Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 395, sondan 5842. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 102. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 102. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 4193 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (14) ل (6) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا اتقوا الله حق تقاته ولا تموتن الا وانتم مسلمون
“Allah’a karşı gereği gibi saygılı olun” diye çevirdiğimiz cümlede hem fiil hem masdar kalıbında geçen takvâ kavramı dinî bir terim olarak “kişinin, kendisini günahkâr kılacak şeylerden koruması” veya “insanın ibadet ve güzel işler yaparak Allah’ın azabından korunması” şeklinde tarif edilmiştir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “vky” md.; Cürcânî, et-Ta‘rîfât, “Takvâ” md.). Bu tür korunma çabaları, temelinde Allah’a saygı ve itaat niyeti bulunması şartıyla değer kazanacağı için meâlinde bu saygı unsuru dikkate alınmıştır. Nitekim sahâbeden Abdullah b. Mes‘ûd bu ifadeyi, “Allah’a âsi olmayıp itaat etmek, nankör olmayıp şükretmek ve O’nu unutmaksızın hep hatırda tutmak” şeklinde açıklamıştır (Hâkim, Müstedrek, II, 294; takvâ hakkında daha geniş bilgi için bk. Bakara 2:197).
Tefsirlerde anlatıldığına göre bu âyet indiğinde sahâbîler, Allah’a karşı gereği gibi saygılı olma konusunda endişeye kapılmışlar, bir yandan hiç kimsenin bunu hakkıyla yerine getiremeyeceğini söyleyip bir yandan da kendilerini aşırı derecede ibadete vermişler, bunun üzerine, “Gücünüz yettiğince Allah’a saygısızlıktan sakının” (Tegābün 64:16) meâlindeki âyet inmiştir. Tegābün sûresindeki âyetin, konumuz olan âyeti neshettiğini söyleyenler olmuşsa da gerçekte bu âyet neshedici değil, onu açıklayıcı mahiyettedir ve Allah’tan hakkıyla korkmanın, “kişinin gücü yettiği kadar Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirmesi” anlamına geldiğini ifade eder. Tegābün sûresindeki âyet neshedici olarak kabul edildiği takdirde neshettiği âyetin insanlara güçlerinin üstünde bir sorumluluk yüklemiş olduğunu kabul etmek gerekir ki bu, Kur’an-ı Kerîm’in aynı konudaki açık ifadeleriyle bağdaşmaz.
Takvâ sahipleri Kur’an’da övgüyle anılmışlar ve kendilerine âhirette büyük nimetler verileceği bildirilmiştir. Buna göre Allah katında en değerli kimseler takvâ sahipleridir (Hucurât 49:13); yüce Allah takvâ sahiplerinin dostudur (Câsiye 45:19); Allah onları sever (Âl-i İmrân 3:76); onlarla beraberdir (Bakara 2:194); onlar için güzel bir gelecek vardır (Sâd 38:49); âhiret yurdu onlar için hazırlanmıştır (Zuhruf 43:35); onlar güvenli bir makamda bulunmaktadırlar (Duhân 44:51); cennetler ve her türlü nimet onlar içindir (Ra‘d 13:35; Nebe’ 78:31-36; takvâ hakkında bilgi için ayrıca bk. Bakara 2:197; A‘râf, 7:26).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Allah’a karşı, O’na yakışır şekilde [takvâ]lı (duyarlı) olun! Müslümanlar olmanın dışında ölmeyin!
1. Takva, korunmak, önlemek, saklamak demektir. Vahye içtenlikle uyarak, kötü, zararlı şeylere ve tehlikeye karşı korunmak, sakınmak ve kendisini güvene almak konusunda titizlik göstermek; zararlı şey ile korunacak şey arasına bir engel koymak" demektir.
Ahmet Akgül
Ey iman edenler! Allah'tan (lafla ve işine geldiği kadarıyla değil) hakkıyla korkup (Kur'an'ın hükümlerine ve Resulüllah'ın sünnetine ve hayat sistemine, kısmen veya tamamen karşı gelmekten ve aykırı hareket etmekten sakının) ve siz (böylece İslamca düşünüp, yaşamak suretiyle) ancak Müslüman olarak ölmeye (bakın).
