Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 778, sondan 5459. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 109. ayetidir. Mâide Suresi 109. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 4082 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يوم يجمع الله الرسل فيقول ماذا اجبتم قالوا لا علم لنا انك انت علام الغيوب
Allah’ın, peygamberleri toplayıp[163] “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği, onların da, “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın.
Allah Teâlâ, her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak, şahid olarak dinleyecektir. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecektir. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek, onları aşağılayan veya ilâhlaştıranlardan hesap sorulacaktır. Bu âyetlerde, peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. İsa, bir örnek olarak ele alınıyor.
Burada, 110-120. âyetlerde Hz. Îsâ’nın tanıklığından hareketle yer verilecek olan hakikatlerin anlatımına geçiş yapılmaktadır. Yeni bir konuya başlanmakla beraber, önceki âyetlerin içeriği onlarla bu ve müteakip âyetler arasında şöyle bir fikrî bağ bulunduğunu düşündürmektedir: Önceki âyetlerde insanların vasiyetleri hakkında titizlik gösterilmesi ve bu konudaki tanıklığın önemi üzerinde durulmuştu. Burada ise yüce Allah’ın emir ve tavsiyeleri hakkında peygamberlerin tanıklık etmesi konusuna geçilmektedir. Nitekim Kur’an’da dinî hükümler Allah Teâlâ’nın “vasiyetleri” (emir ve tavsiyeleri) olarak (Şûrâ 42:13), peygamberler de “şahitler” şeklinde (Nisâ 4:41) nitelendirilmiştir (İbn Âşûr, VII, 98).
Öte yandan, tefsirlerde bu âyetle önceki âyet arasında gramer açısından da şöyle bir bağ kurulur: Bu âyet, 108. âyetteki “Allah’a âsi olmaktan sakının” ifadesini açıklamaktadır; “Allah’ın peygamberleri toplayıp da onlara ‘Size ne cevap verildi?’ diye soracağı günden sakının” demektir (Zemahşerî, I, 370).
Peygamberlerin Cenâb-ı Allah’ın sorusuna “Bizim bir bilgimiz yok. Bütün gizlileri tam olarak bilen yalnız sensin” diye cevap vermeleri, genellikle kıyamet gününün dehşeti karşısında duydukları ürpermenin etkisiyle veya Allah Teâlâ’ya gösterilen mutlak tâzim ve saygı ile izah edilmiştir. Bazı müfessirlerin kanaatine göre ise bu ifadeyi gerçek anlamıyla yorumlamak gerekir; bu sözleriyle peygamberler Allah katından getirdikleri buyruk ve yasaklara kendilerinden sonra insanlar tarafından nasıl bir tepki gösterildiği hususunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını ve bütün gerçekleri bilenin sadece Allah olduğunu belirtmiş olmaktadırlar (Taberî, VII, 125-126; İbn Âşûr, VII, 100).
Mehmet Okuyan
Allah’ın elçileri toplayıp da “Size ne cevap verildi?” dediği gün “Bizim hiçbir bilgimiz yok; şüphesiz ki gizlilikleri bilen ancak sensin sen” demiş (olacaklar)dır.
A‘râf 7:6’da “bütün peygamberlerin ve ümmetlerinin”, Sebe’ 34:40-41’de ise “meleklerin” sorgulanacağından söz edilmektedir. Hem peygamberlerin hem de meleklerin sorgulanması, elbette onların cezalandırılması anlamında değil, peygamberleri ve melekleri günahlarına sebep gören insanları rezil ve deşifre etmek içindir. Zira peygamberlerin ilâhî huzurda korkudan uzak olacakları ayet ile sabittir. Bu konuda bkz. Neml 27:10.,Benzer mesajlar: Mâide 5:116; Tevbe 9:78; Sebe’ 34:48.,Bu ayet peygamberlerin kendilerinden sonrasıyla ilgili bilgileri olmadığının delilidir.
Bayraktar Bayraklı
Allah, peygamberleri bir araya getirip de, “Size ne cevap verildi?” dediği gün, “Bizim hiçbir bilgimiz yok; gizlilikleri hakkı ile bilen ancak sensin” diyeceklerdir.
1- Gizli, görünmeyen, bilinmez olan, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler, geleceğe dair bilgiler.
Ahmet Akgül
Allah, (bütün) elçileri toplayacağı gün şöyle diyecek: "(Tebliğ ve davetinize karşılık) Size (kavimlerinizce) verilen cevap nedir?" Onlar da: "Bizim (Senin öğrettiğin dışında) bilgimiz yoktur; şüphesiz görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sen’sin Sen. (Ey Rabbimiz!) " diyeceklerdir.
O gün Allah, bütün peygamberleri toplayacak da ne cevap verildi size diyecek. Diyecekler ki: Bilgimiz yok bizim, şüphe yok ki sensin gizli şeyleri hakkıyla bilen.
