Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3290, sondan 2947. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 38. ayetidir. Kasas Suresi 38. ayetinin kelime sayisi 29, harf sayısı 108 ve toplam ebced değeri ise 6162 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (2) س (1) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال فرعون يا ايها الملأ ما علمت لكم من اله غيري فاوقد لي يا هامان على الطين فاجعل لي صرحا لعلي اطلع الى اله موسى واني لاظنه من الكاذبين
Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
Firavunlar Mısır halkı tarafından tanrının oğlu, dolayısıyla tanrı kabul edildiği ve kendisine tapınılma derecesinde yüceltildiği için Mûsâ’nın muhatabı olan Firavun da kendisini “en büyük Tanrı” olarak görmüş (bk. Nâziât 79:24) ve Hz. Mûsâ’nın tarif ettiği âlemlerin rabbi olan Allah ile alay eder bir tavırla veziri Hâmân’a, “Bana bir kule yap, belki oradan Mûsâ’nın tanrısını görürüm” diye emir vermişti.
Hz. Mûsâ, Firavun’a karşı zorlu mücadele verdi. Bu süre içerisinde Firavun Allah tarafından birçok felâket ve sıkıntıya uğratıldı. Buna rağmen gerçeği görmek ve kabul etmek istemediği için hidayete eremedi (bilgi için bk. A‘râf 7:103-138). Sonunda Mûsâ, Allah’ın emri uyarınca bir gece İsrâiloğulları’nı alıp Sînâ yarımadasına geçmek üzere Kızıldeniz’e doğru yola çıktı. Durumdan haberdar olan Firavun da askerlerini alarak peşlerine düştü. Bir mûcize sonucu denizin yol vermesiyle Mûsâ ve İsrâiloğulları karşıya geçerken, aynı yoldan geçmeye çalışan Firavun, ordusuyla birlikte denize gömüldü (bilgi için bk. A‘râf 7:136). Firavun denizde boğulmak üzere iken Allah’a iman etmiş, fakat yeis halindeki imanı kabul edilmemiştir (bk. Yûnus 10:90-91).
Mehmet Okuyan
Firavun: “Ey yöneticiler! Sizin için benden başka ilah tanımıyorum. Ey Haman! Benim için çamur üzerine bir ateş yak (tuğla imal et); bana bir kule yap ki Musa’nın ilahına ulaşayım; onu(n Musa’nın) yalan söyleyenlerden (olduğunu) sanıyorum.” demişti.
Firavun tarafından dile getirilen “ilâhlık” iddiası insanlık tarihinin en büyük ve haddini bilmez bir suçuydu. Firavun, “en yüce rab” olduğunu iddia etmemiş, adeta “tek ilah”ın sadece kendisi olduğunu, rablığı hiçbir varlıkla paylaşmayacağını ilan etmişti. Bu nedenle, Nâzi‘ât 79:24. ayetteki [el-a‘lâ] kelimesini [rabb] kelimesinin “sıfatı” olarak değil, [ene] sözcüğünün “haberi” olarak anlamak durumundayız. Böyle olunca, Firavun bir taraftan tek ilâh olduğunu, diğer taraftan da en büyük olduğunu söylemişti. A‘râf 7:127’de geçen “senin ilahların” ifadesi onun belirlediği astları veya ona ulaşmak için belirlenen ilahçıklardır.,Bu ayet Mü’min 40:36-37 ile birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân! Benim için çamur üzerine ateş yak; bana bir kule yap, Mûsâ'nın tanrısına çıkayım; ama ben, onun yalancılardan olduğunu sanıyorum,” dedi.
Firavun: “Ey halkımın meleleri!¹ Ben, sizin için benden başka ilah bilmiyorum.² Ey Haman, benim için çamur üzerine hemen bir ateş yak;³ bana yüksek bir kule yap. Belki Mûsâ'nın ilahı ile karşılaşırım. Onun yalancılardan olduğunu zannediyorum.”⁴ dedi.
1- Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı. 2- İfade sözcük anlamı ile böyle olmakla birlikte Mısır firavunlarının ahirete inanan kimseler oldukları dikkate alındığında; buradaki “ilahlık”, anlam olarak Firavun'un kendisini Mısır halkının ilahlarının temsilcisi olarak gördüğü anlamına gelmektedir. 3- Tuğla yap. 4- Kesinlikle biliyorum. Zan, sözcük olarak tahmin, sanı anlamında değil; cahiliye toplumunda kesinlik ifade eden; tecrübe ve gözlemle elde edilmiş bilgi anlamında kullanılan bir sözcüktü.
Ahmet Akgül
Firavun ise: “Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu (benim mülkümde, benim dışımda bir kanun koyucu bulunduğunu) bilmiyorum (ve kabul etmiyorum) . Ey Haman, (özel fırınlarda) çamurun üstünde bir ateş yak da, bana (tuğladan) yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın İlahına çıkarım, çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum” diyerek (halkın kafasını karıştırmayı denemişti).
Ve Firavun, ey ileri gelenler dedi, ben, benden başka bir mabudunuz olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, balçığa bir ateş yak da tuğla yap bana ve yüksek bir köşk kur, belki oraya çıkar, Musa'nın mabudunu anlarım ve gene de şüphe yok ki ben yalancılardan sanıyorum onu.
Bunun üzerine Firavun: “Ey ileri gelenler!” dedi. “Ben sizin için, benden başka ilah tanımıyorum. Bunun içindir ki, ey Hâmân! Benim için bir tuğla ocağını tutuştur ve bana öyle yüksek bir kule yap ki, çıkıp Musa'nın şu tanrısını bir göreyim. Çünkü ben, Musa'yı yalancılardan sanıyorum.”
Firavun:
“Ey soylular, sizin benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân, benim için, tuğla ocağındaki ateşi yakarak, kerpiç halindeki tuğlaları pişir, tuğla imal et. Bana bir kule yap. Mûsâ'nın ilâhı ile ilgili bilgi sahibi olayım. Onun kesinkes yalancılardan olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Firavun dedi ki: "Ey ileri gelenler! Ben sizin benden başka ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Haydi benim için çamurun üzerinde ateş yak da bana bir kule yap. Belki Musa'nın ilahına çıkarım. Bununla birlikte ben onu yalancılardan sanıyorum."
Firavun dedi ki: 'Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum.'
Firavun dedi ki: “- Ey millet! Ben sizin için benden başka bir ilâh bilmiyorum. Haydi, bana çamurdan kerpiç pişir, ey Hâmân!... Sonra bana bir kule yap, olur ki ben, yukarı çıkar Mûsa'nın ilâhına bakarım. Doğrusu ben, Mûsa'yı yalancılardan sanıyorum.
Ve Firavun: “Ey meclis! Kendimden başka sizin için bir mabud bilmiyorum. Ve ey Haman()! Çamurları tutuştur (tuğla yap.) Bana bir kule inşa et. Belki Musa’nın ilahının yanına çıkarım. Fakat ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum.
Firavun dedi ki: «Ey halk! Benden özge, size Tanrı tanımam, ey Hâman ! Benimçin ateş yakıp tuğla yap, bir de köşk yapasın, çıkayım Musa'nın Tanrısına dek, sanırım ki, Musa yalancılardan !»
Firavun: “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Musa'nın ilâhına çıkar bakarım (!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan biri olduğunu sanıyorum” dedi.
Firavunun yüksek bir kule inşa ettirmek istemesi, Hz. Musa ve onun anlattıkları ile bir istihza olduğu gibi, köleleştirdiği zavallı halkına, Musa’nın tanrısının yeryüzüne değil gökyüzüne egemen olduğunu ve yeryüzünün hâkimiyetinin kendisine ait olduğunu anlatmak içindi. Gerçi Firavunun tanrı olmadığını kendisi de zavallı halkı da biliyordu ama tuğyan içindeki zorba düzeninin bozulmasını istemiyordu. Ve hükmettiği insanların tek sorumlusunun kendisi olduğunu iddia ediyordu. Nitekim Nâziât 79:24 ayetinde buyrulduğu gibi (Firavun toplumuna;) “Ben, sizin en yüce Rabbinizim!” diyordu.
Diyanet İşleri (Eski)
Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için, toprak üzerine bir ateş yak, tuğla hazırlayıp bana bir kule yap; çıkar belki Musa'nın tanrısını görürüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum" dedi.
Firavun: Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân! Haydi benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki Musa'nın tanrısına çıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir, dedi.
Firavun, "Ey ileri gelenler, ben sizin için benden daha iyi bir tanrı bilmiyorum. Haman, benim için balçığın üzerinde ateş yakarak tuğla hazırla ve Musa'nın tanrısına ulaşabilmem için bir kule yap. Ben onun yalancı olduğuna inanıyorum," dedi.
Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân, haydi benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki, Musa'nın ilâhına çıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir." dedi.
