Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 997, sondan 5240. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 43. ayetidir. A'raf Suresi 43. ayetinin kelime sayisi 36, harf sayısı 150 ve toplam ebced değeri ise 10568 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (26) ل (19) م (12) ص (1) bulunuyor.
Arapça Metin
ونزعنا ما في صدورهم من غل تجري من تحتهم الانهار وقالوا الحمد لله الذي هدينا لهذا وما كنا لنهتدي لولا ان هدينا الله لقد جاءت رسل ربنا بالحق ونودوا ان تلكم الجنة اورثتموها بما كنتم تعملون
Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. “Hamd, bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler. Onlara, “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir.
Allah cennet ehlinin ruhlarını her türlü kötü duygulardan, bilhassa toplumsal sevgi ve kardeşliğin en büyük engellerinden olan kin ve öfkeden arındıracaktır. Bu sebeple cennet bir “barış ve esenlik yurdu” (bk. En‘âm 6:127; Yûnus 10:25) olacak; orada bulunanların ayaklarının altından cennet ırmakları akacak; onlar, ruhlarını arındıran, kendilerini cennetin güzelliklerine kabul buyuran Allah’a şükürlerini “Bizi bu nimete kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bize bahşetmeseydi biz kendiliğimizden elde edemezdik” diyerek dile getireceklerdir. Bu ruhanî arınmışlık ve cennet nimetleri kuşkusuz Allah’ın lutfudur. Fakat o lutfa ancak iman ve hayırlı işlerle liyakat kazanıldığı için Allah’a hamdeden cennet ehline “İşte size cennet. Yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık o size verildi” diye seslenilecektir.
Mehmet Okuyan
(Cennette) altlarından ırmaklar akarken, göğüslerinde (kalplerinde) kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmış olacağız. (İşte bu cennetlikler) şöyle diyeceklerdir: “Bizi bu (cennete) ulaştıran Allah’a [hamd]olsun; (çünkü) Allah bize yol göstermeseydi, biz yolumuzu bulamayacaktık. Şüphesiz ki Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.” Onlara “İşte yaptıklarınıza karşılık miras olarak size verilen cennet burasıdır” diye seslenilecektir.
Bu cümle Hicr 15:47. ayetle birlikte okunmalıdır.,Benzer şekilde mahşerde dile getirilecek bir [hamd] cümlesi de Yûnus 10:10, Fâtır 35:34 ve Zümer 39:74’te de yer almaktadır. Ayrıca Kasas 28:70 ve Sebe’ 34:1’de ahirette de hamdin sadece Yüce Allah’a ait olacağı ifade edilmektedir.,Cennet, dünyada yapılan fedakarlıkların sonucudur. Fedakarlıklar “sebep”, cennet ise “sonuç”tur.,Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:103; Sâd 38:54; Fussilet 41:30; Kâf 50:32.
Bayraktar Bayraklı
Onların göğüslerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır. O cennette altlarından ırmaklar akmaktadır. “Lütfedip bizi buraya getiren Allah'a hamdolsun. Allah bizi getirmeseydi biz bunu bulamazdık. Rabbimizin peygamberleri gerçeği getirmişler” dediler. Onlara, “İşte size cennet, yaptıklarınıza karşılık size miras verildi” diye seslenilecektir.
Göğüslerinde tasadan ne varsa çıkarıp almışız. Yanı başlarında ırmaklar akmaktadır. Derler ki: “Bizi buna ulaştıran Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bize hidayet etmeseydi biz kendiliğimizden bu hidayete erişemezdik. Ant olsun ki Rabb'imizin resulleri gerçeği getirmişlerdir.” Onlara: “İşte yaptığınız işlere karşılık, hak ettiğiniz Cennet budur.” diye seslenilir.
(Cennetteki Müslümanların) Biz onların göğüslerinde kinden, hasetten ne varsa çekip almışızdır. Altlarından (sürekli ve ferahlık verici) ırmaklar akacaktır. Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ulaşamazdık. Andolsun, Rabbimizin elçileri Hakk ile geldiler (ve bizi hayra ve huzura ilettiler.) " Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye duyrulacaktır.
