Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2901, sondan 3336. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 46. ayetidir. Furkan Suresi 46. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 22 ve toplam ebced değeri ise 2774 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
İnkârcıların, nefsânî tutkularını tanrılaştırırcasına akıl ve iz‘an yolundan saptıklarını bildirerek bu tutumun yanlışlığını vurgulayan âyetlerin ardından bu bölümde de insanın aklına, irfanına ve basiretine hitap eden deliller ortaya konmakta; insanın her an içinde yaşadığı tabiat olaylarındaki yaratıcı kudrete işaret eden ontolojik düzenden, bu düzeni kuran ve sürdüren ilâhî yasalardan bazı örnekler verilmekte; bu suretle insanlar, Kur’an’ın temel hedefi olan Allah’a imana ve hidayet yoluna davet edilmektedir. 50. âyetteki “... kendilerine” diye çevirdiğimiz beynehüm ifadesi lafzî olarak “aralarında” anlamına gelir. Ancak biz, bu ifadenin Türkçe anlatım tarzına en uygun karşılığının tercih ettiğimiz şekilde olduğunu düşünüyoruz. Bu âyet, Kur’an’da bazı bilgilerin, uyarıların, ibretli olayların vb. anlatımların yer yer aynı ifade kalıplarıyla sık sık tekrar edilmesinin sebebini de ortaya koymaktadır.
Mehmet Okuyan
Ardından onu (gölgeyi) kolayca kendimize çekip (aldık).
Bu ayetlerde Yüce Allah’ın dilemesi halinde sistemi değiştirebileceği, alışılagelen her şeyi başka bir duruma ve işleyişe dönüştürebileceği mesajları verilmektedir.
Bahaeddin Sağlam Furkan Suresi 46. Ayet Açıklaması
(*) Zaman bir film şeridi olduğuna göre her mahlûkun bir negatifi vardır. Güneş ışınları olunca, o yaratığın negatifinin basit bir belirtisi olan gölgesi görünür. Sonra Allah’ın katı ile ifade edilen “ebedî âleme” geçer.
Bu iki ayetin (45 ve 46.), önceki ayetlerle olan ilişkisi de şudur: İslam dini, bir güneş gibidir. Karanlıklar zamanı olan fetret dönemi, İslam ile aydınlanınca, insanların negatifleri olan kusur ve eksiklikleri ortaya çıkmıştır. Allah, Kur’an güneşi ile o kusurları kolayca kaldırmıştır.
Ayrıca gölge ile ilgili bu iki ayette, gölgenin özellikle sıcak memleketlerde önemli bir nimet olduğuna, eşyanın hareketliliğinin faydalarına işaret ediliyor.
45-46. Görmez misin, Rabbin gölgeyi (koyduğu tabiat yasalarına bağlı olarak akşama doğru) nasıl uzatıyor. Eğer dileseydi, onu olduğu gibi bırakırdı (dünyayı durdururdu da yaşanmaz hale getirirdi). Sonra biz, güneşi de o gölge üzerine bir delil yaptık. Sonra onu (uzayan gölgeyi) yavaş yavaş (dünyanın dönmesiyle) kendimize çektik (kısalttık).
Cemal Külünkoğlu Furkan Suresi 46. Ayet Açıklaması
Her iki ayette de Allah’ın kâinata koyduğu tabiat kanunlarına işaret edilirken bir yandan da o yasaların arkasındaki İlâhî iradeye dikkat çekilmektedir. “Güneşin delil kılınması” ise, onunla yeryüzünde sayısız gölgeleri oluşturan, sınırsız varlığa hayat veren İlâhî kudret ve iradenin eserlerini insanın hayaline sunmaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
45,46. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
45, 46. Bakmaz mısın Rabbin gölgeyi nasıl uzatıyor? Dileseydi onu hareketsiz kılardı. Sonra nasıl Güneş'i ona delil kılıyoruz? Sonra da nasıl tutup onu azar azar Kendimize doğru dilediğimiz yere alıyoruz.
Âyet-i kerîme ışığa bağlı olarak gölgenin görünmesine, güneşin yükselmesiyle gittikçe gölgenin kısalmasına dikkat çekiyor. Allah’ın kâinata koyduğu kanunlara ve o nizamın kurucusuna işaret ediyor.
Süleyman Ateş
Sonra (güneş yükseldikçe) gölgeyi yavaş yavaş çekip aldık.
(5) “Dilediğimiz tarafa çeker, yasalarımız uyarınca onu şekilden şekle sokarız.” Bir yandan gölgenin, diğer bütün varlık ve olaylar gibi, doğa yasalarına uygun şekilde, bir düzen içinde hareket ettiği vurgulanırken, bir yandan da o yasaların ardındaki İlâhî iradeye dikkat çekilmektedir. “Güneşi bir delil kıldık” ifadesiyle birlikte alındığında, bu tanım ortaya muhteşem bir kâinat manzarası çıkarmakta ve Güneş gibi bir yıldızı bir fener yapıp onunla yeryüzünde sayısız gölgeleri şekilden şekle sokan İlâhî kudret ve iradenin eserlerini insanın hayaline seyrettirmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra nasıl tutup onu ağır ağır kendimize çekmişiz!