Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3337, sondan 2900. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 85. ayetidir. Kasas Suresi 85. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 4585 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
ان الذي فرض عليك القران لـرادك الى معاد قل ربي اعلم من جاء بالهدى ومن هو في ضلال مبين
Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416]
Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. Buna göre Hz. Peygamber’e, müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. “Dönülecek yer”, “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır.
Bu âyetin, hicret esnasında Mekke ile Medine arasında Cuhfe denilen yerde indiği rivayet edilmiştir (Şevkânî, IV, 184). “Allah, elbette seni yine dönülecek yere tekrar gönderecektir” ifadesi, müşrikler tarafından zulme mâruz kaldığı için Mekke’den hicret eden Hz. Peygamber’in bir gün zaferle tekrar oraya döneceğinin bir işaretidir. “Döndürülecek yer” ifadesi “ölüm, cennet, âhirette en yüksek makam” olarak da yorumlanmıştır (Taberî, XX, 123-126; Şevkânî, IV, 184). Âyetin, âhiret mükâfatı yanında dünyaya dönük bir işareti de vardır. Kur’an sayesinde Hz. Peygamber ve ona inananlar, onu izleyenler, Allah’ın murat ettiği sona, fıtratın imkân verdiği kemale ulaşacaklardır. Metinden de anlaşılacağı üzere âyetin son bölümü, Hz. Peygamber ile tartışan ve “Sen apaçık bir sapkınlık içindesin” şeklinde sözler sarfeden müşriklere cevap olarak inmiştir.
Mehmet Okuyan
Kur’an’ı sana farz kılan (Allah) elbette seni dönülecek yere (Mekke’ye) döndürecektir. De ki: “Rabbim, kimin hidayetle geldiğini, kimin de apaçık bir şaşkınlık içinde olduğunu çok iyi bilendir.”
Bu ayet hicretin yakın olduğuna işaret etmekte, üzüntülü olan Hz. Muhammed’e tekrar Mekke’ye döndürüleceği dolaylı olarak müjdelenmektedir.,Benzer mesajlar: En‘âm 6:117; Nahl 16:125; Kasas 28:56; Necm 53:30; Kalem 68:7.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz ki seni Kur'ân'a uymaya zorunlu kılan Allah, seni vaad ettiği yere ulaştıracaktır. De ki: “Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.”[403]
[403] Hz. Peygamber’in bazı görevleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIV, 391-397.
Erhan Aktaş
Sana Kur'an'ı farz kılan¹, elbette seni dönülecek yere döndürecektir. De ki: “Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin sapkın olduğunu Rabb'im daha iyi bilir.”
(Ey Resulüm!) Kur’an’ı(n ahkâmını ve ahlâkını uygulamayı) Senin üzerine farz kılan (Allah), elbette Seni dönüş yerine iade edecek ve (Medine’den Mekke’ye, veya ahirete ve cennete, ya da ümmetin liderliğine) geri gönderecektir. De ki: “Rabbim, kimin hidayete geldiğini de, kimin açıkça bir sapkınlık içine girdiğini de çok iyi bilmektedir.”
Şüphe yok ki sana, Kur'an'ın hükümlerini farz eden, elbette döneceğin yere döndürecek seni. De ki: Rabbim daha iyi bilir, kimdir doğru yola gelen ve kimdir apaçık sapıklıkta kalan.
Ey peygamber! Kur'ân'ı sana indiren ve O'nunla amel etmeyi farz kılan Allah, seni Mekke'den çıkardığı gibi, yine oraya döndürecektir. Hakkı kabule yanaşmayanlara de ki: Kimin doğru yolda yürüdüğünü ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu, en iyi bilen Rabbimdir.
Rasûlüm, Kur'ân'ı okumayı, öğretmeyi, hükümlerini tebliğ etmeyi, uygulamayı sana farz kılan, ilkelerini sana hayat tarzı haline getiren Allah, elbette seni yine, dönülecek yere, Mekke'ye, ölümden sonra yeni bir hayata döndürecektir.
“Rabbim, kimin hak yolu aydınlatan bilgiler getirdiğini, kimin tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içinde olduğunu iyi bilir” de.
