Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5241, sondan 996. ayet; 66. sure ve Tahrim Suresinin 12. ayetidir. Tahrim Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 78 ve toplam ebced değeri ise 6642 olarak hesaplanmıştır. Tahrim Suresinin toplam ebced değeri 85661 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ومريم ابنت عمرن التي احصنت فرجها فنفخنا فيه من روحنا وصدقت بكلمات ربها وكتبه وكانت من القانتين
Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.
Sûrenin ana konusu olan Hz. Peygamber’in kendisine yasak koyması olayının temelinde eşlerinin onu üzecek bir davranış içine girmeleri ve onlardan birinin Resûlullah tarafından kendisine verilen bir sırrı koruyamamış olması bulunuyordu. Bu âyetlerde yüce Allah, peygamber eşi oldukları halde bunun bilincinde olamadıkları, üstelik onların inançlarına, davalarına hıyanet ettikleri için âhiret mutluluğunu yitiren iki kadın ile hasbelkader münkir ve zalim bir kişiye eş olduğu halde inancından ve Allah’a bağlılığından bir şey kaybetmeyen ve evlenmemekle beraber iffetini koruma uğruna bütün zorlukları göğüsleyip ithamlara yine afif (iffetli) tavırlarıyla karşılık veren iki kadının davranışını karşıt örnekler olarak göstermektedir. Böylece Hz. Peygamber’in eşlerine, bütün mümin kadınlara ve erkeklere, önce herkesin kendi iman ve ameline göre karşılık göreceği mesajı verilmişti. 10. âyette açıkça ifade edildiği üzere Hz. Nûh’un karısıyla Hz. Lût’un karısı eşlerine hıyanet ettiklerinden, peygamber olmalarına rağmen kocaları onlar için ebedî azaba karşı bir koruma sağlayamayacaklardır. Bu iki kadın ve yaptıkları hakkında Kur’an’da fazla bilgi bulunmamaktadır. Tefsirlerdeki bilgilerin özeti şudur: Nûh’un karısı onunla alay eden inkârcılar gibi davranıp kocasına deli diyor, onu hafife alıyor ve öğrendiği vahyedilen gizli bilgileri müşriklere sızdırıyordu. Lût’un karısı da gizlice eve gelen misafirleri ve kocasından duyduğu bilgileri inkârcı toplumuna haber veriyordu. Yaptıkları bu çirkin işler âyette kısaca “onlara (kocalarına) hıyanet ettiler” şeklinde ifade edilmiştir. Buna karşılık Firavun gibi inkârcılıkta direnen ve zulmüyle şöhret yapmış bir kimsenin hanımı, her şeye rağmen imanını koruyabilmiş, dünya âlâyişi uğruna Firavun’un kötülüklerine ortak olmaya rıza göstermemiş, hep ebedî mutluluğun özlemi içinde yaşamıştır. Hadislerde ve tefsir kitaplarında bu hanımın ismi Âsiye olarak geçer. Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Mûsâ’nın peygamberliğine inanan, bu uğurda işkencelere mâruz kalan Âsiye hakkında hadislerde yer alan övgü ifadeleri sebebiyle birçok İslâm âlimi onun peygamber olduğunu bile ileri sürmüştür. Erkek olmayı peygamberliğin şartlarından sayan Mâtürîdî mezhebi âlimleri ise bu görüşe katılmamıştır (bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Âsiye”, DİA, III, 487). Yine İmrân kızı Meryem kendisini Allah’a kulluk etmeye öylesine vermiş, iffetini öylesine korumuştu ki yüce Allah onu babasız dünyaya getirmeyi murat ettiği Hz. Îsâ’ya anne yaptı; o izahı yapılamayacak bu durumdan ötürü çevresinden gördüğü ağır hakaret ve baskılar karşısında inancından ve iffetine olan güveninden hiçbir şey kaybetmedi (Meryem hakkında geniş bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:35-38, 42 vd.; Meryem 19:34-36). “Ona ruhumuzdan üfledik” ifadesindeki “ona” zamiri “onun rahmine, rahmindekine yani Hz. Îsâ’ya” mânalarıyla açıklanmıştır; bu âyette de Enbiyâ sûresinin 91. âyetinde olduğu gibi zamirin müennes (dişil) olduğu bir kıraat vardır (Râzî, XXX, 50). Bu âyetlerde dolaylı olarak şu noktalara da dikkat çekildiği söylenebilir: Sorumlulukta şahsîlik ilkesi