Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3169, sondan 3068. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 10. ayetidir. Neml Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 74 ve toplam ebced değeri ise 4652 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (2) bulunuyor.
Arapça Metin
والق عصاك فلما راها تهتز كانها جان ولى مدبرا ولم يعقب يا موسى لا تخف اني لا يخاف لدي المرسلون
“Değneğini at.” (Mûsâ değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): “Ey Mûsâ, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar.”
Hz. Mûsâ’nın kıssası çeşitli yerlerde çeşitli vesilelerle anlatılmaktadır. Burada anlatılanlar biraz daha genişçe ve farklı üslûplarla A‘râf (7:104-136), Tâhâ (20:9-98) ve Kasas (28:2-46) sûrelerinde de yer almıştır. Bu âyetlerin bağlamından ve bunlar üzerine yapılan yorumlardan anlaşıldığına göre bu olay Hz. Mûsâ’nın ailesiyle birlikte Medyen’den Mısır’a yaptığı yolculuk esnasında soğuk bir gecede meydana gelmiştir. Müfessirler, Hz. Mûsâ’nın ateş sandığı ışığın gerçekte ilâhî bir nur olduğunu belirtirler (bilgi için bk. Tâhâ 20:10; Taberî, XIX, 132-133; Şevkânî, IV, 122). Ateşin, yani nurun bulunduğu yerde mübarek kılınandan maksat Hz. Mûsâ, çevresindekiler ise Cebrâil ve o yeri aydınlatmakla görevli meleklerdir (İbn Âşûr, XIX, 226). Mecazi anlamda ateş peygamberlere mahsus mânevî aydınlanma olarak da yorumlanmıştır (Esed, II, 763). Buna göre ateşin içinde olan Mûsâ, çevresinde olanlar da ona iman edenlerdir. Zemahşerî’ye göre ateşten maksat onun bulunduğu yerdir. Burada mübarek kılınanlar ise Mûsâ ile o yerin çevresinde bulunan kutsal topraklardır (III, 137). 8. âyetin son bölümünde Allah’ın, sadece İsrâiloğulları’nın değil, âlemlerin, bütün insanlığın rabbi olduğu vurgulanmakta, 9. âyette ise Allah’ın mutlak galip ve hikmet sahibi olduğu belirtilerek tevhid mücadelesinde ancak O’na güvenip dayanmak gerektiğine işaret edilmektedir (asâ mûcizesi hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:107; Tâhâ 20:17-21). 11. âyet genel olarak, haksızlık ettikten sonra pişman olup tövbe eden kimselerin günahlarının bağışlanacağına, özel olarak da gençliğinde bir Mısırlı’yı kaza sonucu öldürmüş olan Hz. Mûsâ’nın bağışlanacağına işaret etmektedir (Şevkânî, IV, 123; İbn Âşûr, XIX, 230; Mûsâ hakkında ayrıca bk. Kasas 28:15-16). İlâhî mesajı Firavun’a tebliğ etmekle görevlendirilen Hz. Mûsâ dokuz mûcize ile desteklenmiştir. Bunlardan sadece ikisi yani asâsının yılana dönüşmesi ve elini koynuna sokunca –sapasağlam olduğu halde– bembeyaz çıkması şeklindeki mûcizeleri burada zikredilmiş, diğerleri ise başka sûrelerde anlatılmıştır (meselâ bk. A‘râf 7:103-108, 130-136; İsrâ17:101). Firavun ve onun ileri gelen adamları, Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mûcizelerin insanları ikna ettiğini görüp kendileri bile bundan etkilenince şaşırıp kalmışlar; ancak iman etmeyi gurur ve kibirlerine yediremedikleri için inkâr yolunu tutup, mûcizelerin düpedüz sihir olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Mehmet Okuyan
Asanı (yere) bırak!” Onu yılan gibi depreşir görünce, arkasına bakmadan geri dönmüştü. (Ona şöyle söylenmişti): “Ey Musa! Korkma! Çünkü benim huzurumda elçiler korkmaz.
“Asânı bırak!” Mûsâ, asasını bırakmasıyla birlikte onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp arkasına bakmadan kaçtı. “Ey Mûsâ! Korkma, gerçekten Benim. Benim huzurumda resûller korkmaz.”
(Şimdi elçiliğinin ispatı olarak) "Asanı bırak (ve bak!” Bıraktı ve) onun (çevik) bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına (bile) bakmadı. (Bunun üzerine kendisine şöyle vahyedildi:) "Ey Musa korkma; şüphesiz (bunları yaptıran ve sana sahip çıkacak olan) Ben(im) ; Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz." (Sadece Benden korkanın, başka şeylerden korkmaması gerekir.)