Gönüllerindeki kini, hasedi gideririz, bulundukları yerlerin altından ırmaklar akar ve hamd Allah'a ki derler, doğru yolu buldurdu da bu nimetlere kavuşturdu bizi; Allah hidayet etmeseydi doğru yolu bulamazdık; andolsun ki Rabbimizin peygamberleri gerçek olarak geldiler ve onlara işte yaptığınız işlere karşılık miras olarak elde ettiğiniz cennet diye nida edilir.
Oraya girmeden önce, onların içinde takılıp kalmış olabilecek düşünce ya da duygu türünden uygunsuz ne varsa hepsini silip atacağız; orada önlerinde dereler, ırmaklar çağıldayacak ve onlar: “Eksiksiz bütün övgüler bizi bu bahtiyarlığa eriştiren Allah'a yakışır. Çünkü O bize yol göstermeseydi, biz asla doğru yolu bulamazdık! Ve Rabbimizin elçileri bize gerçekten doğruları söylemişler” diyecekler. Ve bir ses: “İşte geçmişte edip eyledikleriniz sayesinde, kazandığınız cennet bu” diye seslenecek.
Orada, onların kalplerindeki kini, kötü düşünceleri söküp atarız. Cennette, konaklarının altlarından ırmaklar akar. Onlar:
“Bu nimete kavuşmamız için bize aydınlatıcı bilgiler veren Allah'a hamdolsun. Allah bize doğru yolu göstermeseydi, kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin Rasulleri, gerekçeli, hikmete dayalı indirilen kitaplarla, toplumda hakça düzeni gerçekleştirmek için gelmişler." derler. Onlara:
“İşte size cennet: İşlemiş olduğunuz devamlı, amaçla örtüşen niyete dayalı, bilinçli, güzel amellere karşılık, içinde ebedî yaşayacağınız cennet size miras olarak verildi." diye seslenilir.
Gönüllerinde kin adına ne varsa hepsini çıkarmışızdır ve altlarından ırmaklar akmaktadır. "Bizi doğru yola ileterek buraya kavuşturan Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermiş olmasaydı biz doğru yola giremezdik. Şüphesiz ki Rabbimizin elçileri hakkı getirdiler" derler. Onlara: "İşte bu cennete yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındınız" diye seslenilir.
Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız. Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: 'Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi doğruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler.' Onlara: ' İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir' diye seslenilecek.
O cennet ehlinin kalblerinde olan hased ve kini çıkarırız. (Oturdukları yerlerin) altlarından ırmaklar akar (Haldeki yerlerini görünce) şöyle derler: “- Allah'a hamd olsun ki, bizi, hidayeti ile buna kavuşturdu. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi, kendiliğimizden bunun yolunu bulamazdık. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri, hakkı getirmişlerdir.” Onlara şöyle çağrılır: “- İşte amelleriniz sebebiyle mirasçı olarak kondurulduğunuz cennet, budur.”
Gönüllerindeki kin ve sıkıntıyı gideririz. Altlarında nehirler akmaktadır. Ve derler ki: “Bütün hamd O Allah’a mahsustur ki bize bunu nasip etti. Eğer O, bize nasip etmeseydi, biz kendi imkânımızla bunu bulamazdık. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri hak ile gelmişlerdir.” Ve onlara “Yaptıklarınıza mukabil, bu cennetin varisleri sizlersiniz.” diye seslenilir.
Hıncı çıkardık, attık biz onların göğüslerinden, onların altından ırmaklar akar, «Bizi buna kılavuzlayan Allaha hamt, Allah bizi doğru yola iletmemiş olsaydı, biz doğru yol tutamazdık, Tanrımızın peygamberleri bize hakla geldiler», «Yapmış bulunduğunuz iş yüzünden işte cennet sizindir» söyliyerek çağırılırlar
Onların içlerinde kinden ne varsa söküp atarız. Altlarından ırmaklar akarken derler ki: “Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun! Allah bize doğru yolu göstermeseydi kendiliğimizden hidayete eremezdik. Andolsun ki; Rabbimizin resulleri hakkı getirmiştir.” (Onlara:) “İşte (dünyada yapmış olduğunuz) güzel işlere karşılık, şu cennete vâris kılındınız” diye seslenilir.
