Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 423, sondan 5814. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 130. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 130. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 4939 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (9) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا لا تأكلوا الربوا اضعافا مضاعفة واتقوا الله لعلكم تفلحون
Bu âyet, cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. Müşrik Araplar, vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar, böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. Zira Bakara sûresinin 275. âyeti ile; miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır.
Yüce Allah’ın, bir taraftan müslümanların Uhud Savaşı’ndaki durumlarını diğer taraftan da Bedir Savaşı’nda melekleri göndererek müslümanlara yardım ettiğini ve bu yardımın sebeplerini hatırlatırken Türkçe’de “tefecilik” deyimiyle de ifade edilen “kat kat faiz yeme” yasağına geçilmesinde bir hikmet olmalıdır. Uhud’daki yenilginin en önemli sebebi, bir kısım müslümanların servet gailesine düşmeleri olmuş ve ganimet toplama hırsları, kazanmak üzere oldukları zaferi yenilgiye çevirmiştir. İşte hikmet sahibi Allah’ın, burada faizcilik ve tefeciliği yasaklamasını bu sebebe bağlı olarak açıklamak uygun olur. Çünkü tefecilik yapanların, hak edilmemiş kârlarını arttırmaktan başka bir şey düşünmeyecek kadar kazanma hırsına kendilerini kaptırdıkları, kamu yararını ve dar gelirlilerin halini düşünmedikleri yaşanan bir gerçektir. Bu durum, haksız kazanç ve servete düşkünlüklerini daha da arttırmaktadır.
Sözlükte ribâ “herhangi bir şeydeki artış ve fazlalık” anlamına gelir. Terim olarak ribâ borç verilen bir parayı belli bir süre sonunda belirli bir fazlalıkla geri almanın veya herhangi bir borç ilişkisiyle doğan ve süresinde ödenmeyen bir alacak için ek vade tanıyıp vade sonunda bu alacağı fazlalıkla tahsil etmenin yahut bu şekilde alınan fazlalığın adıdır. Türkçe’de daha çok faiz kelimesi yaygınlık kazanmış olup genelde ribâ ile eş anlamlı olarak kullanılır. Bu türden şart ve uygulamaları içeren işlemlere de faizli işlemler denir.
Ribâ (faiz) hakkında Bakara sûresinin 275-281. âyetlerinde geniş bilgi verilmiştir. Aşağıda bu âyetin faiz yasağının hangi aşamasında geldiği ve kapsamı hakkında kısa bir açıklama yapılacaktır.
Kur’an’da ribâ yasağı dört aşamada gerçekleştirilmiştir. Mekke döneminde inen konuya ilişkin ilk âyette, faizin Allah katında bereketsiz bir kazanç olduğu, malı arttırmayıp tersine bereketi giderdiği bildirilmiş; buna karşılık Allah rızâsı için verilen zekâtın malı arttıracağı vurgulanmıştır (Rûm 30:39). Bu ilk aşamada faiz açıkça yasaklanmamakla birlikte Allah katında çirkin görüldüğüne ve bereketsizliğine değinilerek kötülenmiş, Câhiliye döneminde bile çirkin bir kazanç olarak telakki edilen faizin kaldırılması için psikolojik bir zemin hazırlanmıştır.
İkinci aşamada, Medine döneminde inen Nisâ sûresinin 160-161. âyetlerinde, faizin yahudilere haram kılınmış olmasına rağmen onların bunu helâl sayarak alıp vermeye devam etmeleri yüzünden birçok cezaya çarptırıldıkları haber verilmiş, yine dolaylı bir şekilde faiz yasağına temas edilmiştir.
Üçüncü aşamayı oluşturan ve konumuz olan âyetlerde faiz açıkça yasaklanmış ve kurtuluşa ermenin Allah’ın bu yasağına uymaya bağlı olduğu belirtilmiştir. Müfessirler 130. âyette geçen “kat kat” kaydının, faiz yasağının sınır ve şartlarının belirtilmesi amacıyla değil Araplar’ın o günlerde en çok uyguladıkları bir faiz şeklinin açıklanması maksadıyla zikredildiğini kabul ederler (Şevkânî, I, 423-424). Bir başka ifadeyle buradaki üslûp, ilk planda Mekke’de yaygın olan bileşik faizli borç işlemlerini hatıra getirmekle beraber, âyetteki kat kat kaydı tek dereceli faizin helâl olduğu anlamında olmayıp devrin Arap toplumunda yaygın olan ve vadesinde ödenmeyen borçlar hakkında yapılan tefecilik uygulamalarının kötülüğüne yapılmış özel bir vurgu niteliğindedir.