Ve at sopanı. Musa, sopayı tıpkı bir yılan gibi kıvranıyor görünce arkasını dönüp kaçmıştı ve geriye de dönmemişti. Ey Musa dendi, korkma, şüphe yok, ben öyle bir mabudum ki korkmazlar benim katımda peygamberler.
“Asânı elinden yere at!” denildi. Mûsâ asâyı yere attı. Onun çevik hareketli küçük bir yılan gibi kıvrılarak aktığını görünce, döndü, arkasına bakmadan kaçtı.
“Ey Mûsâ, korkma, ben varım. Özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirilen peygamberler benim huzurumda korkmazlar.” buyuruldu.
Asanı at." Onun çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasını dönüp kaçtı ve arkaya bakmadı. "Ey Musa! Korkma! Çünkü benim yanımda peygamberler korkmaz.
'Asanı bırak;' (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etttiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. “Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz.'
Asânı bırak! (bırakınca) onu, çevik bir yılan gibi hareket ediyor halde gördüğü zaman, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. Ey Mûsa! Korkma; benim izzet huzurumda, peygamber olanlar korkmaz.
“Değneğini at.” (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle buyurdu:) “Ey Musa, korkma! Benim katımda resuller korkmazlar.”
10,11,12. "Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir."
Asânı at! Musa (asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.
"Asânı at!" (Asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Dedik ki): "Ey Musa korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."
Ve bırak asanı, derken onu çevik bir yılan gibi ihtizaz ediyor görüverince dönüb geri kaçtı ve arkasından bakmadı, ya Musâ, korma, zira benim, korkmaz yanımda Resul olanlar
«Asaanı bırak». (Muusâ asaasını bırakıb da) onu çevik bir yılan gibi hareket eder görünce arkasına dönüb kaçdı ve geri dönmedi. «Ey Muusâ, korkma. Çünkü ben (varım). Benim yanımda peygamber (hiçbir şeyden) korkmaz (lar)».
“Asânı (yere) bırak!” (Mûsâ asâsını bıraktı da) birden onu yılan gibi hareket eder bir hâlde görünce, arkasını dönen bir kimse olarak kaçtı ve geri dönmedi. (Kendisine buyuruldu ki:) “Ey Mûsâ! Korkma; çünki ben (o kimseyim) ki, benim huzûrumda peygamberler korkmaz!”
Rabbi “Asanı yere at” diye seslendi. Musa asanın canlı bir yılan gibi hareket ettiğini gördüğün de, dönüp, arkasına bakmadan kaçtı. Allah “Kokma. Benim yanımda elçiler asla kokmazlar.”
«— Asanı yere bırak». Musa asayı bıraktı, asayı ok yılanı gibi çırpınır görünce dönüp kaçtı. Arkasına bakmadı. Biz de dedik: Musa! Korkma, peygamberler benim huzurumda korkmazlar.
“Asanı bırak!” Derken onun çevik bir yılan gibi hareket etmekte olduğunu görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. (Allah, şöyle dedi:) “Ey Musa! Sakın korkma! Şüphesiz peygamberler benim yanımda asla korkmaz.”
“Ben seni Peygamber olarak seçtim ve sana mûcizeler verdim. Şimdi asânı yere at!” Bunun üzerine, Mûsâ elindeki değneği yere attı; onun tıpkı küçükbir yılan gibi hızla hareket ettiğini görünce korkuya kapıldı vearkasına bile bakmadan dönüp kaçmaya başladı. Allah, “Korkma, ey Mûsâ!” dedi, “Çünkü sen artık bir Peygambersin ve Peygamberler, benim huzurumda asla korkuya kapılmazlar!”
“Değneğini at!”.
Derken, onu sanki bir yılan gibi kımıldıyor gördüğünde arka dönüp yüz çevirdi; sonunu izleyemedi.
-“Ey Musa! Korkma!
Benim katımda Gönderilmiş (Rasûl)ler korkmaz”.
“Âsânı yere at!” (diye seslenildi.) Mûsa, (âsâyı atıp) onun yılan gibi hareket ettiğini görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Allah da ona): “Ey Mûsa! Korkma; (onu o hale getiren) Benim. (Sonra, Benim) huzurumda Peygamberler asla (hiçbir şeyden) korkmaz.”1 (dedi.)
1 “Benim huzurumda Peygamberler asla korkmaz.” İfadesindeki “korku,” Allah korkusu değil, dünya korkularıdır. Zîrâ Peygamberler, Allah’tan en çok korkan kullardır. “Allah’tan ancak âlim kulları, (hakkıyla) korkar.” (Fâtır: 28) âyetini en iyi yaşayanlar peygamberlerdir.
