Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1265, sondan 4972. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 30. ayetidir. Tevbe Suresi 30. ayetinin kelime sayisi 23, harf sayısı 106 ve toplam ebced değeri ise 6460 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وقالت اليهود عزير ابن الله وقالت النصارى المسيح ابن الله ذلك قولهم بافواههم يضاهؤن قول الذين كفروا من قبل قاتلهم الله انى يؤفكون
Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
Üzeyir adı Kur’an’da sadece bu âyette geçmektedir ve hakkında özel bir açıklama bulunmadığı için peygamber olup olmadığı tartışılmıştır. Bu ismin Arapça olduğunu ileri sürenler varsa da çoğunluğa göre İbrânîce asıllı olup Arapçalaşmıştır. İbrânîce’deki aslı Ezrâ’dır ve “yardım” (Tanrı’nın yardımı) anlamına gelmektedir. Eski Ahid’in Grekçe ve Latince tercümelerinde onun ismi Esdras olarak geçer. Kitâb-ı Mukaddes’te kendi adını taşıyan bir bölüm de bulunan Üzeyir, burada “kâhin, yazıcı, Rabb’in emirlerinin ve İsrail’e olan kanunlarının sözlerinin yazıcısı, İsrail’in Allah’ı Rabb’in vermiş olduğu Mûsâ’nın şeriatında zeyrek bir yazıcı, gökler Allah’ının şeriatının yazıcısı, Allah’ı Rabb’in eli üzerinde olan, Allah’ın inâyet eli üzerinde olan” ifadeleriyle anılır (Ezrâ, 7:1-12). Fars kralı Artahşaşta (Artaxerxes) zamanında (m.ö. 465-424) yaşamış olup, soyu Hârun’a kadar çıkmaktadır. Anılan kral tarafından, yahudi cemaatinin durumuyla ilgili araştırma yapmak, onlara Allah’ın şeriatına riayet etmelerini öğütlemek ve mâbedin hizmeti için gerekli malzemeyi sağlamak üzere Yeruşalim’e (Kudüs) gönderilmiştir.
Üzeyir’in Tevrat’ın yeniden ihyası hususundaki çaba ve faaliyeti, yahudi ve hıristiyanların yanı sıra Kitâb-ı Mukaddes’le ilgili bilimsel eleştiri faaliyetlerine katkı sağlayan araştırmacılar tarafından da kabul edilmektedir. Tevrat’ın ilâhî şeriat olarak Yahudilik’te özel bir önemi haiz olması, onun redaksiyonunu yapıp ilân eden Üzeyir’in de mevkiini yükseltmiştir.
İslâmî kaynaklarda, yahudilerce –henüz kendisi hayatta iken– Üzeyir’in Allah’ın oğlu olarak nitelenmesi konusunda başlıca iki rivayetle karşılaşılmaktadır. Bunlardan birine göre, önceleri Tevrat’a bağlı olan İsrâiloğulları, zamanla Tevrat’a göre yaşamayı terkeder olmuşlar, bunun sonucu olarak ilâhî bir ceza olmak üzere Tevrat hâfızalardan silinmiş, onun muhafaza edildiği Tabut da (ahid sandığı) ellerinden alınmıştı. Buna çok üzülen Üzeyir, kendisine Tevrat’ı yeniden öğretmesi için Allah’a yalvarıyordu. Yine böyle bir dua esnasında Tanrı onun hâfızasına Tevrat’ı tekrar yerleştirdi. Çok bilgili bir kimse olarak tanınan Üzeyir Tevrat’ı kavmine de öğretince onlar nezdinde daha bir itibar kazandı. Bazıları “Üzeyir Allah’ın oğludur” diyecek kadar ileri gittiler.
