Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3741, sondan 2496. ayet; 36. sure ve Yâsîn Suresinin 36. ayetidir. Yâsîn Suresi 36. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 56 ve toplam ebced değeri ise 4318 olarak hesaplanmıştır. Yâsîn Suresinin toplam ebced değeri 217134 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure يس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ي (2) س (2) bulunuyor.
Arapça Metin
سبحان الذي خلق الازواج كلها مما تنبت الارض ومن انفسهم ومما لا يعلمون
Yeryüzü sönmüş bir ateş halinde yani hayat ile tamamen zıt bir mahiyette iken ona can veren, bitkisel ve hayvanî organizmalarla onu diri kılan ve orayı yaşanır hale getirenin kim olduğunu düşünmek bile yüce Allah’ın varlığını, birliğini ve eşsiz kudretini kavramak için yetecek kanıtları gözlerimizin önüne serecektir (ayrıca bk. Hac 22:5). Peygamberlerin ve onların haklılığını savunan mümin kişinin yalnız Allah’a kulluk etme çağrısı üzerinde hiç düşünmeksizin bağnaz bir tutum sergileyen toplum örneğine değinildikten sonra bu ve müteakip âyetlerde, her dönemde benzerleri bulunabilen bu tür insanların gerçekleri görmeleri için evrende ve yakın çevrelerinde olup bitenlere ibret gözüyle bakmalarının yeterli olacağı mesajı verilmektedir. “Taneler” şeklinde çevrilen 33. âyetteki hab kelimesi bir cins ismi olup miktar olarak azı da çoğu da kapsar; yaygın anlamı “tahıl türünden taneler” olmakla beraber, genel olarak bütün bitkilerin tohumlarını ifade etmek için de kullanılır. Bir yoruma göre burada hayatın ilk başlangıcına dikkat çekilmekte yani ölü arza bitkisel hayattan başlayan bir canlılık verilip ondan habbeler çıkarıldığı, böyle tek hücrecikten başlayan bu hayatın insan hayatına doğru terbiye ve tekemmül ettirildiği belirtilmektedir (bk. Elmalılı, VI, 4024-4025; ayrıca bk. En‘âm 6:95, 99). Yaratma ile ilgili başka bazı âyetler ışığında burada, tabiattaki sürekli yenilenmenin ve insanın temel gıdalarını oluşturan bitkisel ürünlerin meydana gelmesinin daima Allah Teâlâ’nın irade ve kudretine, O’nun koyduğu yasalara bağlı olduğunu hatırlatmanın amaçlandığı da söylenebilir. Müfessirler bu kelimeyi daha çok tahıl anlamıyla açıklamışlar ve hububatın insanın günlük yaşantısındaki önemine dikkat çekmişlerdir (meselâ Zemahşerî, III, 285-286; Râzî, XXVI, 66, 67). 34. âyette geçen ve “içinden su kaynakları fışkırttık” anlamı verilen cümledeki “hâ” zamiri arzın veya bahçelerin yerini tutmaktadır; dolayısıyla cümlenin “Yerin içinden veya bahçelerin içinden su kaynakları fışkırttık” şeklinde anlaşılması mümkündür (Elmalılı, VI, 4027). 35. âyette “onun ürünlerinden” denirken “o” anlamındaki zamirin daha önce anılan nimetlerin, fışkırtıldığı belirtilen suyun veya bahçelerin yerini tuttuğu düşünülebilir. Bazı müfessirlere göre bu zamirle Allah Teâlâ kastedilmiş olup burada “Allah’ın yarattığı ürünlerden” mânası vardır. Râzî ise bu tamlamaya “kaynaklardan su akıtmanın yararlarından” mânasının da verilebileceği kanaatindedir (Zemahşerî, III, 286; İbn Atıyye, IV, 453; Râzî, XXVI, 67-68; Şevkânî, IV, 422). Yine aynı âyetin “... onun ürünlerinden ve kendi elleriyle ürettiklerinden yesinler” diye çevrilen kısmında geçen “mâ” kelimesi meâlde ilgi zamiri olarak değerlendirilmiştir. Buna göre ziraat, ticaret gibi yollarla elde edilen ürünler, ziraî mahsullerin el emeği ile üretilenleri, yenmesi için pişirme, değişik işlemlerden geçirme gibi emek isteyenleri kastedilmiş olur (Râzî, XXVI, 68). “Mâ” ilgi zamiri değil olumsuzluk edatı kabul edildiği takdirde bu kısmın meâli “–meydana getiren kendileri olmadığı halde– onun ürünlerinden yesinler” şeklinde olur. Bu mânayı esas alan müfessirler bu ifadeyi şöyle açıklamışlardır: Üretmek için çaba sarfedip katkı sağlamış olsalar bile bu ürünler onlar tarafından yaratılmış değildir, Allah’ın bir ihsanıdır, buna rağmen hâlâ şükretmezler mi? (Şevkânî, IV, 422; şükür hakkında bk. İbrâhim 14:7). 