esas olmakla beraber, belirli konumlarda bulunanların bazan daha özel bir sorumluluk duygusu içinde hareket etmeleri gerekir; buna karşılık bu konumun hakkını vermelerinin ecri de daha büyük olur. Nitekim Hz. Peygamber’in eşleriyle ilgili âyetlerde bu husus açık biçimde ifade edilmiştir (bk. Ahzâb 33:30-34). Yine, zor şartlar altında iman, iffet ve kulluk bilincini korumanın ecri normal durumlardakinden fazla olur. Öte yandan, doğru yoldan sapma örneklerinin peygamber ailelerinden seçilmesine yani peygamberin bile şeytana esir olan ve kötülükte direnen eşini kurtaramayacağının belirtilmesine mukabil, övgüyle anılan örneklerden birinin evli diğeri evlenmemiş kadınlardan seçilmesi, kadının kul olarak, insan olarak erkekten farklı görülmemesi gerektiğini hatırlatma açısından özel bir vurgu yapıldığını düşündürmektedir. Bir başka anlatımla burada, kadının kendi ayakları üzerinde durabilecek bir varlık olarak görülmesi, kurtuluşa ermesi veya hüsrana uğraması konusunun daima kocasıyla irtibatlı düşünülmemesi gerektiğine bir ima bulunduğunu söylemek mümkündür. 11. âyet, kadın örneği ile insanın, kendi kimlik, kişilik ve değerlerini koruyabilmek için uygun çevreye ihtiyacı bulunduğuna; toplum, aile, kadın ve özellikle koca farklı hayat tarzına sahipse, farklılığa tahammül edemiyor ve baskı yapıyorsa onlardan kurtulmak ve ilişkilerini asgariye indirmek gerektiğine de işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
Namusunu korumuş İmran’ın kızı Meryem’i de (örnek vermektedir). Biz ona [rûh]umuzdan üflemiştik ve Rabbinin sözlerini (emirlerini) ve kitaplarını onaylamıştı (benimsemişti). O, boyun eğenlerdendi.
Ayette geçen [ahsanet] fiili Haşr 59:2’de geçen ve “kaleler” anlamına gelen [husûn] kelimesiyle aynı kökten gelmekte, Hz. Meryem’in namusunu “kale gibi, titizlikle koruduğu” mesajını içermektedir.,Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:91; Mü’minûn 23:50.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:45; Enbiyâ 21:91.Bu ayetin sonundaki [el-kâniTîne] kelimesi, [müzekker] yani erkekler anlamında çoğuldur ve bir kadın olan Hz. Meryem’i de içermektedir. Buradan anlaşılıyor ki bu tür ifadeler kadın-erkek herkesi kapsamaktadır.
Bayraktar Bayraklı
İffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem'i de Allah örnek verdi. “Biz ona ruhumuzdan üfledik.” Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi.[660]
[660] Tahrîm sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 435-436.
Erhan Aktaş
İmran kızı Meryem; o çok ırzını korumuştu. Ona ruhumuzdan üfledik. O, Rabb'inin kelimelerini¹ ve kitaplarını² tasdik etti ve gönülden saygı gösterenlerden oldu.
1- Takdir edilmiş hüküm. “Allah'ın kelimeleri” deyimi burada, “Allah'ın sözleri” anlamını değil, Allah'ın “ol emri” ile yarattığı şeyleri ve yaratma gücünü ifade etmektedir. Allah'ın sonsuz ilimi ve gücü vurgulanmaktadır. 2- Yasalarını, hükümlerini.
Ahmet Akgül
İmran’ın kızı Meryem’i de (Allah örnek vermektedir) . Ki o kendi iffetini korumuş (ve Rabbine sığınmıştı) . Böylece Biz de ona Ruhumuzdan üflemiştik. O da (ondan doğan Hz. İsa da) Rabbinin Kelimelerini ve Kitaplarını tasdik etmişti. O (Rabbine) gönülden bağlı kimselerden ve itaat edenlerdendi.
Ve İmran kızı Meryem'le örnek getirmede ki o, ırzını korumuştu, derken biz, ona ruhumuzdan üfürmüştük ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını gerçekleştirmişti ve o, itaat edenlerdendi.
Allah İmran'ın kızı Meryem'i de misal verir ki, O iffet ve namusunu korumuştu. Derken biz O'na ruhumuzdan üfürmüştük. Meryem Rabbinin sözlerinin ve kitaplarının doğruluğunu bilip kabul etmiş ve samimiyetle bağlananlardan olmuştu.
