Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 422, sondan 5815. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 129. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 129. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 60 ve toplam ebced değeri ise 6437 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (9) ل (7) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
ولله ما في السموات وما في الارض يغفر لمن يشاء ويعذب من يشاء والله غفور رحيم
Buhârî’nin rivayetine göre Hz. Peygamber savaşta yaralanınca “Peygamber’ini yaralayan kavim nasıl felâh bulur?” buyurmuş, bunun üzerine 128. âyet inmiştir (“Megåzî”, 21). Bu âyetlerle kâfirler hakkında dünyada ve âhirette verilecek hükümde Hz. Peygamber’in herhangi bir müdahalesinin söz konusu olmadığı, hükmün tamamen Allah’a mahsus olduğu hatırlatılmaktadır. Nitekim bazı âyetlerde Hz. Peygamber’in görevinin sadece tebliğ etmek olduğu bildirilmiş, hidayetin tamamen Allah’ın iradesine bağlı bulunduğu vurgulanmıştır (bk. Bakara 2:272; Ra‘d 13:40; Kasas 28:56). Bir başka anlatımla, yüce Allah burada Resûl-i Ekrem’e hitaben şöyle buyurmaktadır: Ey Resulüm! Onları helâk veya tövbelerini kabul etmek yahut kâfir olarak öldürüp âhirette cezalarını vermek senin isteğine değil, bizim hikmetimize ve irademize bağlı bir şeydir. Hikmetimiz neyi gerektirirse onu yaparız. Senin bu işte herhangi bir müdahalen söz konusu değildir. Çünkü göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Müşrikler de bu egemenlik alanının dışında değildir. Allah onlardan dilediğini affeder, dilediğini de hak ettikleri ve iradelerini kötüye kullandıkları için cezalandırır. Şüphesiz O’nun bağışlaması çok olduğu gibi azabı da şiddetlidir. İbn Âşûr’un belirttiği üzere Hz. Peygamber Bedir Savaşı’nda meleklerin müşrikleri yok etmek için indiğini görünce onların hepsinin helâk edileceğini düşünmüş, bunun üzerine yüce Allah onların tamamının kökünü kesmeyi murat etmediğini, bilâkis onlar hakkında farklı takdirlerde bulunduğunu bildirmiş olabilir. Nitekim irade ve tercihlerini olumlu veya olumsuz yönde kullanmalarına bağlı olarak müşriklerden bir grubu helâk ederken, bir grubu kedere boğup bu halde geri çevirmiş, başka bir grubun ise sonra iman edip müslümanların saflarında yer almalarını takdir buyurmuş, nihayet bir grubu da kâfir olarak öldürüp hesabını âhirete bırakmıştır (IV, 80). Bu âyette ayrıca Uhud Savaşı’nda da müşriklerin çoğunun helâk edilmeyeceğine, bunların ileride İslâm’ı kabul edip müslümanların saflarında yer alacaklarına işaret vardır.
Mehmet Okuyan
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah’a aittir. (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) bağışlar; dileyene (layık gördüğüne) azap eder. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 129. Ayet Açıklaması
Bu cümle “Allah dilediğini (layık olanı) bağışlar, dilediğine (layık olana) ise azap eder” şeklinde de tercüme edilebilir. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Mâide 5:18, 40; ‘Ankebût 29:21; Fetih 48:14.
Bayraktar Bayraklı
Oysa göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ındır. O, dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır. Allah affedicidir; merhametlidir.
Oysa göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'a aittir. O affedilmek isteyeni affeder, azaplandırılmak için gayret edeni de cezalandırır. Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.
Göklerdeki varlıklar ve imkânlar, yerdeki varlıklar ve imkânlar Allah'ındır ve Allah'ın tasarrufundadır. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri koruma kalkanına alır, bağışlar, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere ceza da verir. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
Göklerde ve yerde olan şeylerin hepsi Allah'ındır. Kullarından dilediğini bağışlar ve dilediğine azâp eder. Allah Tealâ çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir.
Göklerde ve yerde olan her şey (ve her şeyin idaresi) Allah’ındır. İsterse affeder, isterse azaplandırır. Allah Gafur ve Rahimdir. (Her şey böylece Allah’ın mülkü olduğundan dolayı:)
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O, dilediğini (iyi niyet ve eyleminden dolayı) affeder, dilediğini de (kötü niyet ve eyleminden dolayı) cezalandırır. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Hem göklerde bulunan ve yerde olan ne varsa Allah'ındır. Dilediğine (kendi lûtfundan) mağfiret eder, dilediğine de (hak ettiği üzere) azâb eder. Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır; dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. Fakat Allah’ın dilemesi, kulların tercih ve davranışlarına bağlıdır. Öyleyse O’nun bağışlamasına lâyık kullar olmaya çalışın. Unutmayın ki,Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.Uhud’da, kazanmak üzere olduğunuz bir savaşı kaybetmenize sebep olan mal ve ganîmet tutkusu, ekonomik hayatınızda da başınıza belâlar açabilir. Onun için:
Göklerde ve yerde her ne varsa, şüphesiz hepsi, dilediğini bağışlayan, dilediğini de cezâlandıran Allah’a aittir. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, pek de merhamet edicidir.
oysa göklerdeki ve yeryüzündeki her şey Allah'a aittir: O, dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır; ve Allah, çok affedicidir, rahmet kaynağıdır. 96
Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! O, hak edeni bağışlar, hak edeni de cezalandırır. Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir. 3/109, 53/31-32
Oysa, göklerdeki ve yeryüzündeki her şey Allah’a aittir; tercih edeni/tercih ettiğini bağışlar, tercih edeni/tercih ettiğini de cezalandırır; ne ki Allah’ın affı da, rahmeti de tarifsizdir.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır. Allah gafurdur, rahimdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. O, affı hak edeni affeder, azabı hak edene de azap eder. Bağışlaması çok, iyiliği bol olan Allah’tır.
daħı Tañrı’nuñdur ol kim göklerdedür, daħı ol kim yirdedür yarlıġaya anı kim diler daħı 'aźāb eyleye aña kim diler. daħı Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Daḫı Tañrı Ta‘ālānuñdur her ne kim göklerde var‐ısa ve her ne kim yirdevar‐ısa. Yazuġın baġışlar kimüñ dilese, daḫı ‘aẕāb ider kime dilese. TañrıTa‘ālā yazuḳlar baġışlayıcıdur, raḥmet idicidür.