Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 458, sondan 5779. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 165. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 165. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 73 ve toplam ebced değeri ise 4847 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (11) ل (8) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
اولما اصابتكم مصيبة قد اصبتم مثليها قلتم انى هذا قل هو من عند انفسكم ان الله على كل شيء قدير
Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Müslümanlar Uhud’da Hz. Peygamber’in önderliğinde ve Allah yolunda savaştıkları için galibiyete kesin gözüyle bakıyorlardı. Hz. Peygamber de onlara, sabrettikleri ve yanlış davranışlardan sakındıkları takdirde, Allah’ın yardım vaadini bildirmişti. Fakat durum beklediklerinin tersine oldu. İslâm’ı ve müslümanları yok etmek için Mekke’den gelmiş olan müşrikler karşısında içlerine sindiremeyecekleri ağır bir yenilgiye uğradılar ve “Bu nereden başımıza geldi?” diyerek yenilginin sebebini sormaya başladılar. Âyetin “De ki: O, kendinizdendir” meâlindeki bölümü bu soruya cevap vermektedir. Bununla âdeta şöyle denmiş oluyordu: Yenilginin sebebi sizsiniz. Bu felâket Allah’ın sabır ve takvâ tavsiyelerine aykırı hareket etmenizden, okçularınızın Hz. Peygamber’in ve kumandanlarının emirlerini dinlemeyip nöbet yerini terkederek ganimet toplamaya koşmalarından dolayı başınıza gelmiştir. İşte felâketin asıl sebebi budur. Yoksa bazılarının zannettiği gibi Allah vaadinden dönmüş değildir, O vaadini yerine getirmiş ve düşmana karşı size yardım etmiştir. Nitekim savaşın başında düşmanı bozguna uğratmıştınız. Ama sabırsızlık gösterdiniz ve başınıza felâketin gelmesine sebep oldunuz. Bununla birlikte Allah zafere ulaştırmaya da yenilgiye uğratmaya da kadirdir. Dileseydi bu şartlarda bile size zafer nasip ederdi. Ancak bu onun tabii kanunlarına aykırı olurdu. Ayrıca müminlerin de bir daha böyle bir hataya düşmemeleri için ders almaları gerekiyordu. Nitekim öyle de oldu.
Âyette aynı zamanda, bu savaşla öncekinin sonuçları hatırlatılarak müminler olaylara tek açıdan bakmayıp karşılaştırmalı düşünmeye ve sağlıklı bir muhakeme yapmaya çağırılmaktadır. Şöyle ki: Müslümanlar Bedir Savaşı’nda sayıca müşriklerden çok az oldukları halde onlara büyük kayıplar verdirmişlerdi; Uhud Savaşı’nda da kendilerinden kat kat fazla bir orduyla karşılaşmışlar, ama bu güç dengesi içinde düşünüldüğünde onlarınkinden çok daha az sayılabilecek kayıp verince “Bu nereden başımıza geldi?” demeye başlamışlardı. Âyetin “düşmanınıza iki mislini verdirdiğiniz kayıp” anlamına gelen ifadesi genellikle şöyle açıklanmıştır: Müslümanlar Uhud Savaşı’nda yetmiş dolayında şehit vermişlerdi (Buhârî, “Megāzî”, 26). Bedir Savaşı’nda ise müşriklerden yetmiş kişiyi öldürmüşler, bir o kadar da esir almışlardı Buhârî, “Megāzî”, 10); yani Uhud’da kendilerinin verdikleri zayiatın iki katını Bedir’de düşmanlarına verdirmişlerdi.
Mehmet Okuyan
(Bedir’de düşmanınızın) başına iki katını getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor?” demiştiniz? De ki: “O kendi (kusuru)nuzdandır. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.”
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 165. Ayet Açıklaması
Ayette insanların başına gelen sıkıntıların bir kısmının kendi hak edişlerinin karşılığı olduğuna dikkat çekilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
İki katını Bedir'de düşmanınızın başına getirdiğiniz musibetten sonra, şimdi sizin başınıza da bir musibet geldiğinde, kendi kendinize, “Bu nasıl oldu?” diye soruyorsunuz, öyle mi?! De ki: “O sizin eserinizdir. Kuşkusuz Allah, dilediği her şeyi yapmaya kadirdir.”
İki katını tattırdığımız musibet, kendinize isabet edince, “Bu nereden geldi” mi diyorsunuz? De ki: “Bu kendi nefsinizdendir.” Kuşkusuz Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir.
