Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3155, sondan 3082. ayet; 26. sure ve Şu'arâ Suresinin 223. ayetidir. Şu'arâ Suresi 223. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 23 ve toplam ebced değeri ise 1948 olarak hesaplanmıştır. Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri 392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) م (2) bulunuyor.
Önceki âyetlerde (210-212) Kur’an’ı Hz. Peygamber’e şeytanların getirdiği, dolayısıyla onun bir kâhin olduğu iddiaları reddedilmişti. Burada ise şeytanların Hz. Peygamber’e yaklaşamayacakları belirtilmekte ve kimlere yaklaşabilecekleri açıklanmaktadır. Şeytanlar ancak çok yalan söyleyen, iftira atan, sahtekâr, günah işlemekten çekinmeyen kimselere, yani kendilerine uygun karaktere sahip olanlara yanaşırlar.
Mehmet Okuyan
Onlar (yalan sözlere) kulak verirler; çoğu da yalancıdır.
İşte bu düzenbazlar, dâimâ cinlere, şeytanlara kulak verir ve onlardan duyduklarını kendi yandaşlarına iletirler fakat onların çoğu, gerçekte yalan söylerler.
Mustafa İslamoğlu Şu'arâ Suresi 223. Ayet Açıklaması
[3270] Şairlerle ilgili bu paragrafın nüzul ortamında bir karşılığı olmalıdır. Nitekim Nadr b. Hâris ve Ebu Leheb’in karısı Avrâ bt. Harb gibi bazı müşrik şairler, Hz. Rasul’ü hicveden şiirler düzüp koşmaktaydılar. Kâhinler ve şairler, Cahiliyye döneminin mânevî hayatındaki boşluktan yararlanan iki sınıftır. Burada kâhinlerin şarlatanlığına, sonraki âyetlerdeyse şaman koltuğundaki şairlerin tutarsızlığına bir atıf yapılmaktadır. Özünde medhiye ile hiciv arasında sıkışan cahiliyye şiirinin oturtulduğu bu sahte ve kaygan zemine bir atıf. Zira şairin biri bir beklentiyle medhiye diziyor, beklentisi karşılanmayınca aynı şair aynı kişi için ağza alınmayacak iftiralar düzüp koşuyordu. Övgüsü de sövgüsü de yalan üzerine kuruluydu. Cahiliyye şairinin “aklî” olana karşı “hissî” olanı temsil edişine de yergi içeren bir îmâ vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar (şeytanın sözlerine) kulak verirler ve onların ekserisi yalancı kimselerdir.
Yalancı, iftiracı kâhinler, bilgileri noksan olduğundan, onlardan birtakım vehimler, emareler öğrenirler, sonra hayalhanelerinden gerçeğe uymayan hurafeler çıkarırlar, uydurdukları yalanları söylerler. Hadis-i Şerifte: “Cinnî, gayb aleminden bir kelime kapar, sonra onu insanlardan olan dostunun kulağına koyar, o da yüz yalan ilave ederek onu söyler.” bildirilmiştir. “Yulkûne” nin faili, yani “dinleme işini yapanlar” şeytanlar da olabilir. Yani onlar mele-i a’lâya kulak vermeye çalışırlar.
Süleyman Ateş
O yalancılar,(şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.