Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 336, sondan 5901. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 43. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 43. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 1997 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (2) م (3) bulunuyor.
Bu âyette Hz. Meryem’e yapılan hitabın tekrar edilmesi, onun canı gönülden kulluk etmek ve bütün varlığını Allah yoluna adamak suretiyle ilâhî takdire mazhar olduğuna işaret eder. Yine bu hitapla Hz. Meryem’den aynı içtenlikle ibadete devam etmesi istenmekte, böylece 45-46. âyetlerde belirtilecek olan “annelik” müjdesine hazırlanmış olmaktadır. Zira orada görüleceği üzere, babasız bir çocuk dünyaya getireceği haberi –Allah’ın seçkin bir kulu olma yönünden– bir “müjde” olarak nitelenebilirse de, bunu çevresine izah etmenin ne büyük zorluklar taşıdığı dikkate alınınca, böyle bir haberi teslimiyet ve sevinçle karşılayabilmek ancak yüce Allah’ın beğenisini kazandığına inanmak ve O’na kul olabilmeyi her şeyin üstünde tutar hale gelmekle mümkün olabilirdi (İbn Âşûr, III, 244).
Yahudilik’teki ve Hıristiyanlık’taki namazın şekli hakkında hâlihazırdaki uygulama ile tarihî bilgiler ve Kitâb-ı Mukaddes’ten yapılan tesbitler karşılaştırılarak, bu âyette geçen “secde” ve “rükû” ile aynen İslâm’daki hareket şeklinin mi, o dinlere özgü farklı bir hareketin mi yoksa bu kelimelerin “taat, şükür, huşû ve tezellül” (ilâhî kudret önünde nefsini hiç sayma) gibi anlamlarının mı kastedildiği hususunda farklı yorumlar yapılmıştır (bk. Kāsımî, IV, 841-842; Reşîd Rızâ, III, 300; Elmalılı, II, 1097).
“Rükû edenlerle, eğilenlerle birlikte” kaydı da değişik şekillerde açıklanmıştır: a) Hz. Meryem’e erkeklerle birlikte ibadet mahallinde bulunma ve toplu ibadete katılma müsaadesi verilerek ona İsrâiloğulları kadınlarından farklı bir hususiyet kazandırılmıştır (İbn Âşûr, III, 244). b) Hz. Meryem mihraptan (kendine ayrılan bölümden) ayrılmazdı; bu hitapla mâbedde toplu ibadete katılmaya teşvik edildi (Reşîd Rızâ, IV, 300). c) O sıralarda kıyamda durup secde etmekle beraber rükûya gidenler ve gitmeyenlerin bulunması muhtemeldir. Hz. Meryem’den rükûya gidenlerle birlikte hareket etmesi istenmiş olabilir (Zemahşerî, I, 189). d) Bu âyet Meryem sûresinin 17. âyetiyle birlikte değerlendirildiğinde Hz. Meryem’in bir örtü arkasında durarak toplu ibadete katılmasına müsaade edildiği, mutlak olarak yorumlandığında ise Hz. Meryem’in erkeklerle ancak cemaatle namaz halinde beraber bulunduğu anlaşılır (bk. Elmalılı, II, 1097-1098). Süyûtî, bu âyetten hareketle kadınlar hakkında cemaatle namazın mendup olduğu (dinen teşvik edildiği) sonucuna ulaşmıştır (bk. Kāsımî, IV, 842).
Mehmet Okuyan
Ey Meryem! Rabbine gönülden itaat et! Secde et; rükû edenlerle birlikte rükû et!”
“Ey Meryem, Rabbinin divanında dur, itaate devam et, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla, namaz kıl, saygıda kusur etme, dinî, insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getir, secdelere kapan, Hakka ve tevhide yönelenler, namazlarını cemaatle kılanlar, saygıyla Allah'ın emirlerine itaat ederek İslâmî faaliyetlere katılanlarla birlikte sen de saygıyla canla başla İslamî sorumluluklara, ibadetlere, cemaate, faaliyetlere katıl, Hakka ve tevhide yönel” demişlerdi.
“Ey Meryem! Rabbine huşu ile gönülden bağlan ve Onun huzurunda secdeye kapan ve Rablerinin huzurunda saygıyla eğilen diğer mü'minlerle birlikte sen de saygıyla eğil!
“Ey Meryem! Rabb’ine gönülden bağlılıkla kulluk et,O’nun huzurunda secdeye kapan ve Rablerinin huzurunda saygıyla eğilen diğer müminlerle birlikte, sen de saygıyla eğil!”
42,43. Bir zamanlar melekler: “Ey Meryem! Allah, (kulları arasından) seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni, bütün dünya kadınlarına tercih etti.1 Ey Meryem! Rabbine gönülden bağlan, ona secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et.”2 demişlerdi.
1 Peygamberimiz: “Dünya kadınları içerisinde (örnek olarak); İmrân’ın kızı Meryem, Firavunun karısı, Hüveylid’in kızı Hatice ve Muhammed’in kızı Fatıma yeter.” buyurmuştur. (Taberî) 2 43. âyet; “Ey Meryem! Rabbine gönülden bağlan ve namaz kılanlarla beraber namaz kıl.” şeklinde de anlaşılabilir. Ancak önce secdenin daha sonra da rükû’nun zikredilmesi, bazı müfessirler tarafından, Hz. Meryem’in kıldığı namazda rükû’nun secdeden sonra yapıldığı şeklinde anlaşılmışsa da, mecâzen “Allah’ın emrine itaat et” diye de anlaşılabilir.
Muhammed Esed
Ey Meryem! Rabbine huşû ile bağlan, secdeye kapan ve [O'nun önünde] eğilenlerle birlikte eğil.”
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 43. Ayet Açıklaması
[581] Râki‘ât şeklinde dişil değil de eril formda gelmesi erce/yiğitçe duruşa dilsel bir atıf olabileceği gibi, Hz. Meryem’in olağanüstü üreme (genital) sistemine sahip oluşuna da delâlet edebilir. Aynı şey Tahrim 12’deki kânitîn için de geçerlidir (krş: 66:12, not: 28). Bu âyetler, çocuk terbiyesinin ceninin henüz anne rahmine düşmeden başladığının da göstergesidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey Meryem! Rabbin için itaate devam et, secde kıl, rükûya varanlarla rükûya var.»