Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3845, sondan 2392. ayet; 37. sure ve Sâffât Suresinin 57. ayetidir. Sâffât Suresi 57. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 26 ve toplam ebced değeri ise 2179 olarak hesaplanmıştır. Sâffât Suresinin toplam ebced değeri 259791 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Tahtlar üzerinde karşılıklı oturan (44. âyet) cennet ehlinden bir grup arasındaki konuşmalardan bir kesit veren temsilî bir anlatım olup iki insan tipi, dolayısıyla iki inanç grubunun âkıbetleri arasında bir karşılaştırma yapılmakta; dünyadayken âhirete inanan ve hayatlarını bu inancın yüklediği sorumluluk bilinciyle geçirenlerin en sonunda inandıkları şeyin doğruluğunu görecekleri ve –41. âyetten itibaren özetlendiği şekilde– iyiliklerinin karşılığını cennetteki mutlu bir hayat olarak alacakları; âhirete inanmayan, dolayısıyla vicdanlarında nihaî sorumluluğa yer vermeyen ve sorumsuzca bir hayat geçirenlerin de cehennemde onulmaz bir bedbahtlığa gömülecekleri anlatılmaktadır.
Mehmet Okuyan
Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olacaktım.
“Rabbimin nimeti olmasaydı, kalbime iman lütfetmese, bana doğruyu göstermese, rahmetini, İslâm'ı benden esirgeseydi, ben de Cehennem'e ihzarlı getirilenlerden olurdum.”
Cemal Külünkoğlu Sâffât Suresi 57. Ayet Açıklaması
Bütün bu tasvirli anlatımlar mecazî olup hem insanların nihai hayatla ilgili bilincini geliştirmek ve hem de bireysel şuurun ahirette de devam edeceğini vurgulamak içindir.
Diyanet İşleri (Eski)
"Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."
54, 55, 56, 57. “Şimdi ister misiniz onu size göstereyim? ” Onlar da arzu edince, derhal bir tarama yapıp onu cehennemin tam ortasında bulur. “Vallahi, nerdeyse beni de düştüğün o helâke sürükleyecektin! Rabbimin hidâyet nimeti yetişmeseydi, eli kolu kelepçeli getirilip o azaba atılanlardan olacaktım! ” [7, 43]
Cehennemlik arkadaşına sözlerini bitirdikden sonra yine cennet arkadaşlarına dönerek ni'metlerinin ve yaşamlarının sürekliliğini belirtmek üzere şöyle demektedir:
Süleymaniye Vakfı
Rabbimin iyiliği olmasaydı kesinlikle ben de yaka paça oraya götürülürdüm”