Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4360, sondan 1877. ayet; 43. sure ve Zuhruf Suresinin 35. ayetidir. Zuhruf Suresi 35. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 4338 olarak hesaplanmıştır. Zuhruf Suresinin toplam ebced değeri 253993 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
وزخرفا وان كل ذلك لما متاع الحيوة الدنيا والاخرة عند ربك للمتقين
34,35. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O’na karşı gelmekten sakınanlarındır.
Allah Teâlâ insanlar için yaratıp düzenlediği dünya hayatında kabiliyet, servet, düşünce ve inanç bakımından hepsi birbirine benzeyen, aynı özellikleri taşıyan insanların olmasını değil, toplu hayatı oluşturmak ve devam ettirmek, hür irade ile seçim yapmaya imkân vermek ve böylece imtihan maksadını gerçekleştirmek için gerekli bulunan farklılığı murat buyurmuştur. O’nun katında geçici dünya nimetlerinin değeri yoktur, bunlara sahip olmak da Allah sevgisinin kanıtı değildir; pek çok hikmet çerçevesinde Allah sevdiklerini ve sevmediklerini zengin de kılar yoksul da; kimi zaman birilerini iktidara getirir, kimi zaman diğerlerini. O’nun sevdiklerine tahsis ettiği nimetler burada değil, ebedî âlemdedir. Müşrikler büyüklüğü, Allah’ın rahmetine mazhar olma şansını asalet ve servete bağlamakla yanılıyorlar. Eğer Allah’ın yukarıda özetlenen “dünya düzeni” muradı olmasaydı, inansın inanmasın bütün insanları servette ve refahta eşit kılardı; bu takdirde kâfirlere servet ve iktidar verirse bütün insanlar küfrü, müminlere servet ve iktidar verirse bütün insanlar imanı seçmeye yönelirlerdi. Halbuki Allah böyle dolaylı yoldan da olsa insan iradesine müdahale etmek istemiyor, onların serbest seçimleri ile farklı olmalarını istiyor.
Mehmet Okuyan
(Onlara çeşitli) ziynetler (verirdik). Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise Rabbinin katında [muttakî]lere (duyarlı olanlara) özeldir.
34,35. Evlerini gümüşten kapılar ve yaslanacakları koltuklarla donatıp süslerdik. Bütün bunlar sadece geçici dünya malıdır. Âhiret ise Rabbin katında muttakiler/ Allah'a saygı duyanlar içindir.
Ve altına boğardık. Bunların tamamı, dünya hayatının kazanımından başka bir şey değildir.¹ Ahiret ise Rabb'inin yanında, yalnızca takva² sahipleri içindir.
1- Bu ayetlerde (31,32,33,34,35), bizatihi dünya nimetlerini yermek veya önemsizleştirmek söz konusu değildir. Ancak dikkatler, bütün zenginliklerden daha büyük zenginlik olan ahiret zenginliğine çekilmek istenmektedir. Amaç, insanların zaaflarına yenilmeyerek gerçek ve kalıcı olan zenginliği öncelemelerini sağlamaktır. Zira zenginlik ve refah aynı zamanda insan için şımartıcı ve azgınlaştırıcı özelliğe de sahiptir. Dünya nimetleri elbette ki değerlidir, ancak onlardan daha değerli olan şey ilkeli olmak, doğru yoldan ayrılmamak ve takva sahibi olmaktır. Ayette “değerli olandan”, daha değerli olana” vurgu yapılmaktadır. 2- Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
Ahmet Akgül
Ve (daha nice) çekici-süsler(le donatırdık) . Oysa bütün bunlar, sadece dünya hayatının metaıdır (geçici bir yararlanmadır) . Ahiret ise, Rabbinin katında müttakiler için (hazırlanmıştır, sonsuz ve kusursuz bir hayattır).
Ve onları altına ve mücevherlere boğardık. Ama bunların tümü, bu dünya hayatının gelip geçici zevklerinden başka birşey değildir. Ahiretteki cennet nimetleri ise, yollarını Allah ve kitabıyla bulanlarındır.
Daha nice altın zînetler verirdik. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçici menfaatleri, zevkleridir. Âhiret, ebedî yurt ise Rabbinin katında, Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minler içindir.
Onların bu eşyalarını altın yaldızlı ve işlemeli kılardık. Bunların hepsi, ancak dünya hayatının geçici menfaatıdır. Ahiret (cennet) ise, Rabbinin katında, takva sahibleri içindir.
Ve (onlar için, bu sayılanları) altından da yapardık. Fakat bütün bunlar, dünya hayatının geçici geçimidir. Ahiret hayatı ise, Rabbinin yanında (ebedî âlemde) özlerini koruyanlar içindir.
34-35. (İnkârcıların dünyadaki) evlerinin kapılarını ve üzerine kuruldukları koltuklarını da (gümüşten) yapardık. Ve (daha nice) çekici süsler (de verirdik). Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçici malından ibarettir. Ahiret nimeti ise, Rabbinin katında, Allah'ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur.
33,34,35. Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır.
Ve onları zinetlere boğardık. Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise, Rabbinin katında, Allah'ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur.
Daha nice altın ziynetler verirdik. Çünkü bunların bizce hiçbir kıymeti yoktur. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.
(Onları) altın zînetler (e boğardık). Bunların hepsi dünyâ hayâtının geçici metâından başka şeyler değildir. Âhiret (seâdeti) ise Rabbinin indinde (ancak küfür ve meâsîden) kaçınanlara mahsusdur.
