Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1081, sondan 5156. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 127. ayetidir. A'raf Suresi 127. ayetinin kelime sayisi 21, harf sayısı 100 ve toplam ebced değeri ise 7379 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (15) ل (8) م (8) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال الملأ من قوم فرعون اتذر موسى وقومه ليفسدوا في الارض ويذرك والهتك قال سنقتل ابناءهم ونستحـي نساءهم وانا فوقهم قاهرون
Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilâhlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun, “Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi.
“Kızlar” diye çevirdiğimiz kelime âyet metninde nisâ (kadınlar) şeklinde geçmekle birlikte bundan kız çocukların kastedildiği açıktır. Erkek çocuklar öldürüldüğü ve dolayısıyla yetişmiş adam olma imkânını kaybettikleri için onlar ebnâ (oğullar) kelimesiyle anılırken kız çocukları sağ bırakılmaları sayesinde yetişip kadın olabildikleri için olacakları duruma itibar edilerek onlar da “nisâ” kelimesiyle anılmıştır.
Sihirbazlara karşı savurduğu tehditlerin, onları inanç ve kararlarından döndüremediğini gören Firavun, bu durum karşısında muhtemelen Mûsâ’yı serbest bırakmak istedi (Râzî, XIV, 210) veya danışmanlarıyla bundan sonra izlenmesi gereken tutumu görüştü. Çevresindekiler, onun gelişmelerden etkilenerek Mûsâ’yı serbest bırakacağını düşündükleri ve belki de sonuçta kendi konumlarının sarsılmasından kaygı duydukları için, Mûsâ ve ona inanan İsrâiloğulları’yla Kıptîler’in, ülkede fesat çıkaracaklarını yani halkı eski dinlerinden döndüreceklerini, Firavun’un kendisini de tanrılarını da reddedeceklerini belirterek, sihirbazları cezalandırırken onları serbest bırakmanın yanlış olacağı, şu halde onları da etkisiz hale getirmesi gerektiği hususunda onu uyardılar. Çünkü, âyette de ifade buyurulduğu üzere, o dönemde Mısırlılar çok tanrılı bir inanca sahip idiler; Firavun da tanrının oğlu sayılıyordu. Mûsâ’nın serbest bırakılması ise hem Firavun’un bu itibarının sarsılmasına hem de mevcut dinlerinden kopmalar olmasına yol açacaktı. Buna rağmen danışmanların Mûsâ hakkındaki önerilerinin Firavun tarafından benimsenmemesi ilgi çekicidir. Öyle görünüyor ki o, Mûsâ’nın gösterdiği mûcizeden son derece etkilenmiş, şahsı adına kaygı ve korkuya kapılmıştır. Bununla birlikte görünüşte Mûsâ’dan korkmadığını ve onu ciddiye almadığını göstermek için (Râzî, XIV, 212) hapsetmek veya başka türlü bir işleme tâbi tutmak yerine, onun tarafına geçecek olanların erkek çocuklarını öldürmeyi düşündüğünü açıkladı. Bu suretle hem onları sürekli bir tehdit altında bulunduracak hem de sayılarının artmasını önleyecekti. Firavun, “Elbette biz onları ezecek güçteyiz” şeklindeki açıklamasıyla, esasen Mûsâ olayının kendisi için önemli bir mesele teşkil etmediğini, kimsenin endişeye kapılmasına da mahal olmadığını belirtmek istiyordu (İbn Atıyye, VII, 138).
Mehmet Okuyan
Firavun’un kavminden yöneticiler: “(Büyücüleri kesip) Musa’yı ve kavmini hem seni hem de ilahlarını terk edip yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar diye serbest mi bırakacaksın?” demişlerdi. (Firavun) “(Hayır hayır), oğullarını öldürtüp kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onlara üstünüz (onları ezecek güçteyiz)!” demişti.
Kasas 28:38 ve Nâzi‘ât 79:29 gereği kendini tek ilah gören Firavun’un “ilahları” ifadesi onun peşi sıra belirlediği tanrıcıklar olabilir.,Benzer mesajlar: Bakara 2:49; A‘râf 7:141; İbrâhîm 14:6; Kasas 28:4; Mü’min 40:25.
Bayraktar Bayraklı
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Mûsâ'yı ve kavmini, seni ve tanrılarını bırakıp yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar diye mi bırakacaksın?” Firavun, “Biz onların oğullarını öldürüp kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz” dedi.
