Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3798, sondan 2439. ayet; 37. sure ve Sâffât Suresinin 10. ayetidir. Sâffât Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 28 ve toplam ebced değeri ise 3005 olarak hesaplanmıştır. Sâffât Suresinin toplam ebced değeri 259791 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Yüce topluluk” diye çevirdiğimiz 8. âyetteki mele-i a‘lâ, dünyaya göre yücelerde bulunduğu kabul edilen, ayrıca mânevî mertebeleri de yüksek olan melekler için kullanılan bir deyimdir. Burada, şeytanların bu yüce topluluğa kadar ulaşarak onların sahip olduğu bilgileri öğrenmelerinin önlendiği, nâdiren yanlarına kadar yaklaşıp bir bilgi kırıntısı kapanların olabileceği, ancak onların da isabet ettiği şeyi delip geçecek kadar etkili olan ateş toplarıyla kovalanıp uzaklaştırılacağı bildirilmektedir. Bugün sahip olduğumuz bilgilerle anlamlarını tam olarak kavramamız imkânsız veya son derece güç olduğu için “müteşâbihât” grubu içinde değerlendirilmesi gereken bu âyetler hakkında klasik tefsirlerde o dönemlerin bilgi birikimine ve doğruluğu kuşkulu rivayetlere dayanarak bazı yorumlar yapılmaya çalışılmıştır (meselâ bk. Taberî, XXIII, 36-39). Fakat burada Allah’ın meleklere verdiği bilgilerin ve özellikle vahyin korunmuşluğunu, bu bilgilere herhangi bir şeytanî gücün vakıf olup gerçekliğini bozmasına veya ehliyetsiz olanların açıklamasına izin verilmeyeceğini belirten kısmen sembolik bir anlatımın yer aldığı düşünülebilir (benzer bir anlatım ve açıklaması için bk. Hicr 15:16-18). Bu âyetlerde, olağan üstü niteliklere sahip olduklarına inanılan kâhinlerin semavî güçlerden bilgi aldıkları yolundaki inançların asılsız olduğuna dikkat çekildiği de belirtilmektedir (Kurtubî, XV, 66-67; İbn Âşûr, XXII, 92).
Mehmet Okuyan
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz çalmaya kalkışan olursa, onu hemen delip geçen parlak bir ışık takip eder.
Bu ayetler Hicr 15:18 ve Cinn 72:9 ile birlikte okunmalıdır. Buradaki amaç, Allah katından bilgi hırsızlığının ne kadar imkânsız olduğunu ve böyle bir girişimin akıbetini ortaya koymaktır.
Bayraktar Bayraklı
Yüce konseyden/topluluktan bir söz kapan olursa, onu da delice bir alev izler.
Ancak (yüce makamlarda konuşulan sözün ve kader bölüşümünün bir kısmını hırsızlama) çalıp-kapan olursa, artık onu da delip geçen 'yakıcı bir alev' izleyip (uzaklaştırmaktadır).
Ancak bilgi sızdıranlar, uzaya kulak verip bilgi hırsızlığı yapanlar var. Bu sebeple hiç fırsat vermeden, göğü yere doğru yırtarak akan kor halindeki alev yalımları onların peşlerini takip eder, işlerini bitirir.
İsmail Hakkı İzmirli Sâffât Suresi 10. Ayet Açıklaması
[6] Veya nüfus u habiseden (kötü kimseler) biri peygamberden Allah sözünü sür'atle alıp kaçan gibi almış olup onu garazına uydurarak başkalarını iğvaya kalkışsın.[7] Veya nuranî bir şu'le kalbi yakar, o sözü unutturur, iğvaya kaadir olamaz.
Kadri Çelik
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
Demek ki cinler, göklerde diledikleri gibi gezemez, fizik âlemin sınırlarını aşarak gelecek hakkındaki bilgilere ulaşamazlar. Ancak melekler arasında geçen konuşmalardan bir kırıntı kapan olursa, onun da peşine derhal yakıcı bir alev olarak bir yıldız takılır ve onu yakıp küle çevirir. Şu hâlde: Geleceği bildiğini iddia eden kahinler, medyumlar, falcılar kesinlikle yalan söylüyorlar.Bu Kur’an, hiçbir cin veya şeytanın müdâhalesine maruz kalmadan, orijinal şekliyle insanlığa ulaştırılmıştır.
1 Şihâb: Ateş alevi demektir. Parıltılarından dolayı yıldızlara ve süngüye de şihâb denilir. Özellikle gökyüzünde yıldız kayıyor gibi görünen parıltıya da “şihâb” denilmiştir. Yukarıdaki âyetler; semavî olarak vahyolunan Kur’an’a ve Hz. Muhammed (a.s)’a yapılabilecek şeytanlıkların ve Peygambere karşı rekabete kalkışıp din uydurmağa çalışan dinsizlerin uğrayacakları maddî ve manevî hezimet ve perişanlıklarını temsili olarak anlatmaktır. 8. âyette “İlahi haberlerin”, 7. âyette de “semanın” korunacağı ifâdelerinden aralarında bir teşbih düşünülebilir. Buna göre; İlahi mesaj olan Kur'an “sema” gibidir, “yıldızlar ve burçlar” gibi âyet ve surelerle süslenmiştir. Ve bu Kur’an her tür şeytan ve şeytanî fikirlerden korunmuştur. Bu şeytanlar ona normal bir şekilde bakamazlar ve ondan istifâde edemezler. Olsa olsa göz ucuyla bakar, yalan yanlış bilgilerle şeytanlık yapmak isterler. Bunları da şihâb gibi “nebiler, âlimler” yok eder veya âhirette cehennem onları yakar. Bk. (Hicr: 17-18)
Muhammed Esed
ama eğer birisi 5 [bu bilgiden] bir kırıntı koparmayı başarırsa, [bundan dolayı] yakıcı bir alevin pençesine düşsün. 6
Mustafa İslamoğlu Sâffât Suresi 10. Ayet Açıklaması
[3991] Sâkıb, “oyan, delik deşik eden, yakan, kalbura çeviren bir kor alev” (Lisân). Kelimenin belirsiz olması, bu kor alevin gördüğümüzün dışında veya ender görülen şaşırtıcı mahiyetine delâlet eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ancak bir çalıp çarpan müstesna. Ona da hemen bir parça ateş parçası ulaşıverir.
Cahiliye Arapları arasında kehanet pek yaygın idi. Kâhinlerin cinlerle irtibatlı olarak gaybî haberler getirdiklerine inanırlardı. Hz. Peygamber (a.s.)’ı da öyle nitelendirdiler. Allah, şeytanların Mele-i Âlaya yaklaşır yaklaşmaz, delici bir ışın tarafından kovalandıklarını bildirir.
Süleyman Ateş
Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler.