Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 779, sondan 5458. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 110. ayetidir. Mâide Suresi 110. ayetinin kelime sayisi 64, harf sayısı 280 ve toplam ebced değeri ise 25573 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
اذ قال الله يا عيسى ابن مريم اذكر نعمتي عليك وعلى والدتك اذ ايدتك بروح القدس تكلم الناس في المهد وكهلا واذ علمتك الكتاب والحكمة والتورية والانجيل واذ تخلق من الطين كـهيـة الطير باذني فتنفخ فيها فتكون طيرا باذني وتبرئ الاكمه والابرص باذني واذ تخرج الموتى باذني واذ كففت بني اسرايل عنك اذ جئتهم بالبينات فقال الذين كفروا منهم ان هذا الا سحر مبين
O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi.
164. Hz. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi, âyet, 46; Meryem sûresi, âyet, 29-33.165. “Kitap” yazı veya bütün ilâhî kitaplar, “hikmet” kitaplardaki ilim, din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir.166. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi, âyet, 48,49.
Kur’an-ı Kerîm’de adı Îsâ İbn Meryem ve Mesîh olarak geçen Hz. Îsâ, Hz. Meryem’in oğludur; Allah’ın Meryem’e ilka ettiği kelimesidir (Nisâ 4:171). Kendisine İncil verilmiş (Hadîd 57:27) ve İsrâiloğulları’na peygamber olarak gönderilmiştir (Saf 61:6; Hz. Îsâ hakkında geniş bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:45; Nisâ 4:157-158).
İslâm inancında Rûhulkudüs’ten maksat Cebrâil’dir. Bütün peygamberlerin bu melekle desteklenmesi söz konusu olmakla birlikte, Hz. Îsâ’nın dünyaya gelişinde Allah tarafından ona ayrı bir görev verilmiş olması dolayısıyla Hz. Îsâ konusunda Cebrâil’in vahiy meleği olmanın ötesinde özel bir önemi vardır (bu konuda bilgi için bk. Bakara 2:87, 253). Hıristiyanlar’da ise Rûhulkudüs inancı iki yönlüdür: Birincisi Hz. Îsâ’nın Hz. Meryem’den doğmasında ve bedene bürünmesinde etkili olan, diğeri âhir zamanda çıkacak olan Rûhulkudüs. İkincisine “Rûhulhak olan Rûhulkudüs” derler. Esasen bu bir “son peygamber” inancıdır; fakat hıristiyanlar bunun Hz. Muhammed olduğunu kabul etmekten kaçınmışlardır (Elmalılı, III, 1841; Yuhanna İncili’ndeki “hakikat ruhu” ve “Rûhulkudüs” ile ilgili ifadeler için bk. 14:15-16, 26, 15:26, 16:13; bu konuda bilgi ve değerlendirme için bk. Mehmet Aydın, “Faraklit”, DİA, XII, 165-166).
Hz. Îsâ’nın beşikte iken konuşması olağan üstü bir olay olmakla beraber, yetişkinlik çağında konuşması doğal bir durum olduğu halde âyet-i kerîmede bunun da söz konusu edilmesinin sebebi hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır (bk. Âl-i İmrân 3:46).
Müfessirlerin genel kanısına göre, “yazma” diye çevirdiğimiz “kitâb” kelimesiyle kastedilen anlam, Hz. Îsâ’ya “yazı yazma”nın öğretilecek olmasıdır (Râzî, VIII, 54). Bazı müfessirler bunu genel olarak “ilâhî kitaplar” şeklinde açıklamışlardır (Kāsımî, IV, 846). Burada Allah tarafından indirilen fakat belirli olmayan bir kitaba işaret bulunduğu yorumuna değinen İbn Atıyye bunun dayanaktan yoksun bir iddia olduğunu kaydeder (I, 438; “Tevrat” ve “İncil” hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:3-4; “hikmet” hakkında bilgi için bk. Bakara 2:269).
Hz. Îsâ tarafından gösterilmekte olduğu bildirilen mûcizelerin Hz. Îsâ’nın muhatapları açısından önem taşımasının yanı sıra, daha sonra Hıristiyanlık’ta bunlara bağlanan sonuçlar bu dinin mensuplarını ona tanrılık izâfe etmek gibi tehlikeli bir mecraya sevketmiş olduğundan gerek burada gerekse Âl-i İmrân sûresinde, bunların yüce Allah’ın iznine bağlı olduğuna sık sık dikkat çekilmiştir (bu konuda bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:49).
Hz. Îsâ’nın ilâhî vahyi tebliğ etmesi karşısında İsrâiloğulları ona saygı duyup destek vermek şöyle dursun, tuzak kurup hayatına kastetmek istemişlerdi. Bunu farkeden Hz. Îsâ kendisine sadakatle bağlanıp destek verecek bir çekirdek kadro ile (havâriler) tebliğ faaliyetini sürdürmeye çalıştı (yahudilerin tutumu ve Hz. Îsâ’nın havârileri hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:45, 52-54).
