Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3201, sondan 3036. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 42. ayetidir. Neml Suresi 42. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 3811 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (1) bulunuyor.
Arapça Metin
فلما جاءت قيل اهكذا عرشك قالت كانه هو واوتينا العلم من قبلها وكنا مسلمين
Rivayete göre Hz. Süleyman Allah’ın kendisine lutfettiği mûcize ve nimetleri melikeye göstermek amacıyla büyük bir saray yaptırmış, camdan yapılmış olan tabanını havuz görünümüne sokmuş ve melikenin tahtını buraya yerleştirmiştir (Abdülvehhâb en-Neccâr, s. 396). Sarayın tabanının su şekline sokulması, tahtın tanınmasının güç hale getirilmesi melikeyi sarsmak, kendine ve ihtişamına güvenini zayıflatmak, onu büyük bir mânevî değişime hazırlamak için olmalıdır. “Bize bundan önce bilgi verilmişti ve biz de boyun eğmişizdir” cümlesinin kime ait olduğuna dair farklı görüşler vardır: a) Bu söz kraliçeye aittir. Kraliçe ve çevresi bu mûcizeden önce hüdhüdün getirdiği mektup vb. diğer yollarla Hz. Süleyman’ın peygamber olduğuna dair sağlam bilgi elde etmiş ve ona boyun eğmişlerdir. b) Söz Süleyman’a aittir. Bu takdirde meâli şöyle olmalıdır: “Bize kraliçe hakkında daha önce bilgi verilmişti ve biz de boyun eğmişizdir.” Süleyman aleyhisselâm bu sözüyle kraliçe gelmeden önce onun müslüman olduğu ve gönüllü olarak geldiği hakkında bilgi edindiğini ifade etmektedir. c) Bu söz Süleyman’ın kavmine aittir. Melikenin Hz. Süleyman’ı ve sarayını gördükten, bazı bilgiler de aldıktan sonra söylediği söz, yukarıdaki ifadenin ona değil, Hz. Süleyman’a ait olduğuna bir karîne teşkil etmektedir. Belkıs’ın Süleyman aleyhisselâmı ziyareti konusunda Kitâb-ı Mukaddes de Kur’an’la uzlaşır bilgiler vermektedir. Ancak oradaki bilgilere göre Belkıs, Allah’ın adını yaymasından dolayı şöhreti her tarafta duyulan Hz. Süleyman’ı bizzat görmek, gerçek bir peygamber olup olmadığını anlamak üzere büyük bir kafile ve değerli hediyelerle Kudüs’e gelmiştir. Ziyareti esnasında Hz. Süleyman’a sorduğu, karşılığı yalnız kendince bilinen her sorunun cevabını almış, sonunda onun bilgisinin derinliğine, kudretinin büyüklüğüne inanmış; Allah’ın birliğine iman ettikten sonra ülkesine dönmüştür (bk. I. Krallar, 10:1-10, 13; II. Tarihler, 9:1-9, 12). Yukarıda Neccâr’dan naklettiğimiz rivayette de ziyaretin Kudüs’te gerçekleştiği ifade edilmiştir.
Mehmet Okuyan
(Belkıs oraya) gelince, kendisine “Senin tahtın da böyle mi?” denmiş, o da “Sanki o! Bu olaydan önce bize bilgi verilmiş ve biz müslümanlar olmuştuk.” demişti.
Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: “Senin tahtın böyle miydi?” denildi. (O da:) “Sanki onun (benzeri, hatta) tıpkısı gibi!” demişti. (Bu olaya şahit olan mü’minler ise: “Çok şükür ki) Bize daha önce verilen bilgi (ve Nebi sayesinde) Müslüman olduk” (diye sevinmişlerdi).
Hükümdar gelince, tahtın bumuydu dendi, o da ona pek benziyor zaten daha önce de Süleyman'ın peygamberliğini bilmiş, anlamıştık ve teslim olmuştuk dedi.
Ve böylece melike, Süleyman'ın yanına gelince: “Senin tahtın böyle mi?” denildi. O da, sanki onun aynısıdır. Zaten bize, daha önce yaptığımız araştırmalar ve Hüdhüd'ün mektup getirmesi gibi hadiselerden dolayı bilgi sahibi olmuş, senin güç, kuvvet ve peygamberliğini kabul ederek müslüman olmuştuk.”
Kraliçe gelince:
“Senin tahtın da böyle mi?” denildi. Kraliçe:
“Bu, tıpkı o” dedi, tahtını tanıdı. Süleyman:
“Zaten, o gelmeden önce, onun bileceği ile ilgili bilgi bize verilmişti. Biz, Allah'ın emrini, hükmünü, vahyini kabul eden müslümanlarız.” dedi.
Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: 'Senin tahtın böyle mi?' denildi. Dedi ki: 'Tıpkı kendisi. Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz müslüman olmuştuk.'