Fir'avn ise dediki: ey millet, ben sizin için benden başka bir tanrı bilmiyorum, haydi benim için çamura ocağı yak da ya Hâmân bana bir kule yap belki Musânın tanrısına muttali' olurum, maamafih ben onu her halde yalancılardan sanıyorum
Fir'avn dedi: «Ey ileri gelenler, ben sizin benden başka bir Tanrınız olduğunu bilmiyorum! Ey Hâman, haydi benim için çamurun üzerinde ateş yak da bana büyük bir kule yap. Belki ben Musânın Tanrısına tırmanıb çıkarım! Maamâfih ben onu mutlakaa yalancılardan sanıyorum ya!»
Fir'avun ise: “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka hiçbir ilâh bilmiş değilim; ey Hâmân! Haydi benim için çamurun üzerinde ateş yak da (tuğla i'mâl edip) bana bir kule yap; belki Mûsâ'nın İlâhına muttali' olurum (O'nu görürüm). Çünki şübhesiz ben onu gerçekten yalancılardan sanıyorum” dedi.(1)
(1)“Αcâz-ı Kur’ânî o derece câmi‘ ve hârıktır (çok güzellikleri toplayıcı ve hârikadır), dikkat edilse görünüyor ki: Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî (büyük) düsturları ve umum kānunları, basit ve âmî fehimlere (basit anlayışlara) merhameten basit bir cüz’üyle, husûsî bir hâdise ile gösteriyor. (...) Meselâ: ياَهاَماَنُ ابْنِ ل۪ي صَرْحاً Fir‘avun, vezîrine (Hâmân’a) emreder ki: ‘Bana yüksek bir kule yap, semâvâtın (gökyüzünün) hâlini rasad edip (gözleyip) bakacağım. Semânın gidişâtından, acabâ Mûsâ (as)’ın da‘vâ ettiği gibi semâda tasarruf eden (hükmeden) bir İlâh var mıdır?’ İşte صَرْحاً [bir kule] kelimesiyle ve şu cüz’î (küçük) hâdise ile, dağsız bir çölde olduğundan dağları arzulayan ve Hâlık’ı (yaratıcıyı) tanımadığından tabîatperest (tabîatçı) olup rubûbiyet (rab olmayı) da‘vâ eden ve âsâr-ı ceberutlarını (kibirli eserlerini) göstermekle ibkā-yı nâm eden (nâm salan), şöhretperest olup dağ-misâl meşhur ehrâmları (piramitleri) binâ eden ve sihir ve tenâsühe kāil olup (öldükten sonra rûhun başka bir bedende tekrar dünyaya geleceğine inanıp) cenâzelerini mumya edip, dağ misillü (gibi)mezarlarda muhâfaza eden Mısır Fir‘avun’larının an‘anesinde (âdetlerinde) hükümfermâ (uygulanan) bir düstûr-ı acîbi ifâde eder.” (Zülfikār, 25. Söz, 32)
İlyas Yorulmaz
Firavun seçkinlerine “Ey bana seçkin yöneticilerim! Sizin için benden başka bir ilahınız olduğunu bilmem. (Alaycı bir şekilde) Ey Haman! Benim için toprağın üzerine bir ateş yak ve bana yüksekçe bir kule inşa et. Her ne kadar Musa’nın yalancılardan birisi olduğunu zannediyorsam da, belki onun Rabbini görebilmeyi başarabilirim” dedi.
Firavun da dedi ki ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir mabut olduğunu bilmiyorum, Haman! Benim için ateş yakıp balçıktan tuğla yap, bana bir köşk yap ki Musa/nın Tanrısına çıkayım da bakayım [²]. Ben Musa/yı yalancılardan zannediyorum [³]
İsmail Hakkı İzmirli Kasas Suresi 38. Ayet Açıklaması
[2] Yahut köşk üstüne çıkar; ona muttali olurum, yıldızların vaziyetlerini tarassut edeyim, bi'seti resûle delâlet eder bir şey bulabilir miyim?[3] «Allah vardır, ben de onun peygamberiyim» sözü yalandır.
Kadri Çelik
Firavun dedi ki: “Ey önde gelenler! Sizin için benden başka bir ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Tuğla ocağını körükle (balçığı pişir) de bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım. Çünkü gerçekten ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum.”