İffetini, kale gibi koruyan, beline sahip olan İmrân'ın kızı Meryem'i de, Allah, iman edenlerin ibret alması için iffet numunesi gösterdi. Biz rahmetimizle varettiğimiz düzenin bir bölümü olan ruhumuzdan nûranî dalgalar halinde Îsâ'nın bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdik, onu bilinçlendirdik. Meryem, Rabbinin kanunlarını, mûcizelerini, kudretinin delillerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edip, boyun eğenlerden, uzun uzun kıyamda durarak sorumluluk şuuruyla namaz kılanlardan, dinî insanî ve vicdanî sorumluluklarını yerine getirenlerden, saygıda kusur etmeyenlerdendi.
Imran kızı Meryem'i de (örnek verir) ki, o ırzını korudu, biz de ona ruhumuzdan üfledik. O, Rabbinin sözlerini ve kitaplarını doğruladı ve gönülden boyun eğenlerden oldu.
İmran'ın kızı Meryem'i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece Biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı.
Bir de İmran'ın kızı Meryem'i (misal yaptı) ki, ırzını pek sağlam korumuştu. Biz de ona ruhumuzdan, (vasıtasız olarak yarattığımız ruhdan) üfledik, intikal ettirdik. O, Rabbinin bütün dinî hükümlerini ve kitablarını tasdik etti. Hem o, ibadete devam edenlerden idi.
Ve İmran’ın kızı Meryem’i de örnek olarak anlatıyor: O Meryem ki namusunu korudu. Biz ona ruhumuzdan üfledik. O, Rabbinin yasalarını ve kitaplarını doğruladı ve devamlı olarak dua edip ibadet edenlerden idi.
İmran'ın kızı Meryem'i dahi, örnek vermekte, o eteğin korudu, ona kendi ruhumuzdan üfledik, Tanrısının sözlerini, kitaplarını gerçeklemiştir, dik başlı da değildir
(Yine inananlara) ırzını ve iffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem'i de Allah örnek verdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Meryem Rabbinin sözlerini ve vahyettiklerinin doğruluğunu kabul etmiş ve (Rabbine) gönülden bağlananlardan olmuştu.
Cemal Külünkoğlu Tahrim Suresi 12. Ayet Açıklaması
Bkz. 15:29, 17:85Burada “biz ona üfledik” ifadesindeki zamir müzekker (eril), (Enbiya 21:91)’deki zamir ise müennes (dişil) dir. Eğer “Biz ona ruhumuzdan üfledik” ifadesindeki “ruh” ile Hicr 15:29, Secde 32:9, Sâd 38:72 âyetlerinde olduğu gibi hayat soluğu kastediliyorsa zamirin doğrudan insana (Âdem’e) gittiği ve müzekker olması gerektiği anlaşılır. Ancak buradaki zamir müzekker olduğuna göre Hz. Meryem’in karnındaki cenini (erkek olan İsa’yı) gösteriyor. Eğer Meryem’in kendisine gitmiş olsaydı o takdirde Enbiya 21:91’deki gibi müennes zamiri olması gerekirdi.Kuran ayetlerini incelediğimizde “ruh”un, “vahiy, bilgi, emir, can, güç” gibi anlamlara geldiğini görürüz. “Sana ruh hakkında soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir, onun hakkında size çok az bilgi verilmiştir.” (İsra 17:85) Bu ayette de anlatıldığı gibi ruh konusunda çok geniş bilgiye sahip olmasak da Kur’an’ın genelinden anladığımıza göre; “Allah’ın insana ruhundan üflemesi” insanın yaratılışında Allah’ın öğretilerini içeren bir programın insan fıtratına yüklenmesidir. Onun için “…Allah’ın insan bünyesinde nakşettiği fıtrata uygun davran ki Allah’ın yarattığında bir bozulma meydana gelmiş olmasın!..” (Rûm 30:30) buyrulmaktadır.Yukarıdaki ayetlerde sunulan örneklerden ciddi dersler almak gerekir. Hz. Nuh’un ve Lût’un karılarının kocalarına hainlik etmesi, Firavun’un karısı Asiye’nin onca zulüm ve haksızlığa rağmen Rabbine sadakati, Hz. İsa’nın annesi İmran kızı Meryem’in kocasız hamile kalması birer ibret vesikası olarak sunuluyor. İnananlar nerede ve hangi şartlarda olursa olsun vazifelerini yaptıktan sonra Allah’a güvendikleri takdirde Allah onları koruyacaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
Mahrem yerini korumuş olan İmran kızı Meryem de bir misaldir. Ona ruhumuzdan üflemiştik; Rabbinin sözlerini ve kitablarını tasdik etmişti; o, Bize gönülden itaat edenlerdendi.
İffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem'i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi.
10-12. âyetlerde bahsedilenlerden Hz. Nuh’un karısı, kavmine onun mecnun olduğunu söylerdi. Hz. Lût’un karısı da, kocasına gelen erkek misafirleri, gece ateş yakarak, gündüz de duman çıkararak haber verirdi. İkisi de lâyık oldukları cezaya çarptırıldılar.
Firavun’un karısı Asiye, Hz. Musa’ya iman etmişti. Bundan dolayı kocası Firavun, onu ellerinden ve ayaklarından dört kazığa bağlamış, göğsüne kocaman bir taş koymuş, öylece yakıcı güneşe bırakmıştı. İşkence anında, zikredilen duayı yaparken ruhunu teslim etmiştir.
Edip Yüksel
Ve İmran kızı Meryem de... O, iffetini korudu, biz de ruhumuzdan ona üfledik. O Rabbinin kelimelerine ve kitaplarına inandı; itaat edenlerden oldu.
Irzını korumuş olan, İmrân kızı Meryem'i de Allah örnek gösterdi. Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O, gönülden itaat edenlerdendi.
Bir de Imranın kızı Meryemi ki ırzını pek sağlam korudu, fakat biz ona ruhumuzdan nefh ettik, hem rabbının kelimâtını ve kitablarını tasdık etmişti, hem «kanitîn»den idi
Namusunu muhkem bir kal'a gibi muhaafaza eden İmran kızı Meryemi de (Allah bir misâl olarak irâd buyurdu). Biz bundan dolayı ona Ruuhumuzdan üfürdük. O, Rabbinin kelimelerini ve kitablarını tasdıyk etdi. (Rabbine) itaat (de sebat) edenlerdendi o.
Irzını korumuş olan İmrân kızı Meryem'i de (misâl gösterdi); artık ona(yarattığımız) rûhumuzdan (Cebrâil vâsıtasıyla) üfledik; (o,) Rabbisinin kelimelerini(hükümlerini) ve kitablarını tasdîk etti ve itâat edenlerden oldu.
Birde, daima iffetini korumuş İmran’ın kızı Meryem’i iman eden kadınlara örnek anlatıyor. Meryem’in rahminde kendi canlılığımız gibi bir canlı yaratmıştık. Meryem de Rabbinin bu emrini ve mesajlarını (o’na yüklediği emirleri) kabullenip, doğrulamış ve o Allah’ın emrine boyun eğenlerden olmuştu.
Allah kocasız kadınlara İmra/nın kızı Meryem/i de misal getirir. O, önünü haramdan saklamıştı. Biz ona halk ettiğimiz ruhtan üfürdük [⁵], Meryem, Rabbinin sözlerini ve Kitaplarını tasdik etti de buyurultu kabul edenlerden oldu [⁶].
İsmail Hakkı İzmirli Tahrim Suresi 12. Ayet Açıklaması
[5] Yahut İsa'da hayat zâhir olacak şey yarattık.[6] Mü'minlerin hâli de bu iki kadının hâline benzer.
Kadri Çelik
İffetini koruyan İmran'ın kızı Meryem'i de (örnek kıldı). Böylece biz de ona kendi ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı.
Ve İmran kızı Meryem’i de, mümin hanımlar için ikinci bir örnek kıldık: O Meryem ki, iffetini titizlikle korumuş, âdetâ bir iffet ve ahlâk örneği olmuştu; Biz de, kendisine hayat veren Ruhumuzdan üflemiş ve İsa gibi yüce bir Peygamberin annesi olma şerefini ona bahşetmiştik. Fakat o, asla bir Peygamber annesi olduğuna güvenip şımarmadı; Rabb’inin buyruklarına ve bütün kitaplarına yasa ve yazgılarına yürekten inandı ve hayatı boyunca, tüm varlığını Allah’a adayan tertemiz ve itaatkâr kadınlardan biri oldu.
Namusunu / ırzını koruyan, İmrân’ın kızı Meryem’i de (misâl verdi).
Ona rûhumuzdan üfledik.
Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti.
“Sürekli Boyun Eğip İtaat Edenler’den” oldu.
Ve; iffetini koruyan,1 ona kendi rûhumuzdan bir rûh (olarak İsa’yı) üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik eden ve (Rabbine) gönülden bağlananlardan olan, İmran kızı Meryem’i de (örnek olarak veriyor.)
1 Bu âyetteki (فَنَفَخْنَا فِيهِ) ifâdesindeki (ه) zamirinin müzekker, (Enbiyâ: 91)’deki (هَا) zamirinin ise müennes olması hakkında birçok yorum yapılmışsa da en uygun olanı şöyledir: Eğer (فَرْجٌ) kelimesi mastar olarak düşünülürse, “insanın bacakları arası” demektir. Fakat bu kelime, kinâye olarak, “erkek ve kadının avret mahalli olan uzvu” anlamında kullanılır ve müzekkerliği de müennesliği de câizdir. Bu sebeple bu kelimeye gönderilen zamir, (Enbiyâ: 91)’de müennes, burada ise müzekker olarak kullanılmıştır. Geniş açıklama için Bk. (Enbiya: 91) En doğrusunu Allah bilir.
Muhammed Esed
Ve İmrân'ın kızı 24 Meryem[in kıssasını Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanların diğer bir örneği yaptık]: O iffetini korumuştu, bunun üzerine Biz onun [rahmindeki]ne 25 ruhumuzdan üflemiştik, ve Meryem Rabbinin sözlerinin ve [böylece,] vahyettiklerinin 26 doğruluğunu kabul etmiş ve samimiyetle bağlananlardan biri olmuştu.
Yine Allah namus ve iffetini koruyan İmran’ın kızı Meryem’i de misal olarak vermektedir. Biz ona ruhumuzdan üflemiştik. O, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik eden son derece dindar ve itaatkâr bir kadın idi. 19/16...20, 21/19,
İmran’ın kızı Meryem’i de (misal vermiştir):[5193] O (Meryem) ki iffetini korumuş, buna karşılık Biz de ona[5194] ruhumuzdan üflemiştik; o da Rabbinin kelimelerini ve O’nun kitaplarını[5195] gönülden tasdik etmişti: zira o, Allah’ın iradesini gerçekleştirmek için gönülden itaat edenlerden biriydi.[5196]
Mustafa İslamoğlu Tahrim Suresi 12. Ayet Açıklaması
[5193] Bu “İmran”, Âl-i İmran 33’te geçen kişi ile aynı olmalıdır. İmran, Meryem’in babası olabileceği gibi, sülalenin kurucu ismi sayılan Musa ve Harun’un babaları İmran (Amram) da olabilir. Sami geleneğinde kişi kavminin büyüğüyle anılırdı. Tıpkı her insanın “Âdemoğlu” olarak anılması gibi. Benzer bir durum “Ey Harun (soyu)nun kız kardeşi!” (19:28) ifadesi için de geçerlidir.
[5194] Bu âyetin anlamı, iki şeye bağlı olarak değişir: 1) Rûh ile neyin kastedildiği. 2) Fîhideki “o” zamirinin neyi/kimi gösterdiği. Rûh iki anlama gelebilir: 1) Vahiy veya vahiy meleği. Kur’an açıkça Meryem’e vahiy meleği ile vahyedildiğini beyan eder (3:42-43; 19:17). 2) Hayat soluğu. Eğer rûh ile “hayat soluğu” kastedilmişse, bu durumda fîhideki zamirin neyi/kimi gösterdiğine bakılır. Eğer zamir anne karnındaki cenini (İsa) gösteriyorsa, burada özel bir durum yoktur. Bu, tüm insanları kapsayan genel ilâhî yasayı ifade eder (Krş: 15:29; 38:72; 32:9). Eğer Meryem’in rahmine (fercine) hamledilirse mâna “onun rahmine üfledik” olur. Eğer zamir Meryem’in kendisine giderse, bu takdirde Enbiya 91’deki fîhâ ile birlikte değerlendirilmelidir. Enbiya 91’de dişil gelen burada eril gelmiştir. İbn Mes’ud’un bunu da fîhâ okuduğunu görmezden gelirsek, Meryem’in istisnai bir biçimde her iki cinsiyeti de birlikte temsil ettiği sonucuna varılır. Bu sonucun, çift cinsiyetlilikle bir alakası yoktur. (Krş: Elmalılı, Âl-i İmran 59’un tefsiri). Bu takdirde, “Rabbi onu bir çiçek gibi yetiştirdi” (3:37) ibâresini mecaza değil hakikate hamledip, Meryem’in üreme sisteminin mucizevî bir biçimde bitkilerin eşeyli üreme sistemine veya diyamer (ebeveynli) üremeye değil de monomer (tek asıllı/analı) üremeye benzediği yorumuna ulaşılabilir. Allahu a’lem.