Bkz. 15:47 ve dipnotu.“Onların içlerinde kinden ne varsa söküp atarız” vurgusu; insanlar arasındaki hak hukuk meselelerinin çözümüne ciddi ışık tutmaktadır. Ehli cennetin özellikleri sıralanırken böyle bir özelliğin öne çıkarılması merhameti ilahinin farklı bir tecellisidir. Nitekim Haşr 59:10. ayette; mü’minlerin kalplerinde birbirlerine karşı kin olmaması için Allah’a yakarmaları öğütlenmektedir. Bu durumun cennette de davam etmesi, Allah’ın rahmetine bağlıdır. Eğer orada Allah, kinlerin atılması konusunda mü’min kullarının kalplerine bir operasyon gerçekleştirirse insanların hak konusunda birbirleriyle ödeşmesi çok daha kolay olacaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. "Bizi buraya eriştiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir" derler. Onlara, "İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet" diye seslenilir.
(Cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: «Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun! Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.» Onlara: İşte size cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona vâris kılındınız diye seslenilir.
Göğüslerinden kin ve kıskançlık duygularını çıkardık. Altlarından nehirler akarken: "Bizi buna ulaştıran ALLAH'a övgüler olsun. ALLAH bizi doğruya iletmeseydi biz doğruyu bulamazdık. Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdi," dediler. Kendilerine : "İşte bu cennet sizindir. Yaptıklarınıza karşılık olarak onu miras aldınız," diye seslendik
Orada kalblerinde bulunan kini çıkarıp atarız. Onların altlarından ırmaklar akar. "Bizi buna erdiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola sevk etmeseydi biz doğru yola erişemezdik. Şüphesiz Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler." derler. Onlara şöyle seslenilir: "İşte size cennet! Yaptıklarınıza karşılık buna varis oldunuz".
Bir halde ki derunlarında kîn kabilinden ne varsa hepsini söküb atmışızdır, altlarından ırmaklar akar «hamdolsun o Allaha ki hidayetile bizi buna muvaffak kıldı, o bize hidayet etmese idi bizim kendiliğimizden bunun yolunu bulmamıza imkân yoktu, hakıkat rabbımızın Peygamberleri emri hakk ile geldiler» demektedirler, ve şöyle nidâ olunmaktadırlar: işte bu gördüğünüz o Cennet ki buna amelleriniz sebebiyle vâris kılındınız
Kinden göğüslerinde (dünyâdan kalma) ne varsa söküb atacağız. Altlarından ırmaklar akacakdır. «Hamd olsun Allaha ki, derler, bizi hidâyetiyle buna kavuşdurdu. Eğer Allah bize hidâyet etmeseydi kendiliğimizden bunun yolunu bulmuş olamazdık. Andolsun ki, Rabbimizin peygamberleri gerçeği getirmişlerdir». Onlara: «İşte (dünyâda) yapmakda devam etdiğiniz (iyi işler) sayesinde mîrascı edildiğiniz cennet budur» diye nida edilecekdir.
Hem onların (o mü'minlerin) sînelerinde kin (ve emsâli kötü hisler)den ne varsa(hepsini) çekip çıkarırız; (o Cennetlerde onların) altlarından ır mak lar akar. (Onlar da:)“Böylece bi zi buna (bu mükâ fâ ta vesîle olan amellere) hidâyet eden Allah'a hamd olsun; hâlbuki Allah bizi hidâyete erdirme sey di, doğru yolu bulamazdık. Gerçekten Rabbimi zin peygamberleri (bize) hakkı getirmişler dir!” derler. Derken (onlar:) “İşte size Cennet! İşlemekte olduğunuz (sâlih ameller)den dolayı ona vâris kılındınız!” diye nidâ olunurlar.
Altlarından ırmaklar akan cennetlere girecek olanların, kalplerindeki her türlü rahatsız edici olumsuz düşünceleri silip atacağız ve bunun karşılığında “Bizi buraya (cennete) eriştiren Allah’a hamd olsun, eğer bize doğru yolu göstermeseydi, biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin elçileri de bize gerçekleri getirdiler” diyecekler. Onlara “Yaptıklarınızın karşılığı olarak size hazırlanmış olan cennetlere girin” diye seslenilecek.
