Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3567, sondan 2670. ayet; 33. sure ve Ahzab Suresinin 34. ayetidir. Ahzab Suresi 34. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 56 ve toplam ebced değeri ise 3855 olarak hesaplanmıştır. Ahzab Suresinin toplam ebced değeri 377490 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذكرن ما يتلى في بيوتكن من ايات الله والحكمة ان الله كان لطيفا خبيرا
Peygamber hanımlarının taşıdıkları müstesna şeref ve nâil olacakları mükâfat, Allah’ın lutfu yanında kendilerinin de önemli bir katkısına bağlanmıştır. Bu katkı ittikadır, yani kendilerine yakışmayan her türlü kötülük, çirkinlik ve günahtan sakınmalarıdır. Takvanın bir uzantısı olarak başkalarıyla konuşurken takınacakları tavra ve seslerinin tonuna, seçecekleri kelimelerin etkisine, gerektiren bir durum olmadıkça evlerinden dışarı çıkmamaya varıncaya kadar buna riayet etmelidirler ki, kimse kendilerine dil uzatmaya, haklarında kötü fikirler kurmaya cesaret edemesin. Onların sorumlulukları yalnızca kötü olanı yapmamak, yani kötü ve zararlı olmamak değil, ayrıca iyi, erdemli ve itaatli olmaktır; namazı kılmak, zekâtı vermek, Allah ve resulünün rızâları doğrultusunda bir hayat sürmektir. Bir zorunluluk bulunmadıkça evde oturmak, evden dışarı çıkmamak bu âyetle Peygamber hanımlarına farz kılınmıştır. Şu var ki, âyetin nüzûlünü takiben meydana gelen bazı olaylardan ve Resûlullah’ın konuya ilişkin açıklamalarından (meselâ bk. Buhârî, “Nikâh”, 115) bu emrin (farz) sınırlarının ve istisnalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Hz. Âişe’nin, meşhur Cemel Vak‘ası’nda, anlaşmazlığa düşen iki müslüman grubun arasını bulmak maksadıyla evinden çıkıp Basra’ya gitmesine sahâbeden itiraz edenler olmuş; genellikle Hz. Ali taraftarı olanlar da bunu, Hz. Âişe’nin aleyhinde olmak üzere kullanmışlardır. Onunla beraber hareket eden Talha ve Zübeyr gibi ashap ile onların çizgisinde olan Sünnî âlimler şu görüşü savunurlar: Peygamber hanımları nasıl hac etmek üzere çıkabiliyorlarsa, ilâhî emir gereği (Hucurât 49:9) çatışmak üzere olan iki müslüman grubun arasını düzeltmek için de çıkabilirler. Hz. Âişe ve yanındakiler ictihad etmişler, bunun fayda vereceğini, bu bakımdan çıkmayı câiz kılan sebeplerden birinin gerçekleştiğini düşünmüşler, buna göre hareket etmişlerdir. 33. âyetin “daha önce Câhiliye dönemi” diye tercüme edilen kısmını, İslâm’dan önceki dönem olarak anlıyoruz. Hz. Âdem sonrasından başlayarak başka dönemler olarak yorumlayanlar da olmuştur. Allah’ın bereketli ve temiz kıldığı, Hz. Peygamber sebebiyle bir mânada kutsallaşmış bulunan, her salavat okuduğumuzda kendilerine de gönderme yaptığımız Peygamber ailesi (Ehl-i beyt) kimlerden oluşmaktadır? En azından buradaki Ehl-i beyt’e Hz. Peygamber’in eşlerinin de dahil bulunduğunda şüphe yoktur, hatta daha da ileri giderek burada yalnız eşlerinin kastedildiğini söylemek de mümkündür. Başka münasebetlerle Peygamber aleyhisselâm, Ehl-i beyt’ini zikrederken Hz. Fâtıma, Ali, Hasan ve Hüseyin’in isimlerini anmış, hatta bir defasında bunları abasının altına alarak (âl-i abâ) onlar için hayır duada bulunmuştur (fazla bilgi için bk. Mustafa Öz, “Ehl-i Beyt”, DİA, X, 498-501). “... Dilinizden düşürmeyiniz” şeklindeki tercüme, Peygamber eşlerinin Kur’an âyetlerini, Hz. Peygamber’in bu âyetleri açıklama mahiyetindeki konuşmalarını ve davranışlarını devamlı göz önünde tutmaları, hayatlarını buna göre düzenlemeleri mânasına geldiği gibi, “başkalarına söyleyiniz, ulaştırınız” anlamını da içermektedir. Bu ikinci mânadan hareket eden yorumcular dürüst tek râvinin, kadın olsun erkek olsun rivayetinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varmışlardır (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1538).