(Daha önce düşmanlarınıza) İki misli uğrattığınız bir musibet, (şimdi ganimeti ahirete tercih ettiğinizden) size isabet edince mi: "Bu nereden (çıktı) ?" diye (sızlanıverdiniz) . De ki: “O, sizin kendinizden (nefsi heveslerinizden ve dünyevi gafletinizden) dir.” Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
Başlarına iki misli olarak gelen felakete siz de uğrayınca, bu da nereden dediniz. De ki: Bu, sizin katınızdan geldi ve Allah'ın, şüphe yok ki her şeye gücü yeter.
Bedir savaşında, iki katını düşmanınızın başına getirdiğiniz bir felaket, Uhud savaşında kendi başınıza gelince, bu nasıl oldu diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: O sizin kendi kusurunuzdandır. Doğrusu Allah, dilediği herşeyi yapmaya güç yetirendir.
Bedir'de iki katını düşmanınızın başına getirdiğiniz bir belâ, Uhut'ta kendi başınıza geldiği için mi?
“Bu nasıl oluyor?” dediniz. Sen de:
“Bu yenilgi, yerleştirildiğiniz savunma mevziini bırakmanızdan, peygamberin görüşüne aykırı davranmanızdan, Bedir esirlerini fidye karşılığı salıvermenizden, kendi kusurunuzdan kaynaklanmaktadır. Çünkü Allah, kanunlarının cari olduğu her şey üzerinde gücünü kudretini kullanır, düzenlemesini yapar.” de.
Siz (karşı tarafa) iki katını dokundurmuşken başınıza bir musibet geldiğinde: "Bu da nereden geldi?" mi diyorsunuz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır." Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.[20]
Ahmet Varol Âl-i İmran Suresi 165. Ayet Açıklaması
20.Burada Müslümanların Uhud savaşında başlarına gelenler hakkındaki konuşmalarına dikkat çekiliyor. Mü`minler Bedir savaşında kâfirlerden 70 kişiyi öldürmüş 70 kişiyi de esir almışlardı. Uhud savaşında da 70 şehid vermişlerdi. Bu yüzden, mü`minlerin Bedir savaşında kâfirlere, kendilerinin Uhud savaşında başlarına gelenin iki katını dokundurdukları hatırlatılıyor.
Ali Bulaç
(Onlara) İki misli uğrattığınız bir musibet size isabet edince mi: 'Bu nereden' dediniz? De ki: 'O, sizin kendinizdendir.' Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.
Uhud savaşında size gelen musibet sonunda yetmiş kişi şehid olmasına karaşılık, daha önce Bedir savaşında kâfirlerden iki kat ki, yetmiş ölü ve yetmiş esir olmuşken, siz: “- Peygamber bizimle ve biz de müslüman iken bu musibet bize nereden geldi?”, dediniz. Onlara de ki: “- O, kendi tarafınızdandır, Peygambere itaat etmeyişinizdendir.” Şüphe yok ki, Allah her şeye hakkıyla kâdirdir.
Öyle mi? Başınıza bir bela geldiğinde –ki siz onlara iki kat daha fazla bele getirdiniz- “Neden bu bela başımıza geldi?” dediniz. De ki: “O musibet sizden kaynaklandı. Hiç şüphesiz Allah, (menfi-müsbet) her şeye gücü yetendir.”
Siz onlara iki kat belâ eriştirmiştiniz, sîzlere ancılayın bir belâ geldiği gibi : «Bu nereden?» dediniz, diyesin ki: «Bu sizin kendinizdendir!», Allahın her şeye gücü yetişir
Böyleyken (düşmanlarınızı Bedir Savaşı'nda) iki misline uğrattığınız bir musibete (zaafınız ve iradesizliğiniz yüzünden) kendiniz uğrayınca (ve kendi kusurunuzu görmezlikten gelerek) “Bu nereden mi?” dersiniz? (Ey Muhammed bunu soranlara) de ki: “Bu yenilgi, sizin kendi hatanızın sonucudur.” Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir (o halde doğru olduğunuz taktirde Allah size nice zaferler nasip edecektir).
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 165. Ayet Açıklaması
Bedir Savaşı’nda Müslümanlar müşriklerden 70 kişiyi öldürmüş, bir o kadarını da esir almıştı. Uhud savaşında bunun tam tersi olmuş, Müslümanlar 70 şehit vermişlerdi. Mü’minlerin çoğu, şartlar ne olursa olsun sırf inançları nedeniyle Allah’ın onlara zafer bahşedeceğine inanıyorlardı. Uhud’daki acı tecrübe, onları derin ve şiddetli bir sarsıntıya uğratmıştı. Bu âyetler onlara, bu yenilginin Allah’ın Resulüne itaat etmemekle kendi yaptıklarının bir sonucu olduğunu hatırlatıyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı: "Bu nereden?" dersiniz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır". Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.