Firavun halkının meleleri: “Musa'yı ve yanında yer alanları, yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın?” dediler. O da: “Oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakacağız. Kuşkusuz, biz onların üzerinde kahredicileriz.” dedi.
Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terk edip (aşağılamaları) için mi (serbest) bırakacaksın? (Hepsini ortadan kaldırmalısın!..” Firavun) Dedi ki: “(Onların bütün) Erkek çocuklarını öldürüp (ortadan kaldıracağız) ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahip (bulunmaktayız) ."
Firavun'un kavminden ileri gelenler, Musa'yı ve kavmini, yeryüzünde bozgunculuk etsinler, senden ve taptıklarından yüz çevirsinler diye mi bırakıyorsun dediler. Firavun gene onların oğullarını öldürür, kadınlarını bırakırız ve şüphe yok ki biz, onlardan üstünüz ve kudret sahibiyiz dedi.
Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: “Musa ve kavmini, seni ve tanrılarını bırakıp, yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar, halkı senin aleyhine kışkırtsınlar diye serbest mi bırakacaksın?” Firavun ise: “Biz onların oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette bizim onlar üstünde ezici bir gücümüz var” dedi.
Firavun'un kavminden ileri gelen devlet büyükleri:
“Seni ve ilâhlarını terketsinler de, yeryüzünde, ülkede fesat çıkarsınlar diye mi Mûsâ'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" dediler. Firavun:
“Onların oğullarını öldüreceğiz. Kızlarını öldürmeyip sağ bırakacağız. Onların üstünde, kahredici bir üstünlüğe sahibiz." dedi.
Firavun toplumundan ileri gelenler: "Sen Musa'yı ve kavmini yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terk etmeleri için bırakacak mısın?" dediler. O da: "Onların oğullarını öldürecek ve kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üstünde ezici bir güce sahibiz" dedi.
Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: 'Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terketmeleri için mi (serbest) bırakacaksın?' (Firavun) Dedi ki: 'Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahibiz.'
Firavun'un kavminden başta gelenler, Firavun'a şöyle dediler: “-Mûsa'yı ve kavmini, fesadçılık yapmaları ve Mûsa'nın hem seni, hem de senin tanrılarını terketmesi için mi bu yerde bırakacaksın? “Firavun onlara şöyle cevap verdi: “- Daha önce onlara yaptığımız gibi, doğacak oğullarını öldürtürüz; yalnız kadınlarını sağ bırakırız (ki bize hizmet etsinler). Elbette yine, biz onların üzerine hâkim ve kahredicileriz.”
(Firavun bunları kesmekten vazgeçti.) Onun kavminin ileri gelenleri: “Yeryüzünde bozgunculuk yapmak, seni ve ilahını terk etmek için, Musa ve kavmine müsaade mi ediyorsun!” dediler. Firavun: “Biz onların erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını yaşatacağız. Ve şüphesiz biz, onların üstünde hâkimiz” dedi.
Musa, ulusuna dedi ki: «Allahtan yardım isteyesiniz! Sabrediniz, yeryüzü Allahındır, kullarından istediği kimseye onu miras kılar o, sonuç sakınçlarındır»
Firavunun kavminin ileri gelenleri: “Peki,” dediler, “Musa ve halkının ülkede karışıklık çıkarıp sana uyanları senden ve senin topraklarından uzaklaştırmalarına göz mü yumacaksın?” (Firavun:) “Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Çünkü gerçekten onların üzerinde ezici bir gücümüz var!” dedi.
Firavun milletinin ileri gelenleri: "Musa'yı ve milletini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve tanrılarını bıraksınlar diye mi koyveriyorsun?" dediler. Firavun: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz" dedi.
Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Musa'yı ve kavmini, seni ve tanrılarını bırakıp yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar diye mi bırakacaksın? (Firavun): «Biz onların oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz» dedi.
Firavun'un halkının elit takımı, "Musa'yı ve halkını, seni ve tanrılarını bıraksınlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar diye mi bırakıyorsun," dediler. (Firavun:) "Kadınlarını yaşatıp oğullarını öldüreceğiz. Biz onlardan çok daha güçlüyüz," dedi.
Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" Firavun da dedi ki: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz."