Mehmet Okuyan
Allah o zaman şöyle diyecektir: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimet(ler)imi hatırla! Hani seni Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; sen beşikteyken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab’ı (okuyup yazmayı), [hikmet]i (doğru hüküm verme yeteneğini), Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan bir kuşun benzeri gibi (sûret) yapıyordun da ona üflüyordun; o da benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Benim iznimle körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim. Kendilerine apaçık deliller getirdiğin zaman içlerinden kâfir olanlar “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!” demişlerdi.
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:46; Meryem 19:29.,Bu mesaj Âl-i İmrân 3:49. ayetle birlikte okunmalıdır.,İsrailoğullarından olan inkarcılar Hz. İsa ile ilgili bu sıra dışı olaylara “apaçık büyü” diyerek, imanı değil, mucize türünden olaylara karşı inkarı tercih ettiklerini göstermişlerdir. Esasında hem burada hem de Âl-i İmrân 3:49’da ele alınan bu hususların tam olarak nasıl yorumlanması gerektiği konusunda kesin sözler söylemekten kaçındığımızı belirtmeliyiz.
Bayraktar Bayraklı
Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu Îsâ! Sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh/Cebrâil ile desteklemiştim; bu sayede sen beşikte iken yetişkin çağdaki insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı okuyup yazmayı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle hayata getiriyordun. Hani İsrâiloğulları'nı seni öldürmekten engellemiştim; kendilerine apaçık deliller, mucizeler getirdiğin zaman, içlerinden inkâr edenler, ‘Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir' demişlerdi.”
Allah, “Ey Meryem oğlu İsa! Senin ve annenin üzerinde olan nimetimi hatırla.” Hani seni Kudus'un Rûhu¹ ile desteklemiştim, insanlarla beşikte² ve yetişkinlikte konuşuyordun. Ve hani sana Kitap'ı, Hikmet'i, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Ve hani Ben'im iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratıyordun ve ona üflüyordun, Ben'im iznimle hemen kuş oluyordu; kör olarak doğanı ve abrası³ Ben'im iznimle iyileştiriyordun. Hani Ben'im iznimle ölüleri⁴ çıkarıyordun. Hani İsrailoğulları'nı senden uzaklaştırdım. Hani onlara apaçık beyyinelerle5 geldiğinde, onlardan kâfir olanlar, “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir.” dediler.
1- Allah'ın Ruhu ile. Ruhu'l Kudus, “Ruh” ve “Kudus” sözcüklerinden bir araya gelmiş belirtili isim tamlamasıdır; “Kudusun Ruhu” demektir. Sıfat tamlaması olarak, “Kutsal Ruh” diye anlam verilmesi doğru değildir. Kur'an'da dört yerde geçmektedir. Ruhu'l Kudus” tamlaması, “Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamına gelmektedir. Ruh sözcüğü; Kur'an'da, sözcük anlamı olan, “can”, “vücuda hayat veren cevher” anlamında değil, “insanı ve toplumları yaşamlarında diri, sağlıklı kılan vahiy” anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da geçen Ruhu'l-Kudus ifadeleri, “Vahiy, Allah'tan gelen temiz, sağlam bilgiler” demektir.” Ruhu'l Kudus ifadelerinin geçtiği ayetler: 2: 87, 253; 5:110; 59:23. 2- Hz. İsa'nın beşikte konuşması gerçektir. Bunu başka türlü açıklamak ayete açıkça muhalefettir. 19: 21. ayette de denildiği gibi bu olay bir mucizedir. Hz. İsa'nın beşikte iken konuştuğunu hiçbir yoruma gerek kalmayacak açıklıkta başka ayetler de bildirmektedir: 3:46: “O, beşikte de yetişkinliğinde de insanlarla konuşacak. O, salihlerden olacaktır.” Ve 19:29, 30, 31. ayetler. 3- Alacalıyı. 4- Dirilterek çıkarıyordun. 5- Kanıt içeren, açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
Ahmet Akgül
Allah ise şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla (hikmetle ve düzgünce) konuşabildin. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Hani o vakit Benim iznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş olup (uçuverirdi) . Doğuştan kör olanı ve (deri hastalığı olan) alacalıyı iznimle iyileştirdin, (yine o süreçte) Benim iznimle (mucize olarak) ölüleri (geçici olarak diriltip, tekrar hayata) çıkarıverdin. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkâra sapanlar, "Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir" demişlerdi (de) İsrailoğullarını senden geri püskürtmüş, zararlarını defetmiştim."