Firavun ise, “Ey ileri gelenler!” dedi, “Ben sizin için, kendimden başka bir tanrı tanımıyorum! Söyleyin bana, bütün Mısır’ın sahibi ve efendisi ben değil miyim? Fakat bu adam, sadece bu ülkenin değil, tüm varlıkların Efendisi olan bir tanrıdan söz ediyor, o hâlde ey Haman; benim için tuğla ocaklarında balçığı pişirerek sağlam tuğlalar imal et ve bana öyle yüksek bir kule yap ki, tepesine çıkıp Mûsâ’nın şu ilâhını kendi gözlerimle göreyim! Ama yukarılarda böyle bir kimsenin olmadığına eminim! Doğrusu ben, bu adamın şan şöhret peşinde koşan yalancılardan biri olduğunu sanıyorum!”
Firavun:
-“Ey İleri Gelenler!
Sizin için benim dışımda hiçbir ilah bilmedim; öyleyse benim için ateş yak, ey Hâmân, Çamur’un üzerine!
Bana bir kule yap!
Belki Musa’nın ilahına muttali’ olurum / görürüm.
Ben, onu elbette Yalancılar’dan sanıyorum” dedi.
Firavun: “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân! Haydi, benim için şu çamur (halindeki kerpiçler) üzerine ateş yak1 ve hemen bana bir kule yap ki; çıkar da belki Mûsa’nın ilâhını görürüm.2 Ama ben onun kesinlikle yalancı bir kimse olduğuna inanıyorum.” dedi.3
1 Yani kerpiçleri pişirerek tuğla imal et.2 Aslında Firavun, bu sözleriyle Hz. Mûsa’yı hafife almak istiyordu. Bir de kendi saçmalıklarını deneyle ispat etmek için, güya bilimselliğe yani deneye sığınmaya çalışıyordu. Bugün de bilimsellikle aslı astarı olmayan, teori bile olma haysiyetine sahip bulunmayan birçok şeyi kendi saçmalıklarına delil gibi göstererek Allah’ın nurunu söndürmeye çalışanlar, belki de onu örnek alıyorlar. Ama Firavun’un sonunu düşünüp ibret almaya hiç yanaşmıyorlar. 3 Yani, fikrini önceden belirtti. Kuleyi yapıp Mûsa’nın ilâhını (hâşâ) görse bile inanmayacağını hemen ifâde etti. Hatta bu kuleyi sadece, “Musa’nın Allah’ını inkâr ettiğini” halkına ispat etmek için bir deney gibi kullanmak istedi. Firavun’un kulesinden Allah’ın görülmesi nasıl mümkün değilse, bugünkü bilimsellik adına dikilen teori kulelerinden de Allah’ı görmek mümkün değildir ve bu teori kulelerinin asıl amacının Firavun’un amacından bir farkı yoktur.
Muhammed Esed
Bunun üzerine Firavun: “Soylular!” dedi, “Ben sizin için benden başka tanrı tanımıyorum! 36 Bunun içindir ki, sen ey Hâmân, benim için [tuğla] ocağını tutuştur, balçığı pişir ve bana öyle yüksek bir kule yap ki, çıkıp Musa'nın şu tanrısını bir göreyim! 37 Çünkü ben o'nun şu onmaz yalancılardan biri olduğunu sanıyorum!”
Firavun da: – Ey ileri gelenler, ben sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum. Ey Hâman! Sen de benim için tuğla ocağını tutuştur ve benim için yüksek bir kule inşa et ki bu sayede belki Musa’nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancı olduğuna eminim, dedi. 40/47
Firavun ise, “Siz ey efendiler!” dedi, “Sizin için (hayatınıza müdahil olan)[3408] benden başka bir ilâh hiç tanımadım. Ve sen ey Hâmân![3409] Benim için tuğla ocağını tutuştur da, bana yüce bir yapı inşâ ediver! Kim bilir, belki o zaman Musa’nın ilâhına ulaşabilirim; hoş, ben onun yalancının teki olduğundan sanıyorum ya.”
Mustafa İslamoğlu Kasas Suresi 38. Ayet Açıklaması
[3408] Bu açıklama, Firavun’un “Ben sizin en büyük Rabbinizim” (79:24) iddiasına dayanmaktadır. Rab olma iddiası, tüm boyutlarıyla “hayata müdahil olma” iddiasıdır. Değilse, Firavunlar Mısır’ının Amon kültü çok tanrıcıydı.