Fir'avnın kavmından yine o cemiyyet ya, dediler: Musâyı ve kavmini bırakacaksın ki seni ve ilâhlarını bıraksın da yer yüzünde fesad çıkârsınlar? Yine, dedi: Oğullarını öldürürüz ve kadınlarını diri tutarız, yine tepelerinde mutlak kahrımızı yürütürüz
Fir'avn kavminden olan ileri gelenler şöyle dedi: «Musâyi ve kavmini — fesadcılık etmeleri, seni de, Tanrılarını da terk etmesi için mi — bu toprakda (Mısırda) bırakacaksın? O da: «(Eskiden olduğu gibi yine) oğullarını öldürtürüz, yalınız kadınlarını sağ bırakırız. Şübhesiz ki biz onların tepesinde kahredicileriz» dedi.
Fir'avun'un kavminden ileri gelenler ise dedi ki: “Mûsâ'yı ve kavmini, yeryüzünde fesad çıkarsınlar, seni ve ilâhlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın?”(Fir'avun onlara) dedi ki: “(Biz) onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını (kız çocuklarını)ise sağ bırakacağız! (3) Çünki gerçekten biz, onların üstünde kahredici üstünlüğe sâhib kimseleriz!”
(3)“Kur’ân’da çok tekrâr edilen kıssa-i Mûsâ Aleyhisselâm’ın cümleleri ve cüz’leridir ki, herbir cümlesi, hattâ herbir cüz’ü, bir düstûr-ı küllînin (büyük düstûrunun) ucu olarak gösterilmiş ve o düstûru ifâde ediyor. (...) Meselâ يُذَبِّحُونَ اَبْنآَءَكُمْ وَ يَسْتَحْيُونَ نِسآَءَكُمْ [(Yeni doğan) oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı (kız çocuklarınızı) ise hayatta bırakıyorlardı.] Benî İsrâil’in, oğullarının kesilip kadın ve kızlarını hayatta bırakmak, bir Fir‘avun zamanında yapılan bir hâdise ünvânıyla, yahudi milletinin ekser memleketlerde, her asırda ma‘rûz olduğu, müteaddid (çok) katliâmları, kadın ve kızları hayât-ı beşeriye-i sefîhânede(insanların gayr-ı meşrû‘ hayâtında) oynadıkları rolü ifâde eder.” (Zülfikār, 25. Söz, 32-33)
İlyas Yorulmaz
Firavun toplumunun önde gelen yöneticileri “Musa ve kavmini yeryüzünde karışıklık çıkarmaları ve senin ilahlarını terk etmeleri için mi, bırakacaksın?” dediler. Firavun dedi ki “Onların erkek çocuklarını öldürteceğim, kız çocuklarının da yaşamalarına müsaade edeceğim. Biz bunları, onlara yapabilecek güçteyiz.”
Fir/avun kavminden ileri gelenler: «— Musa/yı ve kavmini Mısır toprağında fesat çıkarmak, seni, mabutlarını [⁵] terk etmek için mi bırakıyorsun?» dediler. Fir/avun da «— Oğullarını öldüreceğim. Kadınlarını diri bırakacağım. Biz mutlak onların üstünde kahir olacağız» [⁶] dedi.
İsmail Hakkı İzmirli A'raf Suresi 127. Ayet Açıklaması
[5] Yaptığın küçük putları.[6] Onlar eskisi gibi yine elimiz altında bulunacaktır.
Kadri Çelik
Firavun kavminin ileri gelenleri, “Musa'yı ve kavmini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve ilahlarını bıraksınlar diye mi koyuveriyorsun?” dediler. Firavun, “Onların erkek evlatlarını öldürecek ve kız çocuklarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz” dedi.
Firavun’un soydaşları arasından önde gelen yönetici takımı, kraldan fazla kralcı kesilerek, “Ey firavun!” dediler, “Mûsâ’yı ve taraftarlarını, birlik ve beraberliğimizi bozarak bu ülkede karışıklık çıkarsınlar da seni ve tanrılarını terk etsinler diye mi sağ bırakıyorsun?” Firavun, “Merak etmeyin, İsrail Oğulları’nın erkek çocuklarını öldürecek, kızlarını da her türlü hizmetimizde kullanmak üzeresağ bırakacağız ve yine tepelerinde ezici üstünlüğümüzü sürdüreceğiz!” dedi.