Allah'ın bütün peygamberleri toplayıp onlar kanalıyla bildirdiği mesajlarına karşılık insanlığın takındığı tutumu gözler önüne sermek için onlara: “Size ne cevap verildi?” diye soracağı gün onlar: “Senin bilgin yanında bizim bilgimiz yetersiz kalır. Sen herşeyi bilirsin. Yalnız sensin akılla bilinemeyen tüm gerçekleri de bilen” diyecekler.
Allah Rasulleri toplayıp:
“Kendilerine görevle gönderildiğiniz kavimler, milletler tarafından, davetlerinize nasıl icabet edildiği konusunda ne diyorsunuz?" buyurduğu gün,
“Bizim hiçbir bilgimiz yok. Şüphesiz duyu ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini bilen ancak Sensin, Sen" diyeceklerdir.
Allah, elçileri toplayacağı gün, şöyle diyecek: 'Size verilen cevap nedir?' Onlar da: 'Bizim bilgimiz yoktur; şüphesiz görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sen'sin Sen.'
Allah kıyamet gününde peygamberleri toplayıp şöyle buyurur: “- Ümmetinizi dâvet ettiğinizde, size ne cevap verildi?” Onlar da: “- Bizde hiç bir bilgi yok. Şüphesiz ki, sen bütün gaybları kemal üzere bilensin.” derler.
Allah peygamberleri topladığı bir günde: «Siz ne cevap aldınız?» diye onlara sorar, onlar: «Biz bir şey bilmiyoruz, sen bilirsin göze görünmeyeni» diye cevap verirler
Allah, bütün resulleri bir araya getireceği gün (onlara şöyle) soracak: “İnsanlar çağrılarınıza ne cevap verdi?” Resuller de: “Bizim bildiğimiz bir şey yok. Yaratılmışların idrakini aşan, görülmeyen ve bilinmeyen her şeyi tümüyle bilen sensin!” diyecekler.
Cemal Külünkoğlu Mâide Suresi 109. Ayet Açıklaması
Burada Kur’an’ın birçok yerinde farklı üsluplarla tasvir edilen mahşerin durumu hakkında -özellikle vahyin ilk muhataplarının algısı da dikkate alınarak- özet bir bilgi veriliyor. Resullerin; “bizim bildiğimiz bir şey yok, her şeyi tümüyle bilen sensin” şeklindeki cevabı, Allah’ın koyduğu ve hiçbir şeyi atlamadığı çok hassas işleyen kayıt sistemine zımnen işaret ediliyor. Yani “biz bilsek de bilmesek de şahit olsak da olmasak da senin sistemin her şeyi en ince ayrıntısına kadar kaydetmiştir.” Ayrıca peygamberler, Allah katından getirdikleri buyruk ve yasalara kendilerinden sonra insanların nasıl bir tepki verdiği hususunda herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını ve her şeyi bilenin sadece Allah olduğunu da belirtiyor. Zira birçok sözde Müslüman Hz. Peygamberin ölmediğini, kendilerini takip ettiğini, yaşadıkları her şeye onun tanık olduğunu ve yarın Allah’ın huzurunda yaşadıklarına şahitlik edeceğini iddia ediyor. Bu ayet aynı zamanda bu batıl inancı da çürütmüş oluyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah peygamberleri topladığı gün, "Size ne cevap verildi?" der; onlar, "Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu görülmeyenleri bilen ancak Sen'sin" derler.
Allah'ın peygamberleri toplayıp da «Size ne cevap verildi» dediği gün, «Bizim hiçbir bilgimiz yok, şüphesiz gizlilikleri hakkıyle bilen ancak sensin» diyeceklerdir.
Muhammed'in kendilerine şefaat ederek Tanrı'dan kurtaracaklarına inananlar bu ayete ne der? İsa'yı veya Muhammed'i, ölmeyen, her şeyi gören ve herşeyi bilen olarak kabul eden müşrikler ahiret gününde onlarla karşılaştırıldıklarında putlaştırdıkları elçiler tarafından reddedileceklerdir (25:30). Ayrıca bak 2:48.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, Resulleri topladığı gün:" Size ne cevap verildi? "der. "Bizim bilgimiz yok" derler, "gizlileri bilen yalnız sensin, sen!".
O günde ki Allah bütün peygamberleri toplayıb da: «Size verilen o cevab nedir?» diyecek, onlar da: «Bizim hiç bir bilgimiz yok. Şübhesiz ğaybları hakkıyle bilen Sensin Sen» diyeceklerdir.
Allah, o gün (kıyâmet günü) peygamberleri toplayacak da: “(Ümmetinizi da'vet ettiğiniz zaman) size ne cevab verildi?” buyuracak! (Onlar:) “Bizim için (bu hususta) bir ilim yoktur. Şübhesiz ki gizlilikleri hakkıyla bilen, ancak sensin!” diyecekler.