[5195] Çoğunluğun okuyuşuna göre kitabihi. Bununla oğlu İsa’ya indirilen vahiy kastedilmiş olabileceği gibi, babasız bir erkek çocuğu doğuracağına dair ilâhî takdir (kitâben mef‘ûlâ kabilinden) de kastedilmiş olabilir.
[5196] Çevirimiz, 5. âyette de sayılan iyi vasıflardan kânitîn sözcüğünün açılımıdır. Dişil form olan kânitât yerine eril formda gelmesi (aynı durum 3:43’teki râki‘în için de geçerlidir), Meryem’in yiğitliğine delâlet edebileceği gibi, onun istisnai bir üriner sisteme sahip oluşuna da atıf olabilir (Bir önceki nota bkz).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve İmran'ın kızı Meryem'i de bir (misal olarak irad ederiz ki) iffetini metin bir kal'a gibi korumuştu, artık O'na ruhumuzdan üfürdük ve Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve itaat edenlerden olmuş oldu.
Bir de İmran'ın kızı Meryem'i misal getirir. Meryem, iffet ve namusunu korudu. Biz ona Ruhumuzdan üfledik. O da Rabbisinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti ve gönülden itaat edenlerden oldu. [4, 156]
Hz. Îsâ (a.s.)’ın babasız dünyaya gelme mûcizesini kabul etmeyip onun gayr-ı meşrû bir ilişki neticesinde doğduğu iftirasını atan Yahudilere reddiyedir. Bu sûrede ilâhî adaletin her insan hakkında lehte de aleyhte de verdiği hükmün şahsî olduğu vurgulanır. En faziletli bir zata yakınlığın kâfire faydası olmadığı gibi, en zalim birine yakınlığı da mümine zarar vermez. Hz. Nuh ile Hz. Lût’un eşleri iman etselerdi, ezvac-ı tahirat gibi müminlerin anneleri derecesine yükseleceklerdi, fakat iman etmediklerinden peygamber hanımı olmalarına rağmen cehennemlik oldular. Buna mukabil Allah’ın en şedit düşmanlarından Firavun’un hanımı, cennet hanımlarının yüksek mertebesine çıkanlardan olmuştur. Üçüncü örnek Hz. Meryem olup, dünyada hiçbir iffetli kızın geçirmediği bir imtihana tâbi tutulmuş, ama cennet hanımlarının en üstünü olmakla ödüllendirilmiştir.
Süleyman Ateş
(Yine Allah) İmran'ın kızı Meryem'i de (misal verdi). O ırzını korumuştu, biz de on(un rahmin)e ruhumuzdan üflemiştik. O, Rabbinin kelimelerini ve Kitaplarını doğrulamış ve gönülden ita'at edenlerden olmuştu.
Bir kırâate göre: Rabbinin kelimesini ve Kitapını doğruladı.
Süleymaniye Vakfı
Allah, namusunu korumuş olan İmran kızı Meryem’i de örnek verir. Onun içine ruhumuzdan üflemiştik. Meryem, Sahibinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti. İçten boyun eğenlerdendi.
Namusunu koruyan İmran'ın kızı Meryem'i de... Ona ruhumuzdan üflemiştik. O da Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti. O, itaatkarlardan biri idi.
Bir de İmran kızı Meryem ki, iffetini korumuş, Biz de ona ruhumuzdan üflemiştik.(2) O Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti ve Allah'a gönülden itaat eden kimselerdendi.
Ve Allah, ırzını bir kale gibi koruyan İmran kızı Meryem'i de örnek verdi. Biz onun içine ruhumuzdan üfledik. Ve o, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdikledi de içten bağlananlardan oldu.
‘İmrān ḳızı Meryemi daḫı meẟel urdı Allāh mü’minlere. Ol kim ferciniṣaḳladı. Pes ürdük aña bizüm emrümüzden. Daḫı girçek‐ ledi Tañrısı ke‐limātını ve kitāblarını daḫı ve ol ‘ibādet idicilerden idi.