Şüphesiz sana Kur'an'ı farz kılan [8] seni dönülecek yere (Mekke'ye) yeniden döndürecektir. De ki: "Kimin hidayet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu Rabbim daha iyi bilir."
85.İbnu Ebi Hatim`in Dahhak`tan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.), Mekke`den çıkarak Cuhfe`ye geldiğinde Mekke`yi arzuladı. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.8."İndiren" veya onu "tebliğ etmeği ve onunla amel etmeyi farz kılan."
Ali Bulaç
Şüphesiz, sana Kur'an'ı farz kılan, seni dönülecek yere elbette döndürecektir. De ki: 'Rabbim, hidayetle geleni de, açıkca bir sapıklık içinde olanı da daha iyi bilmektedir.'
Muhakkak ki Kur'an'ı sana inzâl eden (Allah), seni (ahirete göçmeden önce, hicret ederek içinden çıktığın) Mekke'ye geri çevirecektir. (Ey Rasûlüm), de ki: Rabbim, hidayetle gelen kimseyi ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.
Bu Kur’anı(n tebliğ ve yaşamını) sana farz kılan Allah, hiç şüphesiz seni ahirette diriltecektir. De ki: “Terbiyecim ve sahibim olan Allah, kimin doğru yolda olduğunu ve kimin de apaçık sapıklık içinde olduğunu çok daha iyi bilir. [Hiçbir şeyi değersiz bırakmaz. Benim bu görevimin de mükâfatını verecektir.]
Sana Kur'anı farz kılan, herhalde seni döneceğin yere, geri döndürür; diyesin ki: «Doğru yolu kim tuttu, kim de açık sapkındır? Benim Tanrım iyi bilir»
Okumayı/Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”
İlk gelen ve “oku” emriyle başlayan Âlak suresinin ilk ayetindeki “ikra’” kelimesi ile “Kur’an” aynı kökten geldiği için buradaki “Kur’an” terimini hem “okumak” hem de “Kur’an” olarak alabiliriz. Her iki durumda da insana okumayı farz kılan bir emir söz konusudur. Zira Kur’an okunmadan anlaşılamaz. İnsan da okumadan tekâmül edemez. Bu “okuma”dan illa da yazı ile yazılanı okumayı anlamamalıyız. Ay’ın Güneş’i okuyarak ışık saçması gibi (Şems 91:2) hayatı okumak, varlık alemini okumak, insanın kendisini okuması, temaşa ettiği herşeyi okuması bu kapsamda değerlendirilebilir. “Kur’an’ın Peygamberimize farz kılınması” demek, Allah’ın Kur’an’da öngördüğü hayat düsturlarıyla yaşam biçimi oluşturmak, hayatın pratik sorunlarını Kur’an’la çözmek; aymazlığa ve umursamazlığa düşmeden, hidayet yolunda dolu, doğru, adil, ilkeli, tutarlı ve istikrarlı bir hayat ortaya koymaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
Kuran'a uymayı sana farz kılan Allah, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir."
(Resûlüm!) Kur'an'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: Rabbim, kimin hidayeti getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir.
Bu âyetin, Mekke ile Medine arasında hicret esnasında nâzil olduğu rivayet edilmiştir. Âyette, Hz. Peygamber’in, zulme uğratılarak çıkarıldığı yurdu Mekke’ye döndürüleceğine işaret buyurulduğu belirtilmektedir. «Döndürülecek yer»den maksadın, ahirette en yüksek makam olduğu da söylenmiştir.
Edip Yüksel
Sana Kuran'ı özgüleyen, kuşkusuz seni kararlaştırılmış noktaya döndürecektir. De ki, "Kimin hidayet getirdiğini ve kimin açık bir sapıklık içinde olduğunu Rabbim iyi bilir."
(Resulüm!) Kur'ân'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir."
Her halde sana o Kur'anı farz kılan seni muhakkak bir meâda kadar geri getirecektir, de ki: rabbım daha iyi bilir! Hidayetle gelen kim? Açık bir dalâl içinde olan kim?