An o zamanı ki Allah ey Meryemoğlu İsa, hatırla sana ve annene verdiğim nimetimi demişti, hatırla ki seni RuhülKudüs'le kuvvetlendirdim de beşikteyken de insanlarla konuştun, olgunluk çağında da. Hani sana kitabı, hikmeti, Tevratı ve İncil'i öğretmiştim. Hani topraktan kuş şeklinde bir şey yapardın iznimle de ona üfürürdün, o da iznimle kuş olurdu ve anadan doğma körün gözünü açar, abraş illetine uğrayanı o illetten kurtarırdın iznimle ve hani ölüyü, iznimle mezardan çıkarmış, diriltmiştin. Hani, İsrailoğullarına apaçık delillerle geldiğin zaman onlardan kafir olanlar, bu ancak açık bir büyü demişlerdi de ben seni kurtarmıştım onların elinden.
İşte o zaman Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Hatırla sana ve annene bağışladığım nimetleri. Seni nasıl kutsal ruh ile güçlendirerek, insanlarla beşikte ve yetişkin iken de konuşmanı sağladığımı, sana hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i ve kitabı öğrettiğimi. Benim iznimle çamurdan kuş biçiminde birşey yapıyor ve içine üflüyordun da kuş oluveriyordu. Hem anadan doğma körü, alaca tenliyi benim iznimle iyileştirdiğini, yine benim iznimle, ölüleri kabirden diri olarak çıkardığını. İsrailoğullarına açık belgeler getirdiğinde, onların saldırılarını senden savdığımı, onlardan inkâra sapanların, “Bu açık bir sihirden başkası değildir” dediklerini.
Allah o zaman:
“Ey Meryem'in oğlu Îsâ, senin ve annenin üzerindeki nimetlerimi hatırlayarak şükret. Hani seni, kâinattaki tabiî, dinî, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni içeren, ihyâ eden, insanları ve toplumları pislikten arındıran kitabı getiren elçi Cebrâil ile desteklemiştim. Beşikte iken de, insanlarla olgunluk çağındaki peygamber vasfınla konuşuyordun. Sonra okuma yazmayı, kutsal kitaplara vukufu, ilmi, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, hekimliği, yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Benim bilgim planım dahilinde, benim irademle emsalsiz güzellikte çamurdan bir kuş planlayıp şekillendirebiliyor, ona üflüyordun. Benim bilgim dahilinde, benim irademle o bir kuş oluyordu. Anadan doğma körü ve alaca hastalığına yakalananı iyileştirebiliyordun. Ölülere benim bilgim dahilinde, benim irademle hayat verebiliyordun. Hani İsrâiloğulları'nın seni öldürmelerine engel olmuş, seni korumuştum. Kendilerine apaçık âyetler, mûcizeler getirdiğin zaman, içlerinden kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler,
“Bu açıkça, aklı etki altına alan bir sihir, bir aldatmacadır" demişlerdi.
Allah şöyle der: "Ey Meryem oğlu İsa! Benim sana ve annene olan nimetimi an! Hani seni Ruhu'l-Kudüs ile desteklemiştim. Beşikteyken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey oluşturuyor, sonra içine üflüyordun ve o benim iznimle kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körleri ve alacalıları iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri diriltiyordun. Hani sen İsrailoğularına kuvvetli belgeler getirdiğinde onlardan inkar edenler "bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" demişlerdi de ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim.
Allah şöyle diyecek: 'Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun, (yine) benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkâra sapanlar, 'Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir' demişlerdi (de) İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm.'
Allah o gün şöyle buyuracak: -Ey Meryem oğlu Îsâ! Sana ve annene olan nimetimi hatırla. Hani, seni Cebrâil ile desteklemiştim de hem beşikte, hem de yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; hani sana yazı yazmayı, hikmeti (sağlam olan doğru sözü), Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim: hani benim iznimle çamurdan kuş biçimi yapıyordun, sonra içine üflüyordun da benim iznimle bir kuş oluveriyordu; ve anadan doğma âmâ ile abraşı da benim iznimle hayata çıkarıyordun; hani senden İsrailoğullarını defetmiştim (seni öldürememişlerdi). Kendilerine açık mûcizeler getirdiğin zaman da, içlerinden küfre varanlar şöyle demişti: “- Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir.”
İşte o gün Allah, Meryemoğlu İsa’ya şöyle der: “Sana ve validene yaptığım nimeti hatırla! Hani seni Ruh-ul Kudüs ile teyid edip insanlarla beşikte ve olgun iken de konuşuyordun. Sana kitap ve hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğrettim. Sen bir miktar toprak alıp iznimle kuş gibi yapardın. Ona üflediğinde Ben’im iznimle kuş olurdu. Yine Ben’im iznimle doğuştan kör olanı ve alacalıyı iyileştirirdin. Yine Ben’im iznimle ölüleri kabirden çıkarıp diriltirdin. Ve sen İsrailoğullarına mucizelerle geldiğinde, onların saldırılarını senden alıkoydum. Onlardan kâfir olanlar (o mucizeler için:) “Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir” dediler.
Allah, o gün diyecek ki: «Ey Meryem oğlu İsa! Ananla, sana olan nimetimi anasın, hani, seni kutsal bir ruh ile pekitmiş idik, beşikteyken de, yaşlıyken de insanlarla konuşurdun, hani sana kitap ile hikmeti, Tevrat ile, İncil'i de öğretmiş idik, hani benim iznimle, sen çamurdan bir kuş yapıp üflemiştin, benim iznimle kuş olmuştu, hani, benim iznimle, bir gözsüzü, bir de ala tenliyi sağaltmış idin, hani benim iznimle, sen ölüleri diriltmiş idin, hani İsrailoğullarının ellerini senden çekmiştik, hani sen onlara belgeler getirdiğinde kâfir olanları: «Bu açık bir büyüdür» demiştiler
Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh ile desteklemiştim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti (eşyanın hakikatini anlamayı), Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuşa dönüşüyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalının şifa bulmasına vesile oluyordun. Manen ölmüş olanlara benim iznimle hayat veriyordun. Hani kendilerine (İsrailoğullarına) apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir” demişlerdi de o vakit İsrailoğulları'nın (haince tuzaklarına, seni öldürmelerine) engel olmuştum.
Cemal Külünkoğlu Mâide Suresi 110. Ayet Açıklaması
Hz. İsa üzerinden ortaya konan bu mucizeler tamamen Allah’ın fiilidir. Bilindiği üzere mucizeler doğrudan Allah’ın fiilleridir. Peygamberler sadece aracıdır. Yoksa bir Peygamberin ya da herhangi bir kulun çamurdan yapılan bir şeyi kuşa dönüştürmesi ya da Allah’ın izni olmadan körlere ve hastalara şifa dağıtması, ahlaki ve manevi kimliklerini bütünüyle kaybetmiş, özündeki güzellikleri yitirmiş insanlara hidayet etmesi mümkün değildir. Ayrıca ayette sıralanan mucizeler arasında; “ruhen ölmüş olanlara hayat vermesi” birçok tefsirde “ölüleri diriltmesi” olarak yorumlanıyor. Oysa bu, ruhen ölmüş olan topluma yeniden hayat verişinin mecazî bir ifadesidir. Bu konuda 6/En’am 122. ve A. İmran 3:49 ayetlerine ve dipnotuna bakabilirsiniz.Ayetin son cümlesinden anlıyoruz ki; Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülmemiştir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an" demişti, "Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu; anadan doğma körü, alacalıyı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle diriltiyordun. İsrailoğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan inkar edenler, 'Bu apaçık bir büyüdür' demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim."
Allah o zaman şöyle diyecek: «Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler, «Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir» demişlerdi.
Bu âyette ve bundan sonraki âyetlerde zikredilen olağanüstü hadiseler mucizedir. Mucizeler, insanların gücünü aşan, onların yapmaları -tabiat kanunlarına göre- mümkün olmayan şeylerdir. Ancak tabiat kanunlarının da yaratıcısı ve düzenleyicisi olan Allah, kullarının kolayca iman etmelerini, hidayete kavuşmalarını temin maksadıyle peygamberine mucizeler lütfeylemiştir; bunlar yalnızca Allah’ın izin ve kudretiyle, bildiğimiz sebepler zinciri dışında vücuda gelmektedir.
Edip Yüksel
ALLAH diyecek ki: Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene bağışladığım nimetimi hatırla. Seni Kutsal Ruh ile desteklemiştim; böylece beşikteyken de yetişkin iken de halkla konuşuyordun. Sana kitabı, bilgeliği, Tevratı ve İncili öğretmiştim. İznimle balçıktan kuş heykeli yaratıyordun ve ona üfleyince de iznimle kuş oluveriyordu. Körü ve cüzzamlıyı iznimle iyileştiriyordun. Yine benim iznimle ölüleri diriltiyordun. İsrail oğullarına apaçık kanıtlar götürmene rağmen, içlerindeki inkarcılar, "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değil," demişlerdi de seni onlardan kurtarmıştım.
Allah şöyle diyecektir: "Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'lKudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları'na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: "Bu ancak apaçık bir sihirdir" dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum.
