Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3703, sondan 2534. ayet; 35. sure ve Fâtır Suresinin 43. ayetidir. Fâtır Suresi 43. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 111 ve toplam ebced değeri ise 8001 olarak hesaplanmıştır. Fâtır Suresinin toplam ebced değeri 244606 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
استكبارا في الارض ومكر السيي ولا يحيق المكر السيي الا باهله فهل ينظرون الا سنت الاولين فلن تجد لسنت الله تبديلا ولن تجد لسنت الله تحويلا
Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın.
Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke müşrikleri, peygamberleri yalanlamadıklarını söyleyip şayet kendilerine gerçek bir peygamber gönderilmiş olsa, eski ümmetlerin yaptığını yapmayacaklarına, yani peygamberi asla inkâr etmeyeceklerine ve onun getireceği mesaja, geçmiş ümmetlere nazaran çok daha fazla sahip çıkacaklarına yemin ediyorlardı. Ama Hz. Muhammed peygamber olarak gönderildiğini açıklayınca ondan sür’atle uzaklaştılar (Taberî, XXII, 145; Râzî, onların yahudileri ve hıristiyanları kınayarak bu tarzda yemin ettikleri görüşünü tarihî verilere uygun bulmaz, bk. XXVI, 33-34). Resûlullah’a ve müslümanlara karşı cephe almalarının sebebi ise –bazı âyetlerde ifade edildiği ve siyer kaynaklarındaki olaylardan anlaşıldığı üzere– açıktı: Resûl-i Ekrem onların beklentilerine göre bir peygamber değildi ve getirdiği mesaj çıkarlarına alet edebilecekleri bir içerik taşımıyordu. Âyetin “herhangi bir ümmetten daha fazla doğru yolu tutacaklarına dair” şeklinde çevrilen kısmı “bulundukları durumdan çok daha iyi bir yol tutacaklarına dair” ve “geçmiş ümmetlerin hepsinden daha iyi olacaklarına dair” şeklinde de anlaşılmıştır (Zemahşerî, III, 278; Râzî, XXVI, 34. “Allah’ın yasaları” diye çevirdiğimiz sünnetullah kavramının Kur’an’daki kullanımları hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:137). 45. âyetin son cümlesi daha çok “Vadeleri dolduğunda ise Allah kime nasıl muamele edeceğini takdir eder veya gereken cezayı verir, çünkü O kullarını hakkıyla görmektedir” tarzında açıklanmıştır (Allah’ın insanları hemen cezalandırmayışının hikmeti ve “canlı” diye tercüme edilen dâbbe kelimesi hakkında bilgi için bk. Nahl 16:61).
Mehmet Okuyan
42,43. Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. Onlar öncekilere (uygulanan) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah’ın kanununda asla bir sapma bulamazsın.
Çünkü onlar yeryüzünde kibirlendiler ve kötü tuzaklar kurdular. Halbuki kişi, kazdığı kuyuya kendi düşer. Onlar öncekilere uygulanan yasayı mı bekliyorlar? Allah'ın yasasında asla bir değişme bulamazsın. Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.[460]
[460] Sünnet/yasa kelimesi hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 533.
Erhan Aktaş
Yeryüzünde büyüklendiler ve kötü planlar yaptılar. Oysa kötü planlar, sahibinden başkasını kuşatmaz. Öyleyse onlar, öncekilerin sünnetinden¹ başkasını mı gözlüyorlar? Hâlbuki Allah'ın sünnetinde² asla bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın sünnetinde asla bir sapma bulamazsın.
1- Öncekilerin başına gelenler. 2- Allah'ın yasasında.
Ahmet Akgül
(Üstelik) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp planlayarak (Elçiye ve Hakk davetçiye karşı çıkmışlardı) . Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmayacaktı. Onlar (kendileri gibi hile ve tuzak kuran) önceki kavimlerin kanunundan (ve onların çarptırıldığı cezadan) başkasını mı bekliyorlardı? (Veya hile ve hıyanetleri yanlarına mı kalacak zannediyorlardı? Oysa) Allah’ın sünnetinde (ezeli adalet prensiplerinde ve hikmet projelerinde) asla bir değişme-başkalaşma bulamazsın ve Allah’ın sünnetinde (tabii ve takdiri yasalar sisteminde) kesinlikle bir sapma ve caymaya rastlayamazsın.
Yeryüzünde ululuk satmalarını ve kötü düzenlere baş vurmalarını icabettirdi, halbuki kötü düzen, ancak sahibinindir; onlar, evvelkiler hakkında yürüyen yoldanyoradamdan başka bir şey mi bekliyorlar? Gerçekten de Allah'ın yolununyoradamının yerini hiç bir şey tutmaz ve Allah'ın yoluyoradamı, kesin olarak değişmez.