Faizle borçlananların, çoğu zaman ödeme güçlüğüne düşebildikleri, borcu vadesinde ödeyemedikleri için anapara yanında faizin faizini de borçlandıkları, böylece faizin katlandığı da bir gerçektir. “Kat kat” ifadesi bu gerçeğin altını çizmektedir.
Dördüncü aşamada inen Bakara sûresinin 275-281. âyetlerinde artık faiz, bir önceki kaydı da taşımaksızın kesin ve sert bir üslûpla yasaklanmış, faizi bırakanlara geçmişte aldıklarından sorumlu tutulmamak gibi bazı teşvikler getirilirken faizde ısrar edenlerin Allah ve Resûlü’ne savaş açmış olacakları belirtilmiştir. Bu âyetlerde faizin alışverişten farklı olduğu vurgulanmış, faizin dünya ve âhiretteki kötü sonuçlarına işaret edilmiştir.
131. âyette “Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının!” buyurularak faiz yiyenlerin âhirette kâfirler için özel olarak hazırlanmış olan cehennemde cezalandırılacaklarına işaret edilmekte, 132. âyette ise Allah’ın rahmetine ve bereketine erebilmek için Allah ve Resûlü’nün emir ve yasaklarına itaat etmenin gereği vurgulanmaktadır.
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin! Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun! Umulur ki kurtulursunuz.
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 130. Ayet Açıklaması
Faizle ilgili olan bu ayetler, Bakara 2:275-281. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah toplumsal hayatta diğer insanlarla ilişkinin nasıl olması gerektiğine dair çeşitli bilgiler verdikten sonra, bu ayetlerde de toplumsal hayattaki vazgeçilmezlerden birisi olan ekonomik konulardan bahsetmektedir. Faiz almayı yasaklayarak hükme bağlamakta, sorumlu davranmak gerektiğini ifade ederek, ilahi rahmete ve merhamete eriştirilmek için Yüce Allah’a ve Elçi’ye itaatin zorunlu olduğuna dikkat çekmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Faizi kat kat arttırarak yemeyiniz. Allah'tan sakınınız ki kurtuluşa eresiniz.[61]
Ey iman edenler! (Sakın) Faizi yemeyin, kat kat arttırılmış olarak (insanları sömürmeyin) . Ve Allah'tan korkun (da faizci sistemden vazgeçin) ; umulur ki felaha ve refaha erersiniz.
Ahmet Varol Âl-i İmran Suresi 130. Ayet Açıklaması
130.Feryâbi`nin Mücahid`den rivayet ettiğine göre cahiliye döneminde insanlar belli bir süreye kadar borç verirlerdi. Süre dolduğunda borçlu taraf borcunu ödeyemezse süreyi uzatır ve faiz oranını da artırırdı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Yine Atâ`dan buna benzer rivayet nakledilmiş ancak bu rivayette Sakif kabilesinin Nudayr oğullarına karşı sözü edilen muameleyi yapması dolayısıyla böyle buyurulduğu bildirilmiştir.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Allah'tan sakının, umulur ki kurtulursunuz.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 130. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:276 ve dipnotu. Peygamberimize ilk karşı çıkanların başında amcaları gelir. Bunun en temel nedeni zenginliklerini borçlu oldukları tefeciliktir. Kat kat arttırılmış olarak kazandıkları faiz gelirlerinin ellerinden alınmaması uğruna Allah resulüne şiddetle karşı çıkmışlardır. Hatta suikast planları yaparak defalarca öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Şimdi birde ekonomik sorunları sebebiyle bu zalimlerden fahiş faizlerle borç almak zorunda kalan fakir, gariban halkı düşünelim… İşte İslam’ın ne kadar adaletli ve hak din olduğunun en büyük delillerinden biri de budur.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey İnananlar! Faizi kat kat alarak yemeyin. Allah'tan sakının ki başarıya erişesiniz.