Diğer rivayete göre ise, Amâlika kavmi yahudilere saldırarak bir kısmını öldürmüş ve ellerindeki Tevrat’ı almıştı. Geride kalanlar, Tevrat kitaplarını dağlara gömüp o bölgeyi terkettiler. O sıralarda henüz genç olan ve dağlarda ibadetle meşgul bulunan Üzeyir’in Tevrat’ı en iyi bilen kişi olduğu anlaşılınca, o, mevcudu olmayan Tevrat’ı kaleme aldı. Ülkeyi terkeden bilginler geri dönüp de gömdükleri Tevrat’ı Üzeyir’in kaleme aldığı ile karşılaştırdıklarında arada hiçbir fark bulunmadığını görünce “Allah bunu sana ancak O’nun oğlu olduğun için verdi” dediler.
Bunlar, Üzeyir’in yaşadığı dönemle ilgili rivayetlerdir. Bir de, bu sözün yahudilerden bir kişi veya bir topluluk tarafından Hz. Peygamber’le yaptıkları bir konuşma sırasında söylendiğini belirten rivayetler bulunmaktadır.
Yahudiler Kur’an’daki bu ifadenin kendilerine ait olmadığını ileri sürerler. Esasen İslâmî kaynaklarda da bu sözün bütün yahudiler tarafından benimsenmiş olmayıp, içlerinden sadece bir kişi veya grup tarafından söylendiği belirtilmektedir (Taberî, VI/10, 110-111; Ömer Faruk Harman, “Üzeyir”, İFAV Ans., IV, 409-411).
Eski Ahid Üzeyir’in Allah’ın oğlu olduğu fikrinden hiçbir şekilde söz etmemekle beraber, Üzeyir’in yahudi geleneğinde oldukça önemli bir şahsiyet olduğu dikkate alınınca, gelenek içerisinde, en azından belli bir yerde, belli bir zamanda ilâhlık mertebesine yükseltilmiş olması uzak bir ihtimal sayılmaz; İbn Hazm’ın Yemen yahudilerinin Üzeyir’e Allah’ın oğlu dedikleri yönündeki rivayeti de bu ihtimali desteklemektedir (Mehmet Paçacı, “Kur’an-ı Kerîm’in Işığında Vahiy Geleneğine –Kitab-ı Mukaddes Bağlamında– Bir Bakış”, İslâmî Araştırmalar, Ankara 1991, V/ 3, s. 191).
Bu bilgi ve ihtimallerin doğruluk derecesi bir yana, İslâmî kaynaklarda Üzeyir dönemiyle ilgili olarak yer alan rivayetlerin asıl kaynağının Medine yahudileri olduğu dikkate alınırsa (Derveze, XII, 124), âyetin açıklanmasında, Hz. Peygamber’le yaptıkları bir görüşme esnasında bazı yahudilerin bu sözü söylemiş oldukları rivayetinin esas alınması daha uygun görünmektedir (Kur’an’da yüzyıl uyuyup tekrar uyandığı bildirilen kişinin Üzeyir olabileceği rivayeti hakkında bk. Bakara 2:259).
Hıristiyanların Hz. Îsâ’yı Allah’ın oğlu olarak nitelemeleri ise sadece Resûlullah döneminde karşılaşılan bir durum değildir. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren Hz. Îsâ Tanrı’nın oğlu olarak kabul ediliyordu ve günümüzde de Hıristiyanlık’ta hâkim anlayış onun teslîs inancının bir ögesini oluşturduğu yönündedir (bu konuda bk. Âl-i İmrân 3:45; Mâide 5:17, 72).
Müfessirler, yahudi ve hıristiyanların, kendilerine benzedikleri önceki inkârcıların kimler olduğu hakkında değişik yorumlar aktarırlar. Ancak âyetteki ifade akışına daha uygun görünen yoruma göre, gerek yahudiler gerekse hıristiyanlar âyette belirtilen tutumlarıyla, melekleri Allah’ın kızları olarak niteleyen veya putları Allah’a ortak koşan inkârcılara benzemiş olmaktadırlar (Taberî, X, 112-113; İbn Atıyye, III, 25).