Yeryüzünde böbürlenmelerini ve Allah'ın mesajlarına karşı, kötü düzenler kurma çabalarını artırdı. Halbuki bütün kötü düzenler, sonunda sadece sahiplerine dolanır. Yoksa onlar, önceki günahkarların sürüklendikleri yoldan başka birşey mi bekliyorlar? Sen Allah'ın tuttuğu yol ve yöntemde hiçbir değişiklik göremezsin; evet sen, Allah'ın yol ve yönteminde sağa sola sapma da bulamazsın.
Yeryüzünde, ülkede büyüklük taslayarak serkeşlik ve zorbalık yaparak sinsice kötülük tuzakları kurup, suikastler tertipleyerek ona iman etmediler. Halbuki, sinsi kötülük tuzakları, ancak sahibinin, yapanın boynuna geçer, işlerini bitirir. Onlar, öncekilerin başlarına gelen belâlardan, felâketlerden başka bir şey mi bekliyorlar? Sen, Allah'ın sünnetinde, kanunlarında aslâ bir değişiklik göremezsin. Onların yerini dolduracak kanun da bulamazsın. Allah'ın kanunlarının uygulanmasında aslâ geri çevrilme, zaman-mekân sapması yapılarak değiştirilme, hak edenlerden başkalarına yönlendirilme de da göremezsin.
(Bu) yeryüzünde büyüklük taslamaları ve kötü tuzak kurmaları (dolayısıyladır). Kötü tuzak ise ancak sahibine dolanır. Onlar öncekiler hakkındaki uygulamadan başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın sünnetinde bir sapma da bulamazsın.
(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın.
Bu da, yeryüzünde kibirlenmeleri ve kötü hileleri yüzündendi. Halbuki fena bir kuruntu, ancak sahibinin başına geçer. O halde evvelkilerin sünnetinden (inkârcıların başına gelen azabdan) başka ne gözetirler? Sen Allah'ın sünnetinde, (kâfirlere azap kanununda) aslâ bir tedbil bulamazsın. Allah'ın sünnetinde bir tahvil de bulamazsın.
(Yani) onlara, yeryüzünde büyüklük taslamaları ve kötü tuzaklar kurmaları neticesini verdi. Hâlbuki kötü tuzak, ancak sahiplerini kuşatır. Artık onlar, geçmiş ümmetlerin başına gelen İlahî yasadan başka bir şey beklemiyorlar. Ve asla Allah’ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Ve asla Allah’ın yasasında bir sapma bulamazsın. (Azap yasası mutlaka onları yakalayacaktır.)
Kocunduran geldiğinde onlara -yeryüzünde kasalarak, kötü tuzak kurarak- ancak, artırmıştır bu iğrenmelerin; bir kötü tuzak kuran, yalnız kendisi düşer, onlar, önce gelenlerin uğramış oldukları şeyi mi beklemekteler? Allahın türesinde değişme hiç bulamazsın, Allahın türesinde, dönmek de hiç bulamazsın !
Bunun sebebi ise; yeryüzünde büyüklük taslamaları ve hileli düzen kurmalarıdır. Oysa kötülük planları, ancak onu kuranların ayağına dolanır (kişi kazdığı kuyuya kendi düşer). Onlar, evvelkilerin (başlarına gelen azap) kanunundan başka bir akıbet mi bekliyorlar? Allah'ın sünnetinde (toplumların hayatı için koyduğu kaideler, kanunlar bütününde) asla bir değişiklik göremezsin! Allah'ın yol ve yönteminde herhangi bir sapma da bulamazsın!
42,43. Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.
Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı. Halbuki kişi kazdığı kuyuya kendi düşer. Onlar öncekilerin kanunundan (onlara uygulanandan) başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın kanununda asla bir değişme bulamazsın, Allah'ın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın.
Yeryüzünde büyüklendiler, kötülük planladılar. Halbuki kötü plan sahibine geri teper. Geçmişlere uygulanan sünnet (yasa) dan başkasını mı bekliyorlar? ALLAH'ın sünnetinde bir değişiklik göremezsin; ALLAH'ın sünnetinde bir sapma göremezsin.
Tanrı'nın sünnetine karşı Muhammed'in sünnetini uyduranlar bu ayete muhataptırlar. Bak 33:38.
Elmalılı Hamdi Yazır
(Bu da) yeryüzünde bir kibirlenme ve bir suikast düzenidir. Halbuki fena düzen ancak sahibinin başına geçer. O halde öncekilerin kanunundan başka ne gözetiyorlar? Sen Allah'ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın. Sen Allah'ın sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın.