Firavun’un kavminden, Mele’ / İleri Gelen Takım dedi ki:
-“Seni ve ilahlarını terk etmeleri, Yeryüzü’nde bozgunculuk yapmaları için Musa’yı ve kavmini serbest bırakıyorsun, öyle mi?”.
-“Oğullarını öldüreceğiz. Kadınlarını da sağ bırakmak istiyoruz.
Biz, onların üstünde baskın güçlüleriz” dedi.
Firavun toplumunun, ileri gelenleri: (Ey Firavun! Sen büyücüleri öldürüp de) yeryüzünde fesat çıkarsınlar, seni ve ilâhlarını1 terk etsinler diye Mûsa’yı ve toplumunu (sağ) mı bırakacaksın?” dediler.2 (Firavun da): “Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız3 ve elbette biz, onları ezecek üstünlükteyiz.” dedi.
1 Burada “seni ve ilâhlarını” denilmesinden Firavunun taptığı bir takım ilahlar varmış gibi anlaşılmamalıdır. Bundan eski Mısırlıların ilah olarak kabul ettikleri öküz ve güneş hatıra gelebilir. Hâlbuki Firavun kendisinin üzerinde bir ilâh kabul etmiyor ve “ben sizin en büyük rabbinizim” diyordu. Şu halde, “seni ve ilâhlarını” demek “senin kafana göre ilah olarak ilan ettiğin ve halkı insanları tapındırdığın putlarını” demektir.2 Firavunun aveneleri, onun sihirbazları tehdit ederek Musâ’ya ilişmeyip serbest bıraktığını görünce, kendileri hakkında endişe ettiler. Hemen Firavundan ziyade Firavunluk politikasına giriştiler ve damarına basarak Firavunu Musâ ve İsrâîl oğulları aleyhine tahrik etmeye başladılar. 3 “Kadınlarını sağ bırakacağız” ifâdesi; a- “Kadınlarını öldürmeyeceğiz, b- Kadınlarının iffetlerine dokunacağız, c- Hamile kadınların hayâlarına dokunarak karınlarındaki çocuklarını öldüreceğiz” şeklinde de anlaşılabilir. Aynı konu için Bk. (İbrahim: 6, Kasas: 4)
Muhammed Esed
Ve Firavun uyrukları arasından önde gelenler: “Peki,” dediler, “Musa ve halkının ülkede karışıklık çıkarıp [uyruklarını] senden ve senin topraklarından uzaklaş[tır]malarına göz mü yumacaksın?” [Firavun]: “Onların çocuklarından çoğunu öldürecek ve [yalnız] kadınlarını sağ bırakacağız: Çünkü, gerçekten onların üzerinde ezici bir gücümüz var!” dedi.
Firavun kavminden ileri gelenler: – Musa’yı ve toplumunu kendi haline bırakıp, ülkede bozgunculuk yapmalarına seni ve senin ilahlarını terk etmelerine göz mü yumacaksın? Dediler. Firavun: – Biz onların erkek çocuklarını öldürtüp, kadınlarını/kızlarını da sağ bırakırız. Biz onlara her şeyi yapabilecek konumdayız, dedi. 2/49, 7/141, 14/6, 28/4
Firavun toplumunun seçkinleri dedi ki: “Şimdi sen Musa’yı ve halkını seni ve ilâhlarını[1244] bırakıp ülkede kargaşa çıkarsınlar diye kendi başlarına mı bırakacaksın?” (Firavun): “Onların çocuklarını öldürtüp kadınlarını sağ bırakacağız:[1245] Ve böylece biz onların üzerindeki ezici baskımızı sürdürmüş olacağız” dedi.
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 127. Ayet Açıklaması
[1244] Firavun’un Kur’an’da sadece bir yerde nakledilen “Ben sizin en büyük rabbinizim!” (79:24) sözü, bu âyetteki “ilâhlarını” ifadesiyle birlikte hem “kendisinden başka rablerin varlığını kabul etmekle beraber onları kendisinden aşağı görüyor ve sıradan halkın taptığı klana ait totemlere ses çıkarmıyordu”, hem de “Hermetik öğreti başlangıçta tek tanrıcı olmasına rağmen, daha sonraları çok tanrıcı bir hâl almıştı” anlamlarına gelir. Arkeolojik veriler bunu destekler. Kutsal boğa Apis’in başı altında, tahtında oturan Firavun’u gösteren irili ufaklı antik altın heykellerin varlığı bunun kanıtıdır.