Her halde o Kur'ânı (n tilâvetini, teblîğını ve mucibince amel etmeni) senin üzerine farz kılan (Allah) seni (yine) dönülecek yere döndürecekdir. De ki: «Hidâyetle gelen kim, o apaçık bir sapıklık içinde olan kim, Rabbim çok iyi bilendir».
(Ey Resûlüm!) Şübhesiz ki Kur'ân'ı (tebliğ ve onunla amel etmeyi) sana farz kılan(Allah), elbette seni dönülecek yere (Mekke'ye) iâde edicidir. De ki: “Rabbim kimin hidâyetle geldiğini ve kimin apaçık bir dalâlet içinde olduğunu en iyi bilendir.”(1)
(1)Bu âyet, doğduğu topraklardan hicret etmek mecbûriyetinde kaldığı için pek mütessir olan Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı tesellî etmek için nâzil olmuştur. (Beyzâvî, c. 2, 202)
İlyas Yorulmaz
Elbette ki sana Kur’an’ın emirlerini farz kılan Allah, sana vaat edilen yere seni döndürecektir. Deki “Benim Rabbim doğru yola girmiş olarak geleni bilir ve açık bir sapkınlık içinde olanı da bilir.
Üzerine Kur/an/ı [¹] farz kılan Allah her halde seni o avdetgâhına [²] döndürecek. Onlara de ki Rabbim hidayet getireni de, apaçık sapıklıkta bulunanı da herkesten iyi bilir.
İsmail Hakkı İzmirli Kasas Suresi 85. Ayet Açıklaması
[1] Telâvetini, tebliğini, amelini.[2] Mekke veya cennete, vaad buyurduğu ve herkesin arzusu olduğu makam-ı Mahmud'a.
Kadri Çelik
Hiç şüphesiz sana (amel etme noktasında) Kur'an'ı farz kılan, seni dönülecek yere elbette döndürecektir. De ki: “Rabbim, hidayetle geleni de açıkça bir sapıklık içinde olanı da daha iyi bilmektedir.”
Sana bu Kur’an’ı insanlığa tebliğ etme ve hayatına uygulama görevini veren Allah, seni elbette öz yurdundan çıkaran zâlimlerin hile ve tuzaklarından koruyarak ulaşman gereken yere ulaştıracak ve şimdi gözyaşlarıyla terk etmek zorunda kaldığın bu şehre, kısa bir zaman sonra muzaffer bir komutan olarak geri dönmeni sağlayacaktır. Ve görevlerini lâyıkıyla yaptıkları takdirde, tüm müminleri —hem bu dünyada, hem de âhirette— onlara vaadedilen mutlu sona kavuşturacaktır. O hâlde, yalnızca Allah’a güven ve de ki: “Benim Rabb’im, kimin doğru yolu izlediğini ve kimin apaçık bir sapkınlık içinde olduğunu çok iyi bilmektedir ve her birine hak ettiği karşılığı muhakkak verecektir.”
Kur’ân’ı sana farz kılan, seni döneceğin yere elbette geri getirecektir.
De ki:
-“Kim Hidayet’le geldi, kim de açık bir sapkınlık içindedir, benim rabbim çok iyi bilir”.
(Ey Muhammed!) Sana Kur’an’ı indiren Allah, elbette seni, ayrıldığın yer (olan Mekke’ye) tekrar döndürecektir. Sen (onlara): “Kimin hak yolda olduğunu ve kimin de apaçık bir sapkınlık içerisinde bulunduğunu en iyi bilen Rabbim’dir.” de.1
1 Bu âyet, Peygamber Efendimizin Mekke’den hicreti sırasında Cuhfe’de nâzil olduğuna göre, meâd’den maksat ölüm; red’den maksat ise Mekke’ye iadedir. Yani, “Rabbin seni ahirete irtihal etmeden evvel bu çıktığın mahalle geri getirecek ve Mekke’yi sana fethettirecektir.” (Elmalılı)
Muhammed Esed
[EY İNANAN KİŞİ,] apaçık bir üslupla bu Kur’an'ı sana vaz‘eden 95 [Allah], şüphe yok ki, seni [ölümden sonra] yeni bir hayata döndürecektir. 96 [Hakkı kabule yanaşmayanlara] de ki: “Kimin doğru yolda yürüdüğünü 97 ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilen Rabbimdir!”