Yer de bir kibirlenme ve bir sui kasd düzeni, halbuki fena düzen ancak sahibinin başına geçer, o halde evvelkilerin sünnetinden başka ne gözetirler. O halde Allahın sünnetine bir tebdil bulamazsın, Allahın sünnetine bir tahvil de bulamazsın
Çünkü (onlar) yer (yüzün) de büyüklenmek, fena (ve) hîyle (li tuzaklar) kurmak (istiyorlar). Halbuki kötü düzen, ona ehil olandan başkasını sarmaz. Ya onlar daha evvel ki (ümmet) ler (hakkında carî olan) kaanundan başkasını mı bekliyorlar? (Hayır) sen Allahın kaanununda asla bir değişiklik bulamazsın. Sen Allahın kaanununda asla bir döneklik de bulamazsın.
(Bu da) yeryüzünde büyüklük taslamaktan ve kötü tuzak kurmaktan (dolayıdır). Hâlbuki kötü tuzak, ancak sâhibine dolanır. O hâlde (bunlar), öncekilere tatbîk edilen (İlâhi)kanundan başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın kanununda ise aslâ bir değişme bulamazsın! Ve Allah'ın kanununda aslâ bir sapma bulamazsın (hak edene o azab, mutlaka gelir)!
Onlar yeryüzünde büyüklendiler ve sadece kötülükleri planladılar. Ancak yaptıkları kötülük planları, onu yapanların başlarına geldi. Onlar, daha önce kendileri gibi yanlış davrananların başına gelenlere bakmıyorlar mı? Allah’ın koyduğu kurallarda (sünnetinde) asla bir değişiklik bulamazsın ve yine Allah’ın koyduğu kurallarda asla bir çelişki bulamazsın.
Bu da yeryüzünde imanı kibirlerine yediremediklerinden, kötü bir fikirde bulunduklarından dolayıydı. Kötü fikir yalnız ehlini sarar, onlar yalnız daha evvel aynı halde bulunanların uğradıkları ceza ve âdeti bekliyorlar? Allah/ın âdetinde hiçbir vakit ceza itibariyle değişiklik, istihkak-ı ceza itibariyle de döneklik göremezsin [²].
İsmail Hakkı İzmirli Fâtır Suresi 43. Ayet Açıklaması
[2] Yani bu ceza hem değişmez, hem müstahakkînden başkasına verilmez.
Kadri Çelik
(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötü düzen kurarak (uzaklaştılar). Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle nicelik olarak bir değişim bulamazsın ve sen Allah'ın sünnetinde kesinlikle nitelik olarak da bir dönüşüm bulamazsın.
Çünkü onlar, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslıyor, sahip oldukları imtiyazları kaybetmemek için Kur’an’a karşı çirkin plânlar kuruyorlar. Oysa kötü plân, sadece sahibini helâk eder! Hal böyleyken, bu zâlimler Allah’a ve Elçisine inanmak için daha ne bekliyorlar? Yoksa onlar, kendilerinden önceki isyankâr toplumları, devletleri ve medeniyetleri felâkete sürükleyen ilâhî kanunların kendi üzerlerinde uygulanmasını mı bekliyorlar? Öncekiler, ya bir azapla helâk edilerek, ya düşman istilasına uğrayarak, ya da Peygamberin takipçileri tarafından yenilgiye uğratılarak cezalandırılmışlardı. Bugün de böyledir bu, yarın da böyle olacaktır. Unutma; toplumlar ve çağlar ne kadar değişirse değişsin, Allah’ın yasalarında hiçbir bozulma, pörsüme ve değişiklik göremezsin ve Allah’ın yasalarının uygulanmasında,kıyâmete kadar bir aksaklık ve bir sapma da göremezsin. İnsanlık tarihini şöyle bir gözden geçiren ve devletlerin yıkılış sebepleri üzerinde biraz düşünen bir kimse, zâlimlerinin sonunun hep aynı olduğunu görecektir:
Yeryüzü’nde büyüklenmeyi ve Kötü tuzak kurmayı (artırdı).
Kötü Tuzak ancak sahibini kuşatarak içine alır.
Öncekiler’e uygulanan sünnetten / yasadan başkasını mı bekliyorlar?
Allah’ın yasasında bir tebdîl / değişiklik bulamayacaksın.
Allah’ın yasasında bir tahvîl / değişim de bulamayacaksın.
(Hem de bunu) yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötü tuzaklar hazırlayarak (yaptılar). Hâlbuki bütün kötü tuzaklar, sadece sahibine döner.1 (Bir de) onlar kendilerine, öncekilere uygulanandan başka bir şey uygulanmasını mı bekliyorlar? Sen, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamadığın gibi, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir sapma da bulamazsın.