(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi «Bu nasıl oluyor!» dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.
Diyanet Vakfı Âl-i İmran Suresi 165. Ayet Açıklaması
Bedir’de müslümanlar müşriklerden yetmiş kişi öldürmüş, yetmiş kişi de esir almışlardı. Uhud’da ise yetmiş şehit verdiler. Âyet-i kerimede geçen «musibet»le buna işaret ediliyor. Ve bunun, okçuların Allah Resûlü’nün emrini tutmamalarından dolayı başlarına geldiği vurgulanıyor.
Edip Yüksel
Uğradığınız zararın iki katını (düşmanınıza) verdiğiniz halde, "Bu da niçin," dediniz. De ki, "(O) musibet, kendi tarafınızdandır." ALLAH her şeye Kadirdir.
(Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.
böyle iken size hasımlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir musıbet isabet ediverince bu nereden mi dediniz? Deki o kendi tarafınızıdan çünkü Allah her şey'e kadir
Size (Bedirde) onlara iki katını başlarına getirdiğiniz bir belâ (Uhudde) kendinize çatmış olduğu için mi «Bu, nereden (geldi)» dediniz? De ki: «O, kendi katınızdandır». Şüphesiz ki Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
(Bedir'de düşmanınıza) iki mislini uğrattığınız bir musîbet şimdi (Uhud'da) size gelince: “Bu nereden?” mi dediniz.(4) (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “O, kendi nefisleriniz tarafındandır!” Şübhesiz ki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.
(4)Müslümanlar Bedir’de müşriklerden yetmiş kişiyi öldürmüş, yetmişini de esir etmişlerdi. Uhud’da ise yetmiş sahâbe şehîd olmuştu. (Kurtubî, c. 2:4, 264)
İlyas Yorulmaz
Sizin başınıza bir musibet geldiğinde daha önce siz, düşmanlarınıza başınıza gelenin iki katı musibet vermediniz mi? de, başınıza gelene “Bu da nereden?” dediniz. Deki “O musibet kendinizdendir. Allah her şeyi bir plan dâhilinde yapandır.”
Siz, Bedir günü onları iki kat musibete uğratmış iken size bir musibet erişince mi «Bu, neden böyle oldu?» dediniz? Onlara de ki bu hezimet kendinizden oldu. Çünkü Allah her şeye tamamiyle kadirdir.
(Onları) iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca mı, “Bu nereden?” dersiniz? De ki: “O, kendi tarafınızdandır.” Doğrusu Allah her şeye kadirdir.
Düşmanlarınızın başına Bedir savaşında iki mislini getirdiğiniz bir musîbet, Uhud’da kendi hatânız yüzünden sizin başınıza geldi diye, kendi kusurunuzu görmezlikten gelerek “Madem bizler doğru yoldayız da, bu yenilgi nasıl oldu da başımıza geldi?” diyorsunuz, öyle mi? Ey Muhammed, bunu soranlara de ki:“Bu yenilgi, sizin kendi hatânızın sonucudur. O hâlde, bundan sonra bu hatâlardan uzak durun. O zaman Allah size nice muhteşem zaferler nasip edecektir. Hiç kuşku yok ki, Allah’ın her şeye gücü yeter.”
Gerçekten iki mislini isabet ettirdiğiniz bir musibet size de geldiğinde mi, “Bu da nereden?” dediniz?
De ki:
-“O kendi nefislerinizdekilerden dolayıdır”.
Allah, her şeye güç yetirendir.
(Uhud’da) başınıza bir belâ gelince: “Bu da nereden geldi?” dediniz. Hâlbuki siz, (Bedir’de) onların başlarına bunun iki katı belâ getirmiştiniz. (Ey Muhammed!) Onlara; “Bu başınıza gelen, kendi (hatanız) yüzündendir.” de. Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye yeter.