Biz onların sinelerindeki kini çeker çıkarırız. Onlar «— Allah/a hamd-ü sena olsun ki bizi buna eriştirdi. Allah bizi doğru yola erdirmeseydi biz kendi kendimize doğru yola eremezdik. Rabbimizin peygamberleri hak söz getirmişlerdir» derler. Onlara «— İşlemiş olduğunuz amellerden dolayı vâris olduğunuz Cennet budur» [⁴] diye nida olunur.
İsmail Hakkı İzmirli A'raf Suresi 43. Ayet Açıklaması
[4] Yani Cennet amele karşılıktır.
Kadri Çelik
Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışızdır. Altlarından da ırmaklar akar. Derler ki: “Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi, biz hidayete erişmezdik. Şüphesiz Rabbimizin elçileri hak ile geldiler.” Onlara, “İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir” diye seslenilir.
Onları cennete koyarken, kalplerinde haset, öfke ve kin adına ne varsa hepsini söküp atacağız ve her türlü olumsuz duygu ve düşünceden arınmış olarak cennete girecekler. Orada, altlarında ırmaklar çağıldayacak. Rab’lerine el açıp yalvararak, “Bizi bu hârika cennet yurduna ulaştıran Allah’a şükürler olsun! O bize yol göstermeseydi, biz kendi başımıza doğru yolu asla bulamazdık! İşte, bizzat gözlerimizle görüyoruz ki, Rabb’imizin elçileri bize gerçekten de hakîkati bildirmişler!” diyecekler.Ve ardından, Allah tarafından bir çağrı işitilecek: “İşte, dünyadaki gayret ve çabalarınızın karşılığı olarak size bahşedilen cennet, budur!”
Onların altından Irmaklar akar.
Göğüslerinde kinden ne varsa, söküp attık.
-“Buna bizi eriştiren Allah’a Hamd olsun!
Eğer Allah bizi eriştirmeseydi, buna erecek değildik.
And olsun, rabbimizin rasûlleri Hakk’ı getirdi!” dediler.
-“İşliyor olduğunuz sebebiyle mirasçısı kılındığınız Cennet işte budur” diye seslenildi.
Biz orada onların gönüllerindeki kinleri söker atarız.1 Onlar, zemîninden ırmaklar akan (cennette): “Bize bu (cennetin) yollarını gösteren Allah’a hamdolsun. Eğer Allah bize bunun yolunu göstermeseydi, biz bu yolu asla bulamazdık. Rabbimizin Peygamberleri bize gerçekten doğru şeyler getirmişler.” derler. Ve orada onlara: “İşte (dünyada) yaptıklarınıza karşılık hak ettiğiniz2 cennet, burasıdır.” diye seslenilir.
1 Aynı ifâde için Bk. (Hicr: 47)2 Ve o cennetliklere: “işte o cennet yani Dünyada vadolunduğunuz cennet, bu Cennettir. Dünyada güzel çalışmanız, iyi işler yapmanız sebebiyle siz buna varis kılındınız” denilecek. Amel, Cennete giriş sebebidir, fakat tabii ki Allah’ın lütfu ile. Her ne kadar mirasta ölüden diriye bir intikal manası varsa da buradaki mirasın “yaptıklarına karşılık hak etme” manisiyle tercümesi daha uygun görülmüştür.
Muhammed Esed
[ki, oraya girmeden önce] onların içlerinde [takılıp kalmış] olabilecek düşünce ya da duygu türünden uygunsuz ne varsa silip atacağız; orada önlerinde 34 dereler-ırmaklar çağıldayacak; ve onlar: “Bütün övgüler, bizi bu [bahtiyarlığa] eriştiren Allah'a yakışır; çünkü eğer O bize yol göstermeseydi biz asla doğru yolu bulamazdık! Ve Rabbimizin elçileri bize gerçekten de doğruyu söylemişler!” diyecekler. Ve [bir ses]: “işte geçmişte edip-eyledikleriniz sayesinde kazandığınız cennet, bu!” diye yankılanacak.