1 Bu ifâde mecâzî bir ifâde olup, Türkçe karşılığı; “hâlbuki kişi kazdığı kuyuya kendi düşer.” şeklinde olabilir.
Muhammed Esed
yeryüzünde böbürlenmelerini artırdı, [Allah'ın mesajlarına karşı] şeytanî itirazlar 33 geliştirme [çaba]larını… Halbuki, bütün şeytanî tuzaklar [sonunda] sadece sahiplerini yutar; yoksa onlar, önceki [günahkar]ların [sürüklendikleri] yoldan 34 başka bir şey mi bekliyorlar? Sen Allah'ın tuttuğu yol ve yöntemde hiçbir değişiklik göremezsin; evet sen, Allah'ın yolunda ve yönteminde bir sapma göremezsin!
Uyarıcının gelmesi onların memlekette büyüklük taslamalarına ve ona karşı sinsice tuzaklar kurmalarına sebep oldu. Oysa bu sinsi tuzaklara ancak o tuzağı planlayanlar düşer. Şimdi onlar kendilerinden öncekilere uygulanan toplumsal yasadan başka bir şey mi bekliyorlar. Unutmayın ki Allah’ın sünnetinde/yasasında herhangi bir değişiklik bulamazsın ve Allah’ın sünnetinde/yasasında herhangi bir sapma da bulamazsın. 8/30, 17/76-77, 48/23
yeryüzünde kibir ve çirkin bir entrika (düzeni kurdular). Oysa ki her çirkin entrika sadece onu çevireni çepeçevre kuşatır: bu durumda onlar, öncekilere uygulanan ilâhî uygulama dışında başka bir şey mi bekliyorlar? Ve sen Allah’ın sünnetinde hiç bir başkalaşma göremezsin;[3922] evet sen Allah’ın sünnetinde hiç bir sapma da göremezsin.
(Bu da) Yerde böbürlenmekten ve kötü bir kasıtta bulunmalarından (neş'et etmiştir). Ve kötü bir kasıt, kendi ehlinden başkasına arız olmaz. O halde evvelkilerin adetinden başka ne gözetirler? Artık sen Allah'ın sünneti için bir değişiklik bulamazsın. Ve Allah'ın sünneti için bir döndürülmek de bulamazsın.
Sebebi ise: dünyada sırf böbürlenip büyüklük taslamak ve bir de kötü bir tuzak kurmak istekleriydi. Halbuki kötü tuzak, sadece hazırlayanın ayağına dolanır, sadece onu perişan eder. Onlar daha öncekilerin uğradıkları fecî âkıbetten başka bir şey mi bekliyorlar? Sen Allah'ın nizamında hiçbir tebdil, hiçbir değişiklik bulamazsın! [13, 11; 17, 77; 48, 23]
Yeryüzünde büyüklük taslama(larını) ve kötü tuzak(lar) kurma(larını artırdı.) Kötü tuzak, ancak sahibine dolanır. Onlar öncekilerin yasasından başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın; Allah'ın yasasında bir sapma bulamazsın.
Kötülerin Allâh'ın gazabına uğrayıp mahvolacağı, eskiden beri Allâh'ın uygulanan yasasıdır.
Süleymaniye Vakfı
Bunu, orada büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak için yaptılar. Oysa kötü düzen, onu kuranların başını yakar. Öncekilere uygulanagelen yasaya bakmazlar mı? Allah'ın yasasının yerine geçecek birşey bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik de göremezsin.
Yeryüzünde büyüklenerek ve kötü planlar kurarak... Oysa kötü tuzağa ancak tuzağı kuranlar düşer. Onlar, öncekilere uygulanan kanundan başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın kanununda bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın kanununda bir sapma da bulamazsın.
Çünkü yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötülük tasarlıyorlardı. Fakat kötü tuzak sahibinin başına geçer. Onlar daha öncekiler için geçerli olan yasadan başka birşey mi bekliyorlar? Oysa Allah'ın kanununda hiçbir değişim bulamazsın. Allah'ın kanununda hiçbir dönüşüm de bulamazsın.(6)
(6) Ne azabın kendisi değişir, ne de hak edenden başkasına çevrilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yeryüzünde kibirlendi ve kötülük tezgâhladılar. Oysaki tezgâhlanan kötülük, sahibinden başkasını kuşatmaz. Öncekilerin başına gelenlerden başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın yol ve yönteminde değişme asla bulamazsın! Allah'ın yol ve yönteminde döneklik de bulamazsın!