Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3614, sondan 2623. ayet; 34. sure ve Sebe' Suresinin 8. ayetidir. Sebe' Suresi 8. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 66 ve toplam ebced değeri ise 5460 olarak hesaplanmıştır. Sebe' Suresinin toplam ebced değeri 254246 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
افترى على الله كذبا ام به جنة بل الذين لا يؤمنون بالاخرة في العذاب والضلال البعيد
Hz. Muhammed’in peygamberliği ile ilgili olarak etrafa yayılan haberler karşısında Mekke müşrikleri hac mevsiminde dışarıdan gelecekler için bir fikrî hazırlık yapma ihtiyacı hissetmişlerdi. İşte bu sözün böyle bir hazırlık sonunda üretilmiş olması muhtemeldir. Onu dışarıdan gelenlerin gözünde küçük düşürmek ve kendilerinin ona karşı düşmanca tavır takınmalarını mâzur göstermek üzere geliştirdikleri bu olumsuz propaganda ifadesinde “Bir adam gösterelim mi size?” şeklinde bir üslûp kullanmaları da özel bir amaç taşıyordu: Resûlullah Mekke müşrikleri arasında çok iyi tanınan bir kişi olmasına rağmen, dışarıdan gelip onun hakkında soru soracak kimselerin kendisini ciddiye almamaları için, fazla tanınıp bilinmeyen bir şahıstan söz ediliyor izlenimi vermek istiyorlardı (İbn Âşûr, XXII, 147-151). “Asıl âhirete inanmayanlar azaptadırlar” cümlesindeki azaptan maksat âhiretteki azap olabileceği gibi dünyada çekecekleri azap da olabilir (İbn Atıyye, IV, 406). Zira âhiret inancı olmayan kimsenin hayata bakışı kötümserdir, geleceğe yönelik ümitleri zayıftır, yapıp ettikleriyle ilgili açık bir hedefi yoktur. Bu hâlet-i rûhiye, onun dünyada da için için bir azap yaşaması sonucunu doğurur. Müşrik Araplar’da da görülen bu ruh hali âhirete inanmayan modern insanda daha çok ölümden kaçış ve ölümü unutma çabası şeklinde, bu kaçış da âhiret inancının yerine ihtiraslarını ikame etme tarzında tezahür etmektedir. Oysa bu gibi kimselerin ölümü hatırlamaları kendilerine bir acı veriyorsa, hatırlamamaları –daha doğrusu unutmak için ortaya koydukları zorlama çabaların verdiği tatminsizlik ve huzursuzluk– bin acı vermektedir. Bu durum, İslâmî öğretilerde ölümü hatırlamaya özel bir önem verilmesini daha anlamlı kılmaktadır.
Mehmet Okuyan
Acaba o, Allah’a yalan mı uydurmuştur? Yoksa onda cinlenmişlik mi var?” Hayır! Ahirete inanmayanlar (orada) azapta (olacaklar)dır ve derin bir sapkınlık içindedir.
“Allah hakkında yalan mı uyduruyor, yoksa aklını mı yitirmiş bu?” dediler. Bilakis, âhirete inanmayanlar azaptadırlar ve derin bir sapıklık içindedirler.
Bu adam, ya uydurduklarını Allah'a dayandırıyor ya da cinnet geçiriyor! Hayır, aslında ahirete inanmayanlar, çaresizlik ve derin bir sapkınlık içindedirler.
(Halbuki O Peygamber, hâşâ) "Allah'a karşı yalan mı düzüp uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi bulunuyor?" (Ki böyle asılsız iddialar ortaya atılmaktadır.) Hayır, ahirete inanmayanlar, (akli ve kalbi bir) azapta ve uzak bir sapkınlık ve şaşkınlık içinde (kıvranıp durmaktadır).
O peygamber olduğunu iddia eden, bile bile Allah'a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde bir aklî dengesizlik mi var? Asla! Peygamberde hiçbir delilik alâmeti yoktur; ama ahirete inanmayanlar, pek büyük bir sapıklık içinde azaba batıp gitmişlerdir.
“Acaba Allah adına yalan mı uydurdu, yoksa kendisinde cinlere mahkum olmuşluk, delilik belirtileri mi var?” dediler. Hayır, âhirete, ebedî yurda iman etmeyenler, azâba maruz kalacaklar, dünyada da tamamen başlarına buyruk bir hayat içinde büsbütün hak yoldan uzak, dalâlet, bozuk düzen ve sıkıntı içinde yaşayacaklar.
O, bir yalanı Allah'a iftira mı edib duruyor? Yoksa kendisinde bir cinnet mi var? (Hayır, onların dediği gibi değil) doğrusu, o ahirete iman etmiyenler (öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenler, ahirette hakdan) uzak bir sapıklıkla azab içindedirler.
Allah namına yalan yere iftira mı ediyor, yoksa onda delilik mi var?” dediler. Hayır! Belki ahirete inanmayanlar, azap ve büyük bir sapıklık içindedirler.