Allah buyurduğu vakıt: ya Isâ ibni Meryem sana ne validene olan ni'metimi düşün, hani seni ruhulkudüs ile müeyyed kıldım, nâsa kelâm söyleyordun hem beşikte hem yetişkin iken, ve hani sana kitabet, hikmet, Tevrat ve İncil öğrettim, ve hani benim iznimle çamurdan kuş biçimi gibi taslayordun, içine üfleyordun da benim iznimle bir kuş oluveriyordu, hem anadan doğma a'mayı ve abraşi benim iznimle iyi ediyordun, ve hani ölüleri benim iznimle hayata çıkarıyordun, ve hani senden Benî İsraîli def' etmiştim, o vakıt ki onlara o açık mu'cizeleri getirmiştin de içlerinden kâfirlik edenler şöyle demişti: bu ap açık bir sihırden başka bir şey değil
Allah o zaman şöyle diyecek: «Ey Meryem oğlu İsâ, hem senin üzerindeki, hem ananın üzerindeki (bunca) ni'metimi hatırla. Hani ben seni Cebrail ile desteklemişdim. Beşikde iken de, yetişgin iken de sen insanlara söz söylüyordun. Hani sana kitabı (yazı yazmayı), hikmeti, Tevrâtı, İncili öğretmişdim. Hani benim iznimle çamurdan bir kuş suretinin benzerini tasarlıyordun, içine üfürüyordun da benim iznimle bir kuş oluveriyordu. Hem anadan doğma körü, abraşı da yine benim iznimle iyi ediyordun. Hani ölüleri benim iznimle (hayaata) çıkarıyordun, hani İsrail oğulları (nın elini) senden çekmişdim (de seni öldürememişlerdi). Kendilerine apaçık mu'cizeler getirdiğin zaman da içlerinden o küfredenler: «Bu, aşikâr bir büyüden başkası değildir» demişdi.
O zaman Allah şöyle buyuracak: “Ey Meryemoğlu Îsâ! Sana ve annene olan ni'metimi hatırla!Hani sana Rûhü'l-Kudüs (Cebrâîl) ile kuvvet vermiştim; beşikte iken de, yetişkin hâlde de insanlarla konuşuyordun. Ve hani sana yazı yazmayı, hikmeti, Tevrât'ı ve İncîl'i öğretmiştim. Hem o zaman ki iznimle çamurdan kuş şekli gibi (bir şey) yapıyor, sonra içine üflüyordun da iznimle bir kuş oluyordu (ve) yine iznimle (anadan doğma) a'mâyı ve (teni)alacalı olanı iyileştiriyordun. Yine o vakit iznimle ölüleri (kabirlerinden dirilmiş olarak)çıkarıyordun.(1)Bir zaman da (seni öldürmek isteyen) İsrâil-oğullarını senden def' etmiştim; hani kendilerine apaçık delillerle gelmiştin de içlerinden inkâr edenler: 'Bu, apaçık sihirden başka bir şey değildir' demiş(ler)di.”
(1)“Kur’ân, Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm’ın nasıl ahlâk-ı ulviyesine ittibâa (yüksek ahlâkına tâbi‘ olmaya) beşeri sarîhan (açıkça) teşvîk eder. Öyle de, şu elindeki san‘at-ı âliyeye (yüksek san‘ata) ve tıbb-ı Rabbânîye, remzen terğîb ediyor (teşvîk ediyor). İşte şu âyet işâret ediyor ki: ‘En müzmin(yerleşmiş) dertlere dahi derman bulunabilir. Öyle ise ey insan ve ey musîbetzede benî Âdem! Me’yûs(ümidsiz) olmayınız! Her dert, ne olursa olsun, dermânı mümkündür. Arayınız, bulunuz! Hattâ ölüme de muvakkat (geçici) bir hayat rengi vermek mümkündür.’Cenâb-ı Hakk, şu âyetin lisân-ı işâretiyle ma‘nen diyor ki: ‘Ey insan! Benim için dünyayı terk eden bir abdime (kuluma) iki hediye verdim. Biri, ma‘nevî dertlerin dermânı, biri de maddî dertlerin ilâcı. İşte ölmüş kalbler nûr-ı hidâyetle diriliyor. Ölmüş gibi hastalar dahi, onun nefesiyle ve ilâcıyla şifâ buluyor. Sen de benim eczâhâne-i hikmetimde her derdine devâ bulabilirsin. Çalış, bul! Elbette ararsan bulursun.’ İşte beşerin tıb cihetindeki şimdiki terakkıyâtından (ilerlemelerinden) çok ilerideki hudûdunu, şu âyet çiziyor ve ona işâret ediyor ve teşvik yapıyor.” (Zülfikār, 25. Söz, 80)
İlyas Yorulmaz
Allah “Ey Meryem’in oğlu İsa! Sana ve annene olan nimetlerimi hatırla, seni Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklediğimde, beşikte ve yetişkin döneminde insanlarla konuştun, sana kitabı ve kitabın içinden nasıl hüküm çıkarılacağını, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim. Havarilere “Bana ve elçime inanın diye vahy etmiştim” de onlar “İman ettik ve bizim Müslüman olduğumuza şahitlik et” demişlerdi. Sen (çamurdan) bir kuş heykeli yapmış sonra sen ona üfürünce, iznimle kuş olmuştu. Yine benim iznimle kör ve alaca hastalığı olanı iyi etmiştin ve yine iznimle ölüyü çıkarmıştın, yine sen İsrail oğullarına açıklayıcı kanıtlar getirmiştin ve seni ret edenler “Bu ancak apaçık bir sihirdir” demişlerdi de, seni onların kötülüklerinden korumuştum.