“Allah onları kahretsin!” şeklinde çevirdiğimiz cümle bir beddua ve lânetleme ifadesidir. Arap dilinde bu cümle çok iyi veya çok kötü bir durum karşısında duyulan hayreti belirtmek için de kullanılır (Taberî, X, 113; İbn Atıyye, III, 25; Şevkânî, II, 403). Âyette bu anlamın kastedilmiş olması da muhtemeldir. Buna göre, anılan inanç gruplarının böylesine önemli bir konuda ne kadar basiretsizce davrandıklarına ve gelişigüzel sözler söylediklerine dikkat çekilmiş olur. Bir insan kendi elinden bir şey gelmediği için haksız ve kötü davranışından ötürü birilerini Allah’a havale etmek istediğinde bu cümleyi kullanırsa, buna “Allah’ından bulsun!” şeklinde de mâna verilebilir; bazı meâllerde de, belirtilen cümle böyle tercüme edilmiştir; fakat burada sözü söyleyenin yüce Allah olduğu dikkate alınırsa bu tercümenin isabetli olmadığı anlaşılır.
Mehmet Okuyan
(Bazı) yahudiler, “Üzeyir Allah’ın oğludur.” demişlerdi. (Bazı) hristiyanlar da “[Mesih] (İsa) Allah’ın oğludur.” demişlerdi. Bu, onların ağızlarındaki (anlamsız) sözleridir. (Sözlerini) daha önce kâfir olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar!
Müslüman âlimlerin çoğu Hz. Üzeyir’i yahudi geleneğindeki Ezrâ ile özdeşleştirmektedir.,Mekkeli müşrikler “Allah’ın çocukları var” diyerek melekleri O’nun kızları saymış ve O’na kız çocuklar yakıştırmışlardı. Bazıları ise Yüce Allah ile cinler arasında soy ilişkisi iddiasında bulunmuşlardı. Bu ayetin dışında, Mâide 5:18’de “bütün yahudi ve hristiyanların kendilerinin Allah’ın oğlu olduklarını” iddia ettikleri bildirilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Yahudiler, “Üzeyir, Allah'ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar da, “Mesîh, Allah'ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarında geveledikleri sözlerdir. Sözlerini daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar![170]
[170] Yahudi ve Hıristiyanların şirki hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 178-183.
Erhan Aktaş
Yahudiler: “Uzeyr Allah'ın oğludur.” dediler; Hıristiyanlar da: “Mesih Allah'ın oğludur.” dediler. Bu, onların dillerine doladıkları sözlerdir ki daha önce küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah, kahretsin onları! Nasıl da saptırıyorlar.
Yahudiler: 'Üzeyir Allah'ın oğludur' diyerek; Hristiyanlar da: 'Mesih Allah'ın oğludur' diyerek (sapıvermişlerdi) . Bu, onların ağızlarıyla (dile getirdikleri asılsız) söylemleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini (şuursuzca) taklit etmektedir. Allah onları kahretsin; nasıl da (Hakk’tan) çevrilip (bâtıla gidilmektedir.)
Yahudiler, Uzeyr, Allah'ın oğludur dedi, Nasraniler de Mesih, Allah'ın oğludur dedi. Bu söz, onların uydurup ağızlarına aldıkları bir söz. Daha önce kafir olanların sözlerini taklit etmedeler, hay Allah kahredesiler, nasıl da yalana kapılıyorlar, batıla uyuyorlar.
İbn-i Abbas, Musevilerin bir kısmının Uzeyr Peygambere tanrılık atfettiğini ve bunlardan bir kısmının Hz. Muhammed (s.a.a)'e gelip bu sözü söylediklerini riâyet etmiştir (Mecma, 1, 500). Uzeyr, Ahd-i Atıyk'te "Tevârıh-i Sani" de kayıtlıdır.