Onları içlerindeki tüm olumsuz duygu ve düşüncelerden arındıracağız. Ayaklarının altından nehirler çağlayacak ve şöyle söyleyecekler: – Bizi buna ulaştıran Allah’a hamd/övgüler olsun eğer Allah bize doğru yolunu göstermeseydi biz doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin elçileri vaktiyle bize hakkı/gerçeği söylemişler. Ve şöyle bir nida yükselir: - İşte yaptıklarınızın karşılığı olarak sizin hak ettiğiniz cennet bu! 4/115, 7/53, 15/47, 19/63, 39/72, 43/72, 36/52
Onları içlerine işlemiş olan her tür olumsuz duygu ve düşünceden tamamen arındıracağız,[1188] ayaklarının altından nehirler akacak ve şu itirafta bulunacaklar: “Hamdin tamamı bizi bu (mutlu sona) ulaştıran Allah’a mahsustur; eğer Allah bize doğru yolu göstermemiş olsaydı, biz asla doğru yolu bulamazdık. Doğrusu, Rabbimizin elçileri bize gerçeği söylemişler.” Ve yankılanan bir nida: “İşte, yaptığınız (iyiliklere) karşılık mirasçısı olduğunuz cennet bu!”
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 43. Ayet Açıklaması
[1188] Zımnen: Mükemmellik sadece cennette mümkün olacak. Ğıll, kalbin ta içine nüfuz eden kini ifade eder (Krş: 59:10). “Tamamen arıtıp damıtacağız” anlamındaki neza‘na ile birlikte düşünüldüğünde ğıllin “içe işleyen” anlamı daha bir belirginlik kazanır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Biz onların göğüslerinden kinden her ne var ise hepsini söküp atmışızdır. Onların altlarından ırmaklar akar ve derler ki: «O Allah Teâlâ'ya hamdolsun ki bizi hidâyetle buna kavuşturdu. Eğer Allah Teâlâ bize hidâyet etmeseydi biz kendi kendimize hidâyete eremezdik. Muhakkak ki, Rabbimizin peygamberleri hak ile geldiler.» Ve onlara, «İşte bu cennettir ki siz buna (sâlih) amelleriniz sebebiyle varis oldunuz,» diye nidâ olunacaktır.
Öyle bir halde ki içlerinde kin kabilinden ne varsa hepsini söküp çıkarırız, önlerinden ırmaklar akar. “Hamdolsun bizi bu cennete eriştiren Allah'a! Eğer Allah bizi muvaffak kılmasaydı, biz kendiliğimizden yol bulamazdık. Rabbimizin elçilerinin gerçeği bildirdikleri bir kere daha kesinlikle anlaşılmıştır. ” derler. Kendilerine de: “İşte güzel işlerinize karşılık, karşınızda duran şu muhteşem cennete vâris kılındınız, buyurun! ” diye nida edilir.
Cennetliklerin bu başarıyı kendilerinden değil, sırf Allah’ın lütfundan bilerek hamdetmelerinden sonra Allah tarafından onların bu başarılarına dünyadaki güzel davranışlarının vesile olduğunun bildirilmesinde pek latif bir durum vardır. Hem kulluk âdabı öğretiliyor, hem de Allah’ın, az ameli büyük bir takdir ve teşekkürle karşılamasındaki ilahî lütfu tecelli ediyor. Şu halde insan çalışmalı, fakat işlerine güvenmeyip daima ilahî hidâyete sığınmalıdır. Amel cennete girmeye sebep olur, fakat Allah’ın yardımı ile! Âyetteki vâris kılınma kavramını, Peygamberimiz (a.s.m) şu hadisle açıklamıştır: “Cehenneme girenlerin her biri, iman etmiş olması halinde, cennette kendisine ayrılan konağı görecek ve diyecek ki: “Keşke Allah bizi hidâyet etseydi!” Böylece bu görmeleri onlar için pişmanlık olur. Cennete girenlerden her biri de iman etmemiş olması halinde cehennemde varacağı yeri görüp diyecek ki: “Allah bizi hidâyet etmemiş olsaydı halimiz ne olurdu! İşte bu da onların şükürleri olur.”