Hani Allah o gün diyecek: «Meryem oğlu İsa! Sana, validene olan nimetimi şükr ile an. O vakit seni Ruhülkudüs ile teyit etmiştim. Sen beşikte de, yetişkin iken de halk ile konuşurdun. Sana Kitabı, hikmeti, Tevrat/ı, İncil/i öğretmiştim. Sen benim iznimle çamurdan kuş şekli gibi birşey yapmıştın, ona üfürdüğünde iznimle o, kuş oluvermişti. Anadan doğma körü, abraşı da iznimle iyileştirmiştin, yine iznimle ölüleri diri olarak mezardan çıkarmıştın. Sen İsrail oğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman onların kötülüklerinden seni kurtarmıştım. Onlardan kâfir olanlar «bu, açık bir büyücülükten başka birşey değildir.» dedilerdi.
Hani Allah şöyle demişti: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an. Hani seni Ruh'ul Kudüs ile desteklemiştim de beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşmuştun. Hani sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Hani sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yaratmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma körü ve alacalıyı iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle diriltmiştin. Hani İsrail oğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan küfre sapanlar, “Bu apaçık bir büyüdür” demişlerdi de ben onları senden savmıştım.”
İşte o zaman Allah,şöyle buyuracak: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene bağışlamış olduğum nîmetlerimi hatırla: Hani seni vahiy ve ilham meleği Kutsal Ruh Cebrail ile desteklemiştim; bu sayede, tıpkı yetişkinlik çağında olduğu gibi, beşikte minicik bir bebek iken de insanlarla konuşmuştun.” “Hani sana bütün vahiylerin özü ve esası olan Kitabı, kitap bilgisini pratik hayata uygulama yeteneği olan hikmeti ve Tevrat ile İncil’i öğretmiştim.” “Hani Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da, ona üfler üflemez, yine Benim iznimle o çamur canlanıyor ve bir kuş olup uçuyordu.”“Hani benim iznimle körleri ve cüzzamlıları iyileştiriyor,yine Benim iznimle ölüleri diriltip kabirlerinden çıkarıyordun.” “İşte böylecesen, İsrail Oğulları’na apaçık mûcizeler göstermiştin de, içlerinden inkâr edenler, “Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir!” dediklerinde, seni onların hâince tuzaklarından kurtarmıştım.”
Hani, Allah dedi ki:
-“Ey Meryem oğlu İsa!
Sana ve annene verdiğim nimetimi an / hatırla!
Hani, seni rûh ül-Kudüs ile destekledim.
Beşik’teyken de, yetişkinken de İnsanlar’la konuşuyordun.
Hani, sana Kitab’ı, Hikmet’i, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim.
Hani, benim iznimle Uçar (Kuş) biçimi gibi Çamur’dan yaratıyordun; sonra ona üfleyip, benim iznimle bir uçar (kuş) oluyordu.
Yine benim iznimle Kör’ü ve Alacalı’yı iyileştiriyordun.
Hani, benim iznimle Ölüler’i çıkarıyordun.
Hani, İsrailoğulları’nı senden el çektirdim.
Sen onlara Beyyineler’i / Açık Belgeler’i getirdiğinde onlardan inkâr edenler:
-“Bu ancak açıkça bir sihir!” dedi.
Allah o gün (İsa’ya): “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nîmetimi hatırla! Seni Rûh’ül-Kudüs1 (olan Cebrâil) ile desteklemiştim. Hem beşikte hem de yetişkinken insanlarla konuşuyordun.2 Sana kitabı,3 hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i4 öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üfleyince iznimle canlı bir kuş oluveriyordu. Benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı da iyileştiriyordun. Yine benim iznimle ölüyü (dirilterek mezardan) çıkarıyordun.5 İsrâil Oğulları’na mucizeler getirdiğinde onlardan inkâr edenlerin: ‘Bu ancak düpedüz bir büyüdür’ dedikleri zaman seni, onların ellerinden de Ben kurtarmıştım.” buyuracak.6
1 Rûh’ül Kudüs: Hiç bir şaibesi olmayan, pâk, mukaddes, tertemiz rûh, bereket rûhu yahut kutsal rûh demektir ki, bu da Cebrâil’dir. Ruh’ul-Kudüs: Terim olarak: 1- Ruhullah (Allah’ın Ruhu), 2- İncil, 3- Cebrâîl, yani Cebrâîl’in Ruh’ül-Emin gibi diğer bir ismi anlamlarına gelmektedir. Ancak müfessirlerin büyük çoğunluğu üçüncü anlamı tercih etmişlerdir. Özellikle Hz. İsa’nın Ruh’ul-Kudüs’le desteklenmesi ifâdesi ise, Hz. Meryem’e onu müjdeleyenin ve onu terbiye edenin Cebrâîl olmasına bir işaret olabilir. Bk. (Bakara: 87, 253, Nahl: 102)2 Hz. İsa’nın beşikteki konuşması için Bk. (Meryem: 29-33)3 Kitap ifâdesi; “yazı yazmayı” diye de anlaşılabilir.4 Bu âyetteki “kitap”tan kastedilenin “Tevrât”, “hikmet”ten kastedilenin ise “İncil” olması düşünülürse âyetin tercümesi; “Sana (senden önceki) kitap (olan) Tevrât’ı ve bir hikmet olan İncil’i öğretmiştim.” de olabilir.5 Konu ile ilgili olarak Bk. (Âlu İmrân: 49) 6 Yukarıyla bağlantı kurulunca “buyurdu” fiilinin di’li geçmiş zaman değil de gelecek zaman olması gerekmektedir. Burada di’li geçmiş zaman kullanılarak; bu hitâbın meydana geleceğinin muhakkak olmasından dolayı, gelecek sanki olmuş gibi tasvir edilmiştir. Bu sebepten dolayı da fiil, yukarıda gelecek zaman olarak tercüme edilmiştir.