[1245] Ebnâehum lügat açısından “oğulları” anlamına gelir. Galibiyet kuralınca “çocukları” vurgusunu taşır. Nisâehum ise, “oğullar”ın karşıtı olan “kızlar” değil “kadınlar” anlamına gelir. “Neden kadınlar” sorusunu tefsircilerimiz “hizmetçi ve cariye olarak kullanmak için” cevabını verirler (Bkz: İbn Âşûr). Bu “kadınlar” ile, kız çocukları değil de yasağa rağmen doğurmakta ısrarcı olan hamile anneler kastediliyorsa, bu durumda sorunun cevabı bizce “evlat acısı çektirmek için” olur (Krş: 28:4).
Ömer Nasuhi Bilmen
Fir'avun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: «Mûsa'yı ve kavmini bırakır mısın ki, yerde fesatta bulunsunlar. Ve seni ve tanrılarını terkeylesinler.» O da dedi ki: «Elbette onların oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız ve şüphe yok ki, biz onların üstünde kâhir kimseleriz.»
Firavun'un halkının yetkilileri ona: “Ne yapıyorsun, Mûsâ ile kavmini, seni ve senin tanrılarını terk etsinler, ülkede bozgunculuk yapsınlar diye kendi hallerine mi bırakacaksın? ” dediler. Firavun: “Hayır, onların erkek evlatlarını öldürüp, kız çocuklarını hayatta bırakacağız. Biz elbette onların üzerinde tam bir hakimiyet sahibiyiz. ” diye cevap verdi.
Bir önceki Firavun da Hz. Mûsâ’nın dünyaya geleceği sırada İsrailoğullarının çoğalmamaları için böylesi bir uygulama yapmıştı. Hz. Mûsâ’ya tâbi olanlara uygulanan bu ikinci işkence döneminin Mineptah adlı Firavun’un yönetimine rastladığı söylenmektedir.
Süleyman Ateş
Fir'avn kavminden ileri gelen bir topluluk dedi ki: "Musa'yı ve kavmini bırakıyorsun ki, seni ve tanrılarını terk edip yeryüzünde bozgunculuk mu yapsınlar?" (Fir'avn): "Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz daima onların üstünde eziciler olacağız!" dedi.
Firavun’un halkından itibarlı kişiler dediler ki “Şimdi Musa’yı ve halkını serbest mi bırakacaksın? Bırak da bu ülkede bozgunculuk çıkarsınlar; seni de, tanrılarını da bir kenara atsınlar.” (Firavun) Dedi ki “Oğullarını öldürecek, kızlarını yaşatacağız. Onların tepelerine bineceğiz.”
Firavun kavminden ileri gelen kesim:-Musa'yı ve kavmini yeryüzünde bozgunculuk etsinler seni ve senin ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın? dediler. Firavun:-Onların erkek çocuklarını öldürürüz. Kadınlarını da sağ bırakırız. Biz, onlara hakim bir konumdayız, dedi.
Firavun kavminin ileri gelenleri, “Seni ve tanrılarını terk edip de ülkede bozgunculuk etsinler diye Musa ile kavmini bırakacak mısın?” dediler. Firavun dedi ki: “Biz onların kızlarını sağ bırakıp oğullarını öldüreceğiz. Biz onları ezecek güçteyiz.”
Firavun kavminin kodamanları dediler ki: "Mûsa'yı ve toplumunu, yeryüzünü fesada verip seni ve ilahlarını terk etsinler diye mi bırakıyorsun?" Dedi ki Firavun: "Biz onların oğullarını öldürüp kadınlarını diri bırakacağız/kadınlarının rahimlerini yoklayıp çocuk alacağız/kadınlarına utanç duyulacak şeyler yapacağız. Üstlerine sürekli kahır yağdıracağız."
daħı eyitti bir bölük serverler fir'avn ķavunuñdan ķor miseñ mūsā’yı daħı ķavumın tā fesād eyleyeler yirde daħı ķoya seni daħı Tañrı’laruñı?” eyitti “depeleyevüz er oġlanlaruñ daħı diri ķoyavuz 'avratlarını. daħı bayıķ biz anlaruñ üzerine murad śıyıcılaruz.”