Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3129, sondan 3108. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 197. ayetidir. Şu'arâ Suresi 197. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 965 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) م (4) bulunuyor.
Hz. Muhammed’e vahyedilen mesajın mânası ve özü, temel çizgileri itibariyle önceki peygamberlere gelmiş olan Zebûr, Tevrat, İncil vb. kitaplarda da vardı. Bir görüşe göre de Kur’an’ın indirileceği önceki, peygamberlerin kitaplarında haber verilmişti (Şevkânî, IV, 113; İbn Âşûr, XIX, 191-192; Esed, II, 758). Âyette bu anlamların her ikisi de kastedilmiş olabilir. Bir kısım müfessirler “İsrâiloğulları bilginleri”nden maksadın Abdullah b. Selâm ve onun gibi müslüman olan bazı yahudi bilginleri olduğunu söylemişlerse de âyeti genel anlamda –müslüman olsun olmasın– yahudi bilginleri olarak değerlendirmek daha uygundur. Rivayete göre Mekkeliler Medine’de bulunan yahudi bilginlerine adam gönderip Hz. Peygamber’in durumu hakkında onlardan bilgi istemişler; onlar da böyle bir peygamberin geleceğini ve niteliklerinin Tevrat’ta mevcut olduğunu söylemişlerdir (Kurtubî, XIII, 138-139; Ebû Hayyân, VII, 39). Özellikle Mekke döneminde, İsrâiloğulları bilginlerinden bazıları Kur’an’da anlatılan bu kıssaların Tevrat’ta anlatılanlara uygun olduğu gerçeğini teslim ediyorlardı. Nitekim Mekke döneminde inmiş olan Ankebût sûresinin 47. âyetinde Ehl-i kitap’tan bazılarının Kur’an’a iman ettikleri haber verilmiştir.
Mehmet Okuyan
İsrailoğulları âlimlerinin onu (Kur’an’ı) tanıyıp bilmesi, o (inkârcılar) için bir delil değil midir?
Çok yaygın olmasa da Mekke ve civar şehirlerde önceki peygamberlere gönderilen ilâhî mesajlardan haberi olan insanlar vardı. Bunlar içerisinde en yaygın olanlar ise şüphesiz İsrailoğulları ve onların içerisinde bulunan alimlerdi.
Bayraktar Bayraklı
İsrâiloğullarının bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?
İsrailoğulları âlimlerin, kitâblarında Kur'an'ın vasfını bilmesi de, o kâfirlere bir delil değil mi? (Bundan da Kur'an'ın sıhhatini anlamıyorlar mı?...)
Nitekim, İsrail Oğulları içindeki Yahudi din alimlerinin, Mekke’yi ziyaret ettiklerinde, Kur’an’ı duyar duymaz onun Allah kelâmı olduğunu bilmeleri ve bu hakîkati açıkça itiraf etmeleri, onlar içinyeterli bir delil değil mi? Fakat zâlimler, inkâra öylesine şartlanmışlar ki:
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 197. Ayet Açıklaması
[3264] Mekke’de Kitap Ehlinden bir grubun vahiyden etkilenişinin öyküsü ve daha ayrıntılı tasviri için bkz: 28:52-55, ilgili notlar. İsrâiloğulları kendi kaynaklarındaki bilgilerden yola çıkarak bir peygamberin geleceğinden emindiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar için bir delil olmuş değil midir, onu Benî İsrail âlimlerinin bilir olmaları.