Vakta ki (Belkıs) geldi, ona denildi ki: “- Böyle mi senin tahtın?” (Belkıs şöyle) dedi: “- Sanki odur. Bununla beraber bize bu taht mucizesinden önce (peygamberliğine delâlet eden Hüdhüd mucizesi ile) ilim verildi ve müslüman olduk.”
Belkıs (Kraliçe) geldiğinde: “Tahtın böyle mi idi?” diye soruldu. O: “Sanki odur” dedi. Ve: “(Süleyman’ın bizden üstün olduğuna dair) önceden bize bilgi verildi. Biz de teslim olanlardan olduk.” (diye cevap verdi.)
(Kraliçe) gelince kendisine: “Bu senin tahtın mıdır?” diye soruldu. O da dedi ki; “Sanki odur. Zaten bu mucizeden önce bize bilgi verilmişti ve biz senin çağrına boyun eğmeye hazırlanmıştık.”
Melike gelince: Senin tahtın da böyle mi? dendi. O şöyle cevap verdi: Tıpkı o! (Süleyman şöyle dedi): Bize daha önce (Allah'tan) bilgi verilmiş ve biz müslüman olmuştuk.
Artık (kadın) gelince ona (şöyle) denildi: «Senin tahtın böyle mi idi»? (Kadın) dedi: «Sanki bu, odur. Ondan evvel de bize ilim verilmişdi ve biz müslüman olmuşduk».
Nihâyet (melîke) gelince (ona): “Senin tahtın böyle miydi?” denildi. (O da:)“Sanki bu, odur! Zâten bize ondan (tahtımın hârika bir sûrette getirilişinden) önce (senin nübüvvetine dâir) bilgi verilmişti ve (biz) Müslüman kimseler olmuştuk” dedi.
Kraliçe geldiğinde ona “Bu taht senin tahtın mı?” diye soruldu. O da ”Sanki o benim tahtım gibi” dedi. Süleyman “Kraliçe gelmeden önce bana “Biz (Allah’a) teslim olacağız” dediği bilgisi (istihbaratı) verilmişti” dedi.
Kadın gelince ona «— Tahtın böyle midir?» denildi, o da «— Sanki odur [⁴] bu mûcizeden evvel [⁵] bize ilim verilmiştir. Biz senden evvel Müslüman olduk» dedi.
İsmail Hakkı İzmirli Neml Suresi 42. Ayet Açıklaması
[4] Yahut şu mecaldedir: Belkıs'ın tahtı onun saltanatına malik olmak demektir. Belkıs gelmeden evvel onun saltanatına mâlik olalım diye Süleyman aleyhisselâm vüzerasıyle istişare esnasında İfrit öğleye kadar vakit istedi. Asaf ise ahval-i hükümete vâkıf olmakla saltanatına mâlik olmak yolunu tuttu. Bu kolaylığa binaen Hazret-i Süleyman Allah'a şükretti. Sonra Belkıs'ın emri saltanattaki nizamlarını bozdu. Hayaline gelmeyen nizamlar koydu ki kendi saltanatını unutsun. Belkıs geldi. Süleyman'ın umur-u saltanatına baktı, hayran oldu. Bu, benim saltanatımı okşuyor dedi. Memleketini teslim edip iman getirdi. Süleyman'a tâbi oldu.[5] Yani bu mûcizeye ne hacet! Ondan evvel senin hak üzere olduğunu bilmiştik. Çünkü hediyeler iade olunmuştu, ona münkat olmuştuk veya bu söz tahdisi nimet makamında Süleyman Aleyhisselâm tarafından irat olunmuştur. Bizim senden evvel tevhit hakkında ilmimiz vardı, senden evvel Müslümandık.
Kadri Çelik
Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona, “Senin tahtın böyle mi?” denildi. (Belkıs tahtı tanıdı ve) “Tıpkı kendisi. Bize ondan önce de (Süleyman'ın gücü hakkında) ilim verilmişti ve biz Müslüman olmuştuk (bunu göstermeye gerek yok)” dedi.
Nihayet, Belkıs Süleyman’ın huzuruna gelince, ona tahtı gösterilerek, “Senin tahtın böyle mi?” diye soruldu. O da, “Evet, sanki bu o!” dedi, “Zaten buraya gelmeden önce bize İslâm inancı hakkında bilgi ulaşmış ve Allah’ın birliğine ve senin hak Peygamber olduğuna iman ederek Müslüman olmuştuk.” Belkıs’ın o güne kadar neden iman etmediğine gelince:
(Melike) gelince: “Senin tahtın da böyle miydi?” denildi. O da: “Sanki bu o! Zâten bize, o (taht mûcizesinden) önce (Süleyman hakkında) bilgi verilmiş ve biz de Müslüman olmuştuk.”1 dedi.
1 Âyetin son bölümündeki ifâdeler, Hz. Süleyman’a veya toplumuna da ait olabilir denilmişse de Melike’ye ait olması daha uygundur.