Abdullah Parlıyan
Yahudiler: “Uzeyr Allah'ın oğludur” diyorlar. Hıristiyanlarsa: “İsa Allah'ın oğludur” diyorlar. Bu sözler, daha önce inkâra sapanların söylediklerine benzer şekilde ağızlarıyla geveledikleri cahilce sözleridir ki, Allah kahretsin onları, nasıl da haktan sapıp yüz çeviriyorlar.
Yahudiler:
“Üzeyr, Allah'ın oğludur” dediler. Hristiyanlar da:
“Mesih, Allah'ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarında geveledikleri sözlerdir. Bu sözlerle kendilerinden önce kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, küfre sapmış olanların sözleri arasında benzerlik de kuruyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl haktan batıla dönüyorlar.
Yahudiler: "Uzeyr Allah'ın oğludur" dediler. Hırıstiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu kendi ağızlarıyla söyledikleri sözleridir. Daha önce inkar etmiş olanların sözlerini taklit ediyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da uzaklaştırılıyorlar!
30.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre tanınmış bazı yahudi bilginleri Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Biz sana nasıl uyarız ki; sen bizim kıblemizi bıraktın üstelik Uzeyr`in Allah`ın oğlu olduğunu da kabul etmiyorsun!" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi
Ali Bulaç
Yahudiler: 'Üzeyir Allah'ın oğludur' dediler; hristiyanlar da: 'Mesih Allah'ın oğludur' dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar?
Yahudi'ler, “Üzeyr (Aleyhisselâm) Allah'ın oğludur” dediler. Hristiyanlar da “Mesîh (aleyhisselâm) Allah'ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla uydurdukları sözleridir ki daha önce küfredenlerin (Melekler Allah'ın kızlarıdır, diyenlerin) sözlerine benziyor. Allah, onları kahretsin, hakdan batıla nasıl çevriliyorlar?
Yahudiler; “Uzeyr(), Allah’ın oğludur.” dediler. Hristiyanlar da: “Mesih, Allah’ın oğludur,” dediler. Bunlar, ağızlarıyla söyledikleri laflardan ibarettir… Onların bu sözleri, daha önce kâfir olanların sözlerine benzer. Allah, onların canını alsın! Nasıl sağa sola yalpalanıyorlar.
Yahudiler Üzeyr'e, İsalılar İsa'ya: «Allahın oğlu» derler, bu, onların ağzında dolaşan bir sözdür ki bundan önce kâfir olan kimselerin sözlerine benziyorlar, Allah canların ala, ne yalan uydururlar
Yahudiler: “Üzeyir, Allah'ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise: “İsa Mesih, Allah'ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin! Nasıl da haktan çevriliyorlar!
Yahudiler, "Üzeyr Allah'ın oğludur" dediler; Hıristiyanlar, "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, daha önce inkar edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar!
Yahudiler, Uzeyr Allah'ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!
Yahudiler: "Uzeyr ALLAH'ın oğludur," dediler. Hıristiyanlar da, "Mesih ALLAH'ın oğludur," dediler. Bu, ağızlarından çıkan sözleridir. Önceden inkar etmiş olanların sözlerini taklid ediyorlar. ALLAH onları mahkum eder. Nasıl da çevriliyorlar?
Yahudiler, "Uzeyir Allah'ın oğlu" dediler, Hıristiyanlar da "Mesih Allah'ın oğlu", dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!
Yehudîler «Uzeyr Allahın oğlu» dediler, Nesrânîler de «Mesîh Allâhın oğlu» dediler, bu onların ağızlariyle söyledikleri sözleri ki önceden küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar Allah kahredesiler nereden saptırılıyorlar?