Mehmet Okuyan
Evlerinizde [tilavet] edilmekte (okunup aktarılmakta) olan Allah’ın ayetlerini ve [hikmet]i (doğru hükümleri) hatırlayın! Şüphesiz ki Allah en ince işleri görüp bilendir, haberdardır.
Hz. Muhammed’in hanımlarının “Yüce Allah’ın ayetlerine” ve onların uygulanma ve hükme dönüştürülme biçimi olan “hikmet”e kulak vermeleri kendilerinden ve elbette ümmetin bütün fertlerinden istenmektedir. Bu birliktelik Kur’an buyruklarının insanlar tarafından uygulanabilir oluşunun en önemli ispatıdır.
Bayraktar Bayraklı
Evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayınız. Şüphesiz ki Allah, her şeyin içyüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.
Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini¹ aklınızdan çıkarmayın. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
(Ey Peygamber hanımları ve ey mü’minlerin hayat arkadaşları; her durumda ve her konuda) Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti (Peygamber sünnetini ve öğütlerini) hatırlayın (tekrarlayıp aktarın ve ona göre davranın) . Şüphesiz Allah Lâtif’tir (gizliliklere vakıftır), Haberdar olandır.
Evlerinizde okunmakta olan Kur'ân ayetlerini ve elçisinin sünnetini devamlı hatırlayın, gündeminizden eksik etmeyin. Şüphesiz Allah herşeyin iç yüzünü bilendir ve herşeyden haberi olandır.
Evlerinizde okunan, uygulanan Allah'ın âyetlerini, hikmetlerini, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgilerini, peygamberin sünnetini, hadislerini belleyin, toplanıp müzakere edin, bilmeyenlere anlatın, öğretin. Allah hikmetine nüfuz edilmeyen yüce varlıktır ve gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah sizi bilgilendiriyor.
Oturun da evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti (Kur'an'ın emir ve yasaklarını) hatırlayın. Şüphe yok ki Allah, Lâtif'dir= her şeyin sırrını bilir, Habîr'dir= bütün yapılanlardan haberdardır.
“Allah’ın ayetlerini ve hikmetini düşünmek” Kur’an çalışması yapmak demektir. Bu ayet evlerde günün belli saatlerinde meal çalışması yapılması gerektiğini anlatmaktadır. Yani, “Kur’an çalışması yaparak dininizle tanışın, Allah’ın kanunlarını öğrenin, emir, ilke ve kurallarını görün, yasaklarını bilin. Hayatı nasıl yaşayacağınız ve nasıl erdemli kişi olup cennete varis olacağınızı anlayın!”
Diyanet İşleri (Eski)
Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır.
Allah'ın evlerinizde okunub duran âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şübhesiz ki Allah her şey'in iç yüzünü bilendir, (her şeyden) hakkıyle haberdârdır.
Evlerinizde gece gündüz okunmakta olan Allah’ın ayetlerini ve bu ayetlerin canlı ve mükemmel bir örneği olan Peygamberin hikmet dolu öğüt ve tavsiyelerini düşünün. Şüphesiz Allah, sonsuz lütuf ve merhametsahibidir, her şeyden hakkıyla haberdardır.Fakat bu talimatlar, yalnızca Peygamberin ev halkına özgü sanılmasın:
Evlerinizde okunmakta olan Allah’ın âyetlerini ve hikmetini, (düşünüp) öğrenin.1 Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.
1 Ey Peygamberin hanımları ve kızları, evlerinizde Allah’ın âyetlerini ve hikmetini toplanıp araştırın, yani Kur’an’ı ve Peygamberin sünnetini öğrenin, ilim tahsil edin. Evlerinizi ilim yuvaları haline getirin veya evlerinizde Allah’ın âyetlerini konuşun.
Muhammed Esed
Evlerinizde okunan Allah'ın mesajlarını ve [O'nun] hikmetini hatırlayın: şüphesiz Allah [hikmetinde] akıl-sır ermez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdardır. 37
Bir de evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve özellikle hikmeti/onu anlama tekniği üzerinde düşünün. Zaten Allah her şeyin özüne nüfuz eden ve her şeyden haberdar olandır. 2/231, 4/82
Bir de evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini, ama (özellikle onlardaki) hikmeti düşünün: şüphesiz Allah (ilmiyle) her şeyin özüne tarifsiz nüfuz eder,[3753] her şeyden nihayetsiz haberdardır.
Oturun da evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve Resulullahın hikmetlerini anın. Allah muhakkak ki latif ve habirdir (ilmi en gizli şeylere bile nüfuz eder).
Evlerinizde size okunan Allah'ın âyetlerini, ilim ve hikmeti düşünün. Şüphesiz ki Allah'ın bilgisi herşeyin bütün inceliklerini kapsar ve O herşeyden haberdardır.