Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3487, sondan 2750. ayet; 31. sure ve Lokman Suresinin 18. ayetidir. Lokman Suresi 18. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 5915 olarak hesaplanmıştır. Lokman Suresinin toplam ebced değeri 155422 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (10) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
ولا تصعر خدك للناس ولا تمش في الارض مرحا ان الله لا يحب كل مختال فخور
Lokmân’ın oğluna yönelttiği bu öğütler de Allah’ın ona verdiği hikmetin meyveleridir. Kuşkusuz insanın yaptığı her şey –ne kadar saklanırsa saklansın– Allah’ın mutlaka onu bildiği, dolayısıyla onun hesabını soracağı inancı ve bilinci ile bundan doğan sorumluluk duygusu ve kaygısı ahlâkî hayatın temelidir. Nitekim meşhur bir özdeyişte “Hikmetin başı Allah korkusudur” denilmiştir. Büyük şairimiz Mehmed Âkif’in, “Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır / Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır” şeklindeki beyti de bu gerçeğin güzel bir ifadesidir. İnsanın iyi ve itaatkâr bir kul olduğunu gösteren üç örnek davranışın sıralandığı 17. âyetteki “namaz” Allah’a kulluk ödevini, “iyi olanı emredip kötü olana karşı koymak” toplumsal davranışlar karşısındaki kulluğun gerektirdiği yapıcı tutumu, “sabır” ise maddî ve sosyal çevreden gelen sıkıntıları, belâları birer imtihan bilip metanetle karşılama olgunluğunu yansıtır. Âyetteki “İşte bunlar, kararlılık gerektiren işlerdendir” ifadesi, bu müsbet davranışların, kulluktaki kemali gösteren birer örnek olduğunu, hayatın şartları içinde yerine getirilmesi gereken böyle daha başka yüksek davranışlar da bulunduğunu gösterir. 18-19. âyetlerde ise kaçınılması gereken olumsuz davranışlardan örnekler verilmektedir. Bu örneklerin, özellikle kendini beğenmişlerin, başka insanları aşağılayıcı tutumlarından seçilmiş olması ve bunların Allah sevgisinden mahrum kalacakları uyarısında bulunulması, Kur’an’ın insan onuruna verdiği değeri yansıtması bakımından özellikle dikkat çekicidir.
Mehmet Okuyan
İnsanlara yanağını bükme (kibirli olma) ve yeryüzünde kibirlenerek yürüme!Şüphesiz ki Allah kendini beğenip övünenleri sevmez.
“Kibirli bir tavırla insanları küçümseyerek onlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Kuşkusuz Allah, kendisini beğenen ve övünüp duranları sevmez.”
(Onları küçümseyerek ve önemsiz görerek) “İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez (ve onları alçaltır) .”
“- Küçümseyerek, surat asarak insanlardan yüz çevirme. Yeryüzünde bilgi ve becerilerini kötü kullanıp böbürlenerek, çalım satarak yürüme. Allah kendini beğenmiş, övünmek için iyiliklerini sayıp döken kimseleri sevmez.”
Cemal Külünkoğlu Lokman Suresi 18. Ayet Açıklaması
“Böbürlenerek yürüme!” Yani, kibirli olma, insanlar üzerinde sahte bir imaj oluşturmak için farklı markalar giyinerek gösteriş yapma, pahalı ve lüks arabalara binerek caka satma, kendini olduğundan farklı göstermeye çalışarak yetersizlik duygusuna, aşağılık kompleksine kapılma! Böyle yaparsan Allah’ın sevmediği insanlardan olursun!
Diyanet İşleri (Eski)
"İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez."
“Hem insanlara karşı (kibirlenerek) yüzünü yan çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünki Allah, kendini beğenip çokça övünen kimselerin hiçbirini sevmez.”
Sakın gurura kapılıp da, insanları küçümseyerek onlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde çalımlı çalımlı yürüme, dâimâ saygılı ve alçakgönüllü ol! Çünkü Allah, gurura kapılıp başkalarına karşı büyüklük taslayan hiç kimseyi sevmez.
1 Sa'r: Esasen kelime olarak, develerin boynunu büken bir hastalık çeşididir. Burada mecazen, “boynu dertli deve gibi başını yana bükerek kibirli olma” demektir. Dilimizde bununu karşılığı kasalmak, böbürlenmek, kibirlenmek ve büyüklük taslamak olduğu için tercüme bu şekilde yapılmıştır. Bu fiile, “insanlara yanağını eğme, boyun eğme, yani kendini küçük görme” anlamı verenler de olmuştur. Ancak ayetin öncesine ve sonrasına göre yukarıda anlam daha uygun düşmektedir. En doğrusunu Allah bilir.
Muhammed Esed
“[Yersiz] bir gurura kapılarak insanlara üstünlük taslama ve yeryüzünde küstahça gezip durma: unutma ki Allah, böbürlenerek küstahlık yapanları sevmez.
“Kasıntılık yapıp insanlara karşı böbürlenme ve yeryüzünde çalım satarak dolaşma! Zira unutma ki, kendini beğenmiş kibirli hiç kimseyi Allah sevmez.[3650]
Kibirli davranarak insanlara yüzünü dönme, yerde çalımlı çalımlı yürüme! Çünkü Allah kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez. [17, 37]
İnsanlara yanağını bükme (kibirlenerek boynunu bir yana büküp yüzünü insanlardan öte çevirme) ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenip övünen kimseyi sevmez.