Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3427, sondan 2810. ayet; 30. sure ve Rum Suresinin 18. ayetidir. Rum Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 38 ve toplam ebced değeri ise 3812 olarak hesaplanmıştır. Rum Suresinin toplam ebced değeri 268372 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (4) م (2) bulunuyor.
İnsanın dünya meşgalelerinin anaforuna kapılıp varlık amacını unutturacak bir hayat tarzı tutturmaması için, günün değişik vakitlerinde ulu rabbinin şanını yücelterek anması istenmektedir. Bazı müfessirler 17. âyette geçen “tesbih” kelimesiyle namaz kılmanın kastedildiği ve burada beş vakit namaza işaret bulunduğu kanaatindedirler; bazı müfessirlere göre ise burada maksat “tenzih”tir, yani Allah’ı yüceltmemiz, O’nu her türlü noksanlıktan uzak bilip kemal sıfatlarıyla ve övgülerle anmamız emredilmektedir. Birincisini de içine aldığından ikinci yorum daha kuvvetlidir. Zira burada söz konusu olan tenzih, merkezden dışa doğru üç daireden oluşur. Merkezde kalp ile tenzih bulunur ki bu, kuşkulardan arındırılmış bir iman demektir ve tenzihin özü de odur. İkinci dairede yüce Allah’ı güzel sözlerle anmak mânasına gelen dil ile tenzih vardır. Üçüncü daire ise önceki iki şartı koruyarak ortaya konan sâlih amellerden meydana gelir. Bunlardan ikincisi birincinin, üçüncüsü de ikincinin semeresidir. Şöyle ki, kişi bir şeye inandığında bunu dili ile ifade eder, söylediğinin doğruluğunu da eylemleriyle ortaya koyar; dil kalbin tercümanı, davranışlar da dille söylenenlerin kanıtıdır (Râzî, XXV, 104). Tefsirlerde genellikle, 17. âyetin “akşam vaktine eriştiğinizde” şeklinde çevrilen kısmıyla akşam ve yatsı namazlarının, “sabah kalktığınızda” kısmıyla sabah namazının, 18. âyetin “akşam üstü” şeklinde tercüme edilen kısmıyla ikindi namazının, “öğle vaktine ulaştığınızda” kısmıyla da öğle namazının kastedildiği yorumu yapılmıştır. Dolayısıyla âlimler arasında, –diğer delillerin yanı sıra– sûrenin Mekkî oluşu dikkate alınarak beş vakit namazın Mekke’de farz kılındığı görüşü ağır basmaktadır. Tâbiûn âlimlerinden Hasan-ı Basrî ise namazın muayyen vakitlere bağlı bir farîza haline gelmesinin Medine dönemine rastladığı ve 17. âyetin Medine’de nâzil olduğu kanaatindedir (Zemahşerî, III, 200). Allah’ı tesbih etme talebine ilişkin vakitlerin genellikle insanların uyku ihtiyacının yoğunlaştığı, gecenin orta zamanları dışında tutulması bir taraftan ibadetlerde ortalama insan gerçeğine uygun bir düzenlemenin hedeflendiğini, diğer taraftan da ibadetin, şuurun açık olduğu bir sırada yapılmasıyla değer taşıdığını, yani asıl amacın kulluk bilincinin canlı tutulması olduğunu göstermektedir. Müzzemmil sûresindeki (73:1) gece namazına kalkma hitabı ise ibadet şuuru hep açık olan Resûlullah’a yönelik olup bu ibadet müminlere farz kılınmamıştır. Onların nâfile olarak bu ibadeti yapmaları ibadet haz ve şuurunun beşerî ihtiyaçlara galip gelmesini sağlayacak; daha doğrusu kendilerini buna alıştırmış olacaklardır (beş vakit namazın farz rek‘atları sayısını esas alarak günlük ibadetin yirmi dört saate dağılımını gösteren bir izah için bk. Râzî, XXV, 104-105; namaz vakitleri hakkında bk. İsrâ 17:78-79). Tefsirlerde yer alan bir rivayete göre Resûlullah ashabına, “Size yüce Allah’ın, dostu İbrâhim peygamberi niçin ‘vefâkâr’ olarak nitelediğini haber vereyim mi?” demiş, ardından “Çünkü o sabah akşam şu sözü tekrar ederdi” buyurmuş ve bu iki âyeti okumuştur (Şevkânî, IV, 255).
Mehmet Okuyan
Göklerde ve yerde [hamd] (övgü) yalnızca O’nadır. (Ayrıca) günün sonunda (yatsı vaktinde) ve öğleye ulaştığınızda da (Allah’ı [tesbih] edin, namaz kılın)!
Bazı müfessirlerimize göre [tesbîh] kavramı, bir zaman kavramıyla birlikte kullanılırsa “namaz kılmak” anlamına gelir. Ayette yer alan [hîne tümsûne] ifadesi “akşama ulaştığınızda” anlamında “akşam” vaktini içerir. [Hîne tusbihûne] ifadesi “sabaha ulaştığınızda” demektir ki bu da “sabah” vaktini karşılar. Diğer iki vakit yani “yatsı” ve “öğle” vakti bir sonraki ayette dile getirilmektedir. “İkindi” vakti ise Bakara 2:238, Hûd 11:114, Tâhâ 20:130 ve Kâf 50:39’daki kullanımlardan anlaşılmış olur. Böylece Kur’an’da beş vakit namazın yer aldığı görülmektedir. Namaz vakitleriyle ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:238; Hûd 11:114; İsrâ 17:78; Tâhâ 20:130; Rûm 30:17-18; Kâf 50:39.
Bayraktar Bayraklı
17,18. O halde, akşama ulaştığınızda, sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbîh ediniz/namaz kılınız! Göklerde ve yerde övgü O'na aittir.[420]
Göklerdeki ve yerdeki hamd ve övgüye sebep her şeyin Allah’ın olduğunu (bilin.) Karanlık olduğu zaman da, her şeyin aydınlanıp göründüğü zaman da Allah’ı hamd ve tesbih edin. [O’nu tenzih edin, bütün mükemmelliklerin O’nun olduğunu bilin.]
Göklerde ve yerde her türlü övgü ve yücelik, sadece O'nun hakkıdır ve yalnızca O'na yaraşır. İkindi vaktinde de öğleye girdiğiniz vakitte de (öğle ile ikindi namazını icra ederek Allah'ı tesbih edin).
Bkz. 2:238, 11:114, 17:78Ayetin ilk cümlesindeki “övgü ve yüceliğin” sadece Allah’a has kılınmasının hatırlatılması, O’nun dışındaki varlıklara tanrısal niteliklerin yüklenmemesi konusunda uyarı niteliğindedir. Her iki ayette de zikredilen hamd ve tesbih ifadeleri, genel mahiyetteki öğüdün dışında, günün belli bölümlerinde lütfedilen beş vakit namaza işaret etmektedir. 17. ayette geçen “akşam vaktine girdiğinizde” akşamla yatsı namazını “sabah vaktine vardığınızda” ise sabah namazını işaret etmektedir. 18. ayette geçen “ikindi vaktinde” ikindi namazını, “öğleye girdiğiniz vakitte” ise öğle namazını anlatmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
17,18. Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah'ı -ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın.
17, 18. Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.
Abdullah b. Abbâs (r.a.)’dan gelen rivayete göre, bu âyet, beş vakit namazı içine almaktadır. Bu sebeple ekseri âlimler beş vakit namazın Mekke’de farz kılındığı kanaatindedir. Hz. Peygamber (s.a.), bir hadis-i şerifte, büyük sevap kazanmak isteyenlere bu âyeti okumalarını tavsiye etmiştir.
Edip Yüksel
Akşam ve öğle tatilinde göklerde ve yerde tüm övgüler O'nadır.
Unutmayın ki, göklerde ve yerde her türlü övgü ve yücelik, sadece O’nun hakkıdır ve yalnızca O’na yaraşır; o hâlde, ey kullarım, akşamüstü ikindi ve akşam namazlarında ve öğle vaktine girerken öğle namazında O’nu övgüyle anıp yüceltin! O Allah ki:
Göklerde ve yerde her türlü övgünün Ona ait olduğunu (bilerek) günün sonuna1 ve öğle vaktine ulaştığınızda da (namaz kılarak Allah’ın şânını yüceltin.)
[3575] Lafzen: “akşama girerken ve öğleyin”. Bu şekilde formüle edilme gerekçesi fasıladan kaynaklanmış olabilir. İbn Abbas’a göre ‘aşiyyen “ikindi namazına” işaret etmektedir (Taberî). Tâhâ 130 ve Hûd 114, Allah Rasûlü’nün beyanî sünnetinin de delâlet ettiği gibi yıllar öncesinden beş vakit namazı emretmişti (Adı geçen âyetlerin ilgili notlarına bkz). Dilsel olarak 5 vakte delâlet eden âyetlerden yıllar sonra gelen bu âyet gibi iki vakte ve Bakara 238 gibi tek vakte delâlet eden âyetler, gündelik hayatın dağdağası içinde beş vakit arasından gevşeklik eğilimi gösterdikleri vakitler konusunda İslâm cemaatini uyarma amacı taşımaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hamd, göklerde ve yerde O'na mahsustur ve gündüzün nihâyetinde de ve öğle vaktine vardığınızda da.
Göklerde ve yerde hamd, güzel övgü O'na mahsustur. İkindi vaktinde de, öğleye girerken de, O'nu takdis ve tenzih edin, namaz kılın! [91, 3-4; 92, 1-2; 93, 1-2]
Abdullah ibn Abbâs'a göre Bu âyet, beş vakit namazı içinde toplamıştır: "Akşama girerken" ta'bîri, akşam ve yatsı namazlarına; "sabaha ererken" ta'bîri, sabah namazına; "Œşiyyen, yani gündüzün sonu" ta'bîri ikindi namazına; "öğleye erdiğiniz zaman" ta'bîri de öğle namazına işârettir. Hz. peygamber: "Kim kendisine tam ölçekle sevâb verilmesini isterse fesubhânellahi hîne tumsûne ve hîne tusbihûn ve lehû'l-hamdu fî's-semâvâti ve'l-ardı ve 'aşiyyen ve hîne tuzhirûn desin!" buyurmuştur (Envâru't-Tenzîl).
Süleymaniye Vakfı
Göklerde ve yerde, yaptığını güzel yapmak Allah’a mahsustur. İkindi ve öğle vaktinde de kulluk edin.
(4) “Kur’ân’da beş vakit namaz var mı?” sorusuna, İbni Abbas bu iki âyeti ve Nûr Sûresinin 58’inci âyetini hatırlatarak cevap vermiştir: “Akşama erdiğinizde: akşam namazı. Sabaha çıktığınızda: sabah namazı. Gündüzün sonunda: ikindi namazı. Öğleye eriştiğinizde: öğle namazı. Ve ‘Yatsı namazından sonra sizin için mahremiyet vaktidir.’” (Müstedrek, 2:445, no. 3541.)
Yaşar Nuri Öztürk
Göklerde ve yerde hamd da O'na; gün sonunda da öğleye erdiğinizde de.