Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 481, sondan 5756. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 188. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 188. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 86 ve toplam ebced değeri ise 5299 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (15) ل (8) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
لا تحسبن الذين يفرحون بما اتوا ويحبون ان يحمدوا بما لم يفعلوا فلا تحسبنهم بمفازة من العذاب ولهم عذاب اليم
Rivayete göre Hz. Peygamber yahudileri çağırarak onlara bir mesele sormuş, yahudiler sorunun gerçek cevabını gizleyerek kasten yanlış cevap vermişler; sorusunu cevaplandırdıkları için Hz. Peygamber’in kendilerini takdir etmesini beklerlerken gerçeği gizledikleri için de sevinmişlerdi. İşte âyet onların bu tutarsızlıklarını yüzlerine vurmuştur (Buhârî, “Tefsîr”, 3:16). Bir başka rivayete göre âyet çeşitli bahanelerle Hz. Peygamber’in seferlerine katılmadıkları, bundan dolayı memnun da oldukları halde katılmış gibi övülmelerini bekleyen münafıklar hakkında inmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 3:16). Sebep ne olursa olsun âyetin hükmü mümin, kâfir ve münafıklardan böyle bir karakter taşıyan herkes için geçerlidir. Bu karakterdeki insanlar övülmeye lâyık bir iş yapmadıkları halde kendilerinin dindar, Allah’tan korkan bir mümin olarak bilinmelerinden ve bu özelliklerle övülmekten hoşlanırlar. Oysa onların bu iddiaları boş bir kuruntu, kibir ve kendilerini aldatmaktan başka bir şey değildir. Bu sebeple yüce Allah “Sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır” buyurarak bu karakterdeki kimselerin şiddetli bir şekilde cezalandırılacaklarını vurgulamıştır.
Âyetin “sanma ki” diye tercüme edilen “lâ tahsebenne” kısmı, başka bir kıraatte “lâ yahsebenne” şeklinde okunmuştur. Bu takdirde âyetin meâli şöyle olur: “Yaptıklarından memnun olanlar, yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar sanmasınlar ki evet onlar sanmasınlar ki bu davranışları kendilerini azaptan kurtaracaktır; onlar için elem verici bir azap vardır.”
Ehl-i kitap’tan olanların bu davranışları kendilerini aldatmaktan başka bir şey olmamakla birlikte Hz. Peygamber’i de üzmüştür. Zira onlar, bir önceki âyette belirtildiği üzere gerçeği gizlemeyeceklerine dair Allah’a söz vermiş oldukları halde onu gizleyerek Hz. Peygamber’in sorularına yanıltıcı cevaplar vermişler, üstelik yapmadıkları bir şeyle de övülmek istemişlerdir. Bu sebeple onlar için elem verici bir azap hazırlanmış olduğu kendilerine haber verilmiştir. Bir rivayete göre ise âyet münafıklar hakkında inmiştir.
Mehmet Okuyan
Sanma ki yaptıklarına sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, (evet) sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır.
Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onlar için elem verici bir azap vardır.
(Meydana) Getirdikleri (bazı sonuçlarla) sevinip gururla ferahlananları ve yapmadıkları (ve başaramadıkları) şeyler (ve sahip olmadıkları meziyet ve marifetler) nedeniyle övülüp (sahte kahraman gibi alkışlanmaktan) hoşlananları (kazançlı ve kıymetli) sayma (bu gibileri boşuna imrenip durma) ve onları azaptan (ve Allah’ın gazabından) kurtulmuş da sanma! Onlar için acı bir azap (ve alçaltıcı bir akıbet) vardır.
Sakın sanma yaptıklarıyla sevinenlerin, yapmadıkları işlerden dolayı övülmeyi arzulayanların azaptan kurtulacakları bir yer olabileceğini, sakın sanma onların azaptan kurtulacağını. Onlar içindir elemli bir azap.
Ettikleri kötülüklere sevinen ve yapmadıkları iyiliklerle övülmek isteyenlerin, davranışlarını doğru sanma, onların azaptan kurtulacaklarını da sanma, onlar için acıklı bir azap vardır.
Muhammed'in hak peygamber olduğunu gizleyerek, yalanlayarak, nifaklarıyla sevinen, İbrâhim dinine mensup olduklarını söyleyerek, hayata geçirmedikleri İbrâhim'in sünnetiyle övülmek isteyenlerin azaptan kurtulacaklarını sanma, evet sanma. Onlar için can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.
Kesinlikle şu yaptıklarına sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını zannetme. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Ahmet Varol Âl-i İmran Suresi 188. Ayet Açıklaması
188.Buhari ve Müslim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime, Resulullah (a.s.)`ın sorduğu bir soruya yanlış cevap veren sonra da Resulullah (a.s.)`ın sorduğu soruyu cevaplandırdıklarından dolayı kendilerinin övülmelerini isteyen yahudiler hakkında inmiştir. Bazı rivayetlere göre de bu ayeti kerime Resulullah (a.s.) ile birlikte savaşa çıkmayan sonra: "Aslında biz de sizinle birlikte olmak istiyorduk ama mazeretlerimiz bizi allıkoydu" diyen ve bundan dolayı kendilerinin övülmelerini isteyen münâfıklar hakkında inmiştir. İbnu Hacer her iki olayın da ayeti kerimenin iniş sebebiyle bağlantısının olabileceğini ifade etmiştir.
Ali Bulaç
Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.
O ettikleri fenalıklara sevinen ve yapmadıkları şeyde (hakka bağlanmamak hususunda) övünmeyi seven kimseleri de sakın azâbdan kurtulmuş bir yerde sanma, onlar için çok acıklı bir azap vardır.
Sanma ki, yaptıkları (bu tür) işlerle övünen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlanan kişiler azaptan kurtulabilecekler. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 188. Ayet Açıklaması
Bunlar bazı ayetleri gizlemeleri ya da tahrif etmeleriyle servet, şan, şöhret kazanan toplumlar olarak anılmak istemez. Aksine, kendilerinin dine en büyük hizmet yapan kişiler olarak anılmalarını arzu ederler.
Diyanet İşleri (Eski)
Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azabdan kurtulacaklarını sanma; elem verici azab onlaradır.
Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Sanma ki verdikleriyle gururlanan ve yapmadıkları şeylerden ötürü övülmeyi sevenler, evet sanma ki onlar azaptan kurtulacak. Onlara acıklı bir azap var
O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Getirdikleriyle (etdikleri kötülüklerle) kıvanan, yapmadıkları ile de öğülmelerini arzu eden o kimseler (yok mu?) onların azâbdan kurtulacak (selâmet) bir yerde bulunacaklarını zinhar sanma, zinhar sanma. Onlara pek acıklı bir azâb vardır.
Sakın zannetme ki o yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle de övülmeyi arzu edenler, evet, sakın onları sanma ki azabdan kurtulacaklar! Çünki onlar için (pek) acı bir azab vardır.(1)
(Fakirlere) Verdikleri şeylerle övünenleri ve yapmadıkları şeylerle başkaları tarafından övülmeyi sevenlerin, azaptan kurtulduklarını zannetme, onlar için acıklı bir azap vardır.
Sakın sanma ki onlar getirdikleri şey ile şâdolup yapmadıkları [²] şey ile öğülmesini sevenler kurtulacaklardır. Sakın sanma ki onlar azaptan kurtulacak bir yerde bulunacaklardır. Onlar için acıklı bir azap vardır.
İsmail Hakkı İzmirli Âl-i İmran Suresi 188. Ayet Açıklaması
[2] Getirdikleri şey hakkı gizlemek, halkı azdırmak, yapmadıkları ise hakkı meydana çıkarmak, doğruyu haber vermek, ahti yerine getirmek.[2] Baki kalan nimet.
Yaptığı bu utanç verici işlerle övünç duyan, fakat yapması gerektiği hâlde yapmadığı işlerle ve sahip olmadığı üstün ahlâkî niteliklerle övülmekten hoşlananların azaptan kurtulacaklarını sanma! Aksine, onlar için cehennemde can yakıcı bir azap vardır!Bu azaptan kurtulmak ve ilâhî nîmetlere kavuşmak isteyenler, şu hakîkate kulak vermelidirler:
O yaptıklarıyla övünen ve yapmadıklarıyla da övülmek isteyenlerin, azaptan kurtulabileceklerini sanma ve sakın böyle bir zanna1 kapılma.2 Zîrâ onlar için (âhirette) acıklı bir azap vardır.