Muhammed Esed
İşte o zaman 131 Allah şöyle diyecek: “Ey İsa, ey Meryem oğlu! Hatırla sana ve annene bağışladığım nimetleri, seni nasıl Kutsal Ruh 132 ile güçlendirerek insanlarla beşikte iken ve yetişkin bir adam olarak konuşmanı sağladığımı; ve nasıl sana Tevrat'ı ve İncil'i ihtiva eden vahiy 133 ve hikmeti öğrettiğimi; nasıl Benim iznimle çamurdan, [sana uyanların] kaderini şekillendirdiğini ve sonra bunun Benim iznimle [onların] kaderi olabilmesi için ona üflediğini; ve nasıl iznimle körleri ve cüzamlıları 134 iyileştirdiğini ve ölüyü ayağa kaldırdığını; 135 sen İsrailoğulları'na hakikatin bütün kanıtları ile geldiğinde ve onlardan hakikati inkara şartlanmış olanların, “Bu aldatmacadan başka bir şey değildir!” dedikleri zaman onların sana zarar vermelerine nasıl mani olduğumu.
İşte o gün Allah diyecek ki: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene verdiğim nimetimi bir düşün! Seni, Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana, kitabı ve hikmeti, (Onu kavrama ve hayata taşımayı) özellikle Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznim ile çamurdan kuş heykeli yapmış, sonra da ona üflemiştin de o da benim iznim ile kuş olup uçuvermişti. Yine benim iznim ile körleri ve cüzzamlıları iyileştirmiş, iznimle ölüleri diriltmiştin. Hani sen İsrailoğullarına hakikatin bütün delilleri ile geldiğinde, onlardan kâfir olanlar “Bu düpedüz sihirden başka bir şey değildir!” demişlerdi de onların sana zarar vermelerini engellemiştim. 2/87, 3/48, 5/11
İşte o zaman Allah diyecek ki: “Ey Meryem oğlu İsa: sana ve annene bahşettiğim nimetimi hatırla! Hani, seni Kutsal Ruh ile desteklemiştim; insanlarla beşikte iken de erişkin iken de konuşuyordun! Hani, Ben sana vahyi ve hikmeti; yani Tevrat ve İncil’i talim ettirmiştim! Hani sen Benim iznimle çamurdan kuş maketi yapıp, ona üflüyor ve o da Benim iznimle kuş oluveriyordu. Ve iznimle (yasalarım çerçevesinde) körleri ve cüzamlıları iyileştiriyor ve yine iznimle ölüleri ayağa kaldırıyordun![1005] Hani sen İsrâiloğullarına hakikatin bütün delilleriyle geldiğinde; yani onlardan nankörlükte ısrar edenler “Bu sihirden başka bir şey değildir” dedikleri zaman, sana zarar vermelerine mâni olmuştum!
O zamanı ki Allah Teâlâ buyurdu: «Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin üzerine ve validenin üzerine olan nîmetimi zikret, o zamanı ki, seni Rûhu'lKuds ile teyid etmiştim, sen beşikte iken de yetişkin iken de insanlara söz söylüyordun. O zamanı ki, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, ve İncil'i öğretmiştim ve o zamanı ki, benim iznimle çamurdan kuş heyeti gibi birşey tasvir ediyor da içine üfürüyordun, benim iznimle bir kuş oluveriyordu. Anadan doğma körü, vücudunda beyaz beyaz lekeler bulunan kimseyi de Benim iznimle iyi ediyor idin. Ve o zamanı ki, ölüleri Benim iznim ile (hayat sahasına) çıkarıyordun. Ve o zamanı ki İsrailoğullarını senden defetmiştim, onlara açık mûcizeler ile geldiğin vakitte ki, onlardan kâfir olanlar, 'Bu apaçık bir büyüden başka değildir' demiş idi.»
