Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 376, sondan 5861. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 83. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 83. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 61 ve toplam ebced değeri ise 5126 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (7) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
افغير دين الله يبغون وله اسلم من في السموات والارض طوعا وكرها واليه يرجعون
“Onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar?” şeklinde tercüme ettiğimiz cümleyi “Onlar Allah’ın dininden başkasını aramaktalar!” diye çevirmek de mümkündür (Râzî, VIII, 121) ve her iki durumda göklerde ve yeryüzündeki bütün varlıklar O’nun kudreti önünde teslimiyet gösterdiği halde O’nun dininden yüz çevirip başka kurtuluş yolları aramanın ne kadar yanlış ve beyhude olduğu vurgulanmış olmaktadır.
Bu âyette geçen “Oysa göklerdekiler ve yeryüzündekiler isteyerek ya da istemeyerek hep O’na boyun eğmişlerdir” cümlesiyle ilgili belli başlı yorumlar şunlardır: a) Yüce Allah’ın dışındaki bütün varlıkların var olması yahut olmaması mümkündür. Bu mânada olan hiçbir varlık da O var etmeden var olamaz ve O’nun yok kılması olmadan yok olamaz. Şu halde Allah’ın dışındakilerin hepsi gerek varlık gerekse yokluk bakımından O’nun kudretine boyun eğmiş demektir ki bu, teslimiyet ve boyun eğmenin doruk noktasıdır. Yine bu cümle “vâcibü’l-vücûd” (varlığı kaçınılmaz ve başkalarının iradesinden bağımsız) yegâne varlığın Allah Teâlâ olduğunu göstermektedir. b) Hiç kimse O’nun iradesini aşamaz, herkes isteyerek veya istemeyerek O’nun belirlediği kader çizgisinin içinde seyretmek zorundadır: Samimi müslümanlar dinin icaplarını yerine getirirken isteyerek, doğalarının gereği hoş karşılamadıkları hastalık, fakirlik ve ölüm gibi hususlarda istemeyerek O’nun iradesine boyun eğmektedirler; inkârcılar ise her hâlükârda –O’nun kazâ ve kaderinden kaçamadıklarından– istemeyerek O’na boyun eğmiş olmaktadırlar. c) Müminler isteyerek, kâfirler ise Mü’min sûresinin 84. âyetinde belirtildiği üzere ölümle yüz yüze gelince kerhen teslimiyet gösterirler. d) Herkesin boyun eğmesinden maksat bezm-i elestte (bk. A‘râf 7:172) söz verilmesidir. e) Gönüllü boyun eğme özellikle göklerdekiler hakkındadır, yeryüzündekilerin ise bir kısmı isteyerek bir kısmı kerhen teslimiyet gösterirler (İbn Atıyye, I, 466-467; Râzî, VIII, 122-123; Nîsâbûrî, III, 241). Âlûsî bu konuda tasavvuf ehlinden şu yorumu aktarır: Gönüllü boyun eğme hiçbir kuşku yaşamadan teslimiyeti, kerhen boyun eğme ise bazı tereddütler yaşadıktan ve ruhî badirelerden geçtikten sonra teslim olmayı ifade eder; melekler ve yeryüzündeki seçkin kişiler birinci gruptan, diğerleri ikinci gruptandır (III, 342-343).
Mehmet Okuyan
Göklerde ve yerdekiler ister istemez yalnızca O’na teslim olduğu hâlde, onlar (kitap ehli), Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? (Oysa) yalnızca O’na döndürülecekler.
Yoksa onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar. Oysa yerde ve gökte bulunanların tamamı isteyerek veya istemeyerek, O'na teslim olmuşlardır. Ve hepsi O'na döndürüleceklerdir.
Peki onlar, Allah'ın dininden (ve Hakk düzeninden) başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne var ise, -istese de, istemese de- O'na teslim olmuş (vaziyettedir, mecburiyetindedir) ve (herkes ve her şey) O'na döndürülmektedir!
Artık Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Göklerde ve yeryüzündekiler, istekleriyle ve zorla ona teslim olmuşlardır ve her şey de, sonucu, gerisin geriye, dönüp onun tapısına varacaktır.
Şimdi onlar Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde olan herşey, ister istemez O'na boyun eğmiş ve teslim olmuş durumdadır. Çünkü, herşey sonunda O'na döndürülecektir.
Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar ister istemez ona boyun eğip, teslim olarak hükmüne rıza gösterdikleri, tesbih ile zikir halinde kanunlarına, kudretine boyun eğdikleri, İslâm'ı yaşadıkları halde, ehl-i kitap Allah'ın dininden, Allah'ın şerîatından başka din mi, düzen mi, medeniyet mi arıyor? Halbuki, sonuçta O'nun huzuruna götürülüp hesaba çekilecekler.
Peki onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese deO'na teslim olmuştur ve O'na döndürülmektedirler.
Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi ister istemez O'na boyun eğmiştir ve âhirette ona çevrilip götürüleceklerdir.