Diyanet Vakfı Âl-i İmran Suresi 130. Ayet Açıklaması
Cenab-ı Hak, Bakara sûresinin 275, 276 ve 278. âyetlerinde alış-verişi helâl kıldığını ve faizi yasakladığını -bunların aynı şeyler olmadığını vurgulayarak- ifade buyurmuştur. Burada kat kat arttırarak faiz yemenin yasak olduğunun belirtilmesi ise, devrin Arap toplumunda yaygın olan ve vâdesinde ödenmeyen borçlar hakkında yapılan tefecilik uygulamalarına işaret içindir.
Edip Yüksel
İnananlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için ALLAH'ı dinleyin.
Edip Yüksel Âl-i İmran Suresi 130. Ayet Açıklaması
Banka yatırımları ve bu yatırımların geliri, yüksek faiz uygulanmadığı sürece ekonomide olumlu bir yere sahiptir. Ancak burada yasaklanan tefeciliğin serbest piyasa koşullarında çalışan banka faiziyle bir ilgisi yoktur. Lütfen 2:275-281 ayetlerine bakınız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Ey inananlar! Kat kat artırarak fâiz yemeyin! Gerçi azı da, çoğu da haramdır fakat sıkıntıya düşenlere fâizle borç verip, ödemeyi geç yaptığı zaman da fâizini kat kat artırarak tefecilik yapmak, fâizciliğin en çirkinidir. O hâlde, Allah’tan gelen ilkeler doğrultusunda dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek fâizin, tefeciliğin her çeşidinden titizlikle sakının ki, birey ve toplum olarak hem dünyada, hem de âhirette kurtuluşa erebilesiniz.
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 130. Ayet Açıklaması
1 Riba ile ilgili olarak Bk. (Bakara: 275, 276, 278, Nisâ: 161, Rum: 39)
Muhammed Esed
SİZ EY imana ermiş olanlar! Ribâyı kat kat arttırarak boğazınıza geçirmeyin; 97 ama Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki mutluluğa erebilesiniz;
Suat Yıldırım Âl-i İmran Suresi 130. Ayet Açıklaması
Cahiliye döneminde faizli borçlar vâdesinde ödenmez ve borçlu sürenin uzatılmasını isterse, tefeci borcun miktarını artırır, böylece zamanla faiz, anaparayı geçerdi. Âyet faizi mutlak olarak yasaklamakta olup, kat kat olma şartı o zaman carî olan durumu bildirmektedir. (Bkz. 2,275-276, 278)
Süleyman Ateş
Ey inananlar, kat kat riba yemeyin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 130. Ayet Açıklaması
[*] Katlanarak artma faizin özelliğidir. Mesela %5 faizle alınan borç zamanında ödenmezse onun faizi katlanarak artar. (Daha detaylı bilgi için Bkz Bakara 2:275,276) Ayetteki أَضْعَافًا مُّضَاعَفَةً ifadesi Arap dili açısından الرِّبَا = riba kelimesinin halidir. Yani ribanın özelliğini ifade eder. Bu özellik geçici ise ona müntakile veya mütenakkile, kalıcı ise sabite denir. Kat kat katlanarak artmak ribanın değişmez özelliği olduğu için ayete yukarıdaki meal dışında meal vermek uygun olmaz.
Şaban Piriş
-Ey iman edenler, kat kat artırılan, faizi yemeyin. Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
(25) O dönemde borçlu, faizle aldığı parayı vaktinde ödeyemeyince borç veren kimseyle yeni bir anlaşma yapılır, tekrar faiz ilâve edilerek borç süresi uzatılır, böylece faiz, ana parayı geçerdi. Uhud Savaşında ise müşriklerin Müslümanlara karşı topladıkları kuvvet, büyük ölçüde, bu yolla kazanılan servetlere dayanıyordu. Bu ve bundan sonraki âyet, Müslümanları, maddî üstünlük sağlamak için gözlerini gayrı meşru yöntemlere dikmemeleri konusunda uyarmaktadır. Ancak faiz yasağı, Kur’ân’ın en esaslı ve net yasaklarından biridir ve sadece “kat kat olma” şartına bağlı değildir. Nitekim en son inen Kur’ân âyetleri bu konuda son derece şiddetli tehditler içermekte ve faiz almaktan vazgeçmeyenleri Allah ve Resulüne karşı savaş açmış saymaktadır. 2:275-281’e bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman sahipleri! Ribayı öyle kat kat katlayarak yemeyin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.