Yahudiler «Uzeyr Allahın oğludur» dedi (ler), Hıristiyanlar da «Mesîh» (îsâ) Allahın oğludur» dedi (ler). Bu, onların ağızlariyle (geveledikleri câhilce) sözleridir ki (bununla gûyâ) daha evvel küfredenlerin sözlerini taklîd ediyorlar. Hay Allah kahredesi adamlar! (Hakdan baatıla) nasıl da döndürülüyorlar!..
Yahudiler: “Uzeyr, Allah'ın oğludur” dediler; hristiyanlar da: “Mesîh, Allah'ın oğludur” dediler. (Hâşâ!) Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözleridir. (Ki) önceden inkâr edenlerin sözüne benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!
Yahudiler dediler ki “Üzeyr Allah’ın oğludur.” Hıristiyanlarda “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu sözler, daha önceki inkârcıların uydurdukları sözler olup, onlardan duyduklarının aynısını ağızlarıyla söylüyorlar. Allah onların canlarını alsın, nasıl da kandırılıyorlar.
Yahudiler [⁵] «— Üzeyir Allah/ın oğludur» dediler, Hristiyanlar da «— Mesih, Allah/ın oğludur» dediler. Bu ise ağızlarında dolaşan asılsız sözlerdir ki bundan evvel kâfir olanların [⁶] sözüne benzetirler. Allah/tan bulsunlar, doğru yoldan nasıl yüz çeviriyorlar. [⁷]?
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 30. Ayet Açıklaması
[5] Bâzı eski Yahudiler veya Medine'deki Yahudiler.[6] Melâike Allah'ın kızlarıdır diyenler gibi.[7] Veya nasıl yalan uyduruyorlar?
Kadri Çelik
Yahudiler, “Üzeyir Allah'ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “Mesih Allah'ın oğludur” dediler. İşte bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Böylece sözleri ne kadar da) Daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzemekte. Allah onları katletsin! Nasıl da (haktan) döndürülüyorlar!
Yahudiler Üzeyr Peygamberi gereğinden fazla yücelterek, “Üzeyr Allah’ın oğludur!” dediler; Hıristiyanlar da İsa Peygamberi ilâhlaştırarak, “Mesih, Allah’ın oğludur!” dediler. Bu iddialar, kendilerinden önceki putperest inkârcıları taklit ederek, ağızlarında geveledikleri gerçek dışı sözlerdir. Allah kahretsin onları, nasıl da göz göre göre hakîkatten yüz çevirip dönüyorlar! O kadar ki:
Yahudîler dedi ki:
-“Üzeyir Allah’ın oğludur”.
Hristiyanlar da dedi ki:
-“Mesîh Allah’ın oğludur”.
Bu, daha önce inkâr edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür.
Allah onları kahretsin!
Nereden uydurup iftira atıyorlar?
Yahûdîler, “Üzeyr1 Allah’ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğlu” dediler. Bu, onların kendilerinden önceki kâfirlerin sözlerine benzeterek ağızlarıyla uydurdukları bir sözdür. Allah onları kahretsin. Onlar, (dünyada haktan) işte böyle çevriliyorlar.
1 Üzeyr: Yahûdîlere göre; Yahûdîler Tevrât’ı terk edip Peygamberleri öldürmeye başlayınca Tevrât’ı bilen kalmamış. Üzeyr Yehova’ya niyaz etmiş, o da ona Tevrât’ı ezberletmiş. Üzeyr de Tevrât’ı ezberden tekrar yazmış. Bunun üzerine de Yahûdîler, “bu olsa olsa Allah’ın oğlu olur.” demişler. Yahûdîlere göre bir Peygamber olan Üzeyr’in adı Kur’an’da sadece burada geçmektedir. Kanaatimizce Üzeyr, Peygamber değildir. Kitap ve sünnette Peygamberliği ile ilgili bir bilgi de yoktur.
Muhammed Esed
YAHUDİLER: “Üzeyir Allah'ın oğludur” diyorlar; Hıristiyanlarsa: “İsa Allah'ın oğludur” diyorlar. Bunlar, özleri itibariyle, böylelerinin geçmiş çağlarda hakkı inkar edenlerin uydurduğu asılsız iddialara özenerek dillerine doladıkları söylentilerdir! 44 [işte şu bedduayı hak ediyorlar:] “Allah kahretsin onları!” 45 Zihnen nasıl da saptırılıyorlar! 46
Yahudiler: – ‘Üzeyir Allah’ın oğludur’ dediler. Hıristiyanlar da ‘Mesih Allah’ın oğludur’ dediler. Bu daha önceki kâfir toplumların uydurduğu asılsız sözlere özenerek ağızlarında geveledikleri iddialardır. Allah kahretsin onları nasıl da uyduruyorlar! 5/17- 72- 73, 18/4- 5, 19/35- 88- 93
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 30. Ayet Açıklaması
[1434] Bu ifade hakikat olarak da mecaz olarak da anlaşılabilir. Mecaz ise, bu Yahudilerin tamamını “Allah’ın oğulları ve ahbabı” kabul etme türünden sayılmalıdır. Bu takdirde “Allah’ın oğlu” tabiri, aşırı yüceltmeci bir yaklaşımı ifade eder (Krş. Menâr). Uzeyr’i (İbranice Ezra, Latince Esdras, MÖ. ykl. 4. yy.) Allah’ın oğlu kabul etme: Eski Ahid’de beklenen Mesih için “Allah’ın oğlu” ibaresi kullanılır. Bahusus, Eski Ahid’de Uzeyr’ (Ezra) için kullanılmaz (Ezra, 7-10 ve Nehemya, 8-10). 21:101’in sebeb-i nüzûlüyle ilgili bir rivayette Kureyşli şair Abdullah b. Ziba‘ra es-Sehmi’nin “Allah’tan başka tapınılan tüm tanrılar cehenneme girecek öyle mi? Biz meleklere, Yahudiler Uzeyr’e, Hıristiyanlar da İsa b. Meryem’e tapıyorlar. (Bunlar da mı cehenneme girecek?)” polemiği üzerine, Allah Rasûlü: “Hayır, siz sadece şeytanlara tapıyorsunuz” der. Bunun üzerine 21:101 nâzil olur. İbn Hazm, Uzeyr Allah’ın oğlu iddiasının Sadukiyye adındaki Yahudi mezhebine ait olduğunu söyler (el-Fasl I, 99). Bu kanaatin nedeni, Uzeyr’in Mesih olduğu iddiası olsa gerektir. Çünkü Eski Ahid’de Mesih’ten “Allah’ın oğlu” olarak söz edilir. Muhtemelen Hz. İsa’nın ve İseviliğin çıkışından sonra Yahudilikteki bu inanç yanlış çağrışımlar yapacağı gerekçesiyle terk edilmiş olmalıdır. Uzeyr’e bu vasfın verilmesinin bir başka nedeni de, tamamen kaybolmuş olan Tora’yı ezberinden okumuş olmasıdır. Yahudi bilginler, onun ezberinden okuduğu Tora ile gömülü olduğu yerden çıkardıkları Tora’nın aynı olduğunu görünce, şaşkınlıklarını “Allah’ın oğlu” nitelemesiyle ifade etmiş olmalıdırlar (Taberi). Bu yüzden onun adı “II. Musa”dır. İsrâiloğullarının yabancı kadınlarla evliliklerine son vererek, gûya kavmi ırken saflaştırmış (Ezra, 9:1-15; 10:1-11), Musa’dan sonra kavminin Allah ile olan misakını yenilemiş ve şeriatı tesis etmiştir (Nehemya, 10:28-31). Eski Ahid’in tam metnini tesbit için Knesset’i kurmuştur. Kaybolan Tevrat kendisine tekrar yazdırılmıştır (II. Esdras, 14:23-26, 37-48). Tefsirlerimizde yer alan hikâyesi kısaca şudur: Uzeyr Babil’de öldüğünde Tevrat’ı bilen son kişi de ölmüştü. Babil dönüşü Tevrat’ı bilen kimse yoktu. Yüz yıl sonra Allah ona hayat suyu içirdi ve dirildi. İsrâiloğullarına yeniden Elçi olarak gönderildi. Kavmine “Ben Uzeyr’im”
