Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3405, sondan 2832. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 65. ayetidir. Ankebut Suresi 65. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 4225 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (12) ل (10) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
فاذا ركبوا في الفلك دعوا الله مخلصين له الدين فلما نجيهم الى البر اذا هم يشركون
Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar.
Bir felâketle karşı karşıya kaldıklarında içten bir inanç ve bağlılıkla Allah’a yakaran, normal hayata döndüklerinde ise her zaman olduğu gibi alelâde şeyleri Allah’a tercih ederek Allah’ı bırakıp onlara kul olan müşriklerin inançlarındaki samimiyetsizliğe ve tutarsızlığa yeni bir örnek verilmekte; ardından da bunun bir nankörlük olduğu belirtilerek yakında gerçeği anlayacakları, dolayısıyla bu tutumlarının cezasını görecekleri uyarısında bulunulmaktadır.
Mehmet Okuyan
65,66. Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah’a) ortak koşmaktadırlar. (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler!
Onlar gemiye bindikleri (ve tehlikeye girdikleri) zaman, dini sadece Allah’a has kılarak (canı gönülden) yalvarıp yakarmaktadırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen şirk koşmakta (ve nankörlük yapmaya başlamakta) dırlar.
Gemiye bindiler mi din hususunda yalnız onu tanıyarak ihlasla Allah'ı çağırırlar, fakat onları karaya çıkarıp da kurtardık mı o zaman derhal şirk koşarlar.
Bir gemiye bindikleri zaman ve kendilerini tehlikede gördükleri sırada, içten bir inançla, yalnız Allah'a yalvarıp yakarırlar, sağ salim karaya çıkar çıkmaz da, bazı düzmece ilahları, O'na ortak koşmaya başlarlar.
Gemilere bindikleri zaman, Allah'ın dinini ve düzenini içtenlikle benimseyerek, samimi davranıp Allah'a dua ederler. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir de bakarsın ki, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşuyorlar.
Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak, Allah'a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen şirk koşarlar.
(Onlar öyle bir küfür ve inad içindedirler ki) gemiye bindikleri zaman, (denizde boğulma korkusu ile) dini Allah'a halis kılarak (ihlâs sahibi müminler gibi) O'na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıb (Allah) kurtardı mı, hemen Allah'a ortak koşarlar (eski küfür hallerine dönerler).
Evet, onlar gemiye bindikleri zaman, din ve imanı Allah’a has kılarak, O’na yalvarırlar. Allah, onları karaya doğru kurtarınca, hemen O’na eş koşmaya başlarlar.
Gemiye bindikleri (ve bir tehlike ile karşılaştıkları) zaman, içten bir inançla yalnız Allah'a yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkardığında, bir bakmışsın bazı hayali güçleri O'na ortak koşuyorlar.
65,66. Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlâsla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları sâlimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar.
Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak (ihlasla) Allah'a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah'a) ortak koşmaktadırlar.
(Baksan a) gemiye bindikleri zaman — dîn (i) yalınız Kendisine (ya'nî Allaha) tahsıys etmek suretiyle ve (haalis ve) muhlis (insan) lar olarak — Allâhı (nasıl) çağırırlar! Fakat biz onları selâmetle karaya çıkarınca da hemen Allaha eş katanlar onlardır.
Bununla berâber, gemiye bindikleri zaman, dinde O'na (karşı) ihlaslı (samîmî)kimseler olarak Allah'a yalvarırlar. Fakat (Allah) onları karaya (çıkararak) kurtarınca, bir de bakarsın ki onlar (yine O'na) ortak koşuyorlar!
Onlar gemiye bindiklerinde, Gerçek din anlayışına uygun, samimi olarak Allah’a yalvarırlar. Onları sağ salim karaya çıkarıp kurtardığımızda, birden bire Allah’a ortaklar koşmaya başlarlar.
Onlar her ne zaman gemiye binecek olsalar dinde ihlâs sahibi kesilerek Allah/a dua ederler, onları karaya götürerek kurtardı mı hemen müşrik kesilirler.
Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak Allah'a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca da hemen şirk koşarlar.
Güvenli bir ortamda Allah’ı unutan bu zâlimler, büyük bir gemiye binip engin denizlere açıldıklarında, ölümcül bir tehlikeyle yüz yüze geldikleri zaman, yalnızca Allah’ın kulluk ve ibâdete lâyık olduğunu kabul ederek, tüm içtenlikleriyle O’na yalvarıp yakarırlar fakat Allah kendilerini karaya çıkarıp kurtarır kurtarmaz, Allah’tan başka varlıkların egemenliği altına girerek, yeniden O’na ortak koşmaya başlarlar.
O (kâfirler) gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah’a has kılarak sadece Ona, gönülden yalvarırlar.1 Ama (Allah,) onları karaya çıkarıp kurtarınca, bir de bakarsınız hemen Ona ortaklar bulurlar.2
1 Allah’a eş koştukları tüm put, velî, önder ve koruyucuları unutarak, sadece Allah’a yalvarırlar. Hatta kendilerinin ateist olduğunu söyleyenler bile kendilerine yardım edecek bir şeyler ararlar. Bu da dinin insanın fıtratında bulunduğunun en güzel delilidir.2 Hemen Allah’ı unutuverip kendilerine gelen bu lütfun velilerinden, üstadlarından, putlarından veya tabiat kanunlarının bir eseri olduğundan bahsederler de Allah’a hamdetmezler.
Muhammed Esed
Bir gemiye bindikleri zaman [ve kendilerini tehlikede gördükleri sırada] [işte o anda] içten bir inançla yalnız Allah'a yalvarıp yakarırlar; sağ salim karaya çıkar çıkmaz da bazı hayalî güçleri (tekrar) O'na ortak koş[maya başl]arlar:
Fakat gemiye binip boğulacaklarını zannettikleri zaman, inançlarını her türlü şirkten arındırarak bütün içtenlikleriyle yalnız Allah’a yalvarırlar. Ama Allah onları kurtarıp, karaya sağ salim çıkardığı zaman da başlarlar yeniden ortak koşmaya. 10/22, 17/67
Fakat gemiye binip de (tehlike hissettikleri) zaman, inancı bâtıldan arındırıp dini yalnız O’na has kılarak başlarlar Allah’a yalvarıp yakarmaya; ne ki O kendilerini sağ salim karaya çıkarır çıkarmaz, aynı kimseler başlarlar O’na ortak koşmaya.
Vaktâ ki onlar gemiye binmiş olurlar, dini Allah'a tahsis etmek sûretiyle muhlisane duada bulunurlar. Vaktâ ki, onları selâmetle karaya çıkardı mı, o vakit hemen şirke düşerler.
Gemide yolculuk yaparken boğulma tehlikesine düşünce bütün kalpleriyle yalnız Allah'a yalvarırlar. O da onları kurtarıp karaya çıkarınca bir de bakarsanız ki yine müşrik oluvermişler! [17, 67; 31, 32]
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na yalvarırlar. Fakat (Allah) onları salimen karaya çıkarınca hemen (O'na) ortak koşarlar.
Onlar gemiye bindiklerinde, katıksız bir inançla Allah'a yönelir ve yalnız Ona yakarırlar. Onları sağ salim karaya çıkardığımızda ise, ortak koşmaya başlamışlardır bile.
pes ķaçan kim bineler gemiye oķıyalar Tañrı’yı ħālis eyleyicilerken aña tevhįdi. pes ol vaķt kim ķurtardı anları yazıdın yaña ol vaķt anlar ortaķ eylerler.