Allah, o (kıyamet) gün elçilerini toplar ve “Uyarılarınıza ne cevap verildi” der. Elçiler de “Bizim, verilen cevaplar hakkında hiçbir bilgimiz yok, ancak bilinmeyenleri (gaybı) en iyi bilen sensin” derler.
Allah peygamberleri topladığı gün onlara sizler ne cevap aldınız diyecek. Onlar: «Senin ilminin yanında hiçbir bilgimiz yoktur. Gaipleri lâyıkıyle bilen yalnız sensin» diyecekler.
Allah peygamberleri topladığı gün, “Size (davetiniz karşılığında insanlarca) ne cevap verildi?” der. Onlar, “Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu görülmeyenleri bilen ancak sensin” derler.
O Gün Allah, bütün Peygamberleri toplayacak ve “İnsanlar sizin çağrınıza nasıl cevap verdiler?” diye soracak. Onlar ise, ümmetleri adına şefaat etmek şöyle dursun, “Ya Rab, senin sonsuz ilminin yanında bizim hiçbir bilgimiz yoktur; biz yalnızca, hayatta olduğumuz sürece çağrımıza verilen cevabı —onu da ancak yüzeysel olarak— biliyoruz; tüm gizlilikleri hakkıyla bilen, ancak Sensin!” diyecekler.
Allah’ın, Rasûller’i toplayacağı gün:
-“Size ne cevap verildi?” der.
-“Bizim bilgimiz yok; gerçekten sen, Gayblar’ın / Görülmeyenler’in çok iyi bilenisin” dediler.
O (mahşer) günü Allah, bütün Peygamberleri toplayacak ve onlara: “size (dünyada) ne cevap verildi?” buyuracak. Onlar da: “Bizim bir bilgimiz yok, kimsenin kavrayamadığı şeyleri en iyi bilen Sensin.” diyecekler.
ALLAH'IN bütün peygamberleri toplayıp onlara, “Size ne cevap verildi?” diye soracağı Gün onlar, “Bizim bir bilgimiz yok: Yalnız Sensin yaratılmışların idrakini aşan her şeyi tümüyle bilen!” 130 diyecekler.
O gün Allah, bütün elçileri bir araya toplayacak ve onlara diyecek ki; “İlettiğiniz mesaja ne cevap verildi?” Onlar; “Bizim hiçbir bilgimiz yoktur, bilinmeyenleri en iyi bilen sadece sensin!” diyecekler. 7/6
Allah bütün rasulleri topladığı gün, onlara “Size ne cevap verildi?” diye soracak.[1004] Onlar, “Bizim bir bilgimiz yok, yaratılmışların idrakini aşan her şeyi tümüyle bilen yalnız Sensin!” diyecekler.
O günü ki, Allah Teâlâ peygamberleri toplayacak da «Size verilen cevap ne idi?» diyecek, onlar da «Bizim için bilgi yoktur, şüphe yok ki, gaybleri hakkıyla bilen ancak Sen'sin, Sen» diyeceklerdir.
Gün gelecek, Allah peygamberleri bir araya toplayıp: “Sizin tebliğleriniz ümmetleriniz tarafından nasıl karşılandı, nasıl bir cevap aldınız? ” buyuracak. Onlar da: “Senin, her şeyi hakkiyle bilen ilminin yanında bizim bilgimiz yok. Zira gayblara vakıf olan, yalnız Sen'sin” diyecekler. [7, 6; 15, 92-93]
Allah, elçilerini bir araya toplayacağı gün onlara: “Nasıl karşılandınız?” diye soracak, onlar da “Bizde bir bilgi olmaz; bütün gaybı (her şeyin içyüzünü) sen bilirsin” diyeceklerdir.
Süleymaniye Vakfı Mâide Suresi 109. Ayet Açıklaması
[*] İman kalp ile tasdik olduğundan çağrılarına cevap verenlerin ne derece samimi olduklarını yalnız Allah bilir.
Şaban Piriş
Bir gün Allah, Resulleri bir araya getirir ve Onlara: -Size ne cevap verildi der. Onlar da derler ki: -Bizim bir bilgimiz yoktur, gaybları en iyi bilen sadece sensin!
Peygamberleri huzurunda topladığı gün, Allah onlara “Ne cevap aldınız?” diye sorar. Onlar “Biz bilmiyoruz,” derler. “Görünmeyenleri ve gizlilikleri bilen ancak Sensin.”
Allah, resulleri bir araya getireceği gün şöyle der: "Size ne cevap verildi?" Şöyle derler: "Hiçbir bilgimiz yok. Gaybları en iyi biçimde bilen sensin, sen!"