Ey iman nimetine kavuşanlar, müttakî olmanın bütün icaplarını yerine getirerek, takva esaslarını hayata geçirerek lâyıkı vechile Allah'a sığının, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp kendinizi Allah'ın azabından koruyun. Kesinlikle İslâm'ı yaşayan müslüman olarak ruhunuzu teslim edin.
Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin.
Ey inananlar! Derin ve katıksız bir imanla Allah'ın istediği şekilde yaşayın (O'nun koyduğu hayat sistemine karşı gelmekten ya da aykırı davranmaktan sakının)! O'na kendinizi yürekten teslim etmeden (hakiki Müslüman olmadan) ölmeyin!
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 102. Ayet Açıklaması
İnsanın yaratılış gayesi, Allah’ın öğretilerine tam teslimiyet gösterereköldükten sonraki hayat için mücadele vermektir. “O’na kendinizi yürekten teslim etmeden ölmeyin” vurgusu bunun içindir. Nitekim Teğabun suresi 64:17. ayetinde; “Gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı sorumlu davranın! Dinleyin ve itaat edin! Kendi iyiliğiniz için infak edin (emaneti sahibine teslim edin)! Kim nefsinin hırsından ve cimriliğinden kendini kurtarabilirse asıl kurtuluşa ve saadete erenler işte onlardır” buyrulmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey inananlar! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler ancak müslüman olarak can verin.
Diyanet Vakfı Âl-i İmran Suresi 102. Ayet Açıklaması
Müfessirlere göre «Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkma»nın anlamı, müslümanın, bütün varlığı ile Allah’ın emirlerini yerine getirmeye ve yasaklarından kaçınmaya çalışmasıdır. Nitekim Abdullah b. Mes’ûd (r.a.), âyetin bu kısmını şöyle açıklamıştır: «O’na âsi olmayıp itaat etmek, nankör olmayıp şükretmek ve O’nu unutmaksızın hep hatırda tutmak.»
Edip Yüksel
İnananlar! ALLAH'ı gereğince dinleyin ve müslümanlar (Tanrı'ya teslim olanlar) olarak ölmeye bakın.
(2)Abdullah ibn-i Mes‘ûd (ra), Allah’dan gerektiği şekilde sakınmayı: “O’na âsî olmayıp boyun eğmek, nankör olmayıp şükretmek ve O’nu unutmayarak dâimâ hatırda tutmaktır” diye îzâh etmiştir. (İbn-i Kesîr, c. 1, 304)
İlyas Yorulmaz
Ey iman edenler! Allah’dan nasıl korunmanız gerekiyorsa, öyle kendinizi (Allah’ın azabından) koruyun. Ancak ve ancak Allah’a teslim olmuş (müslüman) olarak ölün.
Ey iman edenler! Allah’a karşı, O’nun şânına yaraşır biçimde —ve tabii ki, gücünüz yettiği ölçüde— saygı ve bağlılık gösterin ve ancak O’na yürekten boyun eğen bir Müslüman olarak can verin!Son nefesinize kadar Allah’a boyun eğin, hiçbir zaman O’na teslimiyetten ayrılmayın!”
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 102. Ayet Açıklaması
1 Yukarıda (حَقَّ تُقَاتِهِ) ifadesi hakkında Peygamberimiz: “Allah’a itaat etmek, asla isyan etmemek, Allah’ı sürekli anmak, asla unutmamak ve Allah’a şükretmek, asla inkâr etmemek, demektir.” buyurmuştur. (Buhari)
Muhammed Esed
Siz ey imana ermiş olanlar! Derin bir duyarlıkla Allah'a karşı sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olun ve O'na kendinizi yürekten teslim etmeden önce ölümün sizi alt etmesine izin vermeyin.
Ey iman edenler, Allah’a karşı gelmekten hakkıyla nasıl sakınılması gerekiyorsa öyle sakının ve Müslüman olmadan sakın öleyim demeyin. 3/193, 2/132, 12/101
Ey (Kur’an’a) iman edenler! Allah’a karşı sorumluluğunuzun gereğini hakkıyla yerine getirin! Ve (Allah’a) tam teslim olmadan can verecekseniz, sakın ölmeyin![635]
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece sakının! Ona lâyık olduğu tazimi gösterin ve ancak O'na teslim olan Müslüman olarak can verin!
Ey iman edenler! Allah'tan, kendisinden korkmaya yaraşır biçimde korkun. Müslümanlar olmanın/Allah'a teslim olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.