36. âyette, kâinatta insanın bildiği ve bilmediği bütün çiftleri yüce Allah’ın yarattığı belirtilerek her birinin paydaşı, eşi, benzeri, karşıtı olan bu çiftlerin hepsinin yaratılmışlık özelliğine, dolayısıyla bunları yaratanın tek olduğuna dikkat çekilmektedir. İnsanların Kur’an’ın indiği sırada bilmediği birçok şeyde de çift yaratılma özelliğinin bulunduğu modern araştırmalar tarafından ortaya çıkarılmış olup bu, ileride daha nice varlık, olay ve kavram çiftlerinin keşfedilebileceğinin işaretidir. Paul Dirac adlı bilim adamının atom parçacıklarının da çift yaratıldığını yani elektron karşısında pozitronun bulunduğunu tesbit edip, “parite kanunu”nu keşfetmesi ve bu sayede Nobel ödülü kazanması, bu âyetteki anlam derinliğine ışık tutucu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Bu âyetin “sübhân” yani Allah’ı yüceltme ve O’nun her türlü eksiklikten uzak olduğunu belirten hayranlık ifadesiyle başlamasından hareketle, burada zikredilen nimetin öncekilerden de mühim olduğu, dolayısıyla insan hayatında izdivacın önemi ve değeri hakkında bir mâna inceliği taşıdığı yorumu da yapılmıştır (Elmalılı, VI, 4028). Burada toprağın bitirdiklerine özel yer verilmesi, bunların gerek insanlar gerekse yine insanın besin kaynaklarından olan hayvanlar için hayatî bir önem taşıması ile izah edilebilir (İbn Âşûr, XXIII, 17).
Mehmet Okuyan
Yerin yetiştirmekte olduklarından, (insanların) kendilerinden ve bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah) yücedir!
1- Bütün varlıklar çift yaratılmıştır. 2- Her türlü noksanlıktan arınıktır, her şeyden yücedir.
Ahmet Akgül
Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir. (Her türlü noksanlık, yanlışlık ve haksızlıktan münezzehtir.)
Toprağın verdiği her türlü ürünü, insanların bizzat kendilerini ve hakkında henüz bilgi sahibi olmadıkları şeyleri, çift çift yaratan Allah, hertürlü eksikliğin üstünde ve ötesindedir.
Yerin bitirdiği bitkilerden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri nice tohum ve yumurtadan, erkekli dişili bütün türleri yaratan Allah'ın şânı ne yücedir. Onu tesbih ve takdis ederim.
Arzın bitirdiklerinden, kendi evlâdlarından ve daha bilmiyecekleri şeylerden, bütün (erkek ve dişi türlerden ibaret) çiftleri yaratan Allah çok yücedir.
Her şeyden yücedir O Allah ki, yerin bitirdiklerini, kendilerini ve bilmedikleri nice şeyleri çift yaratmış. (O bütün çiftlerin yaratanı olduğundan eş ve yardımcıya ihtiyacı yoktur. Maddeyi yarattığı için madde değildir.)
Yerin bitirdiği bitkilerden, (hayvanlardan) insanların (bizzat) kendilerinden ve (evrende birbirini tamamlayan daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratan (Allah')ın şanı ne yücedir!
Yerin bitirmekde olduğu şeylerden, (insanların) kendilerinden ve daha bilemeyecekleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allahın şânı ne kadar yücedir,) münezzehdir!
Pek münezzehtir O (Allah) ki, yerin bitirmekte olduklarından ve (insanların)kendilerinden ve bilemeyecekleri şeylerden (nice) çiftleri, onların hepsini yaratmıştır.
Yeryüzünün yetiştirdiği nebatların hepsini, kendi nefislerini ve bilmedikleri daha nice canlıları, çiftler halinde yaratan Allah, her türlü noksan sıfatlardan yücedir.
Evet, toprağın yetiştirdiği bitkileri, hayvanları, insanların bizzat kendilerini, evrende birbirini tamamlayan nice zıtlıkları ve daha bilmedikleri birçok şeyi iki farklı cinsiyetli veya karşıt kutuplu çiftler hâlinde yaratan Allah ne yücedir!
(İşte böylece) yerde bitenlerden, (erkek ve kadın olarak) kendilerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri1 yaratan (Allah, çok) yücedir.