Ve (onlara) nice zuhruf (altın ziynetler verirdik). Hâlbuki doğrusu bütün bunlar, dünya hayâtının (geçici) menfaatinden başka bir şey değildir. Âhiret ise, Rabbinin katında takvâ sâhibleri içindir.
Onları altına, ziynete boğardık [¹]. Bütün bu şeyler dünya dirliğinin geçmesinden ibarettir, Rabbinin yanında âhiretteki nimet elbette fenalıklardan sakınanlarındır.
İsmail Hakkı İzmirli Zuhruf Suresi 35. Ayet Açıklaması
[1] Çünkü dünya nimetinin nezdimizde kıymeti yoktur.
Kadri Çelik
Ve (daha nice) çekici süsler de (verirdik). Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise, senin Rabbinin katında takva sahipleri içindir.
Ve onları, istedikleri kadar altınlara, mücevherlere boğardık. Fakat bütün bunlar, dünya hayatının basit ve gelip geçici zevklerinden başka bir şey değildir. Rabb’inin katındaki âhiret nîmetleri ise, dürüst ve erdemli bir hayatı tercih ederek kötülüklerden sakınan kimseler için elbette çok daha değerlidir. O hâlde;
Ve onlara (nice) ziynetler (de verirdik). İşte bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçici kazançlarıdır. Âhiret ise, Rabbinin katında (Allah’a) karşı hata etmekten sakınanlar içindir.
ve [sınırsız ölçüde] altın… 30 Ama bunların tümü, bu dünya hayatının [gelip geçici] zevklerinden başka bir şey değildir; halbuki Allah'a karşı sorumluluk duyanları öteki dünya[da] Rableri katında [mutluluk] bekler.
Onları altınlara mücevherlere boğardık. Ne var ki bütün bunlar şu dünya hayatının gelip geçici zevklerinden başka bir şey değildir. Oysa Rabbinin katındaki ahiret, günahlardan korunan muttakiler içindir. 3/185, 57/20
ve altına (boğardık). Ne ki bütün bunlar, şu dünya hayatının geçici zevklerinden başka bir şey değildir: Rabbinin katında (daha değerli) olan âhiret ise, sorumluluğunu kuşananlar içindir.
33, 34, 35. Eğer, bütün insanların dinsizliğe imrenecek bir tek ümmet haline gelme mahzuru olmasaydı, Rahman'ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine kurulacakları koltukları hep gümüşten yapardık. Onları altına, mücevhere boğardık. Fakat bütün bunlar dünya hayatının geçici metâından ibarettir. Âhiret ise Rabbinin nezdinde Allah'a karşı gelmekten sakınanlara mahsustur.
Kur'ân-ı Kerîm, bu âyetleriyle günümüzün modern hayâtını tasvir etmektedir. Yüce Allah diyor ki: Eğer bütün insanlar, inanmayanların zenginliklerine ve sürdükleri konforlu hayâta imrenip küfre eğilim duyacak ve böylece bütün insanlık inkâra sapacak olmasaydı, biz, Rahmân'a nankörlük edenlerin evlerine gümüş tavanlar, üzerine binip yükseklere çıkacakları merdivenler, asansörler yapardık. Evlerine kapılar, odalarına rahatça yaslanacakları koltuklar, kanapeler ve bundan başka nice süsler verirdik. Verirdik ama insanlar bu konfor içinde azar, servetlerine güvenip Allah'ı tanımaz olurlardı. Nitekim öyle olmuştur. Servetin, refahın ve konforun içine gömülen günümüz insanı, Allah'ı tanımaz hale gelmiştir. Demek ki yüce Kur'ân, çok önceden, insanlığın istikbalini haber vermiştir. Fakat neden insanlar bu kadar gururlu, neden böyle paraya, mala güvenmektedirler? Nihayet bunlar, şu birkaç günlük dünyâ malından ibarettir. İnsanla beraber âhirete gelmeyecektir ki! İnsanla gelen Allah'a imanı, O'na karşı sevgisi ve kulluğudur. Gerçekten insan, refahı görünce azmakla, çok büyük nankörlük ve bilmezlik etmektedir!
Süleymaniye Vakfı
Altın işlemeli yapardık. Bütün bunlar dünya hayatının menfaatleridir. Rabbinin katında Ahiret, Allah’tan çekinerek kendini korumuş olanlar içindir.
Onları altın ziynetlere boğardık.(7) Fakat bunların hepsi dünya hayatının gelip geçici menfaatinden ibarettir. Âhiret ise, Rabbinin katında sadece takvâ sahipleri içindir.
(7) Kâfirlerin nimetler içinde yüzmesi, kendilerinin Allah katındaki itibarını değil, gelip geçici dünya menfaatinin Allah katındaki değersizliğini gösterir. Aslında onlar geniş imkânlara kavuştukça daha çok gaflet içine sürüklenmekte ve haktan daha da çok uzaklaşarak âkıbetleri hakkında iyice duyarsızlaşmaktadırlar ki, bu durum, 7:183’ün açıklamasında da geçtiği gibi, “istidraç” olarak anılır. (3:196-197, 9:85, 23:55-56 gibi âyetlerde de bu hakikate işaret edilmektedir.) Belki bu çok daha ileri seviyelerde cereyan edebilir, inkârcılar âyette anlatıldığı gibi iyice lüks içine daldırılabilirlerdi; ancak bu defa insanların büyük çoğunluğu onlara imrenerek onları taklit etmeye kalkar ve kendilerini helâke atarlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Her yanda süsler oluştururduk. İşte bütün bunlar, şu iğreti dünya hayatının nimetidir. Rabbinin katındaki âhiret ise takva sahipleri içindir.