Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2892, sondan 3345. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 37. ayetidir. Furkan Suresi 37. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 70 ve toplam ebced değeri ise 5605 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
İsimleri anılan peygamberlerle ashâb-ı Res (Res halkı) dışındaki topluluklar hakkında başka sûrelerde geniş bilgiler yer aldığı için burada, sadece peygamberlerine karşı çıkıp onlarla mücadeleye kalkışan bu toplulukların âkıbetleri kısaca hatırlatılarak Kur’an’ın muhataplarının bunlardan ibret almaları amaçlanmıştır. Ashâb-ı Res, konumuz olan 35. âyetin dışında bir de Kaf sûresinde (50:12) peygamberlerini yalancılıkla suçlamış bir topluluk olarak anılmakta, başka bilgi verilmemektedir. Tarih ve tefsir kaynaklarında verilen sınırlı bilgilere göre Res, Orta Arabistan’daki Yemâme’de bulunan bir kasaba, vadi veya kuyu adıdır. Ashâb-ı Ress’in, Yâsîn sûresinde geçen (36:13) ashâb-ı Karye veya Hz. Şuayb’ın kavmi yahut Semûd’un bir kolu olduğu gibi farklı görüşler ileri sürülmekle birlikte, Râzî’nin de belirttiği üzere (XXIV, 83) bu bilgilerin hiçbiri ne Kur’an’a ne de sahih bir rivayete dayanmaktadır; bilinen tek şey, bunların inkârları yüzünden helâk edildikleridir.
Mehmet Okuyan
Nuh kavmi de elçileri yalanladıklarında onları (suda) boğmuş ve kendilerini insanlar için bir ders kılmıştık. (Ahirette de) zalimler için acıklı bir azap hazırladık.
Buradaki “elçiler”in kim olduğu önemli bir sorudur. Bazı âlimler, tercümeyi “elçiler(den birin)i yalanladıklarında” şeklinde yaparak, kastedilenin sadece Hz. Nuh olduğunu düşünmüşlerdir. Hâlbuki sadece burada değil, Şu‘arâ 26:105’te de o kavmin yalanladığı “elçiler” için [el-murselîne] kelimesi kullanılmaktadır. Hz. Nuh şeriat sahibi ilk peygamber olarak kabul edildiği için, bu tür yorumların yapıldığı kanaatindeyiz. Oysa Hz. Âdem ve ondan sonra pek çok peygamber gönderilmiş olmalıdır. “Hz. Nuh’un kavminin yalanladığı elçiler”, Hz. Nuh da dâhil olmak üzere “önceki bütün peygamberler” olabilir. Hatta bu ifadenin Hz. Nuh’tan “sonra gelen peygamberler”i içermesi de mümkündür.
Bayraktar Bayraklı
Nûh'un toplumunu da hatırla! Onlar peygamberlerini yalanladıklarında onları suda boğduk ve kendilerini insanlara ders yaptık. Zâlimlere acıklı bir azap hazırladık.
Nuh'un kavmi de, elçileri yalanladıklarında onları suda boğduk ve (hikâyelerini) insanlar için bir ayet-ibret kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azap hazırladık.
Nuh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları zaman, sulara boğduk ve insanlara ibret olacak bir hale getirdik ve zalimlere, elemli bir azap hazırladık.
Nuh kavmini de, peygamberlerini yalanladıkları vakit, onları da suda boğduk. Onları inananlara bir ibret yaptık ve tüm yaratılış gayesi dışında hareket edenler için, can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.
Nuh kavmini de, Nûh'u yalanlayarak bütün peygamberleri inkâr ettikleri zaman tûfanda boğduk. Onların başına gelenleri, insanlar için bir ibret, bir uyarı haline getirdik. İnkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, hakka riâyet etmeyen zâlimlere can yakıp inleten müthiş bir azap hazırladık.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3:184; 69:11-12; Tefsîru Ebüs-suûd 6:218. Bu âyette “rasûl” yerine “rusul” olarak çoğul kullanılmasının sebebi, peygamberlerden herhangi birisini yalanlayıp iman etmeyenlerin peygamberlerin tamamını yalanlayıp iman etmemiş sayıldığı içindir. Çünkü bütün peygamberler, tevhidi ve İslâm’ı tebliğde, ittifak halinde müştereken hareket etmişlerdir. Peygamberleri inkâr, tevhidi inkârdır. Bk. Kur’ân-ı Kerim, 4:36, 150; 10:100.