dedi. Kavmi ona “Atalarımız Uzeyr’in Babil’de öldüğünü söyledi; eğer sen Uzeyr isen Tevrat’ı yazdır” dediler. Onlara Tevrat’ı yazdırdı. Sonra bir adam ortaya çıkıp asıl Tevrat’ın yerini onlara bildirdi. Bulup karşılaştırdılar. Birbirinin aynı olduğunu görünce, “Uzeyr Allah’ın oğlu olsa gerektir” dediler (Beğavi).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Yahudiler dediler ki: «Üzeyr, Allah'ın oğludur.» Nasrâniler de dedi ki: «Mesih, Allah'ın oğludur.» Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri lakırdılardır. Evvelce kâfir olanların lakırdılarına benzetiyorlar. Allah Teâlâ kendilerini kahretsin! Nasıl (Hak'tan) çevriliyorlar.
Yahudiler: “Üzeyir Allah'ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar da “Mesih, Allah'ın oğludur. ” dediler. Bu onların ağızlarında geveledikleri sözlerden ibarettir. Onlar, sözlerini daha önce geçmiş kâfirlerin sözlerine benzetiyorlar. Hay Allah kahredesiler! Nasıl da haktan batıla döndürülüyorlar?
“Allah’ın evlatları” tabiri Kitab-ı Mukaddes’te “müminler” hakkında kullanılır: Tekvin 6,2; Çıkış 4,22; Tesniye 14,1. Matta 26, 63; Luka 3,38. Hz. Îsâ hakkında: Matta 16,16. Üzeyr, muhtemelen İsrailoğullarının peygamberlerinden Ezra’dır. M.Ö. 5. asırda yaşamış olup, mevcut şekliyle Tevrat metni onun tarafından tesbit edilmiştir. Yahudiler, Allah’ın kırk gün boyunca Tevrat’ı ona ilham edip yazdırdığına inanırlar. Yahudiliğin dinî, millî ve siyasî tarihinde böyle merkezî bir rolü olan bu zâtın çok yüceltildiği ve Yemen’de yaşayan Sadûkiyye Yahudilerinin ona “Allah’ın oğlu” dedikleri bilinmektedir. Kur’ân bunu Yahudilerin hepsine mal etmemektedir. Âyetin son kısmı bu semavî dinlerin, eski Mısır, Yunan, Roma, Pers ve Hindistan gibi yerlerde vaktiyle yaşamış şirk inançlarından etkilendiklerini ifade ediyor.
Süleyman Ateş
Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler. Hıristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur." dediler. Bu, onların ağızlariyle geveledikleri sözleridir. (Sözlerini), önceden inkar etmiş(olan müşrik)lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da (haktan batıla) çevriliyorlar!?
Yahudiler; “Üzeyir[1] Allah’ın oğludur" dediler. Hristiyanlar da "Mesih[2] Allah’ın oğludur” dediler. Bunlar, onların dillerine doladıkları (boş) sözlerdir. Önceki kafirlerle aynı ağzı kullanıyorlar. Allah kahretsin onları! Bu iftiraya nereden sürükleniyorlar?
Yahudiler: -Uzeyir Allah'ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da 'Mesih Allah'ın oğludur.' dediler. Bu daha önce kafir olanların sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür. Allah onları kahretsin, nasıl da uyduruyorlar!
Yahudiler “Üzeyir Allah'ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar da “Mesih Allah'ın oğludur” dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözleridir ki, kendilerinden önce kâfir olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırılıyorlar!
Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkâr edenlerin sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!