kendi meşrebine göre anlamlarını yamultmak demektir.” Buna göre bu âyet, “(O gün) Peygamber (de): ‘Ey Rabbim! Doğrusu benim toplumum, bu Kur’an hakkında saçmalamıştı.’ der.” şeklinde de tercüme edilebilir. Efendimiz (s.a.v): “Her kim Kur'an’ı öğrenir de Mushaf’ını asar, onunla ilişki kurmaz ve ona bakmazsa kıyamet günü Kur’an, gelir yakasına sarılır ve: ‘Ey Allah’ım! Bu kulun beni mehcur tuttu (yani beni terk etti), benimle onun arasında hükmünü ver’ der.” (Kurtubi)
Muhammed Esed
VE [O GÜN] Rasûl: “Ey Rabbim!” diyecek, 23 “Kavmimden [bazıları] bu Kur’an'ı gözden çıkarılacak bir şey olarak gördü!” 24
İşte o gün Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçi şöyle şikâyet edecek: “Ya Rabbi, benim şu kavmim bu Kuran’a hep sırt çevirdi. 23/66, 25/18, 45/6...8, 67/6...11
Mustafa İslamoğlu Furkan Suresi 30. Ayet Açıklaması
[3114] Kur’an, fu’lan vezninden mastardır. Ka-ra-e/ve/ye kökünden türetilmiştir: “Toplamak, cem etmek, bir araya getirmek” demektir (Mekâyîs). Kur’an, “Eşyayı birbirine yaklaştırarak aralarındaki bağı keşfetmek” mânasına gelir. Bilgiyi elde etme, üretme ve iletme süreçlerinin tümünü ifade eder. Zaten “okumak” da budur. Fu‘lan vezni, hem ismî fail hem ismî mef‘ul anlamında olup, bu kalıbın kendisi için kullanıldığı şeyin, kelimenin taşıdığı anlam ile dolu olmasını gerektirir (Şatıbî, el-Muvâfakât I, 80). Kur’an, “okumanın tüm olumlu anlamlarıyla dolu olan bir hitab” demektir. Kur’an, lafız ile mânanın evliliğinin meyvesidir. Lafzı cismi, mânası ruhu temsil eder. Kur’an kelimesi, özellikle ilk sûrelerde “isimleşmiş” anlamıyla kullanılmaz (Bkz: 10:15, not 26). Burada kullanımından yola çıkarak şöyle bir yorum yapılabilir: Kur’an’dan kasıt Rasulullah’ın vahyi okuyuşudur. Âyetteki haza zamiri “okunuş” anlamı verdiğimiz Kur’an ile birlikte ”bu okunuş” demektir ki, bununla Rasul’e mahsus okuyuş kastedilmiş olur. Bu takdirde mâna şu olur: “Allah Rasûlü’nün vahyi okuyuşunun sonucu olan ilâhî mesajı, toplumum metrûk bıraktı” (Krş: 43:44).
[3115] Veya: “bir sayıklama, bir hezeyan gibi gördü” (Ferrâ). Mehcûr, bir şeyden mahrum olmayı değil, yanı başında olduğu halde ona sırt dönmeyi ifade eder. Tıpkı şu âyette söz edilenlerin durumu gibi: “Tevrat’ı taşıma sorumluluğu kendilerine verilip de sorumluluğunun gereğini yerine getirmeyenlerin durumu, kitaplar yüklenmiş (fakat sırtındakinin değerinden haberi olmayan) eşeğin durumu gibidir” (62:5). Bu şikâyetin muhatapları, özne olan Kur’an’ı nesneleştirip hayattan dışlayanlardır. Kur’an’ın nesneleştirilmesi dört aşamalı bir süreçte gerçekleşti: 1) Anlam değer verilip üretilmeyince tüketildi. 2) Tüketilen anlamdan doğan açık lafız yüceltilerek kapatıldı. 3) Yüceltilen lafız anlamanın konusu olmaktan çıkıp fetiş bir nesne haline dönüştü. 4) Nesneleşen lafza ise “mukaddes ölü metin” muamelesi yapıldı. Âyet, sürecin sonunu daha baştan haber verir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Peygamber dedi ki: «Yarabbi! Şüphe yok benim kavmim bu Kur'an'ı metrûk ittihaz ettiler.»
Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kur’an-ı Kerim’i okuyan bir kimse sonradan (terk eder ve okumayı) unutursa, kıyamet günü cüzzamlı olarak Allah’ın huzuruna çıkar” (Ebu Davut, vitr 21)
Süleyman Ateş
Elçi de: "Ya Rabbi, kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar demiştir.
Süleymaniye Vakfı Furkan Suresi 30. Ayet Açıklaması
[*] Nebimiz şöyle buyurmuştur: Ashabımdan bir grup sol tarafa alınacak, ben; "Ashabım! Ashabım!" diyeceğim. Allah Teâlâ diyecek ki; "Bunlar, senin ayrılmandan sonra sürekli geriye gittiler." Ben de salih kul İsa'nın dediği gibi diyeceğim: "... İçlerinde bulunduğum sürece onları görüyordum. Beni vefat ettirince gören yalnız sen oldun. Sen her şeyi görüp gözetirsin. Eğer azab edersen, onlar senin kullarındır. Bağışlarsan şüphesiz sen güçlüsün, doğrusunu yaparsın." (Maide 5:117-118) (Buhari, Enbiya, 8)
Şaban Piriş
Peygamber:-Rabbim, dedi. Kavmim Kur'an'a ilgisiz kaldı.