Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3144, sondan 3093. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 212. ayetidir. Şu'arâ Suresi 212. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 656 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) م (3) bulunuyor.
Mekkeli bazı müşrikler risâlet görevinin ilk yıllarında Peygamber efendimizin karanlık güçler ve kötü ruhlarla ilişkisi olan bir kâhin olduğunu iddia ediyor, Kur’an’ı ona bir şeytanın getirdiğini söylüyorlardı (krş. Tûr 52:29); zira onların inançlarına göre kâhinlerin söylediklerini onlara şeytanlar telkin ediyordu. Bu sebeple onlara göre Resûlullah’ın getirdiği Kur’an da, olsa olsa, bir şeytan sözü olabilirdi. Söz konusu âyetler bu tür yersiz iddiaları reddetmektedir (Râzî, XXIV, 171; İbn Âşûr, XIX, 198). Hz. Peygamber’in şahsında genel olarak insanlığa hitap eden 213. âyet, Kur’an’ın Allah kelâmı olduğu delilleriyle ispatlandıktan sonra artık insanın şeytanların vesvese ve telkinlerine aldanıp da Allah’a ortak koşmaması, O’nunla birlikte başka ilâhlara tapmaması gerektiğini, aksi takdirde şiddetli cezaya çarptırılacağını haber vermektedir.
Mehmet Okuyan
Onlar (şeytanlar), vahyi duymaktan kesin olarak uzak tutulmuşlardır.
Yorumunu yapmakta olduğumuz bu ayetlerde Mekkeli müşriklerin bir zannı reddedilmektedir. Onlar Hz. Muhammed’e vahyi şeytanların veya cinlerin getirdiğine inanıyorlardı. İşte bu ayetler hem bu zannı ortadan kaldırmayı amaçlamakta hem de şeytanların ilâhî alemden haber alma ve oradan bilgi çalma girişimlerini başaramadıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Surenin devam eden ayetlerinde şeytanların sadece kendini aldatan ve günahkârlıktan beslenenlere ineceği, onların da zaten günaha ve yalana kulak kabartacakları, dahası sürekli yalan söyleyecekleri ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Hicr 15:17; Sâffât 37:7-9; Mülk 67:5; Cinn 72:8-9.
Bayraktar Bayraklı
Çünkü şeytanlar, kulak hırsızlığından uzak tutulmuşlardır.
210-211-212. O Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir. Bu onların harcı da değildir; zaten, buna güçleri de yetmez. Çünkü onların vahyi işitmeleri engellenmiştir.
(1)“Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm vahiy ile dünyaya çıktı; elbette yarım yamalak ve yalanlar ile karışık, kâhinlerin ve gāibden haber verenlerin ve cinlerin ihbârâtına (haber vermelerine) sed çekmek (mâni‘ olmak) lâzımdır ki, vahye bir şübhe îrâs etmesinler (bulaştırmasınlar) ve vahye benzemesin. Evet bi‘setten (Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın gönderilmesinden) evvel kâhinlik çoktu. Kur’ân nâzil olduktan sonra onlara hâtime çekti (son verdi). Hattâ çok kâhinler îmâna geldiler. Hâlbuki daha cinler tâifesinden olan muhbirlerini (kendilerine haber verenleri) bulamadılar. Demek Kur’ân hâtime çekmişti.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 78)
Ayrıca onların, melekler arasında geçen vahiy ürünü konuşmaları duymaları da Allah tarafından engellenmiştir. Demek ki Kur’an, kesinlikle cinler veya şâirler tarafından uydurulmuş değildir! O, doğrudan doğruya Allah’tan gelen bir mesajdır.
Süleymaniye Vakfı Şu'arâ Suresi 212. Ayet Açıklaması
[*] Ayetler indikten sonra dinlemelerine engel kalmaz. Bu durumda bir müdahaleleri olmaması için bize şu emir verilmiştir: "Kur'ân okuyacağın zaman taşlanmış Şeytan'dan Allah'a sığın." (Nahl 16:98)
Şaban Piriş
Çünkü onlar, vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.