Ahmet Varol
Nuh kavmi de peygamberleri yalanlayınca onları suda boğduk ve onları insanlar için bir ibret kıldık. Zalimler için acıklı bir azap hazırladık.
Nuh kavmini de, peygamberleri yalanladıklarında, onları suda boğduk, onları insanlara bir ibret yaptık. Ve Ahirette zalimler için, elem verici bir azap hazırladık.
Nuh kavmini de resullerini yalanladıkları zaman suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Biz zalimlere acı veren bir azap hazırlamışızdır.
Nuh milletini de, peygamberleri yalanladıkları zaman suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret kıldık. Zalimlere can yakıcı azap hazırlamışızdır.
Nuh kavmine gelince, peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde onları, suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Zalimler için acıklı bir azap hazırladık.
Nuh kavmine gelince, Peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Biz zalimler için acıklı bir azab hazırlamışızdır.
Nuuh kavmini de, (evet) peygamberleri tekzîb etdikleri vakit biz onları da (tufan ile) boğduk ve kendilerini insanlara bir ibret yapdık. Biz zaalimler için (dâima) acıklı bir azâb hazırladık.
Nûh kavmini de (helâk ettik); peygamberleri yalanladıkları vakit, onları suda boğduk ve onları insanlar için bir ibret kıldık. Ve o zâlimler için (pek) elemli bir azab hazırladık!
Nuh kavmi de elçileri yalanlayınca, onları suda boğmuş ve onları insanlara bir ibret yapmıştık. Biz haksızlık yapanlara acıklı bir azap hazırlamışızdır.
Nuh'un kavmi de peygamberleri yalanladıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulme sapanlara acıklı bir azap hazırlamışızdır.
Nûh kavmini de, Nûh’un şahsında bütün Peygamberleri inkâr ettikleri için müthiş bir tufanın sularına batırıp boğduk ve onları,bütün insanlık için ibret alınacak bir örnek yaptık. O zâlimlere,âhirette de can yakıcı bir azap hazırladık!
Nûh toplumu da (öyle); onlar Peygamberleri1 yalanlayınca (Biz de) onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Ve Biz, zâlimler için (âhirette de) acıklı bir azap hazırladık.
1 Peygamberlerin çoğul kullanılmasının sebepleri; 1- Nûh (a.s) ve ondan evvelki Peygamberleri inkâr etmeleri, 2- Yalnız Nûh’u (a.s) inkâr, bütün Peygamberleri inkâr anlamına geldiği, 3- Peygamberlik müessesesini toptan inkâr etmeleri, 4- Nûh’un (a.s) gönderdiği elçileri inkâr etmeleri, olabilir.
Muhammed Esed
Ve Nûh toplumunu da, rasûller[den birin]i yalanladıklarında sulara gömüverdik; böylece onları bütün insanlık için ibret yaptık; çünkü Biz bütün zalimler için çok can yakıcı bir azap hazırlamışızdır!
Elçileri yalanlayan Nuh kavmini de suda boğduk ve insanlık için bu olayı bir ibret yaptık zira biz haddi aşan her zalim toplum için can yakıcı bir azap hazırlamışızdır. 7/59...64, 10/71...73, 11/25...49
Nûh kavmi de (öyle oldu): tam da elçileri(ni)[3123] yalanladıklarında onları suya garkettik. Böylece kendilerini insanlığa ibret kıldık: zira Biz, haddi aşan herkes için[3124] elem verici bir ceza hazırlamışızdır.
Mustafa İslamoğlu Furkan Suresi 37. Ayet Açıklaması
[3123] Çoğul gelen “elçiler” ile Hz. Nûh’un görevlendirdiği elçiler kastedilmiş olabilir. “Bir elçiyi yalanlamak tüm elçileri yalanlamaktır” anlamına da gelebilir (Krş: 26:105).
[3124] Zulmün bu şekildeki çevirisi için bkz: 21:29, not 37.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Nûh kavmini de, (helâk ettik) peygamberleri tekzîp ettikleri vakit onları gark ettik ve onları nâsa bir ibret kıldık ve zalimler için bir acıklı azap hazırladık.
Nûh'un halkına gelince, onlar Peygamberlerini yalancılıkla suçladıklarında onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret vesilesi yaptık. Zalimlere gayet acı bir azap hazırladık. [69, 11-12]
Elçilerini yalanlayınca Nuh’un toplumunu da yok ettik. İnsanlara ibret olacak şekilde onları boğduk. Biz, yanlış yapanlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır.