Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3347, sondan 2890. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 7. ayetidir. Ankebut Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 70 ve toplam ebced değeri ise 4065 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (12) ل (8) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
والذين امنوا وعملوا الصالحات لنكفرن عنهم سيـاتهم ولنجزينهم احسن الذي كانوا يعملون
Kur’an’ın en çok önem verdiği, zihinlere yerleştirmeyi istediği ilkelerden biri de şudur: İnsanın inancı ne kadar yanlış, işleri ne kadar kötü olursa olsun, onun için kurtuluş kapısı daima açıktır; insan bir kere içtenlikle Allah’a dönüp bu kapıdan girdikten, yani istikametini düzeltip Allah’ın istediği ruh temizliğini gerçekleştirdikten, kalbini imanla ve hayatını güzel işlerle donattıktan sonra artık günahları anlamını kaybedecek ve tamamıyla silinip yok edilecek; o insan tertemiz bir mümin olarak hayata yeniden başlamış sayılacaktır; hatta âyete göre Allah böyle insanları, yaptıkları iyi işleri sayesinde hak ettiklerinden daha güzeliyle ödüllendirecektir. Bu ödüllendirmenin bir âhiret yönünün bulunduğu muhakkaktır; fakat âyette bunun sadece âhirette olacağına dair sınırlayıcı bir ifade bulunmadığına göre, burada hem uhrevî hem dünyevî ödüllendirmenin kastedildiği düşünülebilir. Özellikle âyetteki “güzel işler”in her türlü hayırlı, verimli gayretleri; gerek bireyin gerekse toplumun maddî ve mânevî gelişmesine, kalkınmasına katkıda bulunan faydalı işleri kapsadığı düşünülecek olursa dünyevî ödüllendirmenin anlamı daha iyi ortaya çıkar. Buna göre kısaca eğer insanlar iman edip güzel işler yaparlarsa, Allah da onları eskiden yaptıkları kötü işlerin zararlı sonuçlarından kurtarır; bundan böyle yapacakları güzel işlerin sonuçlarının daha da güzel olmasını sağlar; onların hem bireysel hem de toplumsal planda gelişmelerini, güçlenmelerini, mutlu ve huzurlu olmalarını; eğitimde, kültürde, sağlıkta, uygarlığın diğer nimetlerinde hem bunları üretme hem de bunlardan istifade etme yönünde onlara yardım eder. Kuşkusuz âyetteki “sâlih amelleri işleme” ifadesi, Allah’ın rızâsına ve yoluna uymayan her türlü kötülüklerle mücadeleyi de içine aldığına göre –bir önceki âyetle de bağlantısı dikkate alındığında– Allah’ın bu ödüllendirme vaadi, kötülüklerle mücadelede başarıyı, dolayısıyla erdemli bir toplum gerçekleştirmeyi de kapsar.
Mehmet Okuyan
İman edip iyi işler yapanların kötülüklerini elbette örtecek ve onlara, yaptıklarının en güzeli ile karşılık vereceğiz.
1 – Örteceğiz. Kefere fiilinin ism-i faili olan “kâfir” sözcüğü, örtmek, nankörlük etmek, inkâr etmek demektir. Kafir/küfür aynı kökten türemişlerdir. Kur'an, kâfir sözcüğünü daha çok birincil anlamı olan “gerçeğin üzerini örtmek” ve “gerçeğe karşı nankörlük etmek anlamında kullanmaktadır. Karanlığı ile her şeyi örttüğü için geceye de kâfir denmiştir.
Ahmet Akgül
Andolsun ki, inanıp hayırlı amel işleyenlerin kötülüklerini, Biz elbette örteriz ve onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırıp karşılığını öderiz.
İman edip doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, biz onların kötülüklerini mutlaka sileriz ve onları yaptıklarının en güzeline göre mükafatlandırırız.
İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlerin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanların, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanların, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlerin kusurlarını sileceğiz, bağışlayacağız. Onları, işlemeye devam ettikleri amellerin, elbette daha güzelini, daha değerlisini ölçü alarak mükâfatlandıracağız.
İman edib de salih ameller işliyenlerin kendilerinden günahlarını muhakkak örteriz; ve elbette işledikleri amellerin daha güzeli ile (on kat sevabla) onları mükâfatlandırırız.
İnandıktan sonra doğru ve yararlı işler yapanların (geçmişteki) kötülüklerini elbette örteceğiz ve mutlaka onları yaptıklarının karşılığı olarak (hak ettiklerinin) daha güzeliyle ödüllendireceğiz.
Cemal Külünkoğlu Ankebut Suresi 7. Ayet Açıklaması
“Lenükeffirenne” terimi “örtmek, nankörlük etmek ve inkâr etmek” anlamlarındaki “kefere” fiilinden türemiştir. Kur’an’da “kefere” fiilinin ismi faili olan “kâfir” sözcüğü genelde “inkâr eden, gerçeğin üstünü örten, hakikati yalanlayan” anlamlarında kullanıldığı gibi bazen de “nankörlük eden” anlamında kullanılmıştır. Burada “kötülükleri örtmek” anlamında kullanılmıştır. Bu ayetten anlıyoruz ki; kötülükler salt bir istiğfarla temizlenmez. Kötülüğün tahrip ettiği güzellikler daha hayırlı çalışmalarla hayata geçirilmeli ki kötülükler egemen olmasın. Örneğin yakılan bir ormanın yerine yeniden ağaçlar dikilmeli ki zarar tazmin edilmiş olsun. Ormanı yakanın özür dilemesi ne o ormanı geri getirebilir ne de fonksiyonunu icra edebilir. Onun için “Kötülükleri ancak iyilikler ortadan kaldırır.” (Hûd 11:114) buyrulmuştur.
Diyanet İşleri (Eski)
İnanıp yararlı iş işleyenlerin kötülüklerini, and olsun ki, örteriz; onları, yaptıklarından daha güzeli ile mükafatlandırırız.
Bununla beraber iyman edip de salih salih ameller yapanların her halde taraflarından kötülüklerini keffaretleriz ve elbette kendilerine yaptıkları amellerin daha güzelini veririz
İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanların kötülüklerini her halde (afv ile) örteriz ve her halde o işlemekde olduklarının daha güzeliyle onları mükâfatlandırırız.
Îmân edip sâlih ameller işleyenlere gelince, mutlaka onların kötülüklerini örteceğiz ve mutlaka yapmakta olduklarının daha güzeli ile onları mükâfâtlandıracağız.
İman edip salih amellerde bulunanlar (var ya), biz hiç şüphesiz onların kötülüklerini örteceğiz ve hiç şüphesiz onlara yapmakta olduklarının en güzeliyle karşılık vereceğiz.
Evet, Allah’a ve âhiret gününe inanan ve bu imana yaraşır güzel ve yararlı davranış gösterenler var ya, böyle fedâkâr müminlerden oluşan bir toplumu dâimâ iyiliklere, güzelliklere yöneltecek ve böylece, her türlü zulmü, haksızlığı, kötülüğü yok ederek onların günahlarını sileceğiz ve âhirette onları, yaptıkları iyiliklerden çok daha güzel bir karşılıkla ödüllendireceğiz. İşte, sizi cennete götürecek bir iyilik:
(Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri1 yaşayanlara2 gelince Biz şüphesiz onların (geçmişteki) kötülüklerini örteceğiz ve onları yaptıklarından daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.3
1 Amel-i Salih: İyi ve faydalı işler demektir. Bir iş, Allah’ın ve Rasûlü’nün koyduğu ölçülere uyduğu müddetçe iyi ve faydalıdır. Allah ve Rasûlünden başkalarının iyi ve kötüyü belirleme hakkı yoktur. Belirleseler de bu, onların kendi iyi ve kötüleridir. 2 “Amel-i salih yapmak” demek, “inandığını tam olarak yaşamak” demektir.3 Âyetin bu bölümü: “…biz şüphesiz onların kötülüklerini örteceğiz ve onları yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlandıracağız.” diye de tercüme edilebilir. Ancak, böyle tercüme yapılırsa, bir defa bile iyilik yapanın kesinlikle onunla mükâfat görmesi gerekeceğinden; yukarıdaki tercüme daha doğrudur. Bu âyet; Müslümanlara yaptıkları kullukların karşılıklarının fazlasıyla ve kat kat verileceğini müjdelemektedir. Konuyla ilgili olarak Bk. (Tevbe: 121, Nur: 38)
Muhammed Esed
İman edip doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, Biz onların [önceki] kötülüklerini mutlaka sileriz ve onları yaptıkları iyiliklere göre ödüllendiririz.
İman edip, imanın gereği güzel işleri yapanlara gelince, kesinlikle biz onların yaptıkları kötülükleri örteceğiz ve onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz. 3/195, 4/73, 38/28
İman eden ve imanına uygun iş işleyen kimselere gelince:[3472] evet, onların günahlarını mutlaka örteceğiz; yine onları kesinlikle yapageldiklerinin en güzeliyle ödüllendireceğiz!
Mustafa İslamoğlu Ankebut Suresi 7. Ayet Açıklaması
[3472] ‘Amilu’s-sâlihât ile ilgili bir açıklama için bkz: 2:25 not 31 ve 103:3, not 5.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o kimseler ki, imân ettiler ve sâlih sâlih amellerde bulundular. Elbette onların kötülüklerini (af ile) setrederiz. Ve elbette onları işlemiş oldukları şeyin en güzeli ile mükâfaatlandırırız.
İman edip güzel ve makbul işler yapanların elbette günahlarını örteceğiz ve onların yaptıkları çalışmaları en güzel şekilde mükâfatlandıracağız. [4, 40]
İman edip hayra/barışa yönelik hareketler sergileyenlere gelince, biz onların çirkinliklerini elbette ki örteceğiz! Ve biz onları, yapmakta oldukları işlerin en güzeliyle elbette ödüllendireceğiz!
daħı anlar kim įmān getürdiler daħı işlediler eyü işler andavuz yā bāŧıl eyleyevüz anlardan yavuz işlerini daħı yanud virevüz anlara yigregin anlaruñ kim oldılar işlerler.