Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 392, sondan 5845. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 99. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 99. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 77 ve toplam ebced değeri ise 6005 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (14) ل (11) م (7) bulunuyor.
Arapça Metin
قل يا اهل الكتاب لم تصدون عن سبيل الله من امن تبغونها عوجا وانتم شهداء وما الله بغافل عما تعملون
İslâm’dan önce Medine’de bulunan Evs ve Hazrec adındaki iki büyük Arap kabilesi 120 sene birbirleriyle savaşmış, Buâs ismi verilen son savaşta Evs kabilesi Hazrec kabilesine galip gelmişti. Ancak İslâm dinini kabul ettikten sonra bu kabileler arasında kardeşlik duyguları gelişmiş ve eski düşmanlıklarından vazgeçmişlerdi. Aralarında kardeşlik, birlik ve beraberlik oluşmuş, İslâm düşmanlarına karşı tek yumruk haline gelmişlerdi. İşte bu durumun kendi aleyhlerine bir sonuç doğuracağını anlayan yahudi ileri gelenlerinden Şemmâs (Şâs) b. Kays bir yahudi gencini göndererek iki müslüman kabilenin gençlerine Buâs Savaşı’nı hatırlatmasını ve aralarında fitne çıkarmasını istemiş, yahudi genci de bu görevi başarıyla yerine getirerek bunlar arasında fitne çıkarmış ve düşmanlık ateşini körüklemiş, sonunda her iki kabile de silâhlara sarılarak birbirleriyle savaş durumu almışlardı. Olayı haber alan Hz. Peygamber onları yatıştırmak üzere hemen yanlarına gelmiş, kendilerine nasihatte bulunmuş ve Şemmâs’ın tutuşturduğu fitne ateşini söndürmüştü. İşte 98-103. âyetler bu olay üzerine inmiştir (Taberî, IV, 23; Elmalılı, II, 1149). Yahudilerin ve hıristiyanların kitaplarında Hz. Muhammed’in geleceğine, peygamberliğine ve şahsiyetine dair âyetler bulunduğu, onlar da onun peygamber olduğunu bildikleri halde bu gerçeği ve Kur’an’ı inkâr ettikleri, bu konuda insanların kalplerine şüphe düşürmeye ve müminleri İslâmiyet’ten soğutmaya çalıştıkları için yüce Allah bu âyetlerle onları kınamıştır.
Mehmet Okuyan
De ki: “Ey kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde onu (Allah’ın yolunu) eğri göstermeye yeltenerek iman edenleri niçin Allah’ın yolundan engelliyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
De ki: “Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, Allah'ın yolunu niçin eğri göstermeye yeltenerek inananları Allah yolundan çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
De ki: “Ey Kitap Ehli! Sizler şahitlik ettiğiniz (ve İslam’ın Hakk olduğunu bildiğiniz) halde, ne diye iman edenleri Allah yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.”
De ki: Ey kitap ehli, kendiniz de tanıksınız, öyle olduğu halde gene zor zoruna ne diye bir eğrilik bulmaya yeltenir de inananları, Allah yolundan döndürmeye çalışırsınız? Allah'sa yaptıklarınızdan gafil değildir ki.
De ki: “Ey bize de kitap verildi diyenler! Doğru olduğuna bizzat kendiniz şahit olduğunuz halde, onu eğri göstermeye çalışarak mü'minleri Allah yolundan niçin çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
Sen onlara:
“Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, Kur'ân'ı bildiğiniz ve doğruları gördüğünüz halde, niçin Allah'ın yolunda, İslâm'da tezat, tenâkuz, pürüz, yalan, sapma arayarak mü'minleri Allah yolundan çevirmeye, İslâmî hayatı yaşamaktan alıkoymaya, İslâmî faaliyetlere mani olmaya kalkışıyorsunuz? Allah işlediğiniz hileli amellerden, tuzaklardan habersiz değildir. Bunlara göre sizi cezalandıracaktır.” de.
De ki: "Ey kitap ehli! Hak olduğunu gördüğünüz halde neden onda bir eğrilik göstermeye yeltenerek mü'minleri Allah yolundan çevirmeye çabalıyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: 'Ey Kitap Ehli, sizler şahidler olduğunuz halde, ne diye iman edenleri Allah yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerekçevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.'
De ki: “- Ey ehl-i kitap! İslâmın hak din olduğunu bildiğiniz halde neden iman edenleri, Allah yolundan (iğriliğini istiyerek) çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.”
De ki: “Ey ehl-i kitap! Neden Müminleri Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz? Doğruluğuna şahit olduğunuz halde Allah’ın yolunu eğri görmek istiyorsunuz. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
Ey kitaplı olanlar! İnanmış olanları, eğrilik dileğiyle niçin Allah yolundan çevirmek istersiniz, sizlerse tanıksınız, Allah habersiz değil sizin yaptığınızdan
De ki: “Ey Kitap ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın doğru yolunu eğri göstermeye yeltenerek inananları Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
De ki: "Ey Kitap ehli! Siz doğru olduğuna şahidken, niçin inananları Allah'ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek ondan çeviriyorsunuz? Allah işlediklerinizden gafil değildir".