1 Zevc: Cinsinden bir diğeri ile beraber bulunan demektir. Böyle olunca eş, ikisinin değil, ikiden birinin diğerine göre ismidir. Zevc, çift değil, eş yani bir çiftin her bir tekidir. Meselâ sekiz çift denilince on altı eş anlaşılır. Ama şekiz eş, denilince ikisi koyun, ikisi keçi, ikisi deve, ikisi sığır cinsinden olmak üzere erkek ve dişi dört çift anlaşılır. Bk. (En’am: 143) Ezvac ise, zevcin çoğuludur. Bu itibarla âlemdeki şeylerin hepsi bir zıddı, benzeri veya her hangi bir terkip ve mukabili bulunmak yönüyle çifttir. Yani Allah’ın yarattığı her şey çifttir. Cisim ve rûh, madde ve kuvvet, yer ve gök, karanlık ve aydınlık, dünya ve âhiret, erkek ve kadın... gibi çifti veya bir eşi bulunan her şey, bizzat Allah tarafından yaratılmış olup bu yaratıkların hiç birisi, Allah’a eş olamaz. O halde “çiftleri yaratan” demek bütün çeşitleriyle âlemi yaratan demektir. Ancak burada asıl vurgulanmak istenen, bütün âlemin yaratılışını anlatmak değil, bir şerîk ve benzeri bulunan bütün eşlerin, bütün çiftlerin mahlûk olduğunu ve mahlûkun Halik’a eş olamayacağını anlatarak Halikın vahdaniyyetini ispat etmektir. Buradaki başka bir nükte de; insanlığın hayatı için sayılan nimetlerden daha ziyade önemi haiz olan evlilik nimetinin yaratılışına işaret ile şükre davettir. (Bk. Ra’d: 3, Zariyat: 49)
Muhammed Esed
Toprağın verdiği her türlü ürünü, insanların bizzat kendilerini ve hakkında [henüz] bilgi sahibi olmadıkları şeyleri çift çift yaratan Allah ne yücedir! 18
Yeryüzünde ki bütün bitkileri, insanın kendisini ve bilmedikleri daha nice varlıkları çiftler halinde yaratan Allah’ın şanı ne yücedir. Ve bütün noksanlıklardan münezzehtir. 30/22, 35/28, 49/13
Şânı ne yücedir O’nun ki, yeryüzünün tüm bitkilerini, insanların bizzat kendilerini ve hakkında henüz hiçbir bilgiye sahip olmadıkları şeyleri çifter çifter O yarattı.[3948]
Mustafa İslamoğlu Yâsîn Suresi 36. Ayet Açıklaması
[3948] Burada asıl dikkat çekilen Allah’ın tekliğidir. Tüm bir yaratılmışlar dünyası çift ve çok kutupluluk yasasına tâbidir. Bu yasayı koyan da tek olan ve yaratılmışların yasasına tâbi olmayan Allah’tır. Âyet aynı zamanda insanların bilmediği varlık çiftlerinden söz etmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
O zât-ı ilâhî (noksanlardan) münezzehtir ki, yerin bitirdiklerinden ve (insanların) kendi nefislerinden ve bilmedikleri şeylerden (nice) çiftleri, onların hepsini yaratmıştır.
Münezzehtir o Allah, her noksandan münezzeh! Yerin bitirdiği her şeyi, ve kendilerini, ve daha nice bilmedikleri şeyleri çift yaratan, münezzehtir, Yücedir!
Zevc: çift mânasına geldiği gibi çeşit ve kısım mânasına da gelir. Allah’ın bütün çeşit ve sınıflarıyla âlemi yarattığını ifade eder. Bu âyet, çift kavramının insanlar gibi bitkilerde de erkek ve dişi unsurlar ile câri olduğunu, hatta insanların çeşitli dönemlerde bilmedikleri birçok şeylerde de çift unsurun bulunduğunu ifade eder: elektrikte artı ve eksi yük, cisimler arasında itme ve çekme kuvveti, maddenin temeli olan atomlarda pozitif ve negatif elektronlar, bu âyetin mûcizevî olarak haber verdiği şeyler arasındadır. Bütün bunlardan maksat da, her şeyi çift yaratan, bunca çeşitliliği ile kâinatı yaratan Allah’ın tek olup eş ve ortaktan münezzeh olduğunu vurgulamaktır.
Süleyman Ateş
Ne yücedir O (Allah) ki toprağın bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden olan bütün çiftleri yaratmıştır.
(12) İnsanların çift olarak yaratılmış olması, âyetlerde zaman zaman hatırlatılan bir mucize ve bir İlâhî nimettir. Bitkilerin erkekli ve dişili olarak yaratılmasına da birçok âyette temas edilmiştir ki, bu, Kur’ân’ın indirildiği dönemde insanların sahip olmadığı bir bilgidir. (Bk. 13:3 ve açıklaması; 20:53; 22:5; 31:10; 35:11; 50:7.) Bu âyette ise daha da ötede bir haber verilmekte ve herşeyin çiftler halinde yaratıldığı bildirilmektedir. Gerçekten de, bugün, maddenin çiftler halinde yaratıldığını biliyoruz. Bir toz zerresinden yıldızlara kadar bildiğimiz ne varsa, hepsinin yapıtaşlarını teşkil eden atom parçacıkları ve onlardan daha aşağı seviyedeki parçacıklar, yaratılırken daima antimaddeleriyle birlikte çift olarak yaratılırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Şanı yücedir o Allah'ın ki toprağın bitirdiklerinden, onların öz benliklerinden ve nice bilmediklerinden bütün çiftleri yaratmıştır.