[3409] Bazı oryantalistler Hâmân olarak anılan kişinin, Eski Ahid’de Pers kıralı Ahaşveroş’un veziri olarak geçmesinden yola çıkarak Kur’an’ı eleştirirler. Fakat son dönemlerde, Firavunlar dönemine ait hiyerogliflerde II. Ramses’in “Âmen” isminde bir yardımcısı olduğu tesbit edilmiştir (Cabiri, Medhal ile’l-Kur’ani’l-Kerîm 330, ed-Dâru’l-Beydâ’-2006). Yine hiyerogliflerde Firavun’un imar işleriyle görevli vezirinin adının Hâmân olarak imla edildiği M. Bucaille tarafından kaydedilmiştir. Hâ-Âman, Amon dininin rahiplerine verilen isimdi ve protokolde Firavun’dan sonra gelen ikinci kişiydi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Fir'avun da dedi ki: «Ey Eşraf! Ben sizin için benden başka bir tanrı bilmiş değilim, haydi ey Haman! Benim için çamurun üzerine ateş yak (tuğla yap) hemen benim için bir köşk yapıver. Umulur ki, ben Mûsa'nın ilâhına muttali olurum ve şüphe yok ki, ben O'nu (Musa'yı) yalancılardan sanıyorum.»
Firavun da dedi ki: “Ey benim danışmanlarım ve devlet adamlarım! Ben sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Hâman! Haydi benim için tuğla ocağını tutuştur, balçığı pişir, fazlaca tuğla imal ettirip benim için öyle yüksek bir kule yap ki, belki de onun vasıtasıyla yükselip Mûsâ'nın (varlığını iddia ettiği) Tanrısını görürüm! Aslında, ben onun yalancının biri olduğu görüşündeyim ya (neyse! )” [26, 29; 43, 54; 79, 23-24] {KM, Tekvin 11, 3-4}
Merhum Elmalılı M. Hamdi Yazır bu âyetin tefsirinde şöyle der: “Firavun çok iyi bilirdi ki şu mahlûkatı yaratan kendisi değildir, kendisini de bir yaratan vardır. Fakat uluhiyetin yalnız Allah’ın olduğunu tanımıyor. Yaratmak ve yaratıcılık kavramlarına haksızlık ediyor. Hukuk ve yasama yetkisi kendi iradesinden ibaret imiş, hukuku kendisi koyarmış ve kendi dilediği gibi yaparmış, ne isterse o olurmuş, hükmünü ve idaresini bozacak üst bir makam ve kuvvet yokmuş gibi gösteriyor. Bu sebepten, insanlar onun idaresine boyun eğmekten başka bir şey tanımasın, hep onu sevsin, hep ondan korksun, hep ona kul olsun, ona tapsın istiyor, hem mâbudluk iddia ediyor, hem de sizin için benden başka ilahınız olduğunu bilmiyorum” diye insaflı görünmek istiyor. Göklerin ve yerin Rabbi, sanki gökyüzünü araştırmakla görünmesi gereken bir cisim ve cismi varmış gibi zannettirerek halka karşı ilim ve fen yolunda bir oyun ve tuzak yapmak üzere kule yapmayı emrediyor.”
Süleyman Ateş
Fir'avn dedi ki: "Ey ileri gelenler, ben sizin için benden başka bir tanrı bilmiyorum, ey Haman, haydi benim için çamurun üzerinde ateş yak(arak tuğla imal et de) bana bir kule yap, belki Musa'nın tanrısına çıkarım, çünkü ben onu (Musa'yı) yalancılardan sanıyorum."
Firavun dedi ki: “Ey devletliler! Sizin benden başka ilahınız olduğunu bilmiyordum. Haman, benim için çamuru pişir’de bir kule yap; belki Musa’nın ilahına çıkarım. Ben gerçekten onun yalancının teki olduğunu düşünüyorum.”
Firavun da:-Ey ileri gelenler, sizin için benden başka ilah tanımıyorum. Ey Hâman! Çamur üzerine benim için bir ateş yak ve bana bir kule yap. Belki Musa'nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum, dedi.
Firavun “Efendiler,” dedi. “Sizin için ben kendimden başka bir tanrı bilmiyorum. Hâmân! Bana tuğla ocağını yak, sonra da bir kule yap ki Musa'nın tanrısına ulaşayım. Çünkü ben onun yalancı olduğunu düşünüyorum.”
Firavun dedi: "Ey seçkinler topluluğu! Ben sizin için benden başka bir tanrı tanımıyorum. Ey Hâmân! Benim için çamurun üzerinde ocağı yakıp bana bir kule yap ki Mûsa'nın tanrısına ulaşayım. Aslında ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum."
Fir‘avn eyitdi: İy ulular, ben size benden özge tañrı bilmez‐men, didi. Yā Hāmān, benüm‐çün balçıġı yandur, ṭūb eyle. Pes baña bir yüce köşk yap.Ola kim ben görem Mūsā tañrısını. Daḫı ben anı yalancılardan ṣanur‐men,didi.