Muhammed Esed
Ve böylece, [Süleyman'ın yanına gelince] ona: “Senin tahtın böyle miydi?” diye soruldu. [Sebe Melikesi:] “Sanki bunun gibiydi!” 37 dedi. [Süleyman, bunun üzerine, yanındakilere:] “[İlahî] bilgi ondan önce bize verilmiş olduğu ve bizim de [başından beri] Allah'a yürekten boyun eğen kimseler olduğumuz halde, [Melike'nin, bizim kendisine bu yolda herhangi bir yardımımız olmadan, kendiliğinden hakka ulaştığını] 38
Melike huzura geldiği zaman ona: “Senin tahtın böyle miydi?” diye soruldu. O da: “Sanki bu o! Daha önce bize bilgi ulaşmıştı ve Müslüman olmaya karar verdik” Dedi.
(Sebe kraliçesi) gelince, ona “Senin tahtın da böyle miydi?” denildi; o da “Sanki bu tıpkı o!” dedi. Ve (Süleyman şöyle dedi): “Hakikatin bilgisi ondan önce bize verilmişti, bu yüzden de biz müslüman olduk;[3320]
[3320] Veya, söz Sebe kraliçesine nisbetle şöyle anlaşılabilir: “ve bu olaydan önce bize bilgi verilmişti, bunun üzerine biz de müslüman olmuştuk” (Krş: Râzî). Bu sözü başta Mücahid olmak üzere Mukâtil, Taberî, Zemahşerî ve İbn Kesir Hz. Süleyman’a nisbet etmişlerdir. Zemahşerî bunun ikna edici gerekçesini ayrıntılarıyla açıklamıştır. Bu okuma kıssadaki olay-zaman örgüsüne uygundur. Çünkü kraliçenin müslüman olduğunu ifade eden 44. âyet daha sonra gelecektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki (o hükümdar kadın) geldi, denildi ki, «Senin tahtın böyle midir?» Dedi ki: «Bu, sanki o. Maamafih bize ondan evvel bilgi verilmiş idi ve bizler müslümânlar olduk.»
Süleyman'ın huzuruna girince ona: “Senin tahtın da böyle midir? ” diye soruldu. “Sanki o! ” dedi, “zaten bu mucizeden önce bize bilgi verildiği için sana itaat edenlerden olduk. ”
Bu sözü, Allah’ın nimetini anmak için Hz. Süleyman(a.s) da söylemiş olabilir; “Allah’ın kudreti hakkında bu kadından önce bize ilim verildiğinden, biz O’na itaat edenlerden olduk”. Kraliçe zeki ve tecrübeli biri olarak Süleyman (a.s.)’ı dikkatle inceleyip şunları tesbit etti. 1.Mektûbunun değişik üslubu, Allah’ın adı ile başlaması. 2.Kıymetli hediyeleri kabul etmemesi. 3.Elçisinin onun hakkındaki iyi intibaları. Bunlar onu ziyaret etmesine sebep teşkil etti. Şahsen görüşünce onun şu özelliklerine de şahid oldu: 4.Tahtının getirilmesi mûcizesi. 5-O dünya padişahının temiz, dürüst, mütevazi ve dindar bir insan olması.
Süleyman Ateş
(Kraliçe) Gelince (ona): "Senin tahtın da böyle mi?" dendi, "Tıpkı o, dedi, zaten bize daha önce bilgi verilmişti. (Allah'ın kudretini ve senin peygamber olduğunu anlamış) ve biz müslüman olmuştuk."
Belkıs gelince; “Senin arşın da böyle mi?” diye soruldu. “Sanki ta kendisi! Sizdeki bu bilgiyi daha önce duyduk da onun için teslim olarak size geldik" dedi.
Belkıs geldiğinde, ona “Senin tahtın buna benziyor mu?” dendi. Belkıs “Sanki kendisi,” dedi. “Zaten bize daha önce bilgi ulaşmış ve biz hakka teslim olmuştuk.”(7)
(7) Hz. Süleyman’dan mektubun geliş şekli, Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlaması, elçilerin getirdiği cevap, tahtını orada bulması gibi hadiseler, oldukça zekî bir kimse olduğu anlaşılan Belkıs’ı tatmin etmiş ve Hz. Süleyman’ın dünya mülkünde gözü olmayan âdil bir hak adamı olduğu kanaatini onda yerleştirmişti.
Yaşar Nuri Öztürk
Melike gelince şöyle denildi: "Senin tahtın da böyle mi?" Dedi: "Bu sanki o. Zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz müslüman olmuştuk."
Pes ol vaḳt ki geldi, eyidildi aña: Senüñ taḫtuñ bunuñ gibi midür? Eyitdi: Ṣanaṣın ki oldur, didi. Daḫı bize ‘ilm virildi andan burun, daḫı biz Mü‐selmānlar‐biz, didi Süleymān.