Muhammed Esed
“Şimdi asânı yere bırak!” 8 Fakat [Musa] asâsının yılan gibi hızla hareket ettiğini görünce [korkuyla] arkasına bakmadan dönüp kaçtı. 9 “Ey Musa, korkma!” [dedi, Allah,] “Çünkü, Benim Katımda mesaj taşıyıcılar için korku yok!
Şimdi asanı yere bırak! Musa asasının bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, ardına bakmadan kaçmaya başladı. Allah: “Ey Musa, korkma! Çünkü benim huzurumda elçiler korkuya kapılmazlar.” 20/9...48, 28/29...36, 7/36
Şimdi âsânı yere bırak!”[3285] Fakat o âsâsının çevik ve kıvrak bir yılan gibi salındığını görünce, ardına bakmadan kaçmaya başladı.[3286] (Allah) “Ey Musa, korkma! Çünkü Benim huzurumda elçiler korkuya kapılmazlar![3287]
[3285] Asâ tedbiri temsil ediyordu. Oysa o tecelli anı tedbire mahal olmayan, Allah’a mutlak güvenin esas olduğu bir andı. O makam tedbir değil teslim makamıydı. Bu nedenle Musa’ya asâsını bırakarak tam bir teslimiyetle gelmesi emredildi.
[3286] Ke (gibi) teşbih edatı, ke-ennehâ cânnun ibaresine “o bir yılan oldu” değil, “sanki bir yılan gibi göründü” anlamını katar. Ke edatını klasik müfessirler, onun iri cüssesine rağmen küçük bir yılan gibi çevik hareket etmesiyle açıklamıştır (20:20 ve 26:32, not 26). Fakat bu açıklama elbette ikna edici değildir. Zira “yılan gibi” olan şey Musa’nın asâsıdır. Asâ bir çoban değneğidir. Ebadı da üç aşağı beş yukarı bellidir. Şu durumda ke-ennehâ (sanki.. gibi..) bileşik edatı, “yılanın niteliğine” değil de “görüntünün mahiyetine” ilişkin anlaşılmalıdır. Eğer durum buysa, “yılan gibi görme” âyeti/‘ilâhî kudret delîli’, görülen nesnenin mahiyetine yönelik bir müdâhaleyle değil, gören öznenin algısına yönelik bir müdâhaleyle gerçekleşmiş olmalıdır (Bkz: aynı ibâreyle 28:31). Allahu a’lem.
[3287] Zira, ilâhî bir koruma ve güvence altındadırlar: “Çünkü sen güvence altında olanlardan birisin” (28:31).
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve asanı bırak.» Vaktâ ki onu sanki küçük bir yılanmış gibi çalkalanır gördü. Geriye dönerek kaçtı ve gerisine dönmedi. (Buyuruldu ki:) «Ey Mûsal Korkma. Şüphe yok ki Ben (Ma'bûd-ı Kerîm'im ki) Benim huzurumda peygamberler korkmaz.»
“Şimdi asânı yere bırak! ” Bırakıp da onun çevikçe hareket eden bir yılana dönüştüğünü görünce derhal kaçtı, bir kere olsun, dönüp arkasına bile bakmadı. “Korkma, Mûsâ! Çünkü Benim huzurumda resuller korkmazlar. ” buyurdu.
Asanı at! (Musa attığı) asasının küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce (korkudan) arkaya dön(üp kaç)dı, geri dön(üp bak)madı (bile). "Ey Musa korkma, çünkü ben (evet), benim huzurumda elçiler korkmaz(lar)."
Değneğini at. ” Musa değneğin hızla hareket eden küçük yılan gibi salındığını görünce ne olacağını beklemeden dönüp kaçtı. “Korkma Musa! Elçiler benim yanımda korkuya kapılmazlar.
“Şimdi asânı at.” Onu çevik bir yılan gibi hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. “Ey Musa, korkma. Benim huzurumda peygamberler korkmazlar.
"Asanı bırak!" Bunun üzerine Mûsa, asayı çevik bir yılan gibi titreyip kıvrılır görünce gerisin geri kaçtı ve arkasına bakmadı. "Korkma ey Mûsa, benim. Benim huzurumda, elçi olarak gönderilenler korkmaz."
“daħı bıraķ 'aśāñı.” pes ol vaķt kim gördi anı deprenür sanası kim ol aķ yılandur yüz döndürdi yüz döndürici-y-iken daħı girü dönmedi. “iy mūsā ķorķma! bayıķ ben ķorķmaz benüm ķatlımda yalavaçlar.”