Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3338, sondan 2899. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 86. ayetidir. Kasas Suresi 86. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 60 ve toplam ebced değeri ise 4614 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
وما كنت ترجوا ان يلقى اليك الكتاب الا رحمة من ربك فلا تكونن ظهيرا للكافرين
Peygamberlik görevi kişinin istemesine ve bu yolda gayret göstermesine bağlı olmayıp Allah’ın seçmesi, lutuf ve ihsanıyla verilen yüce bir görevdir. Nitekim âyette Hz. Peygamber’in de böyle bir ümit taşımadığı, böyle bir görev düşünmediği ifade edilmektedir. Allah, kullarına merhamet ettiği, onların yeryüzünde şaşkın ve sapkın bir şekilde yaşamaları neticesinde hem dünyada hem de âhirette sıkıntıya düşmelerini istemediği için aralarından kendilerine doğru yolu gösterecek peygamberler göndermiş ve bunlara rehberlik edecek kitaplar vahyetmiştir.
“Sakın inkârcılara destek verme!” meâlindeki cümle ile bunu takip eden son iki âyette Hz. Peygamber’in şahsında müminlere hitap edilip Allah’ın gönderdiği Kur’an sayesinde doğru ile eğri açıkça belli olduğu için müminlerin, yanlış yolda giden inkârcılara destek olmamaları, Allah’ın birliğine imanda sebat etmeleri; şirk içinde yaşayıp ölenleri ümitlendirerek yollarının doğru ve kurtarıcı olduğu kanaatini verecek söz ve davranışlardan sakınmaları istenmektedir.
Mehmet Okuyan
Bu Kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden sana bir rahmet olarak (verilmiş)tir. Kâfirlere sakın arka çıkma!
Sen, Kitap'ın sana iletileceğini beklemiyordun. O, ancak Rabb'inden bir rahmet olarak verildi. Öyleyse sakın gerçeği yalanlayan nankörlere destek¹ olma.
1- Onlara ödün vererek, gevşeklik göstererek yardımcı olma.
Ahmet Akgül
(Ey Resulüm, Sen bu) Kitabın (Kur’an’ın) Sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umut edip beklemiyordun; (buna) Rabbinden ancak bir rahmet (ve fazilet olarak kavuşturuldun) . Öyleyse (en yakınların bile olsa) sakın kâfirlere arka çıkma. (Onlardan asla korkma ve bir şey umma; çünkü her şey Allah’ın elinde ve takdirindedir.)
Sen, sana bu kitabın vahyedileceğini ummuyordun, ama bu ancak Rabbinden bir rahmet olarak sana verilmiştir. O halde, sakın Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere arka çıkma, destekçi olma.
Sen peygamberlikle görevlendirilmeden önce, Kur'ân'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu, kesinlikle Rabbinden bir rahmet olarak gelmiştir. O halde sakın kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere arka çıkma.
Bu kitabın senin kalbine indirileceğini ümit etmiş değildin. (Bu,) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak indirilmiş)tir. O halde (gevşeklik göstererek ya da ödün vererek) sakın inkârcılara arka çıkma!
Hâlbuki (sen) bu Kitâb'ın sana vahyedileceğini ummuyordun; (bu) ancak Rabbinden bir rahmet olarak (sana vahyedildi); öyle ise sakın kâfirlere arka çıkma!
Ey Muhammed! Senin Peygamberliğini inkâr edenler, şunu bir düşünsünler: Sen, günün birinde bir Peygamber olacağını ve sana bu ilâhî Kitabın indirileceğini umuyor değildin; ancak Rabb’inin lütuf ve rahmeti sayesinde sana Kitap ve Peygamberlik verildi. Mekke halkı içerisinde, senin bir Peygamber olmaya hazırlandığını veya böyle bir heves ve beklenti içinde olduğunu söyleyecek kimse yoktu. O hâlde, Hira mağarasındaki o büyük değişimden bir gün öncesine kadar sâkin ve kendi hâlinde hayat süren bir insanın, hiçbir dünyevi menfaat gözetmeksizin, her şeyi göze alarak bu mesajı tebliğ etmesi onlar için bir şey ifâde etmiyor mu?O hâlde, ey şanlı elçi, Rabb’inin sana verdiği bu görevi lâyıkıyla yerine getirmeye çalış ve sakın inkârcıların propagandalarına aldanıp da, kâfirlere arka çıkma! Öyle ki:
1 Genellikle tüm meallerde bu âyetteki “kasr” görülmeyerek, “Sen bu kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu, ancak Rabbinden bir rahmettir.” şeklinde tercüme edilmiştir. Bu tercümeler her ne kadar doğruya yakınsa da yukarıdaki tercüme en doğrusunun bu olduğu kanaatiyle “kasr” yansıtılarak yapılmıştır. 2 Bu ve yukarıdaki âyet Peygamberimiz’in hicret ederken Cuhfe’ye gelince, Mekke’yi arzulamaya başlaması üzerine nazil olmuştur. (Suyuti)
Muhammed Esed
Ve [sen ey inanan kişi,] bu kitabın sana ulaşacağını ummazdın; 98 fakat işte Rabbinden bir rahmet olarak [sana ulaştı]. Öyleyse, artık hakkı inkara kalkışan kimselere asla arka çıkma;
Ve sen (ey bu vahyin muhatabı);[3464] bu ilâhî mesajın sana kadar ulaşacağını ümit etmezdin! Sadece Rabbinin rahmeti sayesinde oldu bu: o halde inkâr edenlere asla arka çıkma![3465]
Mustafa İslamoğlu Kasas Suresi 86. Ayet Açıklaması
[3464] Parantez içi açıklamanın gerekçesi için bkz: Âyet 85, not 100.
[3465] Zımnen: Ey muhatap! Servetini koruma güdüsüyle hakkın değil de gücün yanında yer alıp Karunlaşma! Zira o, Musa’nın yakınlarından olmasına rağmen Firavun gibi bir zalime servetiyle arka çıkmıştı. Servetini Firavun’un sayesinde kazandığını düşünüyor olsa gerekti.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve sen kendine kitabın gönderileceğini ummuyordun. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (sana gönderilmiş) oldu. Binaen-aleyh sakın kâfirlere arka olma.
Sen bu kitabın senin kalbine indirileceğini hiç ümid etmiş değildin. O, ancak Rabbinden bir rahmet eseri olarak gönderildi. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!