[DÜŞMANLARINIZI] iki misli musibete uğrattıktan sonra 126 şimdi aynı musibet sizin başınıza geldi diye, kendi kendinize “Bu nasıl oldu?” diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: “O, sizin kendi eserinizdir.” 127 Doğrusu, Allah dilediği her şeyi yapmaya kâdirdir:
(Bedir’de) Düşmanlarınıza acının iki katını tattırdığınız halde, (Uhud’da) mağlubiyetin acısını tattığınızda bu başımıza nereden geldi mi diyorsunuz? De ki: “Bu yenilgi sizin yaptıklarınızdan dolayıdır, Zira Allah her şey için bir ölçü koyandır.” 4/79, 42/30
ONLARI iki kat musibete uğrattıktan hemen[685] sonra, o musibet sizin başınıza da geldi diye “Bu başımıza nereden geldi?”[686] diye soruyorsunuz, öyle mi? De ki: “Sizin kendi yüzünüzden!” Hiç kuşku yok ki Allah, dilediği her şeyi yapmaya kadirdir.
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 165. Ayet Açıklaması
[685] Burada “hemen” anlamını kad edatı vermektedir. Bu edat mazi fiilin başında geldiğinde, fiilin gerçekleştiği zamanın yakın geçmişte olduğunu gösterir.
[686] Yani: Bedir’in komutanı Uhud’un da komutanıydı, Bedir’in ordusu Uhud’un da ordusuydu. Şu hâlde nasıl olmuştu da Bedir’de alınan sonuç Uhud’da alınmamıştı? Âyet bu sorunun cevabını vermektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki size bir musibet isabet etti, halbuki siz onun iki katını düşmanlarınıza isabet ettirmiş idiniz. «Bu musibet nereden?» mi dediniz. De ki: «O kendi nefisleriniz tarafındandır.» Şüphe yok ki, Allah Teâlâ herşeye kâdirdir.
Hâl böyle iken, düşmanlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir bela sizin başınıza gelince: “Bu nereden geldi? ” mi diyorsunuz? De ki: “Bu felâket sizin yüzünüzdendir. ” Muhakkak ki Allah her şeye kadirdir.
Suat Yıldırım Âl-i İmran Suresi 165. Ayet Açıklaması
Uhud’da Müslümanlar yetmiş şehit verdiler. Oysa Bedir’de müşrikler 70 ölü, 70 de esir vermişlerdi. Böylece onların kaybı, Müslümanlarınkinin iki misli olmuştu.
Süleyman Ateş
Başınıza bir bela gelince -siz, onun iki katını onların başlarına getirmiş olduğunuz halde yine- Bu nereden başımıza geldi?" dediniz. De ki: "O (bela), kendinizdendir." Allah, herşeye kadirdir.
Başınıza bir olay gelince[1] “Bu da nereden çıktı?” demeniz mi gerekir? Siz karşı tarafa bunun iki katını yapmıştınız. De ki “O, sizden kaynaklandı[2]. Her şeye bir ölçü koyan Allah’tır[3].”
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 165. Ayet Açıklaması
[1] Uhud'da yenildiğiniz zaman [2] Uhud yenilgisinin sebebi, okçuların disiplinsizliğidir. Yukarıdaki ayetlerde belirtilmiştir (Bkz. Al-i İmran 3:152) [3] Kim Allah'ın savaşla ilgili koyduğu ölçülere uymazsa o kaybeder. Allah'ın savaş ile ilgili koyduğu ölçülerden bazıları için Bkz. : (Enfal 8:15, 16), (Enfal 8:45-47), (Enfal 8:57), (Enfal 8:67,68), (Rum 30:2-4), (Muhammed 47:4),
Şaban Piriş
-Düşmanlarınızın başına iki katını getirdiğiniz belâ sizin başınıza gelince mi “Bu nasıl olur?” diyorsunuz. De ki:-O, sizin kendinizdendir. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Yine de, başınıza gelenin iki misli zararı siz onlara verdiğiniz halde, “Bu da nereden başımıza geldi?” diyorsunuz. De ki: O sizin kendinizdendir. Allah'ın ise herşeye gücü yeter.
Size, başkalarına iki katını dokundurduğumuz bir musibet dokununca: "Bu da nereden!" mi dediniz? De ki: "O, sizin öz benliklerinizdendir." Allah, her şeye Kadîr'dir.
daħı ol vaķt kim irdi size muśįbet bayıķ bulduñuz anuñ iki ancasına eyittüñüz mi “nitedür uşbu?” eyit “ol nefslerüñüz ķatındandur.” bayıķ Tañrı her nesene üzere güci yiterdür.
Daḫı ol vaḳt kim size muṣībet yitişdi, siz daḫı iki ol ḳadar anlara yitişdürdi‐siz. Eyitdüñüz: Bu bize ḳandan? Eyit yā Muḥammed, ol sizüñ ṣuçlaruñuz se‐bebi‐y‐ledür. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā barça nesneye ḳādirdür.