Süleyman Ateş
Göğüslerinden kinden (tasadan) ne varsa hepsini çıkarıp atmışızdır. Altlarından ırmaklar akmaktadır. "lutfedip bizi buraya getiren Allah'a hamdolsun, Allah bizi getirmeseydi, biz bunu bulamazdık! Rabbimizin elçileri, gerçeği getirmişler (söyledikleri doğruymuş)." dediler. Onlara: "İşte size cennet; yaptıklarınıza karşılık o size miras verildi" diye seslenildi.
Göğüslerindeki kötü bağlantıları söküp atmışızdır. Alt taraflarından ırmaklar akacak ve diyeceklerdir ki “Bizi bu nimetlere kavuşturan Allah, her şeyi pek güzel yapmış. Allah bize bu yolu göstermeseydi onu kendiliğimizden bulamazdık. Rabbimizin elçileri gerçekten doğruyu getirmişler.” Onlara şöyle seslenilecektir: “İşte size Cennet! Siz, yaptıklarınıza karşılık ona sahip oldunuz.”
Süleymaniye Vakfı A'raf Suresi 43. Ayet Açıklaması
[*] 'Göğüslerindeki kötü bağlantılar' olarak çevirdiğimiz kısım (مَا فِي صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ) 'dır. Bunlar kişinin ruhunda oluşturduğu bozulmalardır. Göğüslerde olan Ruh'tur. Cennetlik olmasına rağmen dünya hayatından kalan bozulmaların sökülüp atılması anlaşılmaktadır. Kuran'ın göğüslerde olana şifa olduğu Yunus 10:57, Allah'ın Ruhları insanların içine üflediği Hicr 15:29, Hicr 15:47, Secde 32:9, Sad 38:72, Tahrim 66:12, ruhun ne olduğu İsra 17:85, şeytanların bu bölgeye fısıldadığı Nas 114:5'te anlatılmıştır.
Şaban Piriş
Göğüslerinde, kinden ne varsa söküp atarız. Altlarından ırmaklar akarken onlar şöyle der:-Bizi buraya yönelten Allah'a hamdolsun; Allah bizi hidayete iletmeseydi biz, doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin elçileri hakkı getirmişler!-İşte size yaptıklarınızın karşılığı olarak mirasçısı olduğunuz cennet! diye onlara seslenilir.
Onların gönüllerinden kin namına ne varsa çıkarmışızdır; altlarından da ırmaklar akmaktadır. “Bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun,” derler. “Yoksa, eğer Allah bize hidayet etmeseydi, biz buna erişemezdik. Rabbimizin elçileri gerçekten de bize hakkı getirdiler.” Ve onlara seslenilir: “Yaptıklarınıza karşılık vâris olduğunuz Cennet işte budur.”
Göğüslerinde düşmanlıktan ne varsa söküp atmışızdır. Irmaklar akar altlarından. Şöyle derler: "Hamd olsun bizi buraya ulaştıran Allah'a. Eğer Allah bize kılavuzluk etmeseydi, biz buraya ulaşamazdık. Yemin olsun ki, Rabbimizin resulleri gerçeği getirmişler." Şöyle seslenilir: "İşte size, yaptıklarınıza karşılık mirasçı kılındığınız cennet!"
daħı ŧarttuķ anı kim gögüzleri içinde-y-idi kįneden aķar altlarından ırmaķlar. daħı eyitdler “ögmek Tañrı’nuñdur ol kim yol gösterdi bize uşbuna daħı olmaduġıdı kim ŧoġru yol dutavuz eger degül-misse kim yol gösterdi bize Tañrı. bayıķ geldi çalabumuz yalavaçları ḥaķk-ıla.” daħı ķıġrınıldılar kim “şol uçmaķ mįrāŝ virinildüñüz anı şundan ötürü kim olduñuz- idi işlersiz.”
Daḫı giderdük yüreklerindeki yamanlıġı, kibri ve kini. Aḳar anlar altındanırmaḳlar. Eyideler: Şükr Tañrıya ki doġru yol gösterdi bize, bu ni‘metlereyitişmege. Biz hidāyet bulmazduḳ, eger olmasa‐y‐dı Tañrı Ta‘ālānuñ hidāyeti.Taḥḳīḳ geldi bize Çalabuñuz peyġamberleri ḥaḳḳ‐ıla. Ḳıġırıldılar kim oluçmaġı mīrāẟ virildi‐siz andan ötürü kim eylük eylerdüñüz.