7,8. İnkar edenler, insanlara: "Size, siz parça parça dağılıp yok olduğunuz zaman yeniden dirileceğinizi haber veren bir adam gösterelim mi? Allah'a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde delilik mi vardır?" derler. Hayır; ahirete inanmayanlar, azapta ve derin bir sapıklık içindedirler.
«Acaba o, yalan yere Allah'a iftira mı etmiştir? Yoksa onda delilik mi var?» (dediler). Hayır! Ahirete inanmayanlar azaptadırlar ve derin bir sapıklık içindedirler.
O, bir yalanı Allah'a iftira mı etti, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayır, doğrusu âhirete inanmayanlar, derin bir sapıklıkla azab içindedirler.
O, Allaha karşı yalan yere iftira mı etdi? Yoksa onda bir delilik mi var? Hayır, âhirete inanmamakda olanlar (orada) azâbda, (dünyâda da hakdan) uzak (bir) sapıklık içindedirler.
(O inkâr edenler yine dediler ki:) “(O kendisi,) Allah'a karşı bir yalan mı uydurdu, yoksa kendisinde bir delilik mi var?” (dediler.) Hayır! Âhirete inanmayanlar, azâb içinde ve(haktan) uzak dalâlet içindedirler.
“O (Muhammed), ya Allah adına yalan uyduruyor veya onda bir delilik var?” dediler. Hayır, Ahiret gününe inanmayanlar azap içinde olacaklar ve çok uzak bir sapıklık içerisindedirler.
O Allah/a karşı kendiliğinden yalan mı uyduruyor? Yoksa kendisinde delilik mi vardır? Hayır, âhirete inanmayanlar azapta, haktan uzak bir sapıklık içindedirler.
“Allah'a karşı yalan mı düzüp uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var (dediler)?” Hayır, ahirete inanmayanlar, azap ve derin bir sapıklık içindedirler.
“Bilmiyoruz, bu adam acaba Allah’a karşı bile bile yalan mı söylüyor, yoksa zavallı bir deli mi?” Hayır! Peygamber ne yalancıdır, ne deli! Tam tersine, âhireti inkâr edenler,ruhsal bir çöküntü, manevi bir azap ve bunalım içinde kıvranıyorlar ve bu yüzden böylesine büyük bir yanılgı içindeler!
(Ve devamla): “Bu (adam) kesinlikle ya yalanlarını Allah’a yakıştırıyor ya da bunda, biraz delilik var!” (diyorlar.) Hayır, tersine âhirete inanmayanlar, derin bir (vicdan) azabının ve uzak bir sapkınlığın içerisindedirler.
O, [bile bile] kendi uydurmalarını mı Allah'a isnad ediyor; yoksa bir deli mi?” Asla! [Peygamber'de hiçbir delilik yoktur;] ama ahirete inanmayanlar azaba gark olacak ve büyük bir sapkınlık içinde 5 bulunacaklardır.
O, bu iddiayı uydurup Allah’a iftira mı atmaktadır, yoksa cinlerle ilişkisi olan bir deli midir? Hayır! Asıl iftiracı ve deli olanlar, ahirete inanmayarak ıstırap ve sapkınlık batağına gömülenlerdir. 38/4, 68/5-6
Kendi uydurduğu yalanı Allah’a mı isnat ediyor, yoksa deli midir nedir?” Hayır! Asıl âhirete inanmayan kimseler, yakıcı bir terk edilmişliğe[3811] ve en uç noktada bir sapıklığa mahkûm olacaklar.
[3811] ‘Azabın kök mânasına dayanarak (Bkz: 68:33, not 29). Açıktır ki dalâl ile bilikte, üstelik ondan önce kullanılan ‘azâb muhatapların âhiretteki değil dünyadaki halini ifade etmektedir. Dolayısıyla buradaki ‘azâb âhirette değil dünyada yaşanan ve kelimenin kök anlamıyla Allah’la ilişkinin kesilip, terk edilme cezasıdır. Bu da bir tür dünyada çekilen vicdan azabıdır (Krş: Elmalılı).
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah'a karşı iftira mı etmiş oluyor? Yoksa onda bir cinnet mi var? Hayır. O ahirete inanmayanlar azap içinde ve pek uzak bir sapıklık içindedirler.
Yalan uydurup onu Allah'a mı mal ediyor; yoksa kendisinde delilik mi var, bir türlü anlayamadık. ”Hayır, öyle değil, âhirete inanmayanlar azap ve derin bir sapıklık içindedirler.
Bu adam Allah'a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa cinlerin etkisine mi girmiş?" Aslında Ahirete inanmayanlar tam bir ızdırap ve derin bir sapkınlık içindedirler.
"Yalan düzüp Allah'a iftira mı ediyor, yoksa çıldırmış mı bu?" Hayır, söyledikleri gibi değil! Gerçek şu ki, âhirete inanmayanlar, dönüşü olmayan bir sapıklık ve bir azap içindedirler.
Özi yanından yalan mı söyledi Tañrı üstine, yā ol delü midür? dirler. Bel kiāḫirete inanmayan kişiler, ‘aẕāb içinde, ıraḳ azġunluḳ içinde ebedī ḳalurlar.