Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3103, sondan 3134. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 171. ayetidir. Şu'arâ Suresi 171. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 18 ve toplam ebced değeri ise 1503 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer 1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar; 37:135 ayetleridir. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (0) bulunuyor.
Burada yaşlı kadından maksat Hz. Lût’un eşidir (bk. Tahrîm 66:10). Rivayete göre bu kadın iman etmemişti. Kocasının, misafirleri halktan gizli olarak evine davet etmesinden rahatsız olduğu veya bazı işaretlerle onları halka haber verdiği için Lût kavmi ile birlikte o da helâk oldu. Hûd sûresinin 82. âyetinde bildirildiğine göre ceza olarak bu kavmin üzerine taş yağdırılmıştır. 173. âyette yağdırıldığı bildirilen yağmurdan maksadın da bu taş yağmuru olması muhtemeldir. Böylece Lût kavmi inançsızlık ve ahlâksızlığının cezasını çekerek tarih sahnesinden silinip gitmiştir (Lût ve kavmi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:80-84; Hûd 11:77-83).
Mehmet Okuyan
170,171. Biz de geride kalanlar arasındaki yaşlı (eşi) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.
Cemal Külünkoğlu Şu'arâ Suresi 171. Ayet Açıklaması
Bkz. 66:10“Yaşlı kadın” ifadesiyle Hz. Lût’un karısı kastedilmiştir. Bilindiği üzere, Hz. Lût’un karısı, kocasına ihanet ederek, kötü ve iğrenç alışkanlıkları olan Lût kavminden yana tavırlar sergilemişti. Hz. Lût ve Hz. Nuh’un karıları “ibreti âlem” kocalarına ihanet ettikleri için Allah’ın azabına uğramışlardır.
Diyanet İşleri (Eski)
170,171. Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık.
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 171. Ayet Açıklaması
[3256] Ğâbirîn, “toz, kir” anlamına gelen ğubârdan: Zımnen: geride kalarak toza dönüştü. Bu kadın Hz. Lût’un yerlilerden olan karısıydı. Hz. Lut’un gözü ve gönlü yoldan çıkmış kavminin yanında kalan karısı için ‘acûz kelimesi kullanılıyor. Her iki cins için de “yaşlanmış kimseler” için kullanılan bu kelime, zımnen Hz. Lut’un helâk olan karısının hakkı ve hakkaniyeti savunmasında “acizlik” sergilediği îmâsını da taşır. “Kocakarı”nın acziyetinin temelinde soy bağını inanç bağından üstün tutma hastalığı yatıyordu. Zira kendisi soyca helâk olan kavme mensup iken, eşi Lut dışarıdan gelmiş bir ‘yabancı’ idi. O kocası da olsa mü’min ‘yabancıyı’ değil kâfir ve sapkın hemşehrilerini tercih etmişti. (Krş: 7:83; 11:81).