Göklerde ve yerde kim varsa, hepsi isteyerek veya istemeyerek O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken, onlar kalkıp Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar?
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 83. Ayet Açıklaması
Daha önce farklı zamanlarda, değişik toplumlara gelen ilahi kitaplar ya yok edilmiş ya da değiştirilmişti. Tahrif edilen bu kitapların olması, olmamasından çok daha kötüydü. Çünkü Allah’ın göndermediği mesajlar O’na isnat ediliyordu. İşte böylesi bir zamanda Kur’an insanların imdadına yetişmiş ve bu karışıklığı ortadan kaldırmıştı. Zira Kur’an, bir yönüyle kendinden önceki diğer ilahi kitaplardaki sosyal ve ahlaki ilkeleri yeniden ve daha kapsamlı bir şekilde ele alırken, diğer yönüyle de kendisinden sonra bir kitap gelmeyeceği için kıyamete kadar cereyan edecek hadiselere de cevaplar barındıran bir muhtevaya sahiptir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'ın dininden başka bir din mi arzu ediyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O'na teslim olmuştur, O'na döneceklerdir.
Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.
Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir.
Şimdi onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa (hepsi) ister istemez Ona boyun eğmişdir, Nihayet de Ona döndürülüp götürüleceklerdir.
O hâlde Allah'ın dîninden başkasını mı arıyorlar? Hâlbuki göklerde ve yerde kim varsa, isteyerek veya istemeyerek O'na teslîm olmuştur ve ancak O'na döndürüleceklerdir.
Onlar Allah/ın dininden başka bir din mi araştırıyorlar? Halbuki göklerde, yerde ne varsa hepsi ister, istemez O/na boyun eğdiler, hepsi de O/na döneceklerdir.
Onlar, Kur’an’ı inkâr edenler, Allah’ın gönderdiği inanç sisteminden başkasını mı arzu ediyorlar? Hâlbuki, göklerde ve yerde kim varsa, hepsi —ister istemez— O’na boyun eğmiştir ve eninde sonunda O’nun huzuruna varacaklardır.
Yoksa onlar, Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Hâlbuki göklerde ve yerde kim varsa,1 ister istemez Ona boyun eğmiştir. Zâten (hepsi) sonunda Ona döndürüleceklerdir.2
1 (مَنْ) akıllılara delalet ettiği için, bu âyetteki secde edenlerden kastedilenler, akıllı olan varlıklardır.2 Yahûdî ve Hıristiyanlardan bir grup, Peygamberimizin huzurunda İbrahim (a.s)’ın dini hakkında tartışarak, her biri kendi dinlerinin onun dinine daha yakın olduğunu iddiâ ettiler. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Asla öyle değil! Her iki din de onun dininden çok uzaktadır.” buyurunca bu âyet nâzil oldu. (Vâhidî)
Muhammed Esed
Onlar Allah'a imandan başka bir itikat mı 66 arıyorlar? Halbuki göklerde ve yeryüzünde olan her şey isteyerek veya istemeyerek O'na boyun eğer, çünkü her şey (sonunda) O'na dönecektir. 67
Göklerde ve yerde ister istemez bütün akıllı varlıklar, ona teslim olmuşken ve herkes hesap için ona döndürülecek iken onlar, Allah’ın dininden başka bir hayat sistemi mi arıyorlar? 3/85, 22/18
Yoksa onlar, Allah’ın dininden gayrı (bir inanç sistemi) mi arıyorlar? Oysa bütün göktekiler ve yerdekiler ister istemez O’na teslim oldular: Çünkü hepsi (sonunda) O’na varacaklar.[624]
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 83. Ayet Açıklaması
[624] Bu mealde bir âyet ve “göktekiler ve yerdekiler” listesinde bulunan insanın “ister istemez O’na teslim olması”nın ne demek olduğu için bkz: 22:18, not 29.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık Allah Teâlâ'nın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na göklerde olanlar da, yerde olanlar da isteyerek ve istemiyerek munkat olmuşlardır. Ve O'na döndürüleceklerdir.
Göklerde ve yerde bulunan kim varsa, gerek isteyerek, gerek istemeyerek Allah'a itaat ederken, Hepsi döndürülüp O'na götürülürken, Onlar kalkıp Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar?
Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, isteyerek veya istemeyerek O’na teslim olmuştur. Hepsi hayata döndürülüp O’nun huzuruna çıkarılacaktır.
Yoksa onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde kim varsa, hepsi ister istemez Ona teslim olmuştur ve hepsi de Ona döndürülecektir.
Hâlâ Allah'ın dininden gayrısını mı arıyorlar? Oysaki, göklerdeki şuurlular da, yerdekiler de ister istemez O'na teslim olmuşlardır ve yalnız O'na döndürüleceklerdir.
Allāh dīninden özgesini mi isterler? Tañrı Ta‘ālāya muṭī‘ oldı her nekim göklerde var‐ısa ve her ne kim yirde‐y‐ise iḫtiyār‐ıla güç‐ile daḫı. Daḫırücū‘uñuz anuñ ḥażretinedür.