De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
De ki, "Kitap halkı, doğruya tanık olduğunuz halde neden ALLAH'ın yolunu değiştirmeye yeltenerek inananları saptırıyorsunuz? ALLAH yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir".
de ki ey ehli kitab! niçin Allahın doğru yolundan iyman edenleri men'ediyorsunuz, görüb durduğunuz halde niçin onun çarpıklığını istiyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir
De ki: «Ey Kitablılar, kendiniz (İslâm dininin hak olduğunu Kitablarınızda okuyan) şâhidler olduğunuz halde, neye îman edenleri Allah yolundan, kendiniz onda bir eğrilik aramıya yeltenerek, döndürmiye çalışıyorsunuz? Allah ne yaparsanız gaafil değil».
De ki: “Ey ehl-i kitab! (Hakka) şâhid kimseler olduğunuz hâlde, niçin ona bir eğrilik arayarak, îmân eden kimseyi Allah yolundan men' ediyorsunuz?” Hâlbuki Allah, yapmaktaolduklarınızdan gafil değildir.
Deki “Ey Kitap ehli! Allah’ın dinine şahitler olmanıza rağmen, iman eden kimseyi yanlışlık (eğrilik) arayarak, niçin Allah’ın yolundan döndürüyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
De ki, Ey ehl-i Kitap! Siz gerçek dinin İslâm olduğuna şahit olup dururken iman edeni neye Allah yolundan geri dönüp, Allah yolu olan İslâm dininin eğriliğini araştırıyorsunuz [¹¹]? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
İsmail Hakkı İzmirli Âl-i İmran Suresi 99. Ayet Açıklaması
[11] Halka, İslâm dininde bir istikamet yoktur diyorsunuz, doğru yolu bırakıp eğri yolu tutuyorsunuz.
Kadri Çelik
De ki: “Ey kitab ehli! Siz (doğru olduğuna) şahitken, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek iman edenleri ondan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.”
Ve yine onlara de ki:“Ey Kitap Ehli! Kur’an’ın ilâhî bir kitap olduğuna bizzat şâhit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın dosdoğru yolunu çarpıtarak Kur’an’a inananları o yoldan çevirmeye çalışıyorsunuz?Allah, yaptıklarınızdan hiç de habersiz değildir.”
De ki:
-“Ey Kitap ehli!
Siz şahidler iken, eğrilik arayarak, niçin iman etmiş kimseyi Allah yolundan saptırmaya çalışıyorsunuz?
Allah işlediğiniz şeylerden gâfil / habersiz değildir".
“Ey kitap ehli! Siz, Allah’ın yaptıklarınızdan habersiz olmadığını bildiğiniz halde Allah’ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek mü’minleri Allah’ın yolundan niçin çevirmeye kalkışıyorsunuz?” de.
De ki: “Ey geçmiş vahyin izleyicileri! [Doğru olduğuna] bizzat kendiniz şahit olduğunuz halde 78 onu eğri göstermeye çalışarak, [bu ilahî kelâma] iman edenleri neden Allah yolundan alıko[ymaya çabalı]yorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.”
De ki: “Ey kitap ehli, niçin bu vahyin doğruluğuna bizzat şahit olduğunuz halde, bunu eğri büğrü göstererek bu vahye inananları Allah’ın yolundan saptırmaya çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir.” 11/18-19, 14/1...3
De ki: “Ey önceki vahyin takipçileri! Doğru olduğuna bizzat şahit olduğunuz hâlde, onu eğri göstermeye çalışarak, iman edenleri niçin Allah yolundan döndürmeye çabalıyorsunuz? Ne ki Allah yaptıklarınızdan asla gâfil değildir.”
De ki: «Ey ehl-i kitap! Ne için imân edenleri Allah Teâlâ'nın yolundan men ediyorsunuz? Onun çarpıklığını istiyorsunuz? Halbuki sizler şahitlersiniz, Allah Teâlâ da sizin yaptıklarınızdan gâfil değildir.»
De ki: Ey Ehl-i kitap! Siz gerçeği görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek iman edenleri Allah yolundan men ediyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
De ki: "Ey Kitap ehli, gerçeğe tanık olduğunuz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek, inanmak isteyenleri Allah yolundan çevirmeğe çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."
De ki "Ey Ehl-i Kitap![1] İnanmış kimseleri neden Allah’ın yolundan engelliyorsunuz? Neden o yolda anlaşılmayacak biçimde bir eğrilik[2] oluşturmaya çalışıyorsunuz? Üstelik bunu bile bile yapıyorsunuz. Yaptığınız hiçbir şey, Allah’a gizli kalmaz.”
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 99. Ayet Açıklaması
[1] Kitaplarında uzman olan kişiler [2] İveç: Dışarıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılamayacak bir eğrilik, çarpıtmadır. Allah'ın gönderdiği bütün Kitaplarda iveç yöntemi ile inananlar saptırılmaya çalışılmıştır. Bkz. (Al-i İmran 3:99), (Araf 7:45, Araf 7:86), (Hud 11:19), (İbrahim 14:3), (Kehf 18:1)
Şaban Piriş
De ki:-Ey kitap ehli, niçin iman edenleri Allah'ın yolunda eğrilik arayarak saptırmaya çalışıyorsunuz? (Oysa siz de onun doğru olduğunu) görüp duruyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
De ki: Ey Kitap Ehli! Gerçeğe tanık olduğunuz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye çalışıp da inanan kimseyi ondan alıkoyuyorsunuz? Halbuki Allah sizin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.
Şunu da söyle: "Ey Ehlikitap! Neden iman edenleri Allah yolundan alıkoyuyorsunuz? Gözünüzle gördüğünüz halde, Allah yolunu neden çarpıtmak istiyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."