Allah o gün buyuracak ki: “İsa! Hem senin, hem annenin üzerinizdeki nimetimi iyi düşün! Düşün ki: Ben Seni Ruhu'l-kudüsle desteklemiştim. Sen beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşmuştun. Ben sana kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Sen, Ben'im iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyor, ona üflüyordun; o da Ben'im iznimle kuş oluveriyordu. Düşün ki: Sen Ben'im iznimle anadan doğma âmanın gözünü açıyor, abraşı da iyileştiriyordun. Düşün ki: Sen Ben'im iznimle ölüleri kabirden diri olarak çıkarıyordun. Hani Ben İsrailoğullarının şerlerini (öldürme kasıtlarını) senden defetmiştim. Kendilerine apaçık deliller, mûcizeler getirdiğin zaman da onların kâfirleri: “Bu besbelli bir büyüden başka bir şey değil! ” demişlerdi. [2, 87; 3, 46. 49; 9, 30] {KM, Matta 12, 24; Markos 3, 22; Luka 11, 15}
Allah demişti ki: "Ey Meryem oğlu Îsa, sana ve annene olan ni'metimi hatırla, hani seni Ruhu'l-Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun, benim iznimle kuş oluyordu; anadan doğma körü ve alacalıyı benim iznimle iyileştiriyordun; benim iznimle ölüleri (diriltip kabirlerden) çıkarıyordun ve İsrail oğullarını da senden savmıştım; hani sen onlara açık deliller getirdiğin zaman, içlerinden inkar edenler: "Bu açık bir büyüden başka bir şey değil!" demişti.
O gün Allah, şöyle diyecektir: “Meryem oğlu İsa! Senin ve annenin üstünde olan iyiliklerimi hatırla. Hani seni Kutsal Ruh’la desteklemiştim; hem beşikte hem de yetişkin iken insanlara konuşma yapıyordun. Bir de sana yazmayı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. İznimle topraktan kuş şeklinde bir şey yaratır, sonra ona üflerdin de yine iznimle kuş oluverirdi. Anadan doğma körü ve abraşı iznimle tamamen iyileştirirdin. Yine iznimle mezardan ölüyü (diri olarak) çıkartırdın. Seni İsrail oğullarından da kurtarmıştım; çünkü onlara açık mucizelerle geldiğin halde onların görmezlikten gelenleri: “Bu açık bir büyüdür” demişlerdi.”
Allah der ki:-Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu'l Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikteyken de yetişkinken de insanlarla konuşuyordun. Sana, Kitabı, hikmeti, Tevratı ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimile çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış, sonra da ona üflemiştin de, o da benim iznim ile kuş oluvermişti. Yine benim iznim ile körü ve alacalıyı iyileştiriyor, iznimle ölüleri diriltiyordun. İsrailoğullarının elini senin üzerinden çekmiştim. Onlara belgeleri getirdiğinde, Onlardan inkarcı olanlar:-Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir, demişlerdi.
O zaman Allah, Meryem oğlu İsa'ya “Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla,” buyurur. “Hani seni Ruhu'l-Kudüs(31) ile desteklemiştim. Sen beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşurdun. Hani Ben sana okuma yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Hani Benim iznimle çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerdin de, Benim iznimle o bir kuş oluverirdi. Yine Benim iznimle anadan doğma körlerin gözlerini açar, abraşı iyileştirirdin. Yine Benim iznimle ölüleri diriltirdin. Hani, sen İsrailoğullarına deliller getirdiğin ve onların kâfir olanları “Bu düpedüz büyü” dedikleri zaman onların elinden seni kurtarmıştım.
Hani, Allah şöyle demişti: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhul-kudüs'le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: "Açık bir büyüden başka bir şey değil bu."
ol vaķt kim eyitti Tañrı “iy 'įsā! meryem oġlı! anı ni'metüni üzerüñe daħı añan üzerine ol vaķt kim ķuvvetlendürdüm seni cebreyil-ile söyleridüñ ādemįlere bişik içinde daħı otuz yaşından geçüp. daħı ol vaķt kim ögrettüm saña yazmaġı daħı ḥikmeti daħı tevrįt’i daħı incįl’i. daħı ol vaķt kim endāzelerdüñ balçıķdan ķuş sūretı gibi dilegüm-ile pes ürer idüñ anuñ içine pes olurıdı ķuş dilegüm-ile. daħı śaġ eylerdüñ añadan gözsüz doġmışı daħı alā tenlüyi dilegüm-ile. daħı ol vaķt kim çıķarurduñ ölüleri dilegüm-ile. daħı ol vaķt kim yıġdum benį isrāyil’i senden ol vaķt kim getürdüñ anlara ḥüccetleri pes eyitti anlar kim kāfir oldılar anlardan “degül uşbu [62b] illā cādūlıķ bellü.”