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 188. Ayet Açıklaması
1 Zan: Kelime olarak, sanmak ve tahmin etmek demektir. Terim olarak ise, bir kimse hakkında hiçbir bilgi ve delil bulunmayan bir şeyi doğruymuş gibi kötülükle töhmet altına alarak söylemektir. Hucurat: 12. âyette Rabbimiz: “Ey îman edenler, zandan çok kaçının; zîrâ zannın bir kısmı günâhtır…” buyurmaktadır. Âyetin bölümü, “Ey îman edenler, zannın pek çoğundan kaçının” diye tercüme edilebilirse de; bazı zanlardan sakınmamayı ifade ettiği için çok da doğru olmayabilir. Peygamber (s.a.v) de: “Zandan sakının. Şüphesiz zan sözün en yalan olanıdır.” buyurmuştur. Buraya kadarı kişilerle ilgili olan zandır. Bir de; Allah’ın dinini ucuza satma yolunda yapılan ve; “bana göre…” diye başlayan zanlar vardır ki bu zanlar daha da tehlikelidir. Zira Rabbimiz: “Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Hâlbuki zan, Hak’tan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Muhakkak ki, onların ne yaptıklarını Allah çok iyi bilir.” (Yunus: 36) buyurmaktadır. İslâm dışındaki düşünce sistemleri ve bunların İslâm hakkındaki kanaatleri sadece zandan ibarettir. Yasak edilen zannın içine, açıkça şüpheli yerlerde gezen kimse hakkındaki zan, dünya işlerinde yapılan zan ve Allahu Teâlâ’ya karşı duyulan hüsn-i zan girmez. Ancak Ulûhiyetle ve Peygamberlikle ilgili zanlar haram olan zanlara dâhildir. Çünkü iman ve tasdik hususunda kesin bilgi şarttır. 2 Yukarıdaki tercüme, ikinci (لَاتَحْسَبَنَّ) fiili birincinin tekidi olduğu düşünülerek yapılmıştır.
Muhammed Esed
Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıkları 145 ile övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onları [ahirette] şiddetli bir azap beklemektedir.
Sakın, yaptıkları kötülüklerle sevinen ve sahip olmadıkları özelliklerle anılmaktan hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acıklı bir azap vardır. 2/44, 14/42
Sanma ki yaptıkları (bu tür) işlerle sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar, evet onlar, sanma ki[703] azaptan kurtulabilecekler:[704] Onların hakkı elem verici bir azaba mahkûm olmaktır.
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 188. Ayet Açıklaması
[703] Metinde bulunan bu ikinci “sanma ki” (fe lâ tahsebennehum), bazı müfessirlere göre cümlenin uzunluğundan dolayı tekit için gelmişse de, biz usulümüz gereği aynen yansıttık.
[704] Zımnen: Şahsiyetinden yırtıp imajına yatıranlar, insanın imajına değil kalplerin özüne bakan Allah nazarında hiçbir şey kazanmadıklarını görecekler. Bu onların azabını katlayacak.
Ömer Nasuhi Bilmen
O getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları ile de metholunmalarını arzu eden kimseleri sakın sanma, artık onları zannetme ki, onlar azabtan kurtulacakları bir yerde bulunacaklardır. Ve onlar için pek acıklı bir azab vardır.
Yaptıklarından ötürü sevinen, öbür taraftan yapmadıkları işlerden dolayı övülmek isteyen kimselerin sakın azaptan yakayı kurtaracaklarını sanma! Çünkü onlara o can yakıcı azap vardır.
Suat Yıldırım Âl-i İmran Suresi 188. Ayet Açıklaması
Siyak itibariyle bu vasıflar, bir önceki âyette bildirildiği üzere, o zamanki Ehl-i kitap bilginlerinin vasıflarıdır. Zira İbn Abbas (r.a)’ın dediği gibi “Hz. Peygamber (a.s.) bir defasında onlara bir şey sormuştu. Onlar da gerçeği gizleyip, ona başka bir şey söylediler. Yaptıkları bu iş hoşlarına gitti, üstelik verdikleri bu yanlış bilgiden ötürü bir de teşekkür beklediler.” Âyet onların içyüzlerini ortaya koydu. Demek ki bu âyet birinci derecede Yahudi bilginleri, ikinci derecede münafıklar, üçüncü derecede de müminler hakkında indirilmiş sayılır. Zira müminler, nefis ve şeytanın tesiriyle bu zaafa düşmesinler diye, onların durumlarından ders almalıdırlar.
Süleyman Ateş
O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin, azabdan kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azab vardır.
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 188. Ayet Açıklaması
[*] Bunlar bazı ayetleri gizlemelerine karşılık dünyalıklar elde ederler. Fakat bu yönleriyle anılmak istemez, kendilerinin dine en büyük hizmet yapan kişi olarak anılmalarını arzu ederler.
Şaban Piriş
Sakın, yaptıkları (kötülüklerle) ferahlayan, yapmadıkları şeylerle övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır.
O ettikleriyle zevklenen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi seven kişileri bir şey sanma. Artık, onları azaptan kurtulmuş da sanma. Korkunç bir azap vardır onlar için.
śanma anları kim, sevinürler anuñ-ile kim işlediler; daħı severler kim öginüleler anuñ-ile kim işlemediler: pes śanma anları ķurtılacaķ yirde 'aźābdan. daħı anlaruñdur 'aźāb aġrıdıcı.