Sana bu Kuran’ı okumayı farz kılan Allah hiç şüphen olmasın ki seni döneceğin yere mutlaka döndürecektir. Sen de ki: – Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu en iyi bilen benim rabbimdir. 27/92
(EY bu vahyin muhatabı!)[3462] Senin hayatını kuşatan Kur’an’ı sana farz kılan Zat, elbette seni(n âkıbetini) mutlu sona döndürecektir.[3463] (Şu halde) de ki: “Kimin hidayete erdiğini ve apaçık bir sapıklığa gömülenin de kim olduğunu asıl bilen Rabbimdir.”
Mustafa İslamoğlu Kasas Suresi 85. Ayet Açıklaması
[3462] Daha sonraki âyetlerde yer alan “inkâr edenlere asla arka çıkma!” (86), “seni Allah’ın âyetlerinden alıkoymalarına asla izin verme!” ve “Sakın ha, Allah’a ortak koşanlardan biri olma!” (87) uyarılarının niteliklerinden de açıkça anlaşılacağı gibi, bu âyetler, ulaştığı herkese hitap etmektedir.
[3463] ‘Alâ edatının istilâ vurgusu, çeviride karşılığını ”hayatını kuşatan” olarak bulmuştur. “Mutlu son” karşılığı, me’âd ile “bayram” anlamına gelen ‘ıyd arasındaki akrabalığın tedâi ettirdiği bir anlamdır. Allah Rasûlü’ne, hem hicret yurdu olan “Medine”, hem de âhiret yurdu olan “Cennet” müjdelense gerektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak o zât ki, Senin üzerine Kur'an'ı farz kıldı, elbette seni dönülecek yere iade edecektir. De ki: «Rabbim hidâyetle geleni de ve apaçık bir dalâlette bulunanı da daha iyi bilendir.»
Kur'ân'ı sana indirip onu okumanı, tebliğ etmeni ve muhtevasına göre hareket etmeni farz kılan Allah, elbette seni varılacak yere döndürecektir. De ki: “Kimin hidâyet getirdiğini, kimin besbelli sapıklık içinde olduğunu Rabbim pek iyi bilmektedir. ” [7, 6; 5, 109; 39, 69]
Bu âyet, halkının azgın önderleri tarafından zulme mâruz bırakılarak hicrete mecbur kalan Hz. Peygamber (a.s.m)’ın, muzaffer olarak Mekke’ye kavuşacağını müjdelemektedir.
Süleyman Ateş
Kur'an'ı sana (indiren ve) gerekli kılan (Allah), elbette seni varılacak yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin hidayet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu bilir."
Medîne'ye, yahut zaferle Mekke'ye, yahut da huzuruna döndürecektir.
Süleymaniye Vakfı
Kur’an’ı sana görev olarak yükleyen Allah, elbette seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: “Doğruyu getirenin kim olduğunu, kimin de açık bir sapıklıkta olduğunu en iyi Rabbim bilir.”
Kur'an'ı (okumayı) sana farz kılan, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki:-Kimin doğru yolda, kimin de apaçık sapıklıkta olduğunu en iyi Rabb'im bilir.
Kur'ân'ı sana farz kılan Allah, elbette seni varılacak yere döndürecektir.(13) De ki: Hidayeti getirenin kim, apaçık sapıklık içinde bulunanın kim olduğunu en iyi Rabbim bilir.
Bu Kur'an'ı sana farz kılan, elbette ki seni vaat edilen yere/belirlenen sona götürecektir. De ki: "Hidayeti getireni de açık bir sapıklık içinde olanı da en iyi Rabbin bilir."
bayıķ ol kim vācib eyledi senüñ üzere ķur’ān’ı girü döndüricidür seni girü dönesi yire ya'nį mekke’ye. eyit “çalabum bilürirekdür anı kim geldi ŧoġru yola daħı anı kim ol azġunluķdadur bellü.”